Önümüzdeki yıl hukuk fakültesi okumak isteyen, fakat kafası karışık olan. Bu kadar üniversite içinde optimum seçim yapmasında yardımcı olabilecek önerilere açık olan yazarın serzenişidir!
iş bu yazarın puanı yetecek olsa zaten devlette okur onu baştan söyliyim. Öncelikle vakıf üniversitesi hukuk fakültesi tercihi olanlar yazarsa, kandil kandil çok dua ederim yemin ediyorum.
Kadınlarında sevişmek istediğini anlatan cümledir. zira başlık her yazarı kapsar.
Fakat demem o ki kanka, aha da açtık başlığı 3-5 erkek goygoy yaparız burda. Demem o ki, sözlük kız kaldırma yeri değil. Olsa gerçekten olur lan. Valla bak. Böyle işleri sevmez hatunlar.
Eminim çok yakışıklı, playboy adamlar var buralarda. Şimdi bende resmimi koyup kezbanları rencide etmek istemiyorum. Utangaçlar, seksin doğallığına inanıyorlar. Ama gidip ıssız adamdaki adam için de ağlayabiliyorlar.
Bir ismail Türüt şarkısı olan fatihalar yasinler bitmez karadenizde Olayının ardından, mecaz yapılan cümledeki fatiha ve yasin'in bittiği gerçeğidir.
Şükür ki, saçma sapan cinayetler olmuyor. Vatanını seven insanların zaten bitmemesi lazımdır ve bitmemelidir. Ama bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak, böyle insanların hep karadenizden çıktığı kisvesi altında bir yaftalamanın bittiğini düşünmek istiyorum artık.
Şimdiden yol yapan kızdır. Akıllıdır, ara sıra bunda kalacağım aşkitom deyip, ufak kaçamakları sağlama alır. Vakti zamanında babasıyla da tanıştırmıştır.
Sayın ünal aysalın * Son olaylara ithafen, resmi site aracılığıyla yaptığı açıklamadır
Sevgiyle büyümek.
Açıklama:
Bir gencimizi yitirdik. Suçu: Rakip takımı sevmesi. Herkes benim tuttuğum takımı sevemeyeceğine göre Burak Yıldırımın suçunu paylaşan kabaca 76 milyon sporsever daha var Türkiyede. Sadece sporsever oldukları için sevmemiz gereken 76 milyon.
Dünya yıldızları var ligimizde top koşturan. Üstelik bırakın oyunculuk yeteneklerini, sosyal aktiviteleriyle dünyaya örnek olmuş, sporun barış ve kardeşliğe getirebileceği en büyük katkıların örneğini vermiş bir yıldız var aralarında. Türkiyeyi seçtiği için dünyanın gündeminde bizi en üst noktalara getiren büyük bir sevgi ve tolerans elçisi.
imza attığı gün bir dostum, sadece bir yıldız transfer etmediniz, bir kültür abidesi transfer ettiniz demişti. Aynı kanıdaydım. Gururluydum. Kulübüme, ülkeme, gençliğime güvenim tamdı. Kendisini tercihinden dolayı tebrik etmiş, doğru ülkeye geldiğini belirtmiştim. Bugün, sporu insanlığın yücelmesi için en önemli araçlardan biri olarak gören bir spor adamı olarak utanıyorum.
Biz bu değiliz demek yetecek mi? inandırabilecek miyim bu olmadığımıza?
Biz, bu olmadığımız için Olimpiyatlara talip olduk. Ulusları, ırkları, dinleri, kültürleri birleştirmek için. Hayatın diğer alanlarındaki nefreti, düşmanlığı spordaki sevgiyle, kardeşlikle yenebileceğimizin güçlü bir örneğini sergilemek için.
Futbol sahalarımıza Yurt dışından ithal bu virüsün anında ve ilk görüldüğü yerde yok edilmesi hepimizin en önemli görevlerinden biri olmalıdır.
Tarihi geleneklerimiz ve kültürümüz bizlere bu topraklarda ayrımcılıktan uzak hep birlikte yaşamayı öğretmiştir.
Maalesef Türk sporu bir kez daha saldırıya uğradı. Ben yapmadım, o yaptı edebiyatı hiç birimizi temize çıkarmaz. Onu düştüğü yeren çıkarmak bizim sorumluluğumuzda. Tek yapacağımız Bu olmadığımızı her davranışımızla kanıtlamak. Sevginin, toleransın, saygının her gün bir örneğine imza atmak. Yapmazsak bu lekeyi, bu güzel ülkeye bizler yapıştırmış oluruz.
Biz Galatasaray Spor Kulübü olarak ve hiç bir forma ayırımı yapmadan hukuki ve Sosyal her mecrada bu tür eylemlerin takipçisi olmakta kararlıyız.
Hadi senaryolar yazalım 2 tane. Mobese görüntülerini geçelim.
spoiler odur ki: GS formalı çocuk maçtan önce çekmiş esrarı, cebinde de bıçak. Serseri ya, olacak tabi. Maç bitmiş. Hayatının tek gayesi futbol. Neden? Çünkü medya, klüpler, taraftarlar bunu bu hale getirdi. Çocuk küçük dünyasında yenildi o gece. Evine giderken kafa dumanlı tabi, sonra fenerlilerin şarkılarını duydu sağda solda. Bi grup fener forması giymiş taraftarla karşılaştı. ilk karşılaştığına da sapladı bıçağı.
Suçlu olan gs formalı. Mağdur olan fb formalı.
Diğer spoiler da şu olsun: 2 çocuk maç izleyip eve giderken, bi grup taraftar dalga geçmek istedi bunlarla. Baktılar bu tek kişi, adamlar 6-7 kişi. La biz bunla biraz taşak geçelim, en kötü döver yollarız dediler. Ama biri en önden gitti gs formalının üstüne, diğerleri temkinliydi. Gs formalı da salladı bıçağı, zaten o bıçak çıkarsa illa girer. Netice aynı.
Suçlu olan gs formalı, Mağdur olan fb formalı.
E be kardeşim, ya bıçak fb formalı olanda olsaydı? O çıkarıp buna sallasaydı. Bu sefer bunun anası babası ağlayacak. Hemde işçiymiş, doğuluymuş yazık vah vah çekecektiniz. Be aklını siktiğimin holigan kafalıları. Hiç kafanız çalışmıyor hala birbirinize laf sokuyorsunuz. Hastalık var kafanızda çünkü. O başkanların, yöneticilerin, futbolcuların kafasında hastalık var.
ikiside mağdur bunların. Çünkü onlara ne gösteriliyorsa onu namus bildiler, hayat bildiler. Neden? Çünkü stadyumlarda holigan kültür oluşturuldu, bedava bilet verildi, stadda yapılanlara göz yumuldu. Sarhoş ve madde bağımlısı olup stada gelenler "vay amk ne delikanlı" diye omuzlara alındı. Sanmayın bu ikisinin bu ilk olayı olsun. Kimse bu kadar göz karartamaz.
Uzatınca okumuyorsunuz, ama umarım anlamışsınızdır. Suçlu burada ne bıçaklayan, ne bıçaklanan. Suçlu diye bir şey de yok aslında. Katil var, maktül var sadece. Çünkü suçlu ararsak çok gerilere gitmek lazım. Bu ülkede Ne zaman futbolun içine bu kadar rekabet girdi anlamıyorum. Metin Oktaylar, Sinyor Bartu'lar, Lefter'ler, Turgay Şerenler, Baba Hakkılar ne çabuk yok oldu. 1 nesil sonra bu hale nasıl gelindi bunları araştırmak lazım.
Ya olaya bakar mısın? Kardeşlerimden biri Galatasaraylı, Biri Bursasporlu. Bursa'da bi maç olsa, Bunlar karşıt tribünlerde birbirine ana-avrat küfredecek, belki de dışarıda kavga edecekler, yeni katiller, maktüller kardeşlerimiz olacak böyle giderse?
Ne yapılması mı lazım? Sarılacağız kardeşim. Sabriyi alacaksın karşına, Volkanı'da. Bi daha tekrarlanırsa kovacaksın. Lan vallahi kovacaksın. Fatih Terim zarar mı veriyor? Sikerim futbolun geleceğini. Zararı daha çok olur ilerde deyip yolla. Aykutu yolla. Yolla işte. Bu adamlar bu çocukların kahramanı oluyor. Atar yemem ben deyip bıçak yiyorlar sonra.
Sarılacağız kardeşlerim. Ben varım böyle bir şeye. Ben de nefret ediyorum aziz yıldırımdan. Çünkü adam sürekli negatif. E bu sefer karşımdaki diyor ki senin başkanının da götü kalkık, bana itici geliyo. Lan işte onlar öyle, biz olmayalım. Onlar gidecek, başkaları gelecek ama bu nefret dinmeyecek.
Gelin kardeşlerim, sarılalım artık. Her şeyde parçalıdlar bizi baksanıza. Kürt dediler, türk dediler, cimbomlu dediler, fenerli dediler, şakirt dediler, ataist dediler.. sağcı solcu dediler.
Hep birşeyler oluyoruz, ama birlik olamıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti halkı, ne olursa olsun, sağ duyu sahibidir. Ve bu elim olaylardan sonra kenetlenip, daha güçlü çıkmasını da bilecektir.
En azından ben kardeşlerim için az da olsa umut taşıyorum. ey abiler ablalar, gelin.. Sarılalım.
Yoksa bıçağı eline alan katil, bıçağı yiyen maktül bu ülkede.
Allah ölen kardeşimizin ailesine sabır versin, ne yazık ki ölen geri gelmiyor, Öldürenin ailesine de aynı şekilde sabır dilerim.. Allah yardımcıları olsun..
Kısa maltepe içerdi önceden. Ben sigara bile içmiyordum. Şimdilerde bi ara bıraktı falan, ben başlamıştım sigaraya tabi bu arada (ne alaka amk) .
Bitiyor marlboro light, çekiyorum anneden 2 tane winston light. Gece bakkala gitmeye gerek kalmıyor.
Temkinli anne. Sigarasız da kalmıyor.
Kalsa da marlboro içmiyor.
Keşke tamamen bıraksa.
E o da olmuyor.
iyi lan böyle.
Sen 23 sene sigara içme içme, git (bkz: erasmus/@romanticomedy) erasmusta sigaraya başla amk.
Son yıllarda sık sık karşılaştığımız olay. Önce Alex'e bağlanıyordu bu durum. En azından ben bir galatasaraylı olarak, Fenerbahçe efsanesi alex de souzanın liderlik vasfını taçlandıracak bir final kazanmasını beklerdim.
Şampiyonlar ligi çeyrek finali kaybedildi.
Defalarca Türkiye kupasında çeyrek ve yarı finaller.
Türkiye süper ligindeki komik duruma düşmeler.
(Bursaspor'un 1 , galatasarayın pek çok şampiyonluğu)
Ve en son UEFA yarı finali.
Bunun mental olduğunu ve süreç yönetiminden kaynaklandığını düşünüyorum. Bir kere Aziz Yıldırım . Hatta çok kere aziz yıldırım. Çok büyük konuşuyor. 3 dünya yıldızı, 3 kupada liderlik falan. iddialı olmakla, hayal kurmak arasında farklar var beyler. Objektif olalım biraz. Sen o açıklamalarla hem teknik ekibi, hem futbolcuları geriyorsun, hem de taraftarın önüne atıyorsun. Daha sonra da rakiplerin karşısında küçük düşüyorsun.
Ha istersen devam et banane, bizim işimize gelir. Ama ben bu 1-0 'ın rövanşında yarı final için daha güzel , daha akıllı bir oyun beklerdim.
Bunun dışında da , klübün hep çalkantılı olması. Yok şike süreci, yok bilmemne. Ateş olmayan yerden duman çıkmıyor. Şike yapmayan klüp yok belki geçmişten şu son on yıla kadar. Ama neden fenerbahçe bu kadar sıkıntı çekti.
Cevap yine aynı. Aziz Yıldırım.
Bence şapkanı bi önüne koy fenerbahçeli kardeşim. Artık aziz yıldırım fenerbahçeye çok zarar veriyor. hala her platformda başkanını kollamanı bir yere kadar anlarım ama, artık çok saçma.
Yine söylüyorum. Siz bilirsiniz. Ama bu kdar final kaybeden bir takımın başkanı, hala tesis yaptım demesin. madem öyle, alın ali ağaoğlunu başkan yapın.
Ayıplı bir küfür fakat, benim anlatmak istediğim, başlığa isim veren olgu bambaşka.
--spoiler--
Canlı yayında kolay soru sorup, yurolar dağıtan almancı kanal programlarını herkes bilir. Bu programlarda fail durumlar ara sıra oluyor tabi de, bu çok ayrı.
Adamın "ananın amı var" derken ki muzipliğine, rahatlığına,lafı gediğe koyma mutluluğuna bakar mısınız arkadaşlar ya. Bu işte bize lazım olan şey.
--spoiler--
Bizle dalga geçiliyor. Doğru cevap ortada , bizim buna bişey yapmamız lazım diye düşünüp koymuş lafı.
Valla helal olsun.
Hatta ve hatta, arkadaş ortamlarında, dost meclislerinde, kullanılıyor artık bu küfür.
not: ben bi noktaya odaklansam da , video genel olarak komik ayrıca.
Günaydın yazar dostlarım, böyle bir başlık açarak, istedim ki ; dün ne planladık, bugün ne yapıyoruz arasındaki farka bi bakalım. Hedefler, istekler, ama elimizde ne var şu anda.
öncelikle reklamlar,
az önce yazdığım, erdemli cümlelerden sıcağı sıcağına bir şiir ile başlamak isterim:
"Gün ay dı.
Vallahi benim bir suçum yok.
Ben demedim geceye git abdest al diye.
Ben demedim güneşe bedbaht kal diye.
Bir kara delik uyandı ve yuttu bütün yarım kalanları."
diyelim ve plana başladığım andan şu ana itibaren ne olduğunu anlatayım.
Efendim ben işletme ve ekonometri bitirdim kesmedi. hukuk okuyacağım gazıyla , dün dedim ki, "lan o kadar kaynakta aldık, hadi ben sabah erken kalkarım, edebiyata başlarım"
dedim. Dedim ne oldu? Bi s2m olmadı.
Şöyle, plan sabahın köründe kalkıp, bir süre koşup, iyice terleyince sahilden bi denize dalıp çıkıp, koltuk altıma da 2 ekmek bi marlboro sıkıştırıp, balkonda denize karşı edebiyat kasmaktı.
12 de kalktım amk. aha şimdi de sözlükteyim. Muhtemelen game of thrones açarım şimdi, o dolana kadar gider ekmek falan alırım. Kahvaltı ederken fox'ta su gibi var onu izlerim. Arkasından dolan game of thrones'u patlatırım. Annem falan arar, giderim adliye taraflarına takılırım biraz. Akşam da benim tayfayla buluşurum.
En son yatmadan da, yarın sabahın köründe kalkmak için plan yaparım.
Bursa'nın şimdiki Mudanya ilçesi sınırlarında bulunan antik kent.
Pek fazla bir şey bulunamaması çok ilginç. Önemsiz bir kent gibi görünsede, sonuçta antik kent arkadaş.
Geçenlerde, Bir avm yapılması esnasında, kazılarda ortaya çıkmıştır. Öncelikle, bulduğum sikimsonik kaynaktan biraz tanıtmak isterim.
"Myrleia, Marmara Denizi ve Karadeniz kıyılarına Hellen göçleri döneminde (yaklaşık iÖ.700-550) Batı Anadoludan, ioniadaki Kolophondan gelen göçmenlerin bir kenti olarak Helenleştirilmiştir. Hellenistik Çağda, iÖ.3. yüzyıl sonunda, Makadenyo Kralı V.Philippos, Myrleiayı ele geçirmiş ve yakıp yıkmıştır. Daha sonra yöreyi eniştesi de olan Bithynia Kralı I.Prousiasa armağan etmiştir. Kenti I.Prousias ya da oğlu II. Nikomedes (iÖ.149-120) olduğu da söylenmektedir.
Romalılar Myrleia, Apameiayı ordu üssü olarak kullanmışlar, Romanın bir yavru kenti durumuna getirerek adına da Colonia Concordia Augusta Apameia demişlerdir. Bu kent de daha sonra işgale uğramış ve Montania adını almıştır. Kente Montaneia adını, ortaçağda, Latinler tarafından verilmiştir. Bu sözcük Dağlık anlamına gelmektedir. Mudanyanın , Montaneianın bugünkü söyleniş biçimi olduğu sanılmaktadır.
M.Ö. 7.yüzyılda batıdan gelen Bitinyalıların yerleştiği yöre, Pergamon (Bergama) ve Roma yönetimlerinden sonra Bizanse egemenliği altına girmiştir. Antik kentten günümüze görünür herhangi bir kalıntı gelememiştir
Yayın Tarihi : 23 Kasım 2004 Salı 16:49:11
Güncelleme :03 Temmuz 2008 Perşembe 16:39:09"
Şimdi izin çıkmış inşaat için, tarihi eserlerin korunması şartıyla. Ama işler tam olarak nasıl yürüyecek bilmiyorum. Umarım hakkıyla korunur, ve tarih mirasımıza kazandırılır.
Gece geç vakitte Çoğu yazarın başına gelen durumdur zannımca, bir başlık görürsün sözlükte, kafana takılır. Bilirsin ki, ne o ikna olacak, ne de sen onun trollemesine kanacaksın. Ama inede insan yazıyor işte.
Egemen ve Gökhan soyunma odası kapısında yumruklaşmışlar ve takım arkadaşları ayırmış.
gökhan gönül : böyle bişey olamaz ya, başımıza nasıl böle bişi gelir (gibisinden hayıflanmış) egemen korkmaz : sessiz ol bağırma (demiş, muhtemelen bu kadar kibar da değil idi)
ve gökhan gönül egemen'in üzerine yürür, olaylar gelişir.
Sıkıldım lan. Banane yapandan. Facebook'ta zuckerberg'den bahsediyoz mu. Mesela google ve twitter'ı da kuranları ismiyle bilsem onlara da sallardım ama bilmiyorum yani. Tüh entel entel takılamadık görüyonmu.
Marka vermeyeceğim, ama bunu bimde satıyorlar hacıt. Genelde anneler alıyor bunu. Çünkü akıl sağlığı yerinde olan bir delikanlı gidipte bimden boxer almaz.
Almayın gençler. Apış aranızdaki anlamsız kaşıntı aslında bundan. bitlenmediniz. Erasmusta karılardan bişey kapmadınız. Ya da partnerinizde mikrop yok.
Bu aralar, söz gelimi kural dışı, yasa dışı bir şeymiş gibi cahil beyinlerce empoze edilmeye çalışılıyor. Ama bilmiyorlar ki, şirketler için hayati önem taşıyan bir hamledir.
Özellikle bedelli sermaye artırımından bahsediyorsak.
Şirketler dediğimizde de , öyle her şirketin yapabildiği şeyler değildir bunlar. Hisse senetlerini sadece anonim şirketler çıkarabildiğinden, genelde onların uygulama alanına girer. eğer bir şirket sermaye artırımına gidiyorsa, bunun nedeni şirketin sermaye ve özsermayesini artırmak istediğindendir. Bu sayede şirketin likidite * oranı artacak. Tabiri caizse elinde daha çok sıcak para olacaktır. Yakın zamanda galatasarayın , daha doğrusu ünal aysal ve yönetiminin yaptığı da buna benzerdir. Yani şirketin adnan polat döneminde şirketler hamlesi olarak adlandırılan işlemde, piyasadaki hisse senetlerini topladığını herkes hatırlar. Ancak , klübün çok fazla hasarı olduğu bu yeni dönem ve yeni yapılanma evresinde, ünal aysal ve ekibi bir şeyi farketti. Para harcamadan başarı gelmez, bunun yolu da klubü güçlendirmek, futbolu bilen adamdan anlamak ve klübü idare etmekten ziyade yönetmek. Başkan ve ekibi de , sermaye artırımında giderek, klübün elindeki hisse senetlerini satışa çıkardı. Oradan gelen sıcak para ile de , işlemlerini yürütüyor.
Bu tamamen bir yönetimsel tercihtir. Elindeki riva gibi bir kaynaktan vazgeçebilirdi mesela. Satabilirdi. Florya'yı satabilirdi. Ama bunlar da olacak ileride. Her şeyin bir zamanı var, bunun bir 3. köprü dönemi var. Var oğlu var. Ha diyeceksiniz ki %100 doğru mu, tartışılır. Ama dediğim gibi başkan ve ekibi (dikkat ederseniz her zaman başkan ve ekibi diyorum, 1 kişinin yapacağı işler değil bunlar) 3 yıllık bir plan ve program ile geldi. Ve şimdilik takır takır işlemekte.
Aşağıdaki tanımlarda da görüleceği gibi, bunun tamamen yasal spk* tarafından da bir sakıncası olmayan -ki olsa hemen maliye de ensesine binerdi kulübün- bir yönetimsel işlev olduğunu göreceksiniz.
Şöyle ki:
Bedelli sermaye artırımı, şirketin dış kaynaklar karşılığında (bedel) hisse senedi dağıtarak sermayeyi artırması işlemidir. Bedelli sermaye artırımında şirketin kasasına ek para girer; bedelsiz sermaye artırımındaysa girmez. Bedelli sermaye artırımlarında, şirketin mevcut ortaklarının payları oranında yeni ihraç edilecek hisselerden alma hakları bulunmaktadır; buna rüçhan hakkı denir. Mevcut ortaklar isterlerse rüçhan haklarını kullanarak yeni hisselerden satın alabilirler. Sermaye artırımına katılmak istemeyen ortaklar rüçhan haklarını borsada satabilirler. Sermaye artırımına katılmayan ortakların şirket sermayesindeki payları doğal olarak azalacaktır. Bedelli sermaye artırımlarına dair bazı önemli noktalar şu şekildedir:
1. Şirketin mevcut ortaklarına, payları oranında ve nakit karşılığında yeni hisse alma opsiyonu tanınır (rüçhan hakkı).
2. Şirketin ödenmiş sermayesi ve özsermayesi artar.
3. işlem sonucunda şirketin hem hisse senedi fiyatı hem de piyasa değeri değişir.
4. Bedelli sermaye artırımı, mevcut ortakların rüçhan hakları kısıtlanarak, sadece yeni yatırımcılara yönelik de yapılabilir. Halka arz bu şekilde yapılan bedelli sermaye artırımıdır.
Örnek: X şirketinin 100 milyon TL (nominal) ödenmiş sermayesi, 250 milyon TL özsermayesi, 500 milyon TL de piyasa değeri olsun. Buradan X hissesinin fiyatı 500/100 = 5 TL çıkıyor. X şirketinin hisse başı 3.00 TL fiyattan 50% oranında bedelli sermaye artırımı yapacağını varsayalım. Bu durumda şirketin ödenmiş sermayesi 100 milyondan 150 milyona, özsermayesi ise 250 milyondan 250 + (3 x 50) = 400 milyona çıkacaktır. Elinde 10 lot X hissesi olan ve sermaye artırımına katılmak isteyen yatırımcı, 15 TL karşılığında 5 lot yeni hisse alacaktır ve toplam 15 lot hisseye sahip olacaktır. Bu işlem hisse fiyatını (5.00 x 100 + 3.00 x 50)/150 = 4.33 TL, piyasa değerini de 4.33 x 150 = 650 milyon yapar.
Bedelsiz sermaye artırımı, şirketin özsermaye kalemi altında birikmiş kaynaklar (buna dönem karı da dahil edilebilir) kullanılarak ödenmiş sermayesini artırması işlemidir. Bu işleme hisse bölünmesi de denir. Hisse bölünmelerine dair birkaç önemli nokta vardır:
1. Şirketin mevcut ortaklarına, sermaye artırımı oranında yeni hisse karşılıksız olarak dağıtılır.
2. Şirketin ödenmiş sermayesi artar, fakat özsermayesi değişmez.
3. işlem sonucunda şirketin piyasa değerinin de değişmemesi gerekir.
4. Piyasa değerinin aynı kalması için, sermaye artırımının yapıldığı gün hissenin fiyatı ayarlanır.
Örnek: X şirketinin 100 milyon TL (nominal) ödenmiş sermayesi, 250 milyon TL özsermayesi, 500 milyon TL de piyasa değeri olsun. Buradan X hissesinin fiyatı 500/100 = 5 TL çıkıyor. X şirketinin kendi iç kaynaklarından 50% oranında bedelsiz sermaye artırımı yapacağını varsayalım. Bu durumda şirketin ödenmiş sermayesi 100 milyondan 150 milyona çıkacaktır. Şirketin her ortağına, eldeki mevcut 10 lot için, bedavaya 5 lot hisse dağıtılacaktır. Fakat, bu işlem X şirketinin özsermayesi ve piyasa değerini değiştirmez. Bu durumda, hisse bölünmesinin gerçekleştiği gün, X hissesinin açılış fiyatı 5/(1 + 0.5) = 3.33 TL olacaktır. Böylece şirketin piyasa değeri 150 x 3.33 = 500 milyon TL olarak sabit kalmıştır.
Bedelsiz sermaye artırımlarının hisse senedi fiyatları üzerindeki etkisi pek çok akademik çalışmaya konu olmuştur. Genel mutabakat, hisse senedinin sermaye artırımının açıklandığı gün ile gerçekleştiği gün arasında iyi, gerçekleştiği günden sonra kötü performans gösterdiği yönündedir.
Bursa üzerinden espri yapmaya çalışıp, kendilerine eş arayan yazarlardır.
Nedense bu gece çok gördük kendilerinden. iğneli entryleriyle dışarıya espri yaptım havası verip, özel mesajlarda buluşuyorlarmış. bi arkadaştan duydum aynen aktardım.