Taktik yapıyor. Belli bir delege imamoğlu’nun türbülansı sırasında “bu işi yine yapsa yapsa o yapar, mansur yavaş ülkücü kökenli, her kesimden oy alamaz” diyecek, bu da nazlana nazlana kendisine zemin arayacak.
Sana “fili düşünme” dersem, fil düşünürsün.. kimsenin kılıçdaroğlu’nun adını ağzına bile almadığı bir dönemde, gelmişsin 76 yaşına, seçim olduğunda düz hesap 80, kazansan, görevin bittiğinde 85 e merdiven dayamış olacak, neyin “ben aday değilim”i…
izmir’in yarısı emekli, kalanı da genelde düşük ücret alıyor. 80 bin kirayı 4 aile zor karşılar.
Üstelik, sokaklarda hamam böcekleri cirit atıyor, her taraf köpek pisliği, doğru düzgün yol yok, apartmanımın önüne park etmek için aşağıdaki dükkan sahibine söylüyorum, ben gelene kadar duba falan koyuyor. bugün bayraklı’da denize sıfır gökdelen yapıldığını gördüm.
Bütün iyi niyetimle, izmir’in neyinin 80 kağıt ettiğini anlayamıyorum. Bana sorsalar, şehir olarak beş para etmez. Bitmiş artık izmir.
1. 1500 yıl önce küresel piyasa şartları büyük oranda oluşmuştu (iskender tetradrahmisi, roma dinarı, roma solidusu, venedik dukası, thaler ve amerikan doları tarihteki geçer akçelerdir).
2. Eskiden para, değerli maden üzerine basılırdı ve 16 yy’da güney amerika’dan gelen büyük çaplı kıymetli madenlerin yarattığı devalüasyon ve paralardaki ayar düşürme faaliyetleri haricinde, paranın icat olduğu 2600 yıl içerisinde reel değer düşüşü olmamıştır.
3. islam’da faiz olarak tanımlanan şey, kağıdın değerinin kaybolmasına engel olma çabaları değildir, günümüzde tefecilik olarak tanımlanan değer artışlarıdır.
4. insanın ocağını söndüren borçlandırmalar dine veya vicdana uymuyor. En azından benim vicdanıma.
işin özeti.. birinden 240 bin lira borç aldın. Aldığın adam senden Gelecek yıl bugün 380.000 lira olarak ödemeni isterse, “doğru, enflasyon da o kadar, dolar da o kadar artar, adam haklı” dersin, yüreğine bir şey oturmaz.
Ama adam senden 2 milyon ister, veremezsen de evine el koyarsa; bunu haram edersin, düzenin bozulur, hayatın sıkıntıya girer…
işte, karşındakinden 2 milyon değil, 380.000 lira isteyeceksin.
300 liradan büyük para tutmam. Hatırını da çok sayarım. Çünkü Otoparka, bahşişe, valeye falan kıvır zıvır paralar gerekiyor. 200 lira, 100 lira, 300 lira…
ilişkiler genelde “bulmuşa dönen” + “razı olan” birleşiminden oluşur. ilişkinin sağlığı da, bu özelliklerin dengesinden ileri gelir. Yani biri diğerini çok güzel bulur veya kızla biraz yaş farkı vardır; diğeri ise bunun kariyerine, yatak özelliğine, bir şeyine tav olur; manevi alışveriş dengeye ulaşır, herkes hangi konuda taviz vereceğini kabullenir.
Her ikisinin de g.tü o kadar kalkık olduktan o ilişki bir hafta bile yürümez..
Bir de, fiziksel güzelliği “çok yüksek” olan insanlar genelde kendilerini başka alanlarda geliştirme ihtiyacı hissetmez. 9/10 erkek de, kız da genelde hıyarağadır. Erkekte piyasa 6-8 arasında, kızda 7-8.5 arasında çok canlıdır.
Macar bir arkadaşımın ifadesiyle: “imparatorluğumuzun topraklarından 22 tane devlet çıktı”… benim yorumum; “merak etme, bizimkinden de”… onun geri yorumu: “ama siz kendinizinkileri geri alıyorsunuz”…
Altın değildir, pirinçtir, bazı gaziler sonrasında altın kaplatmıştır. mecburi olarak gazilere satılmıştır (kibarca madalya harcı talep edilmiştir), günümüzde satışı yasaktır. Hatta ücretini ödeyemediği için madalyası olmayan gazi de çoktur.
Ona baksak dünyada şerbet çeşitliliği de doğudan ve bizatihi bizden yayılmış bir şey.
içki dediğimiz zaman mesela, orta asya türk kültüründe kımızı sayabiliriz. Yabancılar ise rakıyı (araplar’ın arrak’ından türediği halde) bizim milli içkimiz olarak görüyor.
ilginçtir ki; şii ve sünniler (ve alt grupları dahil) arasında ne derece büyük fikir ayrılıkları olursa olsun, her iki kesimin de muaviye ve temsil ettiği fikir karşısında tüyleri diken diken olur.
islamiyet bir devlet dinidir, bu yönüyle kendisinden önceki semavi dinlerden ayrılır. Şu demektir.. muaviye ve emevi ekolü; iyi ya da kötü icraatlarının bakiyesi neticesinde, 100 yıl sonra islamiyet’i çin’den fas’a kadar yayılmış bir din haline; daha da ilginci, bir üst kimlik ve tabi olunan bir hukuksal sistem haline getirebilmiştir.
Bunu ve bunu yapma yöntemlerini bir kenara koyalım; muaviye’nin adı dahi beni, şeytan görmüşe çevirmeye yeter. Çünkü; hata mı yapıyorum yoksa doğru mu, öte tarafta nasılsa görürüz ama, gözlerim bir farkı da ayırt edemiyor..
Benim, peygamberin ailesine camilerde lanet ettiren, peygamber torunlarını lime lime ettiren allah’ın bir yaratığıyla ortak bir noktam olamaz.. bunun mezheple falan bir ilgisi yok… mezhep inancı değiştirmez, inancın uygulamaya yansıtılması konusundaki basit görüş ayrılıklarını tanımlar. Muaviye ise, bunun çok üzerinde bir kutsala dokunmuştur.