genelde geçmişe takılı kişilerin başına gelse de herkesin yaşayabileceği bir durumdur. * sebebi özlemdir.
örneğin, sevdicek. eğer ilişki bitmiş, üstüne toprak atılmış lakin esas oğlanın kalbinde ufak bir kırıntı kalmışsa bir dönem yaşanmış olan hatıralar acı verecektir.
nitekim pasaklı bir bünye yeni bir salgın hastalığa yol açmamak adına giriştiği temizliklerde aşk dolu notlar, şirin fotoğraflar bulabilir. böyle bir durumda amına koyim ya gül gibi kızdan olduk der ve ilk buhranı atlattıktan sonra vahşi rusya belgeseli izleyip huzuru sibirya bayırlarında arar.
belgesel izlerken elde peynirli cipsle uyuya kalındığı takdirdeyse içinde birkaç adet eski sevgilinin, eser sayıda zombinin ve 3 uzaylının bulunduğu bir kabusla süreç daha da çekilmez hale gelebilir.
şimdi bir de tezimizin diğer aşamasına göz atalım. g-20 hakkındaki alevli tartışmalardan barbara palvin'in el değmeden üretildiği yönündeki iddialara ışık hızında geçen bir arkadaş sohbetindeki şaka, size zamanında havuzda dibe dalan sevgiliyi bulayım derken kazara ikili mücadeleye giren sabri sarıoğlu edasıyla burnuna dirsek geçirdiğiniz saniyeyi anımsatabilir. şüphesiz, burnu konusunda hasankeyf'e dikkat çeken tarkan hassasiyetinde olan biricik yarin çığlıkları size o gün kötü hissettirmiştir.
yıllar sonra hatırlayınca ise gülüp geçersiniz bu anıya. hatta kindar biriyseniz o anı kafada tekrar kurgulamak size rakibinin kulağını koparan mike tyson gibi bile hissettirebilir. *
efenim uzun lafın kısası bu durum, bir gün bunları gülerek hatırlayacaksın sözünün varoluş sebebidir. bir nevi fakir tesellisidir.
başlığın bir zamanlar sevilen kadının şeklinde olmasının daha doğru olacağı kanaatindeydim. ama karakter sınırı benle aynı görüşte değildi. kazananın kim olduğundan bahsetmeye gerek olmadığını düşünüyorum.
konumuza dönersek, çağlar boyu erkek kitlenin çilesi olan bir durumdur.
yanlış anlaşılmasın. ayrılık acısıyla arkasından küfredilen bir ex durumundan söz etmiyorum.
bir zamanlar yar diye benimsenen sevdiceğin zaman içinde cozutmasını kastediyorum.
hah ne diyordum, üzücüdür.
üzerine beylik laflar etmeye gerek yok. yok yere can sıkmamak için görmezden gelmek en güzelidir.
başlığı biraz daha açmak gerekirse, mesaj atıp bir muhabbeti başlattıktan sonra cevap vermeyerek bitiren insan tipidir. her telefon rehberinde bir veya birden fazla vardır bu insanlardan.
özete gelinirse, kaba insandır.
köteğin temizini küfürün pisini hak eder.
zira işi çıkmamış, uyuyakalmamış olduğu suretlerde yaptığının mantıklı bir izahını yapmak zordur.
bir dönem her er kişinin başına gelebilecek bir olaydır.
bunun farklı sebepleri olabilir.
pes/fifa günümüz delikanlısının kolezyumu olmuş, nice yiğitler dost bildikleri tarafından camp nou çimlerine gömülmüştür.
öyleki bekarken sevgiye muhtaç yüreğine talip bir sevgili arayan bizler her türlü trip ve kavga ihtimaline rağmen milyonlarca mesajı cevaplamamış veyahut geç cevaplamışızdır.
tüm bu bağımlılığa rağmen kimi zaman çözülmeyecek denen sorunların ve çılgın iddiaların güzin ablası olan bu oyunlardan soğunduğu dönemlerin varlığının gözlemlenmesi son derece normaldir.
bu durumun
-oynanan arkadaş grubunda averaj takımı olmak,
-oynanan arkadaş grubunda dişine göre rakip bulamamak,
-ciddi bir gönül meselesiyle kafayı bozmak gibi birbirinden bağımsız nedenleri olabilir.
bu ve buna benzer sebeplerle bahsi geçen durumu yaşayan dostların derhal çözüm yollarına kavuşması hepimizin yegane temennisidir.
cık, cik, cuk ekleri her şeyde ay çok şeker tepkisi yaratmıyormuş meğer. * ha geri gelelim bu kutucuğu sevimli kılacak bir durum olacağını da sanmıyorum.
sözlüğe yeni katılan yazarları bilgilendirmek için yapıldığını düşündüğüm ekranın üstünde çıkan bu kutucuk osuruktan bir sebeple * çaylak edilmiş yazarları bunaltır, varlığıyla gerer.
yok ona gülücük koymayın, yok anan hariç de, yok imlalara dikkat et tarzı uyarılarıyla sınav esnasında kağıda eğilip ne yapıyor bu çocuk hissi uyandıraraktan sınav kağıdını süzen gözlüklü, kel ve gür bıyıklı edebiyat öğretmeni kabusunuzu geri döndürür.
yazar olmadan da yaşarım. ama şu kutuyu allah aşkına yok edelim sayın moderasyon. entryde kişisel bir rica yaptım lakin kutumda bu konuda bir uyarı göremiyorum şu an. *
dün 16.00 sularında kızılay karanfil sokakta tarafımdan görülmüş kadındır. *
ufak tefek yaşlı bir teyze bastonuyla bir anda oldukça hızlanarak ilerlemeye başladı. aman önündeki torbaya takılıp düşmesin diye korku içinde ona bakıyordum. sonra teyze sol yapıp mini şort giymiş bir genç kızın arkasına geçti. aklıma geldi yapabilecekleri lakin hala emin olamıyordum.
yaşlı kadın bir anda önündeki genç kızın bacaklarını elledi ve şortunu çekiştirdi. genç kız ne olduğunu anlayamayarak sıçradı doğal olarak ve hemen durumu anlayabilmek için arkasını döndü.
belli ki karşılaştığı sahne karşısında afallamıştı. neler olduğunu anlayabilmek için ''ne yapıyorsunuz teyzecim'' diye sordu. aboooovv sormaz olaydı. uzaktan görünce gidip elini öpmek isteyeceğin, hayır duası dileyeceğin yaşlı teyze bir anda çirkinleşip gözlerimin önünde nihat doğana dönüştü. genç kızı azarlar gibi ''ne bunun boyu böyle'' diye çıkıştı. bu sırada olayı farkeden yakın çevre başta teyzenin yaptığı bu hareketi gülünç buldu ve ciddiye almadan tebessümle takip etti. ha şakirdler için yazmadan edemeyeceğim şortu gayet normal bir seviyeydi efenim. hiç birimizi alakadar etmez orası da ayrı bir nokta elbette.
ibretlik hikayeye devam edelim... bu tepkiyi beklemeyen genç kız büyük bir başarıyla sükuneti korumaya devam ederek ''sizi ilgilendirmez teyzecim'' cevabını verdi. genç kızın saygılı tavırlarından ötürü daha da gaza gelen teyze tacizden sonra gözümde oluşan kirli siciline umursamadan tehdit, hakaret gibi suçlar da ekledi. nitekim kızı ''ne demek seni ilgilendirmez! giyemezsin böyle giymeyeceksin bundan sonra!...'' şeklinde azarlamaya devam etti.
belli ki kadının yaşına hürmet ettiğinden dolayı tepki veremeyen genç kız sinirlerinin bozulmasına engel olamayarak ağlamaya başladı. başörtüsünden anladığım kadarıyla müslüman olan ancak hoşgörü dinini götünden anlayan yaşlı teyzeyse zafer kazanmış bir komutan edasıyla arkadaşının kızı alıp götürmesini izledi.
21.yüzyılda güzel ülkemde hala kadına kendi hemcinslerinin bile gereken saygıyı duymadığına hiç girmeyeceğim. hoş bir cümleyle değinmiş oldum güzel oldu.
eskiden sonradan tanıyanların insanını anlatmaya başlayınca öve öve bitiremediği, misafirperver tanımının tüm ırkçılara rağmen barbar kelimesinden çok daha baskın geldiği ülkemin vatandaşlarının son dönemde takınmış olduğu saygısız, hoşgörüsüz, saldırgan tavır oldukça ürkütücü... ki bunu -eğitim seviyesi ne olursa olsun- görmüş geçirmiş bir insanın yapması gerçekten üzücü...
umarım, bu ülke çağdaş ve sevgi dolu toplum yapısını tamamen kaybetmeden eski mutlu günlerine döner de biz de derin bir oh çekeriz. ha, hiç bir zaman çok mutlu olamadık orası ayrı ama...
tanım gerekirse, futbol karşılaşmasında ikinci sarı karttan veya yapmış olduğu kural dışı hareketin hayvanlık oranına göre direkt olarak kırmızı kart görmüş futbolcunun bu duruma sırıtarak tepki vermesi durumuna denir.
anlayamıyorum lan. normali şaşkın bir ifadeyle anlamamış gibi yapıp hakeme giderek allah mısınız laaan nidalarında usta valla bir şey yapmadım diye ikna çabalarında bulunmaktır. ardından başarısızlıkla karşılaşıp yarraa yedik yüz ifadesiyle soyunma odasının yolu tutulur. tribünlerden duruma göre alkış, yuhalama veya küfür gelir.
bazılarında bu yok azizim. sayıları hiçte az değil. ne lan bu ipnelik? bu hakemi küçümseyip ahaha bi bok mu yaptığını sanıyorsun ve siksen çıkmam havaları neden? lugano da var mesela bu. arda da yapıyor arada. yapmayın olm. artizliğiniz kime? efendi efendi çıkın la sahadan. ***
tanım:karşı istikametten gelenin gözlerine doğru incelercesine bakış atmaktır.
bu olayın derinliğine inersek ülkemizde pek tasvip edilmez. sert kadir inanır bakışı veya üzgün küçük emrah bakışı bir kenara samimi bir gülümsemeyle bile baksanız kavga çıkarma nedeni sayılabiliyor ne yazık ki...
hele ki karşı taraftan gelen kişide size bakıyorsa önce bir göz aşağı, sonra burunla yanağın birleştiği sol kısmın hafif kasılması, ağzın aksi istikamette sağ yöne kayması * reaksiyonları gözlenir. siz görmezden gelirseniz veya aynı şekilde tepki verirseniz o uzun uzun baktığınız gözün bir süre renk değiştirmesi mümkündür.
bu yüzden tavsiyem o dur ki vitrinlere, bulutlara falan bakın. otobüsteyseniz cama kafayı dayayıp dışarıyı seyredin vs.
tanım: siyasetçilerin vazgeçilmezleri arasına girmeyi haketmiş açılımlarda rağbet gören son günlerin popüler sözü.**
bu sözün anlamına gelince, ''tamam birşeyler yapalım ama bazı konularda hassasız onları ellerseniz sittin sene yokuz biz'' gibi yorumlanabilir. yeni klişelerimiz arasına giren bu sözün de her bir haltını inceleyip tüm karizmasını yerle bir edeceğiz.*
bu sözün kullanıldığı yerlerde oluşan olayların devamını incelediğimizde hep kırmızı çizgilerin ellendiği ve gelişmelerin tıkandığını gözlemledik. ** gerek chp, gerek mhp, gerek ubp bu lafı kullanmış, düşünceleri dikkate alınmayınca görüşmeleri bitirmiştir.
son olarak bu güzide başlığında sonuna geldik. buradan dile getirmek isterim ki şahsımın da kırmızı çizgileri var...
filmlerde, dizilerde bolca rastlanan bir klişedir. kızlar tatilde hep beraber bir yere gitmek isteyip arabaya doluşurlar. genelde bunlara rastlayan erkekler yardımcı olur, önce tartışma sonra aşk yaşanır derken film mutlu sonla biter, diziyse bir 10-15 bölüme bağlanır...
ama biz yine gerçek hayatın içinden bakacağız olaylara yani acı bir tablo çizeceğiz. diyeceksiniz tanımla bırak işte yazın ne gereği var derinlemesine incelemenin.. ama ben önce eylüle yani sonbohara geçtiğimizi hatırlatıp sonra tüm isteklere rağmen derinlemesine konuya dalacağım, gireceğim, girişeceğim hangisi hoş gelirse onu kabul edebilirsiniz..
her neyse ülkemizde ne yazık ki bu tür olaylar piskopatlık, sapıklık, tecavüzcülük gibi manyaklıkları ruhunda potansiyel olarak barındıran hıyarlara denk gelmektedir. evet hıyar biraz ağır ama hem bu tiplere çok kıl olduğumdan hem de tuza banarak hıyar yediğimden şuan aklıma ilk bu hakaret geldi.. daha niceleri var da formatı zorlamanın lüzumu yok..
halbuki yolda yardıma muhtaç kız buluruz bulamazsakta boluya gider bir soğuk ayran içeriz diye süslenip, püslenip kendilerini sıcak havaya ve pahalı benzin fiyatlarına rağmen yollara vuran gençlerimiz harcanmakta! hele bir de yardımseverlikle yola çıkılmasına rağmen siz yardıma muhtaç duruma düşerseniz edilen küfürlerin haddi hesabı yoktur..
son olarak buradan talebimi ve çözüm önerimi de bildirmek isterim..** bir telefon hattı kurulsun seçilen uygun kişiler belirlensin.. yolda kalanlar arasın ve seçilen ekipler yardıma yollansın! iki tarafın da problemi çözülsün!***
her neyse konuya girelim.. bu olay çoğu insanın yaşadığı bir durumdur. doğumundan 2 yaşına kadar bebekler ağladığında buldukları ilk parmağı sıkıca tutar hacı bu ne ki yaa şeklinde ilgilendiğini belirten bakışlar atarak iyice kavrar.. buraya kadar sorun yok tamam ama eğer bebek parmağı çektiğinizde daha kuvvetle asılıp ağlamaya hazır moda geçiş yapıyorsa bahsettiğim durum gerçekleşecektir.
bu durumda yapılan şebekliklerin hiçbir anlamı yoktur. geçmiş olsundur, çocuğun vazgeçmesi veya uyuması beklenir.
bir yeşilçam klişesi..zaten başta hata var yeşilçam ne demek usta? bunun moru, kırmızısı falan da mı var da sen yeşili vurguluyorsun..
her neyse türk sinemasının tarihine değinirsek entry uzar konudan sapmayalım..eğer bu olay patlamaış bir filmden günümüze ulaşsa bir yere kadar ama birkaç filmde aynı senaryo tam bir kavga hışımla çıkılırken araba küt gözler açılıyor.bir de kadın gözleri açılıyor ayrıca bacak, kol neyinde kırılmıyor şans işte..
birde eğer filmlerimizin tıpa ilham kaynağı olduğunu düşünsek:
-hocam bu kadın kör sittin sene açılmamış gözleri amerikada tedavi falanda görmüş ama nafile..
+sen al şu anahtarı..
-ameliyathaneyi mi hazırlayayım hocam?
+oğlum mahmut kafan mı iyi yine senin?devlet hastanesinde ne ameliyathanesi!otoparka ininin kadınla al benim arabayı tak vites dörde arabanın farının kenarıyla bak burası önemli mahmut noktayı ayarlarsın körlük, romatizma falan hiçbirşey kalmaz tamam mı evladım?
-peki hocam duvara da savururum böbrek taşı falan da kalmaz.
+bak işi ne çabuk kaptın?
bir pınar sucuk reklamıdır.iftara sucuklu yumurta denk getirmeye çalışan dedenin erken hazırlaması ve çocuğun top patlamadan tüm tavayı sıyırması.reklam bu kadar ancak söylenecek birkaç söz var yine de...
öncelikle karşımıza çıkan dede aslında diğer reklamlarda da oynayan kadir çöpdemir'in saçının boyanmış halidir(ulan hiç farketmemiştiniz değil mi çok kaliteli izleyiciyim canım).ayrıca iftar dediğin biraz özenle hazırlanır sofra falan kurulur her zaman yapılmayan yemekler yapılır.e amcacım sen de sahurda yesene yumurtanı iftara denk getirme derdinde kalmaz.hem o yaşlı başlı halinle erkek başına niye mutfağa giriyorsun ki ufacık veletle?
reklamın diğer karakterine geldi sıra.acımasız kıvırcık saçlı çocuk!dedesi oruçken karşısında onun sucuklu yumurtasını yiyip hem günaha giriyor sonra da çok bilmiş velet ayakları.. ayıp ayıp bu gençlik nereye gidiyor?bunla yetinmezmiş gibi minyon ve gayet zayıf çocuk 3 aydır aç gibi saldırıyor ve koskoca tavayı sadece 2 dakikada evet yanlış duymadınız 2 dakikada mideye indiriyor.ayrıca evladım tavadan yemesene çizdin canım teflonu al yanına içecek bir şey koy tabağa afiyetle ye gıkımı çıkarmayacağım ama yok ''illa ki'' diyecek yaa..
neyse gene sinirlerim zıpladı bak akşam akşam daha fazla konuşmayacağım..final olarak..yok lan final yapmayacağım bak gene farkımı koydum!böyle saçma reklama böyle saçma yorumlardan sonra saçma bir finale gerek duymadım var mı?
tanımla başlamak gerekirse mc donaldsın ramazan ayı için yaptığı bir kampanya menünün içinde tam neler var hatırlamıyorum ama ilgi görecektir mutlaka..
ilgi görecektir görecektir ama zannediyorum iftar vaktinden önce yiyenlerin sayısı az olmayacaktır..zaten hiç düşünmedim cemaatin toplanıp mc donaldsa gideceğini ama olur mu olur burası türkiye.
reklama değinmek gerekirse ramazan ayında burger kingin ''ateş seni çağırıyor'' sloganından daha hoş olan bir sloganları var çünkü bu ayda ateşin çağırması pek hoş karşılanmayabilir..ayrıca ramazan ayına uygun hale getirmek için farklı bir ses kullanılmış o genç mc donalds gibisi yok gitmiş sanki daha derinden söylenen bir slogan gelmiş..nedenini bilmiyorum ama duyunca içimi hüzün kaplıyor..ayrıca pek belli olmasa da mc donalds yazısı yanındaki süslemeler de ayrı bir hava katmaya çalışmış.
not:başlık ve entryler tamamen mc.donalds kampanyasından alıntıdır.
eğer arkadaşınız gerçekten yakınsa düşünmeden kibarca reddeder..hele bir de kabul ederse arkadaş darbe üstüne darbe yersiniz çok koyar insana.. acı verir...
an itibariyle sol framede açıkça göze çarpan açılan başlıkların kalabalık durmasının en büyük nedenlerindendir..
ilk başta tabi başlığa ''kız/erkek'' sığmıyor dedim ama o zaman da kişi der geçersin sonuçta kascak durum yok..
sonra araştırmamda finale ulaşmak için içeriğe gireyim dedim çıkamaz oldum aynı konunun kızlı erkeklisi birbirinden farklı demek ondan açılmış araştırcaz dedik altından bir b*k çıkmadı derken yeni bir şeyin daha farkına daha vardım ilk 5 entryden sonra bu başlıklar iki tarafın birbirini taşlamasına dönüşmüş..
diğer kınadığım olay ise kız/erkek seçenekleriyle yetinilmesi tamam ben erkek olarak yorumumu yapıyorum bayan yazarlarda yapabiliyor ama diğerleri dışlanıyor!! uygar bir toplumdayız tüm koşullar göz önüne alınmalı sonuçta..
neyse yazı çok uzadı zaten araştırmalıkta bişey yok resmi dursun diye yazdım ama işe yaramadı..
genelde evde son tuzu koyanın kapağı hafifçe ittirmesinden doğar tabi zaman zaman restoranlarda da karşımıza çıkar bu durum zira yemek yedikten sonra kapağı gevşeten muzip (halk arasında şerefsiz) insanlar da aramızda az değildir..
ancak ikisinde de aynı rezil durumla karşılaşırsın..şikayet edecek kimsede olmaz çünkü ''sen tuzluğun ağzını kontrol etmiyorsan bu benim hatam mı'' cevabını almanız kesindir..hele bir de restorandaysa giden paraya da acırsınız yenilmez de o yemek..
aynı durum karabiber, pulbiber vb.de de gerçekleşebilir dikkatli olmak lazım.
aklına dahiyane bir fikir gelir bilgisayar başında değilsen bile hızla açarsın sözlüğü büyük bir hevesle ama girdiğin başlık bir tane bile entry girilmeden sol tarafta aşşağıya doğru kayar..belki çok konuya değinmişim dersin ama yorumda bulamazsın yani okunduğuna dair bilgin bile yoktur...
sanki içinden bir parça kopar..sonra hışımla sie kendiniz kaybedersiniz deyip aynı şeyleri yaşamasınlar diye başkalarının başlıklarına entry girersin..
günlük hayata sıçramasıysa hastalığın giderek ilerlediğini tedavinin kaçınılmaz olduğunu gösterir..kişinin biraz yazarlığa mola vermesi yararlı olabilir..
hep var olan ama geçen farkettiğim bir olay..ulan kandil günü atılan mesajın iki katı ertesi gün ''geçmiş kandilin'' şeklinde versiyonu geliyor..bu sadece kandillerde değil bayram vb. tüm özel günlerde geçerli bir durum..
belki de ulan onca mesaj sonrası benimki güme gider farkımı koyarım demek için bunu yapıyoruz.. ya da ulan aynı kontör gidiyor bari geçmiş ekleyeyim de boşa giden harf sayısı azalsın cimriliğiyle..
lafı uzatmadan finale gelelim bu bilinen gerçek artık bir klasiğe dönüşmekte bundan dolayı yakında ''gelecek kandilin'' şeklinde mesajlarında gelmesi garip karşılanamaz..