Online bir ipad/iphone oyunu. Travian'a benzedigini dusunuyorum, her ne kadar hic travian oynamamis olsam da. Hayatinda bu tur online browser oyunu oynamamis biri olarak, beni kendine bayagi bagladigini soyleyebilirim. Goruntu ve efektler gayet iyi, karakterler sirin, kendini sevdiriyo. Turkler oyunda kendilerini pek fazla gosterememis gibi gorunuyo. Dunya siralamasinda gozume carpan tek turk clani var, o da 30 kusurlu siralarda. Ayrica tamamen turkçe oldugunu da soyleyelim. Hem de sacma sapan cevirilerle degil, Tercumeler de gayet guzel.
yeni faşist savunması. hepsi bir ağızdan aynısını söylemekte. demokrasiyi mi öğrendiniz len siz, he? fikirleri söylemeyi mi öğrendiniz? sizi gidi sizii.
edit: şimdi de ülkeyi bölmekle suçlandım. ulan çok garip ya..
orayı yıkarlar değil, yıkarım. konu şöyle ki; olay sadece ac/dc ile kısıtlı değil. içlerinde radiohead, rhcp, coldplay ve hatta david gilmour ve roger waters gibi isimlerin de bulunduğu bi liste var ki, insanın ağzından sular akmaması mümkün değil. inanmak istiyorum, inanıcam! geçen seneki dedikodular da bunları doğrulamakta tabiki;
türklerin, kendine atatürkçü diyenlerin aslında bu düşünceyi ne kadar anladığını, kavradığını göstermiş faşizm. tarihten masallarla büyüyen bu çocuklar, türklerin savaşlardaki insafını, şefkatini dinleyerek büyümüşlerdir. bununla iftihar eder bu çocuklar. ama gel gelelim insafı ve insanlığı gösterme görevi kendi nesillerine geldiğinde, insanlıktan ufacık nasiplenememiş olduklarını görürüz. 40 yıl sonra torunlarına ne diyecek bu gençlik? 'düşmanımız düştü, bi tekme de biz attık' mı? artık türklük bu mu olacak? noldu sizin şu kişiliği mükemmel olan kökeniniz? hani, ermeni soykırımını inkar ediyodunuz? 'türkler insafsız değildir' diyodunuz? noldu la o sözler, he? gerçek bişey varsa eğer, ya bu tarihteki türkler tamamen palavradır ya da türkler yozlaşmış insanlardır.
bunları milletini sevmesinin, gurur duymasının tek sebebi 'mustafa kemal atatürk' olan bi insan olarak söylüyorum. ve eğer, atatürkçülük, türklük buysa, ben ne atatürkçüyüm ne türküm arkadaş. önce insan olmak gelir.
sonuç: entry'nin tamamı okunmadan gelen bi sürü eksi, önyargı, taraf arzusu. hepinizin yüzüne tüküreyim ben. adi köpekler. pkk'dan hiç bi farkınız yok gözümde.
uyumadığınız gecenin üstüne karabasan gibi çöker. baş ağrısı, açlık, akşamdan kalma sarhoşluk. hepsi birbirinin üstüne biner ve tatlı bi acı çektirir insana. evet, acının tatlısı da var, bunu hissetmek için mazoşist olmaya gerek yok.
'dur angus ya, zaten karışık buralar' diye tepki verilebir. evet, aynen öyle tepki verdim. uyuyodum, telefonumdan gelen money talks sesiyle aniden uyandım. 'ağzına sıçayım angus' diye bi küfür savurdum, daha sonra 'ben onu sonra ararım' diyip kafayı koydum yastığa uyudum.
yıl boyunca birbirlerini aramamış, sormamış, 'nasılsın?' diyememiş insanların mutluluğudur. kimse de demiyo ki 'yıl boyunca nerdeydin?'. ailelerin bir araya gelmesi, dostluk, kardeşlik sadece bayramlardan ibaret. bi siktiriniz gidiniz, bana yapmacık güler yüzünüzle 'bayramın mübarek olsun' demeyiniz. davulcu zaten bambada bambada ramazanda vurduğu yetmiyomuş gibi bi de öğlen vaktinde, kafa dinleme saatinde gelir kafanıza kafanıza vurur tokmağı. hayır, davulculara kızmıyorum. gönderen belediyeye sokayım, adamlar ekmek parası peşinde. bu işsizlikte insanların yapıcak bişeyi yok.
birazdan arabası olan saygıdeğer akrabalarımız bizi ziyarete gelicekler. hepsine kucak dolusu sevgi ve saygılarımı burdan sunuyorum, biraz şekerleme yapayım.
hey everybody yeah, don't you feel that there's something?
feel it, feel it?
hey everybody yeah, don't you feel that there's something?
people on their own are getting nowhere,
i am on the road to see,
if anything is anywhere and waiting, just for me.
everynight i walk around the city.
seems like i'll never know,
that feeling of being together when i go.
and it's a long way there, it's a long way to where i'm going,
and it's a long way there, it's a long way to where i'm going.
hey everybody, don't you feel that there's something, but you know
in a moment it is gone.
i live for the day when i can hear people saying that they know and
they care for everyone
but i feel like i've been here for the whole of my life, never knowing
home.
it's a long way.
it's a long, long, long way there,
i'm gonna keep on tryin',
i'm gonna keep on tryin', yeah,
i'm gonna keep on tryin',
i'm gonna keep on tryin', ah!
been away from home for such a long time,
and got to know this town,
but i don't seem to matter much to anyone, who's around
is there anybody around?
everynight i walk around the city,
seems like i'll never know,
the feeling of being together when i go.
and it's a long way there, it's a long way to where i'm going,
and it's a long way there, it's a long way to where i'm going.
everybody knows it's a long way there,
oh, everybody knows it's a long way there.
mmm, it's a long way
driving around's kind of getting me down and i know, and i know
it's a long long way there
it's such a long long way, long way
hey everybody yeah,
don't you feel that there's something?
feel it, feel it?
hey everybody yeah,
don't you feel that there's something?
bir diğer ismi '1983' olan jimi hendrix şarkısı. bugüne kadar başlığının açılmaması büyük utanç kaynağı oldu benim için. en iyi psychedelic şarkılar arasındadır. sözleri şu şekildedir;
hurray i awake from yesterday
alive but the war is here to stay
so my love catherina and me
decide to take our last walk thru the noise to the sea
not to die but to be reborn
away from the lands so battred and torn
forever forever
oh say can you see it's really such a mess
every inch of earth is a fighting nest
giant pencil and lipstick-tube shaped things
continue to rain and cause screamin' pain
and the arctic stains from silver blue to bloody red
as our feet find the sand
and the sea is straight ahad
straight up ahead
well it's too bad that our friends can't be with us today
well it's too bad
the machine that we built
would never save us that's what they say
that's why they ain't comin' with us today
and they also said it's impossible
for a man to live and breathe undrerwater
forever was a main complaint
yeah and they also threw this in my face they said
anyway you know good and well
it would be beyond the will of god
and the grace of the king
grace of the king
yeah
ooo
so my darling and i make love in the sand
to salute the last moment ever on dry land
our machine it has done it's work played it's part well
without a scratch on our body when we bid it farewell
starfish and giant foams greet us with a smile
before our heads go under we take our last look at the killing noise
of the out of style
the out of style out of style oh yeah
oooo
so down and down and down and down we go
hurry my darlin' we mustn't be late
for the show
neptune champion games to an aqua world is so my dear
right this way smiles a mermaid
i can hear atlantis full of cheer
atlantis full of cheer
i can hear atlantis full of cheer
oh yeah
günümüzde modalaşmaya başlayan, güzelim türkçemizin güzelliklerini farkedememiş insan uğraşıdır. bunları 10000 şarkılık arşivinin %70'den fazlası ingilizce şarkı olan biri olarak söylüyorum ve bu entry hiç bi şekilde milliyetçilik içermez.
çoğumuzun ingilizce şarkıların sözlerini anlayacak kadar ingilizcesi var, gelişiyoruz, fazladan bi dil bilmemek şu anda her sektörde büyük bi eksi. fakat bu demek değil ki herşeyimiz ingilizce olsun. modernlik bu değil, olmamalı. kişisel bi istek midir bilinmez; türkçe müzik dinlemek istiyorum ve bunu güzel yapabilen çok az insan var ve evet, türkçe müzik dinlemek istiyorum.
'bu zamanda' en moda cümleye giriş şekli. 'bu zamanda aşk bitti', 'bu zamanda arkadaşlık yok', 'bu zamanda...'. insan bazen düşünmeden edemiyo, nedir bu zaman? farklı bi zaman diliminde miyiz? ki, bunu söyleyenlerde genel olarak 30lu yaşlarda, 30 yaş depresyonundaki abilerimiz, ablalarımız oluyo. gören de büyük savaşlara şahit oldu sanıcak.. hemen başlayalım, 'biz tarihin ortanca çocuklarıy..' neyse, demem odur ki 'lan göt sen boktan bi hayat yaşıyon diye bizi niye depresyona sokmaya çalışıyon.'
son aylarda sayıları oldukça fazlalaştı bu tiplerin. farklı olduklarını düşünüyolar heral, eskiciyiz biz diyolar sanırım. farklılık güzel de hepiniz aynı farkı kullanıyosunuz güzel kardeşlerim, dönün bu yanlıştan. entel gibi görününce popüler mi oluyonuz anlamadım ki.
hiç bi anlamı olmamasına rağmen sarhoş olmaktır. o çok sevdiğiniz sevgilinizden ayrılmanızın üzerinden çok uzun bir zaman geçmiştir, ayrıldığınız süre içinde hiç bir zaman mutlu olamamışsınızdır.. büyük boşluk, giden günler, azarlayan patron, el ele dolaşan çiftler, beraber gittiğiniz mekanlar, gezdiğiniz yerler, konuştuğunuz şeyler, ortak ilgi alanlarınız, hepsi kafanızın bir köşesinde kurt gibi kemirir beyninizi, delirmek istersiniz. ya da ne delirmesi? ölmek istersiniz. sokaktaki kediye bakıp 'keşke senin yerinde olsaydım lan!' dersiniz, ben diyorum. ha birde, sadece içmek, sadece içmektir. kimse bilmez içinizde neler koptuğunu, onlar sizi keyfinden içiyo sanarlar. çünkü, soranlara 'olm, hayat süper lan, buna içiyorum amk!' tarzı bi cümle kurup ardından da kötü adam gülüşü yaparsınız, hahaha! peki bu soranların derdi var mıdır? evet, onlar çekinmez, anlatırlar size dertlerini. 'vay amına koyim, takma babacan' deyip geçersiniz.
bugün, bu akşam, 1 saat önce, 1 yıl önce kapattığınız facebookunuzu açtınız, kapatma sebebiniz, o çok sevdiğiniz eski sevgilinizin size profilini kapatmasıydı. nedendi ki? halbuki size mesajlar yazıyordu, sizi bazen özlediğini söylüyordu. profilini aç dediğinizde size 'boşver' diyordu. bir gün geldi ve size 'artık görüşmeyelim, kötü oluyorum, kafamı derslerime veremiyorum.' dedi, siz de dediniz ki; 'buraya geldiğinde yüz yüze görüşelim, buna o zaman karar verelim.' o da 'tamam' dedi. geçmeyen günler ve büyük bekleyişin ardından finaller bitti, gelmişti, biliyordunuz. kontör yüklemediğiniz için aramalara kapanmış telefonunuza kontör yüklediğiniz, samimi bir mesaj yazdınız; 'hala gelemedin mi oralardan.', cevap yok. 1 gün bekleyip üstelediniz, 'hey'. cevap geldi; 'evet, geldim ama zamanım yok.' yıkılmalı mıydınız? hayır. hayat güzel, çiçekler böcekler. 'sana kız mı yok b'olm?'.
facebookunuzu açtığınızda girdiğiniz ilk yer yine onun profili oldu, profili kapalıydı.. üzerinden 2 gün geçti, profile yine girdiniz, facebookunuzu açtığınızı farketmiş olacak ki engellemeyi kaldırmıştı. hemen bütün fotoğraflarına göz gezdirip iç çektiniz, ama bakmaya unuttuğunuz bi detay vardı; 'x ile ilişkisi var.' bunu niye unuttunuz ki? hem de ilişkinin yıldönümü, siz ayrıldıktan 1 ay sonrası! çıkıp bi büyük aldınız, kimsenin bilmediği, anlatmaya utandığınız aşk acılarınızı geldiniz burda halka açtınız, evet, sadece içtiniz.