efendim bilinçli bir sözlük yazarıyım, "emrah ananı skiyolar - part1" diye video paylaşacak değilim sözlükte fakat bu bambaşka, izleyin hak vereceksiniz.
doğu türkistan derneği genel başkanı. bu akşam başbakan'a doğu türkistan'daki olayların önüne geçilmesi konusunda çağrıda bulunmuş, konuşmaktan sesi kısılmış, sözlüklerin, insanların sesi olmuş; yayında aynen "başbakandan bir one minüt'ü de türkistan için bekliyoruz" demiş adam.
peki bu haberi kaç kişi izledi? bağırmaktan sesi kısılan bu adamı kaç kişi tanıyor? kaç kişi televizyonda böylesine net ve kesin cevaplar verebilen, televizyon başındakilerin "adam düşündüğümüzü söylüyor, helal olsun" demesine sebep olabilen bir adam gördü?
bulunduğu yer itibariyle zaman zaman pazardan geçmek durumunda kalan veyahut bizzat kendisi pazara çıkan kişilerin sık sık karşılaşıp "seviyorum lan bu insanları" demesine sebep olan laflardır; kimileri özdeyiş niteliğindedir.
roger federer'in lakaplarından biridir. adlarını sürekli unuttuğum karşılaştırma zımbırtıları vardır ya hacı, uzun uzun anlatayım bak...
i am slow => ben yavaşım *
you are slower than me => sen benden daha yavaşsın
she is the slowest => o en yavaş olan, en yavaş olan o vesaire*
evet sevgili gençler. federer, sonundaki "er" ekinden ötürü ikinci örnekteki "daha iyi" sıfatına girmiş bulunuyor. ama biz onu dünyanın en öküzü olduğu için "er" değil de "est" ekiyle ödüllendiriyoruz. fedex de federest oluyor.
son zamanlardaki yusuf güney furyasının etkisiyle "heder oldum aşkına bilerek" dizesini hayat felsefesi edinmiş çılgın çatallanmış, içine sarımsaklı su kaçmış turşuları bir çatı altında toplamayı hedefleyen kurum/kuruluş.
savaş sırasında aldığı kurşun darbesi üzerine refleksle "ananı skiyim" gibi bir tepki veren askerdir. şehitlik mertebesine erişip erişemeyeceği ve o atmosferde nasıl günlük refleksleri hayatına yansıtabildiği merak konusudur. o anda götümden haberim olmazdı benim şahsen, ağzımı açıp tek kelime edemezdim lan.
ingilizce gibi bir yabancı dili biliyorsanız; internetten faydalanın. almanca yazılara bakın. her kelimenin sözlük anlamını bulun, cümleye anlam kazandırmayı deneyin. sürekli bunu yapın, kısa ve öz gramer bilgileri öğrenin, artikellere geçin kelimelerle birlikte. yavaş yavaş her şeyin oturduğunu görürsünüz efendim. hiçbir zorluğu yok bunun.
edip akbayram: eskiden buralar dutluktu, wo sind eski entryler hacı?
edit2: düzeltme için hildeshaym'a teşekkürler, bist değil sind. sen de hildesheim'sın biliyorum. çözdüm yeminle bak.
torrent aleminde "çekici" veya "alıcı" konumundan "verici" konumuna düşmenizi sağlayan ilginç olay. upload miktarı sınırlandırılarak önüne geçilebilir. 4 gb'lık dosyada 10 gb upload yapmak bana özeldir.
ilk kez gören insanların iğrençsiniz ibneler tepkisi vermesine sebep olan muhteşem, dehşetengiz ikilidir. baklavanın yakıcılığını, susattırıcı etkisini süt servet'in defansta top kestiği gibi keser. aynı anda yutmayı denerseniz muhteşem karışımın tadını da yakalayabilirsiniz.
çılgın babası joseph goebbels ve annesi magda goebbels'in, nasyonel sosyalizmin olmadığı bir dünyada geleceğin olmayacağı gerekçesiyle yanılmıyorsam 10-11 yaşlarında zehirleyerek öldürdükleri 6 çocuklarından biridir, tek erkektir. inanılmaz şirin bir şeydir.
minibüse tekrar tekrar binmek isteyen, basamakları adeta step tahtası belleyerek çıstak çıstak hareketler yapan atletik teyzelerdir. "minibüse bindik küfre devam" diyerek, besmeleyi bile tam çekemezler. öyle atletiklerdir ki, minibüsün 3 basamağını "bis" derken geçebilir ve sol kulvarda oturan gencin başına dikilebilirler.
[edit tatlısı]
başlığın aslı minibuse binerken biss diyen teyzeler olup bu entry o başlığın devamında hasıl olmuştur. düzeltildiğinde bu edit de silinirse müsterih olurum, silinmezse de bir edit olarak kazınır sözlük tarihine.
kelimelerle, entrylerle, sözlüklerle anlatılamayacak; moderasyonu sinir krizlerine sokacak kadar etkili olan ustalık çeşididir. şimdi ? butonuna koşacak elleriniz, "bu reichstag da altıncı nesil ulan!" diye haykıracaksınız dağlara taşlara. altıncı nesilim, kendileriyle içli dışlıyım lakin hazzetmediğim yazarlar elbette ki her nesilden olduğu gibi bunlardan da var, ne derseniz deyin, altıncı nesilsin sen boksun deyin, beni yıldıramazsınız ulan.
bir de bazıları var ki tanım yapmadan bozarlar. "ya öyle değil aslında bence" gibi şeylerle yönlendirmeyi piç ederler. çoğunun sebebi türkçe karakter kullanımına geçilmesidir, bu tip başlıklardan ırzına geçilmemiş olanı pek azdır.
22 eylül 1989 doğumlu alman bayan tenisçi. şu sıralar wimbledon 2009'da çılgın atmakta, ortalığın tabir-i caizse yanına koymaktadır.
üçüncü turda svetlana kuznetsova'yı yenmiştir ve şu an çılgın genç yetenek caroline wozniacki karşısında setlerde 1-0 önde götürmektedir, çeyrek finale çıkacak gibi. sveta'yı elemeseydi kanım ısınabilirdi kendisine, pis karı.
sinirden ağlayıp tüm kontrolü kaybetmeye sebep olan durumlardır.
aylardır beklediğiniz wimbledon 2009 tenis turnuvası boyunca havanın fırtınalı, yıldırımlı olması; her gün 14:30 - 17:00 arası elektriklerin kesilmesi, uydunun saat 19:00'dan önce kendine gelememesi.
havanın güneşli olduğu günlerde de düzenli elektrik kesintisine devam edilmesi. doğal gaz çalışmaları zannettim ama o işleri çoktan aşmış bir belde, öyle ki uzay üssü kurmadıkları sürece bunca kesintinin tek mantıklı sebebi olamaz.
allah belanızı versin. evli barklı, işini yapan memurlar olmasa belediyeyi basıp rastgele ateş açacağım yemin ederim.
7 haziran 2009 roger federer robin söderling maçından sadece 22 gün sonra, bu sefer wimbledon'ın merkez kortunda türkiye saatiyle 15:00'te başlayıp d spor'dan naklen yayınlanacak, söderlingseverlerin şimdiden ekran başına kilitlenip mal mal reklam izlemesine sebep olan muhteşem dördüncü tur tek erkekler maçıdır.
roland garros finalindeki heyecanını ve korkusunu yaşamayacağından emin olduğumuz söderling'in, en azından rakibini zorlayarak zevkli bir maç izletmesini bekliyoruz; kesinlikle çim kortta, toprak korttakinden daha iyi bu adam. diğer yandan, roger federer inanılmaz bir yetenek; kendisini çok seviyorum lakin biraz genç yeteneklerin de önü açılmalı, bırakın oynasınlar. facebook'ta söderling'in fan sayfası mesaj yağmuruna tutuldu, ben bile yazdım; go robi go dedim, ya yaa. bunu yapabilir biliyoruz, aslan o kaplan o.
kim kazanırsa kazansın mutlu olacağız elbette, birisi inanılmaz yetenekli bir genç; diğeri dünyanın tartışmasız en iyi tenisçisi, dehşet bir final izletebilecek federer. gerçi söderling'e niye genç dediklerini anlayamıyorum ben, federer'le arasında 3 yaş var, genç semih gibi bir şey oldu adam.
bilmeyenlerde sigaranın da kola, ayran gibi bir içecek olduğunu düşünmeye sebep olacak olaydır lakin sigara bir tütün çubuğudur sevgili yazarlar, bilmeyeniniz yoktur. "madem yok niye bilmeyenlerden bahsediyorsun ulan it" dediğinizi duyar gibiyim, demeye devam edin.
efendim sigara dumanını doyasıya çekizlemek isteyen tiryakiler, hatta ayyaşlar, hatta keşler için harika bir yöntemdir. sigaranın filtresi pipetin ucuna tutulur. tutturmayı muhtemelen başaramazsınız, başarırsanız helal; başaramazsanız da baş parmağınızla "örtmenim" parmağınızı kullanmak suretiyle sigarayı pipete sıkıştırın. işaret parmağıydı di mi lan, unuttum adını. sonra pipetin diğer ucundan flömps efektiyle sigaraya asılın. foşurt diye dumanını üfleyin. orgazmı doruklarında yaşayın, kendi dumanınızda boğulun, zehre doymayın.