bir kaç gencin birleşip açtığı radyo sitesidir. yeni bir oluşumdur. içinde müzik kültürüne çok güvendiğim kişileri barındırdığından, özellikle bu gece saat 11'de tüm gençlerin,orta yaştakilerin,yaşlıların,ruhu genç olanların yahu çoluk çocuk kim varsa işte şu siteye girmeleri onların yararına olacaktır efenim. http://radyomukavemet.blogspot.com/
"Merhaba Sümeyyem. Seni uzun zamandır takip etmiyorum aslında. Nedeni pek görünmüyorsun ekranlarda. Ama babanı bilirim senin. Gözümün önünde büyüdü. Gündem takibatı benim işimdir. Genç bir delikanlıya benziyordu başlarda, baban. şimdi saçı sakalı ağardı, gözlerinin altı çöktü, yüzü sarktı. Tabi ki bunun sebebi hizmet aşkıdır. Millet sevgisidir. Belki birazcık da deniz sevdasıdır. Bilirsiniz ki deniz sevdası için gemilere aşina olmak gerekir.
Gelelim esas meseleye, beşerin dünyadaki görevlerine. Evlenip çoluk çocuğa karışmak sünnettir bilirsin. Ne demek istediğimi anlayacaksın. Sakız çiğnemeyi çok seviyormuşsun, hatta sürekli yapıyormuşsun çiğneme icrasını, hatta ve hatta ondan, yani sakızından ayrı geçirdiğin vakitlerde kriz deryalarında kulaçlıyormuşsun. bunalım çöllerinde adımlıyormuşsun. Bunları okuduğum an sana sarılmak istedim, içten, safça, çocukça bir kucaklaşma yaşayalım istedim. Çünkü ben de sakızı çok severim biliyor musun? Bir örnekle bu duruma bir açıklık getirelim, tabii sen de merak ettiysen benim ne demek istediğimi. Ben Kocaeli Körfez Fen ilimleri Medresesi' nde talebe iken, her hafta bir sakız çiğnerdim. Salı günü olurdu bu, perşembe olurdu. Ama cuma olmazdı. Çünkü çiğnediğim sakızı o haftanın nişanı olarak yatağımın başucuna yapıştırırdım. O haftayı o sakız temsil ederdi. Her cuma okulda bulunmadığımdan mütevellit cumaları ağzıma koymazdım sakızı. Sakız orucuna girerdim. Vesselam cuma mübarek bir gündür de. Bunu da es geçmeyelim. Çok da derinlemesine inceleyemedik gerçi, teğetleri severim. Oruç artı cuma günü oldukça iyi sevaptır. Sakızlar başucumda diyorduk. Onlar orada hizmetliler farkedene kadar dururdu. Kimisi çöpe atar, kimisi dokunmaya korkar idi. Elleşilmedikleri vakitler sakızlarıma bakıp şöyle derdim: Sene başlayalı bayaaa olmuş lan. Yani özet olarak sakızlar hayatımda önemli bir yer işgal eder. Ortak yanımız çıktı bakınız Sümeyye hanım.
Başörtüsü demişsin, ona kızdı adam, ben anladım demişsin. I am Mind Reader diyerek gürlemişsin. Ben bir süper kahramanım, gücümü başörtümden alırım demişsin. Ama bir de mazlum ebebiyyesi yapmışsın. Yapacan tabi. Başörtüsü takan herkes yapabilir. Bak benzerliğe şimdi. Bende bir takıntı var. Saçlarım uzun olunca onları kıvırıp kıvırıp koparıyorum, felaket bir durum. Her ortamda bilinçsizce yapıyorum bunu. Yeter ki saçlarım uzun olsun. Ama bir zaman sonra beni bu acılardan acılara garkeyleyen durumdan -en azından evde- kurtulmak maksadıyla kafama başörtüsü taktım.* Elimi kafama atınca başörtüsüne denk geliyordum. Ve sistemik hareketimden cayıyordum. Dirayeti sağlayamadığımız durumlarda böyle çözümlere ilgim olmuştur. Sigarayı bırakmak için sigaranın filtrelerini acı biber sosuna bandırmak gibi. Ne diyorduk. Başörtüsü kafamda, evde gezerken bir gün, kapı çaldı. Arkadaşlarımdan birkaçı bana iade- i ziyarette bulunarak teveccühte bulunmuşlardı. Çok sağolsunlar muzibbiler beni severler. Ama hoşbeşten sonra "O kafandaki ne?" diye bir soru ile baş başa kaldım. Kör müsün diyerek cevaplayınca da ben, arkadaşlarımdan biri "Salak mısın?!" , "Öküz müsün?!" , "Ayı mısın?!" gibi soru- hakaretlerle pek de güçlü olmayan irademi sorguladı. Ben ise başörtüme kafayı taktıklarına emindim. "Hayır, bilakis zekiyim, ben allahın yolundan giden aciz bir kulum, siz cehennem ehli, hemen defolun evimden!" diye bağırdım. Gitmediler, daha çok güldüler. Kalpleri mühürlenmişti muhakkak. Gözleri perdelenmişti. Onlar gidince ağladım. Başörtüsü taktığım için biraz dışlanınca... Bundan daha iyi ortak yan olur mu peki, sen söyle. Söyle söyle. Olamaz kır çiçeğim.
Faşist demişsin! Güzel de demişsin dangalağa. Tabii ki tiyatroda sakız çiğneyen birisini uyaran faşisttir. Tiyatro oyuncusu da kim oluyormuş seyirci karşısında? Demişsin ya para verdik falan diye... Yahu o oyuncu da parayı verip hadi bilmukabele diyeydi... Neyse. Faşisttir! Domuzdur! Sorgulanması dahi haramdır. Sorgulayan da cahildir, haindir, müflistir. Dünyada kaybedip, ahirette de kaybedendir. Double combo yapandır. Sessiz osurup, ben yapmadım diyendir. Burnunu karıştırıp halıya doğru atandır. Bilgisayarı power tuşundan kapayandır. Evden çıkıp anahtarı kapıda unutandır. Yağda yumurta yaparken içine kabuk düşürendir! Onun faşist olduğu konusunda hemfikiriz zaten. Hamile öğrenciyi coplatan senin baban olsaydı o da faşist olurdu mesela. Bağıran öğrenciyi iki yıl hapisle yargılayan falan. Gariban çiftçiye ana avrat düz giden, on beş yaşındaki çocuğa yumruk atan, bir ses sanatçısını arabasının altında parçalayan oğlunu katakulliyle kurtaran. Ama allah teala senin babanı günahlardan münezzeh kılmıştır. Hazretlerine çok selamlar, selamlar size ey anti faşistler, yoldaşlar!**. Ben de sevmem faşistleri zaten. Kıh kıh. Ortak noktayı kestin mi bahar güneşim?
Sanatçı demişsin, saygıdeğer değil falan demişsin. Senin baban da çok sanatkar ruhlu bir muhteremdi. Onun arkadaşları da böyle sanatın içine tükürürlerdi. "Böyle sanat olmaz olsun!" derlerdi. "Bu da sanat mı?" derlerdi. Gerçekten sanatta reform adına tüm adımları atarlardı. Rönesans' ın tüm eserlerini inceleyip eleştirerek bir sentez ortaya koyacak kadar sanat kavramına vakıf olan babangilleri her zaman sevdim. Daima da seveceğim. Bence de sanatı devlet yargılamalı, devlet şekillendirmeli. Ya ne devleti ya. Baban şekillendirsin. O her şeyin en iyisi bilendir. "Mozart' ı dinliyor musunuz?" sorusuna "Kendisini biliyorum, pek dinlemeye fırsatım olmadı ama Türkiye' ye gelirse konserine giderek onu canlı canlı dinlemek istiyorum." diyen EMRAH kadar sanattan anlıyor baban ve sen. Yani en uç mertebe ya. Daha ötesi yok gibi bir şey. Var aslında ama o tahtta tek bir şahıs oturuyor. Ünlü ses sanatçısı Kasımpaşalı Adnan Sikişenses***. Ay dilim sürçtü. Elimle konuşuyorum da ben. Ağzımla da yazarım. Sanat sıradışı olan her şey diyen ben, bir sanatçı olduğumu kanıtladım sana. Elimle konuşuyorum daha ne yapayım kıble rüzgarım?
Hayırlı bir iş için buradayız. Allan emri peygamberin kavli ile kızınızı kendime istiyorum. Oh be onca laf salatasından sonra söyleyebildim."
patron kocalarının gölgelerine krallık kuran kadınlardır.adamı çileden çıkartırlar.
kalktakların yüzsüzlük sınırı olmadığından gelirler çocuklarını şirkete bırakırlar,siktir olup giderler. zavallı çalışanlar da şirkete afedersin sadece göt gezdirmeye geldikleri için * işleri yoktur,bakarlar elleri mahkumdur. efendime söyleyeyim çocuklarının kitaplarını kaplatırlar,eylül aynının modası budur mesela.
+yok mu stajer falan kaplasınlar işte?
+tabi efenim benim alanım zaten bu,defter kaplamak. bu alanda uzmanlaşmak istiyorum. başka bir işim yoktu hem ,bunu istemenizi bekliyordum. bunları bitirdikten sonra şöyle de bi uzanayım sikin isterseniz , ha nasıl olur?
sabah sabah fukara kahvaltım için üçgen peynir almaya gittiğim bir süpermarkette çıktı karşıma. sevimli göbeği,akşamdan kalma tavırları , dapdar -kimi düğmeleri açık- gömleğiyle karşımda bir delikanlı belirdi. ne mi alıyordu dersiniz: olta. bildiğin olta alıyordu. 72tl canlıyı çıkardı verdi ama adam,insanlığımdan utandım lan. konuşmalarına istemeyerek kulak misafiri oldum.
--spoiler--
zaman öldürcen abi , hayatta napcan zaman öldürcen. her gün her gün diskoya gitmekten sıkıldım be biliyon mu abi??!! yüksek sesli yerlerden, sürekli basla felan, araba sistemleri. arabanda sıkıldım sürekli içinde *. ha geçen gün polis çevirdi el freniyle fena döndüm abi,zor kurtuldum.
--spoiler--
ah be koçum,ah be yiğidim.
kasiyerle oturduk onu dinledik. zaman öldürmek için olta almaya gelmiş.adamın hayatta bir amacı var: zaman öldürmek, zaman öldürmek için alıyormuş. hangimiz kalkar alırız ulan? bir tarzı var adamın. bu yoğun hayat temposu içinde zaman öldürmek için bile zaman ayırabiliyor. sabahın köründe bunun için kalkan insana saygı duyarım ben.
bir de sivrisinek ısırığını kaşımayan insana saygı duyarım.
bir kızın veyahut bir erkeğin hoşlandığı kişilerin sosyal paylaşım sitelerinde paylaştığı şarkılar,yazdığı sözleri vb. etkinliklerden kendine pay çıkarmaktır. (bkz: kanım dondu şerefsizim)
sözlükte içinde kemoş kelimesi geçen başlıklara yazılacak alternatif cevaptır.
ardından;
+ ulan keşke öyle olaydı da bu kör zihne sahip olmayaydın.
denilmiyor da değildir.
önemli not: ota boka , bilgi içeriği olmayan başlık açmak adetim değildir. ama bir yere kadar.
kemoş ne lan,
nereden buluyorsun bu hakkı sen? vatan haini, saygısız it!
son günlerde televizyonlarda dönen akp'nin reklamınının 36-39 saniyeleri arası *sol tarafta boy gösteren teyzedir. http://www.youtube.com/watch?v=nU8ufbWBIz4
sokma akıl bu kadar olur efendim.
kişiye karşı sevgilerini böğüren saçma topluluktur. çoğul oldukları halde 'i' love you demeleri çok enteresandır, heyecanla başlayıp sönük biten tezahürattır.
mantıklı birer açıklamaları olduğuna inanmak istediğim nedenlerdir.
sol sütunda açılan başlıkların bir çoğunun güncelden uzak olması şaşırtıcıdır. Halkın artık olan biteni sosyal medya ve sözlüklerden takip etmesini düşündüğümüzde acaba bu işteki asıl amacımızı unutuyor muyuz denesidir.
son dönemde Türk televizyon haberciliğinin gerektiği gibi görevini yapamamasıdır.
(bkz: Eğri oturup doğru konuşalım)
dünyanın cehenneme döndüğü bu günlerde Libya ile ilgili gelişmeleri kaygıyla takip etmekteyiz.* ırak savaşını naklen veren basınımız şimdi nerede? tüm haberler başka kanallardan * alınmış bilgileri sunuyor.* bizim savaş muhabirlerimiz nerede ki bize doğru bilgileri ulaştırsın. resmen masa başı muhabirlik yapılıyor. Bu savaş türkiye için ırak savaşı kadar önemlidir. demek ki; kışkırt,karıştır,parçala,istila et. * Bu savaş örnektir dünya için. ne malum bizim başımıza da aynısının gelmeyeceği?
galatasaray-fenerbahçe maçıyla ilgili açılan başlıklarda entry giren galatasaraylı yazarların aldığı,umursamadığı eksilerdir efendim.
(bkz: sikimden aşağı kasımpaşa)
Avusturya Trenkwalder şirketi ile ortak olan Türk güvenlik şirketidir. Yakın koruma , vip koruma , kamera sistemleri efendime söyleyeyim fiziki güvenlik vb. hizmetleri mevcuttur aynı zamanda.
eurosport'da gösterilen, dünyanın en önemli güç yarışması olarak kabul edilmesiyle beraber izlediğinde insanda tuvalete gitme isteği (bkz: kabız) yaratan, aynı isimde oyuna sahip yarışmadır.
aç insandır.aklı fikri gırtlaktır , yaptığı spordan bi'skim olmaz. aynı zamanda spor çıkışı burnuna gelen kokoreç,döner kokusuna dayanamayıp kanırtarak yemek yiyecek olandır. şişmanlığa mahkumdur.
türkiye'deki ortak tuvaletlerin kapısına wc yazılması olayıdır. tuvalet demeye utanan insanımız kimi zaman bunun yerine lavaboyu da kullanır. çünkü kendisi lavaboya işiyordur.
eliptik bisiklet. spor salonunda çalışacağınız en zor aletlerin başında gelir. vücudun her bir bölgesini çalıştırdığından insanda mecal bırakmaz,cardio* seviyesinde kalbiniz çıkacak gibi olur. ama yağ yakmaya bire birdir.
edit: şimdi madem yakıyor yardıralım o halde demeyin ,yüklenip çok binerseniz acı verir.
bir demet tiyatro isimli efsane karakterleri içinde barındıran dizi'nin, efsane karakteri feriştah'ın takılı kaldığı,platonik aşkı mükremin çıtırkarakterine adadığı fenteezilerinden * birinde kullandığı bir replik:
-...ve onda mükremin çıtır kapıda belirdi. ğıııaman allahım başka hiç bir erkek bu kadar kapıda beliremezdih.
hakkari de düzenlenen halk dansları yarışmasına 5 dakika geç kaldıkları için elendiklerini öğrendiğinde,maruz kaldığı gama ışını nedeniyle yeşile dönen kendini yerden yere atan bunu gören öğrencilerinin de tırnakları etlerinden çekiliyormuşcasına haykırmaları,ağlamarını sağlayan çılgın HULK dansları öğretmeni.
not: bunun ne kadar üzücü olduğunu bilirim , az buçuk bir puanla kaybettiğimiz dans yarışmasında içim cız etmişti bu abimiz abartmış ama. https://galeri.uludagsozluk.com/r/806038/+ ]
marci klein: "seviştiğim bir erkeğin külodunda, babamın ismini görmekten hoşlanmıyorum." diyerek dile getirdiği çiledir.
(bkz: donla sevişecek diyorum)