mini etek ile kafayı bozmuş bir takım sözlük yazarının, 24 saat içinde 869 farklı başlıkta mini etek tartışması açması durumudur. sanıyoruz bu arkadaşlara yakın bir zaman içerisinde zorla mini etek giydirilmiş.
ikinci ihtimal ise, mini etekli gördükleri her kıza laf atan bir takım zontanın aldıkları tepkilerle duygusal olarak incinmiş olmalarıdır.
işine gelmeyen girdileri silmekten başka bir halt edemeyen, düşünmekten ziyade kendisine empoze edilmiş fikirleri mantık çerçevesinde savunamayan simalardır.
Tarantula cinsi örümcekgillerin en büyük düşmanıdır. tarantulaların üstüne konarak 2cm lik iğnesini sırttan saplar, ve örümceği felç eder.(artık örümcek hareket edemese de, canlıdır ve kasları hariç tüm organları çalışır durumdadır.) ardından, yumurtalarını canlı tarantulanın içine bırakarak nemli ve sıcak ortamda gelişmelerini sağlar. yumurtadan çıkan yavrular, taze tarantula içorganlarıyla beslenerek büyür ve oradan ayrılırlar.
tek yapılması gereken, iyi bir Türkçe eğitmeni ve beline beline sopa ile eğitmek, ve homo hibilis'ten evrimleşmesini beklemektir. bu şekilde imha olunabilirler.
-her türlü kalime, anlaşılmayıncaya kadar bozulmalıdır.
-bu anlaşılmayan kelimeler sanki genel türkçenin gerçeklikleriymişçesine algılanmalıdır.
-yeni yaratılan bu harf öbekleri yaygınlaştırılır.
-bu öbekleri kullanmayanlar emoluktan dışlanır.*
-bu gerzek yeni dil el üstünde tutulur.
-'yahu' anlamındaki 'ya' kelimesi, her zaman 'yha' olarak yazılmalıdır.
dövüş klübü olarak bilinen yapılanmanın ardına dikkatlice bakıldığında görülebilecek özelliğidir. nitekim, dövüş klübü salt kasgücü gösterisi değildir.
mükemmel bir hard'n'heavy grubu. 2005'te kendi isimleriyle bir albüm çıkardılar. grup Helloween'in vokalisti ,vandenplas ve pink cream 69 un elemanlarından oluşmakta. 2005 albümünün kadrosu şu şekilde;
Michael Kiske-vocals
Dennis Ward-bass,producer,composer (PINK CREAM 69)
Kosta Zafiriou-drums (PINK CREAM 69)
Uwe Reitenauer-guitar (PINK CREAM 69)
Gunther Werno-keyboards (VANDENPLAS)
eru dünyayı yarattığında valar'dan birisi saf kötülükle varlık bulmuştu. melkor olarak da adlandırılan bu vala, diğer valaların yarattığı herşeye kıskançlıkla bakmış ve onları bozmak, çürütmek için büyük istek duymuştu. gücü kaostan kaynaklandığı için diğerlerinin çoğundan üstündü, bunu da sadece kötülüğe kullanmak ve en üstün olmak için çabalıyordu. bu çabaları sonuç verdi ve yavanna, manwe gibi valaların yaptıklarının çoğunun üzerinde iz bırakmayı başardı. morgoth, arda'nın yaratılışından beri varolan kötülük tanrısıdır.
silmarillion'da çok detaylı ve dikkat çekici olarak anlatılan hikayelerin çoğunda morgoth bulunur. silmarillion'u okumayıp yüzüklerin efendisi'ni filmlerinden öğrenen herkes de en kötünün sauron olduğunu zanneder. ancak sauron melkor'un sadece yeryüzünden kovulurken varisi olarak bıraktığı hizmetkarıdır.
ejderha mızrağı serisinin üzerine en çok konuşulan karakteri olan büyücü raistlin'in nasıl böyle bir insana dönüşebildiğini çocukluğundan başlayarak anlatan kitap.
raistlin tarihçeleri serisinin birinci cildidir. margareth weis tarafından kaleme alınmıştır.
* asafated' ın 1999 çıkışlı ve 3 parçadan oluşan ep' sinin adı.
parçalar;
01 - buried in mud
02 - not 4 you
03 - tout va bien
tout va bien' in sözlerini de yazalım tam olsun bari;
j'ai vu des enfants fuire sans où aller
courir avant même de savoir marcher
venir au monde et déjà orphelins
venir au monde sans lendemain certain
j'ai vu des mères enceintes et éventrées
j'ai vu leur corps meurtris, leurs âmes violées
j'ai vu les pères sauver leurs peaux salies
j'ai vu la vie des leurs en être le prix
je suis là
pour vous le raconter
je suis là
pour vous en témoigner
et vous dire
au nom de tous les miens
que tant qu'on vit et tant qu'on aime tout va bien
je vous le dis, oui tout va bien
j'ai vu la haine nous prendre nos belles familles
j'ai vu la mort couvrir nos jours de nuit
j'ai vu un peuple entier partir en flamme
cans ces pays que tous les dieux condamment
j'ai vu, je suis venu, j'ai survécu
pour vivre les rêves de ceux qu'on a perdus
on a tous une mission à accomplir
et moi je dois chanter pour vous le faire saisir
tout va bien, tout va bien,
je suis là pour vous dire que,
tout va bien
tout va bien
* "herşey iyi", "herşey güzel olacak" gibi anlamlarda çevrilebilen fransızca deyim
o ünlü "din halkın afyonudur" sözünün uyarlamasıdır.
zaten bişeyler üzerinde düşünebilme yeteneği kısıtlı olan bir halkın 10 tane para ve şöhret budalasına kitlenip iyice uyuşturulmasına yönelen serzeniştir.
tam zamanında, "demokrasiye gerek yok artık" diyen kişiler en üst makamları tutmuşken yayına verilmektedir. uyuşulacaktır. *
şu nesil bu nesil diye sabahtan beri sol şeridin içine etmiş yazarımsı varlıkların bu çöpçü eylemine karşı olan, dellenmiş yazarın serzenişi. önüne gelen yazar oldu işte. (bkz: yazar alımında zaka testi uygulanmasi)
hiçbir bilgi birikimin yok mu, yaz şurda da belki birileri bişeyler öğrenir. ama yok, illa "şu nesil hoplak bu nesil zıplak, en iyisi benim nesil" diye ağlayacaksınız. delirttiniz sonunda adamı.
(bkz: yürü git kumda oyna)
edit: sözlük çocuk bahçesine döndü diye yakınıyorum, eksi alıyorum. demek ki çocuk bahçesi özlemi olanlar, çocukluklarını yaşayamayanlar var. e boşuna demedim yürü git kumda oyna diye! sözlükte ne işin var ufaklık?
dilimizde cirit olarak geçen silah. mızrak gibi fırlatılabilen ya da kalkanın ardına saklanarak biraz uzaktaki düşmana saplanabilen etkili bir silahtır.
(bkz: truva)
(bkz: 300 spartalı)