türkçeye çevrilen ismiyle aylaklar. anlaşılan o ki türkiye'de ilk okuyan benim. italyan kız arkadaşım, sıfatı kız olan bir italyan arkadaşım, bunu okursan memnun kalırsın, hem sonra kitabı karşılıklı münazara eder, bir güzel sevişiriz dediydi. kitap öyle sarsıcı ve bir o kadar serüvenperest idiydi ki, tahmin edersiniz...
nesine oranları:
ran italyan sıfatlı arkadaşıyla sevişti: 1.05
ran kitaba daldı kızın sıfatına bakmadı: 3.40
ran em kitabı em de kızı yaladı be : 4.20
bu arada kitabın yazarı Marco Lodoli. bu kitabı okursanız, memnun kalırsınız.
italyan yazar. türkiye'de pek tanınmıyor olması şaşırtıcı. halbuki bir john fante'yle güreşir, buko'yu tokatlar, mezarını derin kaz adlı kitabın yazarını (aklıma gelmedi ismi) kulağını yalayarak boşaltır.
bir de iletişim yayınevi anlatsın: 1956'da Roma'da doğdu. italyan dili ve edebiyatı hocasıdır. Diario di un millennio che tugge (Kaçıp Giden Binyılın Güncesi-1986) ve -Silvia Bre ile birlikte- Snack Bar Budapest adlı romanlarının yazarıdır. Ayrıca Ponte Milvio (Milvio Köprüsü-1988) adlı bir şiir kitabı ve Grande Raccordo (Büyük Bağlantı-1989) adlı bir öyküler kitabı vardır.
sazı ben çalar iken, belirteyim dostlar, I fannulloni adlı kitabı veya türkçeye çevrilen ismiyle "aylaklar" romanı okunası, hatta okunması kuran'ın 4 farzından biri olasıdır.
neden hep ben tanıtıyorum yeraltı edebiyatını, niçin biliyorum tüm bunları? kendinizi sorgulayınız.
ayrintili kisilik raporunuza buradan ulasilabilecek test sonucu.
buradan sozluk bayanlarina ve mikua'ya selam ederim. *
Ayakta...
Sizde meşakketli bir hayatın izlerini gözlemliyoruz. Eğlenmeyi ve yakın ilişkileri çok seviyorsunuz. Çevreniz tarafından sevilen birisiniz. Yaşam üstünüze biraz fazla geldiği zaman hayata küsebiliyorsunuz. Kırılgan bir doğanız var. Tüm bunlara rağmen zorluklarla karşılaştığınız zaman elinizden geleni ardına koymuyor, bir kahraman gibi üstesinden geliyorsunuz. Siz hep en zor durumlarda problemlerin üstesin gelen kişi oluyorsunuz. Evcimen bir yapınız var. Aşka olan inancınız tam. Birisi sizi üzdüğünde, tepkiniz olması gereken çok daha fazla oluyor.
Hayat Karşısındaki Tutumunuz
Gözlem ve Aksiyon... Rahatı seviyorsunuz. Bu yüzden tercihleriniz hep sizi sıkmayacak işlerden oluşuyor. Sıkıya gelmekten de bir o kadar hoşlanmıyorsunuz. Bir basketbol maçında son sayı üçlüğüyle maçı kazandıran oyuncu sizsiniz. Hayat akışınız biraz bu yönde ilerliyor. Bir insanla ilk defa karşılaştığınızda onu etkileyecek meziyetlere sahipsiniz. Gerçekten severseniz, sevdiğiniz kişi için ölebilecek kadar gözünüz kararabiliyor. Kendi başınıza ayırdığınız zamanlar bir hayli fazla. Bu hayatı çok sevmenizden kaynaklanıyor. Yalnızlıkta azımsanmayacak kadar çok güzel yan buluyorsunuz.
Alışkanlıklarınız
Evcimen...
Alışkanlıklarınızın beslendiği yer, rahatınızın bozulmaması ile alakalı. Yani rahatlığın olduğu yerde alışkanlıklarınız oraya hemen yuva yapabilir. Televizyon izlemek ya da internette gezmek gibi rutin şeyleri seviyorsunuz. Evden dışarı çıktığınızda aynı rotayı kullanmak, aynı marketten ekmek almak hoşunuza gidiyor. iletişim kurmak sizin için sıradan, ama dışarıdan bakıldığında şaşırtılacak derecede kıymetli bir hüner. Muhabbet etmeyi, gülüp eğlenmeyi çok seviyorsunuz.
Sosyal Hayat
Don Kişot...
Canınız o an ne istiyorsa, bunu hayata geçirmeyi iyi biliyorsunuz. Birinden hoşlandıysanız, silahlarınız hazır vaziyette taaruza geçmek sizin için çocuk oyuncağı. Bu da sizi etkileyici kılan unsurların başında geliyor. Muzipliği ve şakayı sevdiğiniz aşikar. Böylelikle de çevrenizdeki ilgiyi üstünüzde tutmanız sizin için pek de zor olmuyor. Aile yaşamını ve ailenizi kıskanılacak kadar çok seviyorsunuz.
erkeklere, olmayan taraklarda bez imal eden bağyan agirlikli siteler gibi,
hali hazırdaki kadın sayısı, erkek sayısının on katından da fazlası. fakat site temiz, basit, sade. aman canim abim tiklama, oranin da habitatini zorlama diyesim geliyor.
sik sik da sik sik trinnnnnnnnkkk, sik sik da sik sik.
ran henuz 14 yasinda, hayatinin baharinda sik sik da sik sik, trinnnkkkk genc bir delikanlidir.
ortaokulda sinif arkadasinin amcasinin islettigi kofteciye okulu tam zamanli kirarak gider.
kofteci amca - hosgeldiniz cocuklar, nasilsiniz, iyisiniz demek. karniniz ac mi cocuklar?
biz - yok agabey, sagolun canimiz bir sey istemiyor (fukara cocuklar okuldan kacarsa sefil olurlar, no many)
k.a - yaa cekinmeyin cocuklar, vallahi ac gibisiniz.
biz - yok vallahi sagolun, istirham ederiz, lutfen amica. (cok pis gurur)
k.a - bakin vallahi olmaz, billahi olmaz, ismarlamaliyim, acsiniz belli.
biz - ya lutfen yani nasil olur... (gurur gurul gurur)
k.a - ayip ediyosunuz gencler kirmayin beni, acsiniz. (ulan he diyecez bu kadar israra)
biz - yani peki abi, soyle abi. (cit cit, eri buzlar eri)
k.a - evladim iki cay soyle genclere
biz - kop kop
bir vokta hatirlayin ki, damak buran tadi, nefes acan aci rahiyasi ile sek, sadece, shot vasfi ile basimizin taci.
gunumuzde serefsiz piclerin, kendini bilmez tuketim degerlerinin hice saydigi votka, portakalli da olsa votkadir.
yuregi ile yigitligini bileyenlerden; gamsizligi ile sevdasini tetikleyenler icin geliversin bu turku. ne allahsiz, ne gamsizmissin deyivermenin bir yoluda bu turku oluversin nazli yare.
orta cagda inanilan 4 incilden bir tanesinde hadisesi anlatilip, hristiyanlikca dunyanin yaratildigi gun sanilan herhangi skimtrak tarih imgelemesi. ayni orta cagda, bir okuzun boynunda sanarlar imis alemi. arap yarimadasinda, sahane ortam, super sarap, nefis gozlemevleri varken, avrupa terbiyesizin onde giden kitasiymis. hayret neden gerdin simdi yorgoyu, aleksandroyu be adam diyeceksiniz.
hedef alıp vursan da
özenli sözlerin oklarıyla
süslemedim harfleri
adını oluşturanların dışında
dökmedim yüreğimi
kimsenin gözlerine
ey aşk beni yağmala
aşk beni tara...
bilsin
hiçbir şey umrumda değil
dağlarım yaralarımı çabuk geçsin
öğrenirken hasretinle sevişmeyi
gözyaşlarım akabilirler özgürce
içimde öyle güzelsin ki
onu kirletmeyeceğim seninle
bağlasan durmaz göndersen gitmez
laftan anlamaz sözümü dinlemez
başına buyruk duyguları savruk
beni bana kırdıran
bu gönül canıma düşman
yanıyor bedenim acıyor içim
yoktan anlamıyor benliğim
bitmiyor geceler geçmiyor günler
adı aşk bu eziyetin
dayan yüreğim dayan
dayan yarına inan
gün gelir acılar ezberlenir
iyileşir zamanla yaran
zannediyorum erkek manken guzellerinden biri idi, simdilerde oyunculuk yapip baba parasi yemiyor, erkan ozermanin yarismasinda birinci oldu diye ibine olmasi mantiksiz. o zaman yasar alptekin de ipneymis, ne alaka? ikiside yagiz delikanli. goruyorsun kenan, dostlugumuz hic bozulmayacak!
edit: ibret i alem adina su imla hatalariyla dolu entry'i silmiyorum. boyle boyle.
bu entryleri ben mi yazmis, bu liriklerde biz mi azmisiz diyecek, daha sonra yazdiklariniz icin pisman olacaginiz bir sarkidir yesillenirim. kimi dinlerken alaborada capayi yemis dopiyesli leydi gibi igrenerek yesillenecek, kimi cevreledigi entelsyasina laf gelivermesin diye ilim adami bruce banner in hulk u gibi zeytinlesecek. ama simdi bes yil kadar, uc film ve bir kac kitaptan sonra, caz dinleyip, bana bu entryi hatirlattiklarinda pembelesmekten ote baska bir renge burunmeyecegim. pembelesmegi ibnelesmek gibi algilamagi kimselere yakistirmiyorum.
ben bu basligi cozemedim diye uzulmeyin, sozlugun kriptograflarini, daha sonrada yarilarak krize yakalananlari otopside teshis edilmesi icinde kriminal laborantlari bu baslik altinda toplamak istiyoruz.
baris manco , selda bagcan ve daha bi dunya insan tarafindan bikmadan soylenmistir. sozlerinide yazayim, butun entryleri ben gireyim.
kul olayım kalem tutan ellere,
kâtip arzuhalim yaz yare böyle.
sekerler ezeyim şirin dillere,
kâtip arzuhalim yaz yare böyle.
güzelim ey güzelim ey güzelim ey ey.
sivas ellerinde sazım çalınır,
çamlı beller bölük bölük bölünür.
yardan ayrılmışam bağrım delinir,
kâtip arzuhalim yaz yare böyle.
güzelim ey güzelim ey güzelim ey ey.
pir sultan abdal'ım ey hızır paşa,
gör ki neler gelir sağ olan basa.
beni hasret koydun kavim kardaşa,
kâtip arzuhalim yaz yare böyle.
güzelim ey güzelim ey güzelim ey ey.
bir pasaport uzaginda olupta, asamadigimiz dikenli tellere takiliyorsa sesiniz, haydi yigit tekin dinleyiniz, be adam bu kadar cekiclenir mi yigidin gonlu, ask olsun.
bir memleket gibi, nasyonal bir ask, bayrakli bir telas yasiyorum. amma fikrimce, sevmek, tumtanrisi, mukaddes kitaplar tarafindan alinmis ve orhan baba gonderini, aksam guneslerinde tam yukariya cekmek, ve bir saat, ve on bin saat, o bayragi alay taburundan, pusttan ve namussuzdan cekmemek demek. ulan ahmet arif ayagina mi yatiyorum, yetenege mi nazar caliyorum, anlamadim, hayirlisi, heyecanliyim 2007.