hem tatlı hem tuzlu, un kurabiyesi kıvamında, ağızda dağılan, bol tereyağlı, pek leziz ingiliz kurabiyesi. bol tereyağından mütevellit bol kalorili; amma velakin nutella ile enfes bir hal alıyor. siz yine de nutella ile denemeyin. walkers marka olanları tercih edin.
marteria şarkısı. almanya'da son günlerde en çok dinlenen şarkılardan.
sözleri:
30 Grad,
ich kühl' mein' Kopf am Fensterglas,
such den Zeitlupenknopf
Wir leben immer schneller,
feiern zu hart,
wir treffen die Freunde und vergessen unsern Tag,
wolln' kein Stress, kein Druck,
nehm'n Zug, noch'n Schluck vom Gin Tonic,
guck in diesen Himmel: wie aus Hollywood!
Rot knallt in das Blau,
vergoldet deine Stadt,
und über uns zieh'n lila Wolken in die Nacht!
Hook:
Wir bleiben wach bis die Wolken wieder lila sind!
Wir bleiben wach bis die Wolken wieder lila sind!
oh-oh!
..bis die Wolken wieder lila sind!
Wir bleiben wach bis die Wolken wieder lila sind!
Guck da oben steht ein neuer Stern:
Kannst du ihn sehen bei unserm Feuerwerk?
Wir reißen uns von allen Fäden ab,
lass sie schlafen - komm wir heben ab!
Vers (Marteria):
Jung und ignorant,
stehen auf'm Dach,
teilen die Welt auf und bauen einen Palast,
aus Plänen und Träumen - jeden Tag neu!
Bisschen Geld gegen Probleme,
wir nehmen was wir wollen!
Wollen mehr sein, mehr sein,
als nur ein Moment, (yeah!)
komm mir nicht mit großen Namen die du kennst,
wir trinken auf Verlierer,
lassen Pappbecher vergolden,
feiern Hart, fallen weich,
auf die lila Wolken!
Hook:
Wir bleiben wach bis die Wolken wieder lila sind!
Wir bleiben wach bis die Wolken wieder lila sind!
oh-oh!
..bis die Wolken wieder lila sind!
Wir bleiben wach bis die Wolken wieder lila sind!
Guck da oben steht ein neuer Stern:
Kannst du ihn sehen bei unserm Feuerwerk?
Wir reißen uns von allen Fäden ab,
lass sie schlafen - komm wir heben ab!
Vers (Miss Platnum):
Kannst du auch nicht schlafen?
Bekommst du auch kein Auge zu?
Lass uns gemeinsam warten,
ich fühl mich genau wie du!
Wir sehen wie die Sonne aufgeht - yeah, yeah!
Wir sehen wie die Sonne aufgeht - yeah, yeah!
Wir sehen wie die Sonne aufgeht - yeah, yeah!
Wir sehen wie die Sonne aufgeht - yeah, yeah!
Hook:
Wir bleiben wach bis die Wolken wieder lila sind!
Wir bleiben wach bis die Wolken wieder lila sind!
oh-oh!
..bis die Wolken wieder lila sind!
Wir bleiben wach bis die Wolken wieder lila sind!
Guck da oben steht ein neuer Stern:
kannst du ihn sehen bei unserm Feuerwerk?
Wir reißen uns von allen Fäden ab,
lass sie schlafen - komm wir heben ab!
Poor boy he knows he's alive, he's afraid to learn,
He don't want to get where he's going cos he thinks he's gonna burn,
He can't handle being born in the middle of a big black line,
No matter where he looks, to him it's just either side.
Close your eyes when you feel you're going under,
Close your eyes; you can make the shore this time,
Close your eyes; you can make it through the wild,
you can make it through the wild...
Poor boy he knows in this life he'll get hunted down,
He don't want to make the transition into meat that feeds the ground,
He can't hack it when his mind paints a picture from an evil eye,
You can't wash the canvas now cos it's full of dye.
benimse ilk göz ağrım, en vazgeçilmezlerimden. Gözlerimi kapadığımda, gözlerini kapayıp uçuş uçuş elbiseler içinde dans eden kadınlar hayal ediyorum her defasında, kendimi görüyorum belki de o melodiye kapılmış halde dans ederken. pek leziz.
Antimatter ın (mick moss) kasım 2012 de çıkardığı 5. stüdyo albümü. lakin 5 senedir beklenilen bir albümdü.
1)paranova
2)monochrome
3)fear of a unique identity
4)firewalking
5)here come the men
6)uniformed & black
7)wide awake in the concrete asylum
8)the parade
9)a place in the sun
10)the parade (remix)
11)fear of a unique identity (acoustic mix)
12)here come the men (violin mix)
13)firewalking (remix)
14)a place in the sun (demo)
15)monochrome (alternate demo)
şeklinde 15 über parçadan oluşmakta. günler boyu, geceler boyu dinlenilesi insanın ruhunu gerçek anlamda besleyen bir albüm olmuş. turne tarihleri de yavaş yavaş belli olmakta. gelirse bu sefer kesin gidilmeli. aman diyeyim kaçırmayın.
egzama, yara, güney yanığı, sivilce ve hatta pişik gibi bir çok cilt rahatsızlığının tedavisinde kullanılan türkiye de eczane de değil de bebek mağazalarında (pişik kremi de olduğundan) satıldığını duyduğum, antiseptik iyileştirici krem. güneş yanıklarına sürüldüğünde acısını alan, sivilcelerinde üzerine sürüldüğünde bir gecede geçiren efsane bir krem.
irlandalı eczacı thomas smith tarafından üretilmiş ve orginal adı smith's cream miş. internette 125g olanı 20 tl ile 50tl arasında bir fiyata satılırken, yavru vatan kıbrıs ta 7.40 tl ye satın alınabilir. prospektüsü olmadan satılan bir ilaç ayrıca.
bilinen (bkz: mojito) hazırlarmış gibi başlanılıp, nane, şeker ve lime ı bacardi yerine bira ile bütünleştirerek yapılan kolay kokteyl. çakma bir mojito havasında. bira sevmeyenlere alternatif olabilir.
süper güçleri olan 6 kişinin suçlularla mücadelesini anlatan dizi.
nina' nın iradeyi geçersiz kılmak, bill' in gelişmiş güç, rachel' ın sinestezi, gary' nin aktarılan sinyalleri görebilme gibi güçleri var. bir de dr. rosen var ki; o da alphaların lideri, onları yönlendiren, onlara yardım eden doktor.
--spoiler--
cameron' un ise harika bir nişan alma kabiliyeti var. adam çatıdan sadece havalandırması bulunan bir sorgu odasına ateş etti ve adamı vurdu.
--spoiler--
ilk bölüm iyi gibiydi. umarım devamı da güzel olur.
peluş oyuncak satan site. http://www.perfectpetzzz.com/
minik köpek, kedi, panda, goril, hatta kuala bile satıyorlar. türkiye' de de teknosa da satılmaktaymış. arkadaşım almış, pek şirin pek güzel bi siyam kedisi. horluyor ve nefes alıp veriyor. canlı hayvan besleyemeyenler için iyi bir seçenek olabilir. ben de istiyorum bir tane. (bkz: orange tabby) *
sitesinde ''Odunsu yapısıyla, çiçeksi, zengin bir koku, gizeminin içinde bile ışıltı var. Onu seven bir erkeğin dokunuşuyla yumuşamış olağanüstü bir feminenlik.'' şeklinde tanımlanmış; şam gülü, menekşe, böğürtlen, kızılcık, vinil akordu, sandal ağacı gibi çok farklı kokuların karışımı olan kalıcı, güzel, gül kokulu parfüm. şişe tasarımı da özelmiş:
''Paris'in labirenti andıran sokakları gibi çok yüzlü, ardında bıraktığı çarşaf gibi kırışmış, şafak vaktindeki gökyüzü gibi pembe, siyah deri üzerindeki YSL logolu etiketiyle modanın bir parçası.''
reklamında da (bkz: kate moss) un olması ayrı bir güzel.
(bkz: the body shop) un inanılmaz güzel kokan vanilyalı parfümü. bilindik vanilyalı parfümlerden çok farklı, sadece vanilyanın doğal kokusuna sahip. ilk sıkıldığında çok şekerli gibi gelse de tene yerleştikten sonra mükemmel oluyor. ''pasta gibi kokuyorsun, mmmm'' diye yorumlar almanız çok normal. * tek kelimeyle ''enfes''. koklamaya doyamıcaksınız. *
trip hop un soft sesli prensi (bkz: jay jay johanson) birkez daha bizlerle, hem de sevgililer gününde. özenle seçilmiş aşk şarkılarını seslendirecek olan jj bu sefer kesinlikle kaçırılmamalı.
yer: Bronx pi sahne,taksim
biletler: Tam 55,00 TL / Öğrenci: 45,00 TL imiş.
ilk başta the tudors ta dikkatimi çekmiş olan, ama şu sıralar lost girl deki harika performansıyla gözleri dolduran yakışıklı, kanadalı aktör. * ayrıca coldplay vokali chris martin le olan benzerliği dikkat çekici.
tricky nin 27 eylülde piyasaya sürdüğü yeni albümü. dinlediğim kadarıyla dikkatimi üç şarkı çekti. ghetto stars şarkısı bayan vokalle gerçekten de tadından yenmez olmuş.
10 tane şarkıdan oluşan albümün track list i ise şöyle;
Ihr sagt: The höher they come,
the blöder they fall
So verdammt emporgekommen
und immer noch standing tall
Ihr sagt "Was so abgeht
must doch bitte come down"
Ich sag den Untergang ab
ohne runter zu schauen
Wir gehen nicht, aber wenn wir gehen,
dann gehen wir in Scheiben
Entschuldigung, aber ich sagte:
wir sind gekommen um zu bleiben.
Gekommen um zu bleiben
Wir gehen nicht mehr weg
Gekommen um zu bleiben
Wie ein perfekter Fleck
Gekommen um zu bleiben
Wir gehen nicht mehr weg
Ist dieser Fleck erst in der Hose
ist er nicht mehr raus zu reiben
Entschuldigung, ich glaub
Wir sind gekommen um zu bleiben...
Wir singn "Dankeschön und Auf Wiedersehn"
Reicht uns wehende Fahn'n damit unterzugehn
Lebet Hoch - Mut kommt vor dem Fall
Wo Geschwindigkeit is, wünscht sich der Mensch auch den Knall
Ihr fesselt uns ans Pferd und bittet uns, es anzutreiben
Entschuldigung, aber ich sagte:
wir sind gekommen um zu bleiben.
Dann sagt ihr: "Schau! The end is near now bitte face your final curtain."
Aber wir sind schlau, wir bleiben hier für die Gesichter, die empörten
Diese Geister singen schief und sind nicht einfach auszutreiben.
Enschuldigung ich sagte: "Wir sind gekommen um zu bleiben"
Wir gehn nich aber wenn wir gehn dann gehn wir ihn Scheiben.
bal kabağından yapılan bir tür reçel. reçel sevmeyen bünyelere bile* reçeli sevdirir. ilk yediğimde * aklıma direk misbon reklamının müziği * geldi. lakin kabak reçelininde bu şekildedir. daha diri olsun diye, bahsettiğim çıtırlığı sağlamak için sönmüş kireç suyuna yatırılıyormuş kabaklar bir gece öncesinden. patlıcan, kayısı ve bilimum meyvelerin reçellerinde de bu kireç yöntemi kullanılmaktaymış. hafif bir is tadı da olmakla birlikte çok lezzetli bir reçeldir.**
düşsel melankoli satırları * grubunun yayınladığı güzel doom albümünün, belki de en güzel, en huzurlu gibi görünen ama farkettirmeden içinizi karartan şarkısı. yumuşak bir vokal, yumuşak bir müzik...
sözleri de şöyle :
farketmeden izledik rüzgarın esişini
uyandık yasaklardan gidecek yerimiz yok
duyupta inanmadığımız şeyler arasında
görüpte imrendiğimiz o çocuklar
yalnızlık sonrası taaruz günlerimde
başka bir adım yok
suçum varsa sokak oyunlarında
şimdi kal desem
vardır elbet bir sebebi
incitmeden gizledik gecenin sesini
uyandık karanlıkta kuracak düşümüz yok
duyupta konuşamadığımız cümleler arasında
ölüpte son bulamadığımız o kelimeler
yalnızlık sonrası taaruz günlerimde
başka bir adım yok
suçum varsa sokak oyunlarında
şimdi kal desem
vardır elbet bir sebebi
her seneki gibi, bu sene de bir kere daha bizlerle trip hop un soft sesli prensi. akustik bir performans olacakmış lakin. Jay Jay piyanosuyla inanılmaz bir gece yaşatıcak yani.
konser 18 eylül 2010 da bronx pi sahne de.
Jay-Jay Johanson ' nın Poison albümünün 14. parçası. albümdeki suffering şarkısıyla beraber en güzel parça... dinledikçe dinleyesi, bu cumartesi akşamı iyice hüzünlenesi geliyor insanın. müziğin yanında sözleri de bir harika. yazayım tam olsun bari.
sözleri:
it's saturday evening
i sit by the phone
planning to call you
'cause i'm all alone
i hesitate even though i can't wait
to hear your whispering words
is someone there with you
or are you asleep
have you gone out dancing
or nightshift this week
i still hesitate even though i can't wait
to hear your whispering words
if you'd pick up the phone i would tell you
the most beautiful words i know
if you'd answer now i would say it to you
over and over again
now i have the courage to give it a try
i dial your number but it's occupied
it's getting late and i still have to wait
to hear your whispering words
çevirisi de şöyle ki: *
cumartesi akşamı...
telefonun başında oturuyorum,
seni aramayı düşünüyorum,
çünkü tek başınayım..
ne diyeceğimi bilmiyorum ancak bekleyemiyorum
fısıldayan sesini duymayı,
birisiyle misin?
yoksa uyuyor musun?
Dansa mı gittin yoksa?
Veya bu hafta gececi misin?
hala ne diyeceğimi bimiyorum ancak bekleyemiyorum
fısıldayan sesini duymayı,
Eğer telefonu açarsan,
Sana bildiğim en güzel kelimeleri söyleyeceğim.
Eğer cevaplarsan şuan,
Bunu tekrar tekrar söyleyeceğim sana.
Şimdi denemek için cesaretim var.
Numaranı çeviriyorum fakat meşgul.
Geç oluyor ve ben beklemek zorundayım
fısıldayan sesini duymayı...
silentium un 2003 te çıkarttığı konsept albüm. radyo tiyatrosu dinliyo hissine kapılmamak elde değil. martıların sesleri ile kıyıda olduğunuzu hissedip, ayak sesleriyle irkilip birilerinin yaklaştığını farkedeceksiniz.
barındırdığı şarkılarda şöyledir:
1. the letter
2. flame still burns
3. antracone's dream
4. lost is my name
5. the wraith at the shore
6. heart unyielding
7. the conspiracy
8. shame forever mine
9. scoria arrives
10. dark whispers
11. the murderer
12. whiter in silence
13. the hideaway
14. the fall
15. at the cabin
16. beyond
albüm 1797 de ingiltere de gecen bir olayı anlatıyo. kısaca anlatmak gerekirse: **
antrocane 'providence' adında bir gemide ve sevgilisi, prudence tan uzaktadır. albüm antrocane ın prudence yazdığı aşk dolu mektupla başlıyo. hala senin için yanıp tutuşuyorum 'flame still burns' * derken antrocane ın korkunç rüyasıyla kendimize geliyoruz. rüyasında iblisle karşılaşıyo ve prudence la ilgili kötü şeyler görüyor. sonra yardımcısı tarafından uyandırılıyor ve 'lost is my name' e kaptırıyoruz kendimizi. bu sefer iblis kıyıda prudence ın karşısına çıkıyor ''my heart is unyielding i am his but alone yet so full of longing awaits whilst he is gone... '' diye mırıldanırken. prudence iblisi, aşkına olan bağlılığıyla geri çeviriyo. ve hemen ardından 'heart unyielding' i dinlemeye başlıyoruz. ama hala iblis amacından vazgecmemiştir. prudence ın katıldığı maskelibalo da dans ettiği bir kontun aklına girmekle meşgüldür. kont ve kontun yardımcıları sayesinde prudence hakkında kötü haberler providance ta yayılmaya başlar ve antrocane durumu öğrenir. hemen ardından 'shame forever mine' nın notaları yükseliverir. sonra iblis antrocone la konuşmaya tekrar gelir ve bu sefer aklını çelmeyi, daha doğrusu antrocane ın ruhunu ele geçirmeyi başarır. antrocane artık kendini kaybetmiştir. 'dark whispers' la beraber antrocane ın isyanını işitmeye başlarız. ardından işlenilen bazı cinayetlere şahit oluruz. sırada 'winter in silence' vardır. sonra ise prudence antrocane nın yanına gelir. ve onu babasının av kulubesine götürür. artık acı sona yavaş yavaş yaklaşıyoruz. 'the fall' da bunun habercisi. kulubeye gelinmiştir ve antrocan yavaşca kendine gelir. prudence antrocane a olanlardan habersiz ona hala büyük bir aşkla yaklaşmaktadır. ama antrocane 'every whore shall burn!' der ve hançerini prudence a saplar, ağzından şu laflar dökülür: 'their eyes so hollow so hollow... ' daha sonra 'beyond' başlar.. bu bir yüzleşmedir aslında. sonlara doğru antrocane ın kendine geldiğini farkederiz, prudence ın kanlı bedenini görünce neler yaptığını farkeder ve iblise isyan etmeye başlar, iblisin tüm vaatlerine, sözlerine karşın bu acıya dayanamaz ve hançerini bu sefer de kendine saplar. en sonunda iblisin sesini duyarız: 'their eyes so hollow, hollow, their words so shallow, so shallow.. ' *
antimatter ın nedense benim için diğer albümlerinden hep farklı olmuş güzel albümü. her şarkısının ayrı özel yeri vardır. mr white gece ninni niyetine sabaha kadar dinlenilir, epitaph her dinleyişte ayrı bir yere götürür insanı. sonra legions, relapse, planetary confinement... tadından yenmez.