porselen
55 (self sufficient)
beşinci nesil yazar 6 takipçi 19.00 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    kuşadası veteriner kliniği

    1.
  1. 'Kuşadası veteriner kliniği' yüzünden bu gün saatlerce ağladım. Hiç iyi hissetmiyorum.
    Bacağı kırık zannıyla bir sokak kedisini şifa bulsun diye götürdüğümüz klinikte şaşkınlıktan konuşmayı bile beceremedim.
    Önce bırakın gidin iki saat sonra arayın, hekim ameliyatta dediler. Kıyamaya kıyamaya taşıma kabının içinde bıraktım garibi. iki saat sonra aradık, beklemekten sıkılırsınız ameliyata alacağız dediler.
    E kırık zor tabi diye düşündük ama yine de bir yarım saat sonra gittik. Zaten işini gücünü bırakıp orda burda sürünmek hiç eğlenceli değil.
    Yukardan bir erkek geldi, kısırlaştıracağız da onu dedi. Bunu istemediğimi, hayvancağızın kulağının kesilmesinden rahatsızlık duyacağımı söyledim.
    Bunları konuşurken, hiç bir şey demeden çıktı beyefendi yukarı. Sanırım Nevzat Yıldızlı idi kendisi. Sanırım diyorum, normal şartlar içinde bir tanışma ve konuşma olmadı.
    Arkasından baktık, bekledik.
    Epey süre sonra indi. Nesi varmış, nolmuş diye sorduk; bir şeyi yokmuş, incinme olsa gerek dedi. Kafasındaki yarayı da bacağını da umursamadı; kavgadandır dedi.
    Derken taşıma kutusunu bir hanım indirdi ve bir merhaba bile demeden koydu gitti.
    Kalkıp baktığım da ne görsem beğenirsiniz? Hayvan baygın, kan revan içinde, kulağının yarısı kesilmiş yatıyor.
    Müsademiz olmamasına rağmen yapmış yapacağını ve bir
    de bize bir kağıt imzalattı. Ee sokak kedisi değil mi ne olacak gibi laflar etti.
    Çok şaşkınım, üzgünüm. Şifa bulsun diye götürdüğüm yavru işkence gördü.
    Kendi halinde koşup oynayan hayvanı perişan ettim diye vicdan azabından öleceğim.
    Allah'ın yarattığı dünya güzeli bir canı, sakatlamaya kimin hakkı var? Nasıl olabilir?
    Kulağı hep öyle kalacak. Kimseye güzel görünmeyecek artık. Sakat, tiksinilen bir canlı! !
    Kimin hakkı var sapasağlam bir canlıyı sakatlayıp çirkinleştirmeye?
    Saatlerce küçücük kutuda bekledi, bayıltıldı ve orası burası kesildi. insan elinde oyuncak oldu ve dahası nasıl korktu kimbilir!
    Şifa bulmaya gitti, hasta oldu yatıyor şimdi. Yarın almaya gideceğiz.
    Peki bizim gördüğümüz muamele, saygısızlık? Onu hiç karıştırmayalım o can orada perişanken.
    Ağlamaktan gözlerim ağrıyor. Ben de hastayım. Kardeşim de ağrı kesici zehirlenmesi olabilir. Baş ağrısından ölecek.
    Peki niçin bütün bunlar?
    Neden?
    Bir de çok iyi hekimdir, çok iyi insandır diye methiyeler düzülen bir adama gittik!
    Ahh canım, küçük, sarı kedi :'(
    8 ...
  2. hastane enfeksiyonu

    1.
  3. tüm bilimsel açıklamaların ötesinde kişisel bir paranoyak görüşüm var benim bu konuda; bence bu enfeksiyon, helalardan kaynaklı. ortak kullanılan bu helalar aşırı pis. ve bu pis yerlere dakikada on kişi girip çıkıyor. sürekli ıslak bu yerlerde her türlü mikroorganizma ürer. böyle giderse değil enfeksiyon, küçük hela canavarcıklarıyla karşılaşabiliriz. her yer ıslak ve dışkıya bulanmış ıslaklık. ardarda çekilen sifonlarda cabası. değil hacet gidermeye el yıkamaya bile girilmez buralara. lâkin yatan hasta mecbur giriyor. açık yaralarıyla, yaraya takılmış direnlerle, güçsüzlükten oraya buraya tutuna yaslana giriyor. bırak hastayı, sağlıklı bireyler bile o helalardan birine girecek olursa azami dikkât etsin. mümkünse girmesin. yatan hastaya da tavsiyem; kimseye vermediği kişisel sabunu olması ve hiç bir yere dokunmaması.
    2 ...
  4. aklı suratına yapışık olanlar

    1.
  5. seren serengil, saba tümer falan, öyle işte..
    1 ...
  6. aysun erenkaya

    1.
  7. kadınlar hakkında yazmaya çalışırken, kadına zarar veren köşe yazarı. asla yazar kafası yok... en sıradan ev kadınından daha basit bir kafa yapısı var. özendi garibim yazsın bari diye gazeteye köşe yazarı yapmışlar!...
    0 ...
  8. bazılarına toz konmasın diye entry silen sözlük

    1.
  9. adam kayıran uludağ sözlük'tür!
    2 ...
  10. çişle tedavi

    1.
  11. eveeet orta çağ avrupasında yaygın kullanılan bir yöntem. hatta 8-10 yıl kadar önce ülkemizde de bu konuyla ilgili bir kitap yayınlanmıştı. (çişteki mucize)
    resmen idrarlarını içerek hastalıklarından kurtulmaya çalışmışlar.
    yaralarının üzerine sürmüşler ve çamaşırlarını yıkamışlar.
    ve yine hatta kapı kapı dolaşıp evlerdeki çişleri toplayan çamaşırhaneler varmış. * *
    1 ...
  12. sülükle tedavi

    1.
  13. çook eski bir ilkel tedavi yöntemi.
    Sülükle tedavi anlamına gelen ''Hirudoterapi'' antik çağlardan beri hekimler tarafından tedavi aracı olarak kullanılmış. Gözleri ve işitme organları olmayan sülükler, 104 farklı bio aktif madde sayesinde, vücuttaki pis kanı emerek toksinlerin atılmasını sağlıyor.
    Her derde deva sülükler, başta Amerika, Almanya ve Rusya olmak üzere, yaygın olarak kullanılıyor. Son yıllarda Türkiye’de de kullanılmaya başlanan sülükle tedavi yöntemi, dolaşım bozukluklarında, sedef ve egzama gibi cilt hastalıklarında, romatizmal hastalıklarda, hemoroidde, göz tansiyonunda (glokom) ve buna bağlı görme kayıplarında, migrende ve Kanser de dahil olmak üzere pek çok rahatsızlıkta başarı ile kullanılıyormuş.
    0 ...
  14. sularin izotop analizleri

    1.
  15. sulardaki izotop oranları tıpkı parmak izi gibidir. yani o suyun kaynağını, nereden geldiğini ve hangi özelliklere sahip olabileceğini gösterir.
    örneğin, bir ova da küçük bir göl var, o ovaya yakın dağlardan yeraltı sularından ve yakın kaynaklardan yapılacak bir izotop analizinde döteryum veya başka izotopların (örn. karbon vb)analizi ile o göldeki suyun kaynağını ortaya çıkarmak mümkündür. (yani su dağdan mı geliyor, yeraltı kaynaklı mı? gibi).
    Hatta bir jeoloji profesörümüz Kızılcahamamdaki kaplıcalarda yeryüzüne çıkan sıcak suyun hatırladığım kadarıyla 20-30 yıllık bir döngüden sonra yeryüzüne çıktığını bu izotop analizi ile bulmuştur. dolayısıyla sulardaki izotoplar özellik arzedebilir.
    Sudaki döteryum v.b.oranı ''gas chromatograpy kütle spektrometri'' gibi cihazlar ile ölçülür.
    0 ...
  16. temiz toplum gercek anlamdaki temizlikle baslar

    1.
  17. Düşündüm de
    Küçücüklüğümden beri izlediğim tüm amerikan menşeli filmlerde hep çöp öğütme makineleri vardı. Pek anlamazdım işlevini ve büyüdükçe gördüm ki adamlar tertemiz yaşamanın yolunu böyle bulmuş.
    Bizde ise senelerdir sürülerle sinek üreten , pislikten, ağır kokudan yanına yanaşılmayan, gaz sıkışmasından patlamalar yaşanan, ne yapılması gerektiğini şaşırtan kötü yerler.
    Aç çocukların içinde gezerken öldüğü sefalet timsalleri!
    Yenilebilir durumdaki gıdaların çöpe atılmayıp ihtiyacı olanlar için henüz tazeyken dağıtılmaları geniş kapsamlı kampanyaların işi. Eminim herkes seve seve katılır.
    Benim burada söylemek istediğim en önemlisi bu olmasına rağmen, gıda israfının dışın da başka bir şey.
    Pislikten ülkeyi kurtarma savaşı başlatmalı!
    Mecazi değil gerçek anlamda atıkların yarattığı pislikten. Diğeri beni aşar.
    Aylardır kendi uyguladığım bir yöntemi herkese önermek istiyorum. Fertlerin rahatlıkla uygulayabileceği bir yöntem.
    En güzeli çöp öğütücüler tabi ki ama ülkece bu nevi lükslere bütçe ayıracak fert sayımız çok düşük. Bütçesi yeterli olanlarda ülke şartları böyle olduğu için kafa yormuyorlar sanırım.
    Evet. Diyorum ki gelin organik atıklarımızı çöplere atmayalım. Önce evimizi sonra mahallemizi sonrada genel çöplükleri arındıralım. Ben uygulamaya başladığımdan beri evimde rahatım. Akan kokan feci bir pislikten kurtuldum.
    Ne mi yapıyorum? Efendim organik atıkları doğrudan kanalizasyona gönderiyorum. Aynı çöp öğütücülerin yaptığı gibi. Nasıl mı? Korkmayın tıkanma yaratmayacak şekilde. Yani küçük parçalara ayırarak. Pek çoğumuzun evinde robotlar var. Üşeniyor musunuz? Elinizde ayırıverin üç beş parçaya. inanın tertemiz olacak çöpleriniz. Ambalajları da çalkaladık mı olay bitiyor.
    Birden gözünüze zor göründü biliyorum. Ama hevesle uygulamaya başlarsanız alışırsınız. Bunu yemek hazırlamanın rutin parçaları içinde görmeye başlayın lütfen. Tıpkı ayıklamadan sebze pişiremeyeceğiniz gibi. Olması gerekenler içine ekleyin. Sadece birkaç dakikanızı alacak.
    Şu küresel ısınma sorunu varken su harcamak doğrumu? Dediğinizi duyar gibiyim. Fakat düşünürseniz diğer pisliği arındırmaya çalışmaktan daha doğru olduğunu göreceksiniz, tüm ülke ekonomisi adına.
    Hanımlarımızı bilirim. Hemen suyu aka aka bir poşete doldurup evin dışına attıklarında bu pislikten bir ohh deyip kurtulurlar. Oysa nasıl bir genel kirlenmeye sebep olduklarını oturup düşünme zamanı geldi.
    Sokağımızdaki çöplerin yanından geçerken burnumuzu tıkatan kokulardan ve yıllardır sızıp akmış kendine yer etmiş o iğrenç izlerden başkaca korunma yöntemi varmı?
    Ha kanalizasyon için çok iri ve sert olan kemik gibi atıklara gelince, sokağımızda melül melül bekleşen, yiyecek arayan hayvancıklar ne güne duruyor?
    Aslolan belediyelerimizin her atığı ayrı ayrı toplama işlemini başlatması ama ne yazık ki bunu başarabilen çıkmadı bildiğim kadarıyla.
    Gelin fertler olarak biz üstümüze düşeni yapmaya başlayalım. Arınma bir yerlerden başlamalı öyle değimli? Ne oldu her yönüyle temizliği, her şeyin önünde tutan bu topluma?
    0 ...
  18. satilik ulke

    1.
  19. arz yok, ısrarlı talep var. illede alacaklar!..
    satmıyoruz kardeşimm.
    oyuna gelen zavallılar bile istemez bunu.
    tüm gayretler boşuna.
    1 ...
  20. açık şehir

    1.
  21. konuk gelenlerden ziyade programcıyı takip için seyredilen, her gün 15:15 de haber7 tv de yayınlanan program.
    bu gün 70'lerin efsanesi ersen ve dadaşların ersen'inin, bu yaşta muhteşem bir performansla, canlı şarkı söyleyebiliyor olduğunu bana gösteren program.
    0 ...
  22. septimus severius

    1.
  23. roma imparatoru.
    şimdiki adıyla sultanahmet meydanı olan hipodrom, onun zamanında yapılmıştır.
    türist rehberleri 'septimi severyus, teptimi döveryus' diye bir tekerleme uydurmuşlardır ki pek gülünür.
    73 yılında Bizantion Roma'nın Bithynia-Pontus eyaletine bağlandı. imparator Vespasianus kentin gelişimine katkıda bulundu. 193 yılına gelindiğinde Roma imparatoru Septimus Severus Partlar'ın tarafını tutan Bizantion'u kuşatarak kenti yağmalayıp, surları da yıktırdı. Daha sonra ise surları yeniden inşa ettirip kenti imar etti. Yeni binalarla sokakları düzenledi. Hipodrom yapıldı.
    0 ...
  24. ingilizce nickler

    1.
  25. türküm, türküz, türklük, türkiye diye çığrışan arkadaşların bazılarının aldığı isimlerin ingilizce olması durumu.
    üzerinde düşünülmesi gereken olgu.
    3 ...
  26. termik basinc

    1.
  27. havanın ısınıp soğuması ile oluşan basınç tipine termik basınç denir. Sıcaklığın artmasıyla hava genişler, hafifler ve yükselir, yükselen havanın yere yaptığı basıncın azalmasıyla oluşan basınca alçak basınç, sıcaklığın azalmasıyla soğuyan havanın hacmi daralır, ağırlaşır ve alçalır, alçalan havanın yere yaptığı basıncın artmasıyla oluşan basınca ise yüksek basınç denir. Bu şekilde, ısınma ve soğumaya bağlı olarak oluşan basınç merkezlerine termik basınç merkezleri denir.
    1 ...
  28. harita bilgisi

    1.
  29. Yeryüzünün tamamının veya bir bölümünün kuş bakışı görüntüsünün, bir ölçekle düzleme aktarılmasına harita denir. Bir çizimin veya şeklin harita özelliği taşıyabilmesi öncelikle şunlara bağlıdır:

    _ Gösterilecek yerin ölçek dahilinde küçültülmüş olması.
    _ Tam tepeden görünüşün (kuşbakışı görünüş) sağlanmış olması
    _ Bir düzleme aktarılmış olması.
    _ Haritalarda kullanılan işaretlere ait bir lejantın bulunması gerekir. (Bunlar yüzey şekillerini gösteren sembollerdir.)
    _ Çok küçük yüzeyleri gösteren haritalarda yön oku bulunmalıdır. Ancak paralellerin ve meridyenlerin verildiği haritalarda yönler kendiliğinden ortaya çıkacağından yön oku verilmeyebilir.
    0 ...
  30. © 2025 uludağ sözlük