yakın zamana kadar zeka geriliğinden veya aşırı saflıktan kaynaklandığını düşünürdüm fakat galiba yanılmışım.
insanlar duymak istedikleri şeyleri duydukları zaman sorgusuz sualsiz inanmayı tercih ediyor.
sosyo-kültürel çevreleri ve zeka düzeyleri ne olursa olsun insanlar bir gram daha fazla ilgiye mazhar olabilmek için kendi gerçekliklerinden tamamen kopabiliyor.
dolayısıyla sayıları az olan, mental olarak kuvvetli insanlar yeteri kadar ahlaksız olabildikleri zaman istedikleri şeylerin büyük bir bölümünü elde edebiliyor.
bonnie prince billy'nin i see a darkness albümünden bir şarkı. değişik bir kafayla yazılmış. durup dururken ölüm daha çekici gelmeye başlıyor.
i am here, right here
where god puts none asunder
and you, in black dress and black shoe
you do invite me under
go on, go there
you can see me aging
stars turn, balls burn
coming kids are raging
death to everyone is gonna come
and it makes hosing much more fun
death to everyone is gonna come
and it makes hosing much more fun
la la la ...
every terrible thing is a relief
even months on end buried in grief
are easy light times which have to end
with the coming of your death friend
death to everyone is gonna come
and it makes hosing much more fun
death to everyone is gonna come
and it makes hosing much more fun
la la la ...
so strap me on and raise me high
cause buddy i'm not afraid to die
but life is long and it's tremendous
and we're glad that you're here with us
and since we know an end will come
it makes our living fun
death to everyone is gonna come
and it makes hosing much more fun
death to everyone is gonna come
and it makes hosing much more fun
death to me and death to you
tell me what else can we do die do
death to all and death to each
our own god-bottle s'within reach
death to everyone is gonna come
and it makes hosing much more fun
hırsızlığın en acımasız türlerinden biri. bir anlık bakış veya zararsız olduğu sanılan bir kaç kelimeyle bir insanı geceler boyunca uykusuz bırakma sanatı.
istemeden de olsa, hiçbir insanın başka birisine böyle bir şey yapmaması lazım.
insanı mutsuz ettiği söylenemez ama hayata sıkı sıkıya tutunma isteğini köreltiyor. insanı kendine ve diğer insanlara hatta objelere karşı yabancılaştırıyor bu durum.
yoğurdu üfleyerek yemenin bir üst noktası. süt ağzı öyle bir yakmış ki artık yoğurdun yanından bile geçmiyorsunuz. olan size oluyor, sonuçta siz yemeseniz de başkası yiyor o yoğurdu.
çok alengirli, pis ve çirkin bir durum. mesela uslu uslu oturuyorsunuz insanlığa en ufak bir zararınız yok sadece oturuyorsunuz ne bileyim çay veya kahve içiyorsunuz ama işte yan masada devam eden türkiye'nin yetiştirdiği en büyük değerin serdar ortaç mı yoksa demet akalın mı olduğu şeklindeki tartışmaya maruz kalıyorsunuz. sigara gibi düşünün. kullanmıyorsunuz ama bir şekilde etkileniyorsunuz. dert sahibi oluyorsunuz. buna bir son verilmesi lazım artık.
bir aerosmith şarkısı. nine lives albümünün gizli silahı. sözleri çok güzel, altı çizilecek cümleler var. güzel şarkı vesselam.
up in smoke, you've lost another lover
as you take a hit off your last cigarette
strung out, burned out
yeah you're down on your luck
and you don't give a huh!
'til the best part of you starts to...twitch
ain't that a...bitch
freak out
i'm alone now
i feel just like i'm losin' my mind
'cause love is like the right dress
on the wrong girl
you never know what you're gonna find
you think you're high and fine as wine
then you wind up like a dog in a ditch
'cause love is like a wrong turn
on a cold night
yeah, ain't that a bitch(a)
ain't that a bitch, yeah, yeah, yeah
in a daze
in the throws of emotion
you see god in the devil's eyes
then you fall so far from grace
you wouldn't know a kiss
if it was on your face
you go telling to the jury
but you ain't got no case
freak out
i'm alone now
i feel just like i'm losin' my mind
'cause love is like the right dress
on the wrong girl
you never know what you're gonna find
the gal was fine as calamine
but not enough to scratch a seven year itch
'cause love is like the last licks
outta hendrix
yeah, ain't that a bitch
ain't that a bitch, yeah, yeah
then you feel so out of place
lickin' up the arsenic
from the same old lace
you know the stuff is poison
but you gotta have a taste
you gotta freak out
i'm alone now
i feel just like i'm losin' my mind
'cause love is like the right dress
on the wrong girl
you never know what you're gonna find
you think you're high and fine as wine
then you wind up with your face in the ditch
'cause love is like a warm gun
on a cold night
yeah, ain't that a bitch
ain't that a bitch,
melankoliyle, aşk acısıyla falan alakası yok. keyfi gıcır olan insanın yapacağı iş. denizci olmayı istemek gibi bir şey.
bir kişiden veya bir şehirden ayrılmanın insana verdiği tarifi mümkün olmayan hazzı insanı götürdüğü nokta. evet ayrılmak bağımlılık yapıyor, insanın tekrar tekrar yapası geliyor.
ing. konuşma fobisi. lal kelimesinin dilimizde " dili tutulmuş " manasına gelmesi ise hoş bir rastlantı. veya belki de rastlantı falan değil, bilemiyorum.
ing. resmi veya espiritüel öpücükler için kullanılan ingilizce kelime.
espiritüel öpücük nasıl oluyor bilmiyorum ama "şakaaa" diye bağırıp milletin dudadığına yapışıp sonra suçu bu kelimeye atmayın.
ing. bir nesnenin çok kısa bir an için gözünüze görünüp hemencecik ortadan kaybolması.
hoşlandığınız veya aşık olduğunuz kişiyle göz göze geldiğinizi düşünün, en fazla bir kaç saniye sürer ama yaşattığı duygu yoğunluğu tarif edilemez işte o anlık bakışmanın karşılığı gibi bir şey..
bir de bu başlığa ilham kaynağı olan şöyle muhteşem bir eser var tabi;
..
when i was a child i caught a fleeting glimpse,
out of the corner of my eye.
i turned to look but it was gone.
i cannot put my finger on it now
ing. renkler için kullanıldığında "aşırı parlak" manasına gelir. aynı zamanda korkunç ve sansasyonel gibi anlamlara da gelir. "lürid" diye telaffuz edilir.
ing. sürekli bir şekilde bir diyardan başka bir diyara yolculuk etmek. "perıgrineyşın" diye telaffuz edilir. bir de penetration vardır aman bu kelimeyle karıştırmayın.*
kabaca; somon balığı ve muhtelif sebzelerle hazırladığınız iç malzemeyi çiğ kalamarın içine güzelce doldurup kalamarın ağzını bir kürdan marifetiyle kapatıp ızgarada önlü arkalı pişirince ortaya çıkan şaheserin adıdır.