boşanacak çiftin uzlaşma şansı yoksa, eşlerden birinin tazminat yahut nafaka gibi talepleri varsa ve diğer eş bunları ödemeyi reddediyorsa, suçlu-suçsuz arayışı önem kazandıysa bu tarz boşanma davasına çekişmeli boşanma davası denir.
uzun sürer.
tarafların birbirlerini suçlaması esasına dayanır.
duygusal açlık duyan, hayalleri olan, saçları okşansın isteyen bir kadınken; öküzün önde gideni, duygu yoksunu, kütükten bozma bir herifi seviyor olmak.
bir kadını hayata küstüren yegane şeylerden biri de budur zaten.
ki bununla ilgili bir diyalog paylaşırsam durum daha da netleşecektir diye düşünüyorum:
adam: kapıda ayakkabılarını görürüm sanmıştım. gelmemişsin.
kadın: yol yorgunusun, uyumak istersin diye gelmedim. halbuki seni çok özledim.
adam: şimdi uyuyorum, uyanmadan gelmiş ol.
kadın: metresini çağırır gibisin.
adam: ahahaha bohoho yuhahaha
kadın: ...
adam: ben de özledim aşkım. hadi gel.
kadın: sen bugün dinlen. sonra görüşürüz.
adam: peki...
öküzlük yaptığı yetmezmiş gibi özür dilemeyi ve gönül almayı bilmeyenler için öküz sıfatı da az gerçi. bir başka sıfat lazım onlara; böyle katmerli katmerli!
ruhu yamalı, umutları küçük parçalar halinde jülyen doğranmış insanların, her yeni güne umutla bakmaktan ziyade, her yeni güne yeni sorunlar gözüyle bakması sonucu, yaşanması muhtemel yeni gün sorunlarını istemsiz meraka düşmesi.
hayat sanki bir komplo teorisi.
ve tüm dünya sanki namlusunu bana doğrultmuş fırsat kolluyor gibi.
ecelini bekleyen bir faniyim sadece.
kim bilir kaç gözyaşı borcum kaldı yeni doğan güne.
iyi, düşünceli, anlayışlı, yeteri miktarda romantik, ilgili, özenli, vs. iyi özelliklerde birini sevmenin yanısıra tüm bunların aksi özelliklere sahip birini sevmenin de mümkün olabileceği gerçeği düşünüldüğünde sorulması muhtemel soru.
sadece hak edenler sevilseydi aşk acısı olur muydu?