pinkfloyd1965
0 (düz adam)
on birinci nesil yazar 10 takipçi 195.82 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    h z muhammete şiir

    1.
  1. sevinç sevinç berrak
    ve yıldız yıldız parlak
    bir dağ pınarı
    üstünde beyaz bulutların
    ve kuytusunda bir yeşil yamacın

    aziz ruhlar sallamış beşiğini
    veda edip çocuk tazeliğiyle bulutlara
    raks eder gibi iner mermer kayalara
    haykırır sevincini semalara

    dağ geçitlerinde
    önüne katar renk renk çakılları
    ve bağrına basar kardeş pınarları
    çiçeklenir ayak bastığı yerler
    ve nefesiyle yeşerir çimenler

    yoldaşı olur şimdi ırmaklar
    ovaları doldurur gümüş ışıklar
    bir ses yükselir pınarlardan
    'kardeş ayırma bizi koynundan,

    bekliyor yaratan.
    yoksa bizi çölün kumları yutacak
    güneş kanımızı kurutacak

    kardeş,
    dağın ırmaklarını, ovanın ırmaklarını
    hepimizi alıp koynuna
    eriştir bizi yüce rabbına
    ezelî derya'nın yanına.'

    peki, der, dağ pınarı
    kendinde toplar bütün pınarları
    ve haşmetle kabarır göğsü, kolları

    ülkeler açılır uğradığı yerlerde
    yeni şehirler doğar ayaklarının altında...
    kulelerin alev zirvelerini
    ve haşmetli mermer saraylarını
    bırakıp arkasında

    yürür mukadder yolunda
    dalgalanır başının üstünde binlerce bayrak
    ihtişamının şahitleri
    evlatlarını rabbine ulaştırarak
    karışır ilahî ummana coşarak!

    Von goethe
    1 ...
  2. askerde silahla fotoğraf çektirmek

    1.
  3. tuvalet temizlersin, paspasçılık görevi yaparsın, yemekhanede akşama kadar bulaşık yıkarsın, nerde gereksiz iş var onu yaparsın fakat ağzında rambo bıçağıyla elinde g3'le mg3'le ve çeşitli silahlarla fotoğraf çektirirsin. olum askerde ne yaptığın belli, o elindeki silahı kaç kez kullandın, askerliğini vietnam'da mı yaptın ?
    1 ...
  4. soneler

    1.
  5. william shakespeare'in şiirlerinin toplandığı kitaptır. eleştirmenlere göre shakespeare'i şiir konusunda piramidin tepesine çıkarmıştır. şiir severlere okumalarını şiddetle öneririm.
    2 ...
  6. dantenin aşkı

    1.
  7. çoğu insan bilmesede tarihin en büyük aşklarından biri dante'nin beatrice'e karşı duyduğu karşılıksız aşktır. dokuz yaşındayken kendisinden bir yaş küçük beatrice'ye aşık olduğu kesin olarak bilinmektedir. komşuları floransa'lı şövalyelerden olan folco di ricovero de' portinari'nin kızı beatrice ile komşularının evindeki bir eğlence sırasında tanışmıştı. tanıştığı ilk andan beri dante beatrice'e büyük bir tutkuyla bağlandı. beatrice ile ikinci kez karşılaştığında on sekiz yaşındaydı, bu ikinci karşılaşmadan sonra beatrice'e olan sevgisi daha da derinleşti. beatrice'e olan aşkı yazımını ve şiire olan bakış açısını büyük oranda etkileyecekti; ilahi komedya'nın tohumlarını atan belki de beatrice'ye olan aşkıydı. dante aşkından sevgilisine hiçbir zaman söz etmemiştir, nitekim 1288 yılında beatrice floransa'lı şövalyelerden simone dei burdi ile evlendi. fakat beatrice evliliğinden sadece iki sene sonra, 1290'da, yirmi dört yaşında öldü. beatrice'nin ölümünden sonra dante çalışmalarına daha sıkı sarılmış, latin edebiyatı ve felsefeye kendisini adamıştır. kuşkusuz beatrice'nin ölümü dante için büyük bir şoktu ve yazarın yazım hayatını da fazlasıyla etkiledi. beatrice'nin çok genç bir yaşta ölmesi, dante'nin onu ölümsüzleştirmesine yol açmış, fikriyatında beatrice'ye maddi, ölümlü ve insani bir görünümden ziyade manevi, ölümsüz ve ilahi bir görünüm vermesine neden olmuştur ve eşsiz eseri ilahi komedya'yı yazmıştır. ilahi komedya'da; beatrice'in isteği doğrultusunda dante sevdiğini görmek için dünyadan cennete yolculuk yapar. bu yolculuğu cehennemden başlar, arafa araftan sonra da cennete giderek son bulur. bu yolculuk esnasında cehennemde dante'ye vergilius eşlik eder. bu o kadar büyük bir aşktır ki ilahi komedya'nın doğmasına neden olmuştur.
    2 ...
  8. üç fidanın asılmamasını isteyen ünlü sanatçılar

    1.
  9. o dönemin teknolojisi düşünüldüğünde kısa sürede 22 bin gibi çok fazla sayıda imza toplanır. "olağanüstü koşullara rağmen ülkenin değişik köşelerinde insanlar idam cezasına karşı imza topluyor, cezaevlerinde veya yurt dışında devrimciler açlık grevine yatıyor. uluslararası af örgütü, başbakan'a, "infazları durdurun" diye başvuruyor, ankara'daki yabancı büyükelçiler, merkezlerinin talimatıyla dışişlerine başvurarak idama mani olmaya çalışıyorlardı. tam o günlerde cumhurbaşkanı cevdet sunay'a dünyanın en seçkin sanatçı ve aydınlarından, "infazların yapılmaması için tüm yasal imkanlarını kullanmasını isteyen bir mektup geldi. mektubun altındaki imzalardan bazıları şunlardı:

    (bkz: pablo picasso)
    (bkz: louis aragon)
    (bkz: pablo neruda)
    (bkz: samuel beckett)
    (bkz: andre malraux)

    sunay toplanan 22 bin imzaya da, inonü'nün yalvarmasına da, babaların çığlığına da, kendi genel sekreterinin mütalaasına da batılı ülkelerin uyarısına da aldırmadı. infaz emrini hiç bekletmeden imzaladı."
    1 ...
  10. very cupcake

    1.
  11. ankara'da birden fazla şubesi olan renk renk keklere sahip olan mekandır. bence kekleri fazla abartılmaktadır. fiyatları da pahalı. yediğiniz zaman vay beeee ne kekti öyle ne kadar da lezzetliydi diyeceğiniz tek bir kek bile yok.
    1 ...
  12. demir kafeste dolaşan aslan

    1.
  13. demir kafeste dolaşan aslan

    demir kafeste dolaşan aslana bak.

    bak onun gözlerine:

    çelik çıplak

    iki hançer gibi taşır sarı gözlerinde kinini

    kaybetmeden temkinini

    yaklaşır

    uzaklaşır

    gelir

    gider.

    bulamazsın tasma asmaya yer

    tüylü kalın boynunda onun.

    yanarken sarı sırtında kırbaç izleri

    gerilir bakır pençeler taşıyan dizleri

    yelesi diken diken dikilir mağrur kafasında...

    yaklaşır

    uzaklaşır

    gelir, gider

    gider, gelir...

    zindanın duvarında kardeşimin gölgesi

    kâh iner, kâh yükselir...

    nazım hikmet
    1 ...
  14. geleceğe dair inancın yitirilmesi

    1.
  15. üst üste gerçekleşen kötü olaylar ve şanssızlıklar doğrultusunda gerçekleşir. bunda karşınıza çıkan insanların da büyük payı vardır. ilk başta geleceğe olan inancınızı yitirirsiniz ve uzun bir süre bu şekilde yaşarsınız. daha sonra yaşadığınız yaşamı kabüllenip hayal kurmamaya başlarsınız.
    3 ...
  16. üç büyük dindeki yedi büyük günah

    1.
  17. islam

    1-allah'a şirk koşma
    2-büyücülük
    3-haksız yere insan öldürme
    4-savaştan kaçmak
    5-yetim hakkı yemek
    6-faizcilik
    7-namuslu bir kadına iftira atma=zina=livata

    hristiyanlık

    1-kibir
    2-açgözlülük
    3-şehvet düşkünlüğü (zina)
    4-kıskançlık
    5-oburluk
    6-öfke
    7-tembellik

    musevilik

    1- puta tapmak
    2- yalan yemin
    3- cumartesi çalışmak
    4- hırsızlık
    5- haksız yere insan öldürmek
    6- yabancı bir kadınla zina
    7- faiz= domuz eti yemek
    3 ...
  18. üniversitenin hiç bitmeyeceği hissi

    1.
  19. pek çok insanın aksine iğrenç bir üniversite hayatım oldu.okuduğum dört buçuk yıl boyunca sürekli üniversiteyi bırakmanın hayallerini kurdum fakat bir türlü nasip olmadı. geceleri günlerce ağlamışlığım vardır. o kadar kötüydü ki askerliğim bile öğrencilik hayatımdan daha güzeldi ( askerliğimi hatay serinyol'da ve nizip mülteci kampında yaptım günlük on iki saat nöbetim vardı) nasıl bir yer olduğunu bilen iyi bilir türkiye'de en kötü askerlik yapılacak yerlerden biridir. neyse olaya gelelim üniversitede öğrenciyken üniversite hiç bitmeyecek gibi, bazı dersleri hiç geçemeyeceğim gibi geliyordu örneğin; mekanizmalar, akışkanlar mekaniği, ısı transferi, mesleki ingilizceler...fakat nasıl olduysa zorda olsa bu derslerden geçtim ve üniversiteyi bitirdim sonrası mı? yıllar önce mezun olmama rağmen düzenli olarak hala haftada en az bir kez rüyalarımda üniversiteyi görüyorum. sınavlara geç kalıyorum ya da kaçırıyorum, bütün vizelerim ve finallerim kötü geçiyor üniversite uzadıkça uzuyor. verdiği hissi anlatamam, yaşayan bilir. bu durumu sadece benim yaşadığımı sanıyordum fakat bazı insanlarda benzer vakaları görmek beni sevindirdi.

    not:hiç bitiremeyenler olsada her şeyin bir sonu olduğu gibi üniversitenin da bir sonu var ve bitiyor arkadaşlar ama psikolojik etkileri hiç bitmiyor.
    11 ...
  20. efsanevi kılıçlar

    1.
  21. 1- balmung

    odin’in ikiye bölünen kılıcının (gram) siegfried tarafından birleştirilmesiyle oluşan sihirli kılıçtır. siegfried’ın hagen tarafından öldürülmesinden sonra kılıç hun imparatoru atilla’ya geçmiştir.

    2- kusanigi

    japon mitolojisi’ndeki efsanevi kılıçlardan biridir. çeşitli video oyunlarında da yer verilen kılıç, katanaya benzer güçlü bir kılıçtır. japon efsanelerinde ve geleneklerinde önemli bir yere sahiptirler.

    3- durandal

    fransız kahraman roland’ın kılıcının ismidir. efsaneye göre bu kılıç sayesinde hiç bir savaş kaybedilmemiştir. 12. yüzyılda roland kılıcını uçurumun kenarından fırlatmıştır ve kılıç kayalıklara saplanmıştır.

    4- muramasa’nin kilici

    japon tarihinde efsanevi iki katana tipi kılıç türünden birisidir. efsanelerde kötülükler için kullanıldığı söylenir. uzunluğu 60 ile 73 cm arasında değişmektedir ve samuraylar için kullanılması en zor ve tehlikeli olan kılıçlardan birisi olmuştur.

    5- masamune

    masamune, diğer katana tipi bir kılıç türüdür. masamune isimli bir demir ustasının yaptığı bu kılıç, jappon tarihinin en güçlü ve keskin kılıçlardan birisi olarak bilinir. efsaneye göre bir kayaya vurulduğunda o kayayı ortadan ikiye ayıracak keskinliktedir.

    6- joyeuse

    fransızların ünlü kralı şarlman’ın kılıcıdır. joyeuse ismiyle bilinen kılıç, şarlman ile beraber görülmüştür. efsanevi kılıç bugün louvre müzesi’nde sergilenmektedir.

    7- william wallace kilici

    iskoç tarihinin özgürlük için canını veren ulusal kahramanı william wallace’ın kılıcıdır. efsanevi özgürlük savaşçısı william wallace, bu kılıçla girdiği çoğu savaştan zaferle ayrılmıştır ve idam edilmesine rağmen halkının özgürlüğe kavuşmasında büyük rol oynamıştır.

    8- goujian’in kilici

    çin’in efsane kahramanlarından birisi olan goujian’ın kılıcıdır. arkeologlar tarafından 1965 yılında bulunan bu kılıcın kayıp bir çin medeniyetinden kalma olduğu söyleniyor. 2000 yıl önce yapılmasına rağmen bulunduğunda hiç bir zarar görmediği anlaşılmıştır.

    9- 7 dalli kiliç

    asya kıtasında efsanevi olarak bilinen sıradışı bir kılıçtır. tam olarak kime ait olduğu bilinmeyen bu kılıcın, çin, kore ve japon mitolojisinde yer aldığı ve efsanevi bir kılıç olduğu söylenmektedir.

    10- taşa saplanan kiliç

    efsanevi britanya kralı arthur’un taşıdığı, glaston gölü ve avalon adası’nın leydisi vivien tarafından kendisine verilmiş olan kılıçtır. yeryüzüne düşen bir meteorun madeninde yapıldığı söylenen kılıcı, kral arthur saplandığı taştan çekip çıkarma başarısını göstererek, gücünü ve hakimiyetini ispatlamıştır.
    5 ...
  22. pişmanlık yaşamak istemeyenlere tavsiyeler

    1.
  23. 1) insanlara değerinden fazla değer vermeyin.
    2) elinize herhangi bir fırsat geçerse, o fırsatı küçümseyip kaçırmayın.
    3) yakın çevrenizdeki insanlara derdinizi anlatmayın çünkü sizi tanıyan başka insanlara derdinizi anlatma ihtimalleri yüksek.
    4) duygularınızla değil, aklınızla hareket edin.
    5) insanlara ikinci bir şans vermekten kaçının.
    6) olmayacak ilişkilerin peşinde koşmayın; yeni gerçekleşecek ilişkilere açık olun.
    7) araya mesafe girmiş, aradan yıllar geçmiş olan biten dostlukları tekrar başlatmayın çünkü dostlarınız eski dostlarınız değil.
    8) iş hayatında kimseye güvenme, anında satarlar.
    9) kendinizi boştan yere üzmeyin, canınızı sebepsiz yere sıkmayın; kendini üzmekle, canınızı sıkmakla elinize hiçbir şey geçmiyor.
    10) hayatta ne istediğini bilmeyen hep arayış içerisinde olan insanlardan uzak durun...
    3 ...
  24. fazla kitap okumanın kötü yanları

    1.
  25. 1) asosyal yapar.
    2) insanların kusurlarını daha iyi görmenizi sağlar.bu durum lehinize değildir.
    3) yalnız olmanıza neden olur sizi sosyal olmaktan uzaklaştırır.
    4) egonuzun gereksiz yere yükselmesine neden olur.
    5) insanları eleştirmenize ve yetersiz görmenize neden olur.
    6) insan ilişkilerinizin sığlaşmasına neden olur...
    şunu açıkça söylemeliyim ki; fazla kitap okumanın yararından çok zararı vardır. çok kitap okuyanlara dikkat ederseniz, mutlaka bir kişilik bozukluğuyla karşılaşırsınız ve hayatında yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. size hiç kitap okumayın demiyorum fakat ölçülü olmakta fayda var. bilgiye aç olan bir kişilik yapısına sahip olup hayatınızı bu uğurda sürdürmek yerine mutlu olmayı ve kendinize zaman ayırmanızı öneririm. hayatın esas amacı mutlu olmaktır.
    9 ...
  26. antik çağda dünyanın yedi harikası

    1.
  27. bizanslı filo tarafından mö 225’te hazırlananan ve antik çağ’da dünyanın 7 harikası olarak kabul edilen yapıtlar ve hikayeleri :

    büyük piramit

    eski mısır’ın giza kentinde bulunan büyük piramit bu yedi eserin en eskisidir ve günümüze kadar gelebilmiştir. bugünkü kahire kentinin hemen yanındaki çöldedir. arapların ‘insan zamandan korkar, zaman da piramit’ten korkar.’ atasözü görkemli büyük piramit’in insanlarda uyandırdığı duyguları özetler. mö 2560 dolaylarında mısır firavunu kufu’ya mezar olması için yapımına başlanan büyük piramit ilk piramit değildir. ondan önce ve sonra yapılmış ama hepsi de ondan küçük 40 dolayında piramit daha vardır. firavunların kendilerine mezar olarak piramit yaptırma geleneği kufu’dan 200 yıl kadar önce, firavun zoser ile mö 2750’li yıllarda başlamıştır.
    firavun kufu ölünce büyük piramit’in içinde, özel olarak hazırlanmış, gizli bir odaya konmuştur. tabanı kare şeklinde olan büyük piramit’in bir kenarı 229 m’dir. her biri 2 tondan daha ağır, iki milyon taş bloktan oluşur. bu öylesine büyük bir kaya kütlesidir ki eğer uygun şekilde kesilebilseydi, bu kayalarla 2 m yükseklikte ve 30 cm genişlikteki bir duvarla türkiye’nin çevresi sarılabilirdi. yapımı 20 yıldan çok süren büyük piramit’in nasıl yapıldığı, dev kaya blokların nasıl yerleştirildiği, hâlâ tam olarak anlaşılamamıştır. yapıldığında 145,75 m yüksekliğinde olan büyük piramit’in aradan geçen binlerce yılda üstten 10 m’si aşınmış, yok olmuştur. yine de 3800 yıl boyunca insan yapımı en yüksek yapı olma özelliğini korumuştur (yapımı 1092’den 1311’e dek süren, ingiltere’deki lincoln katedrali 160 m’lik yüksekliğiyle büyük piramit’i geçmiştir.)

    babil'in asma bahçeleri

    babil, bugünkü irak’ta, bağdat kentinin 90 km kadar güneyinde fırat ırmağının kıyısında yer alıyordu. antik dünyanın yedi harikasından biri olan asma bahçeleri de buradaydı. bu bahçeler babil kralı nabukadnezar ii’nin emriyle mö 600’lü yıllarda yapılmıştır.nabukadnezar ii’nin amacı yalnızca çok sevdiği eşi amitis’i mutlu etmekti. amitis bir med’di ve doğup büyüdüğü med ülkesi de dağlık ve yeşillikti. nabukadnezar ii eşini avutabilmek ve onun dağlara, güzel bitkilere olan özlemini giderebilmek için ağaçlık, çiçeklerle süslü ve teraslar halinde yükselen bu bahçeleri yaptırdı. daha doğrusu eski yunan tarihçilerin anlatılarına göre böyle olduğu düşünülüyor. tarihi belgelerde babil’in asma bahçeleri’nden ilk kez berossus adında kaldeli bir rahip mö 4. yüzyılda söz ediyor. sonra onun betimlemeleri yunan tarihçilerce geliştirilmiş ve ayrıntılandırılmış.
    gerçekte bu bahçeleri hiç görmemiş olan yunan tarihçilerin betimlemelerine karşın yıllar boyunca babil’de yapılan arkeoloji kazılarında çıkan kil tabletlerde asma bahçelere ilişkin hiçbir anlatıma rastlanamamış durumda. bu nedenle günümüzde tarihçiler artık biraz farklı düşünüyor. onlara göre büyük iskender’in askerleri verimli mezopotamya’ya vardığında ve babil’i gördüğünde çok etkilenmiş olabilir. vatanlarına dönen askeler babil’in verimli bahçelerini, palmiye ağaçlarını, nabukadnezar’ın sarayını ve büyük zigguratları biraz da düş güçlerini kullanarak abartılı biçimde anlatmış olabilir. bunları dinleyenler ve özellikle de ozanlarla tarihçiler bütün bu öğeleri harmanlayarak aslında var olmayan, eşsiz bir yapıt, babil’in asma bahçeleri’ni yaratmış olabilir. günümüzde bazı arkeologlar hala babil’in asma bahçeleri’ni arıyor. eğer var oldularsa bahçelerin mö 2. yüzyılda arka arkaya yaşanan birkaç depremle yıkılmış olduğu sanılıyor.

    artemis tapınağı

    artemis tapınağı, yunan av, doğa ve verimlilik tanrıçası artemis için yapılmıştı. izmir’in 50 km kadar güneyinde, selçuk kasabasının yanındaki efes antik kentinde yer alıyordu. tapınak büyük lidya kralı krozüs’ün emriyle yapıldı. aslında artemis tapınağı öteki tapınaklara çok benziyordu ama onlardan hem çok daha büyüktü (110 m’ye 55 m boyutlarındaydı ve 20 m’lik sütunları vardı) hem de içi ve çevresi dönemin en yetkin heykeltraşlarının yaptığı bronz ve gümüş heykellerle süslenmişti. tapınak dinsel bir kurum olmanın yanında zamanla bir pazar yeri olarak da işlev görmeye başladı. yüzlerce yıl boyunca tüccarların, gezginlerin, sanatçıların ve kralların gidip değerli armağanlar sunduğu bir hac yeri oldu. yaklaşık 200 yıl ayakta kalan bu eşsiz yapıtı mö 356’da kendi adını ölümsüzleştirmek isteyen (ve bunu başaran) herostratus adlı bir deli yaktı. sonra tapınak onarıldı ve yine dinsel bir çekim merkezi oldu. 262’de istilacı gotlar’ın yıktığı tapınak tanrıçaya inananlarca bir kez daha yapıldı. 401’de hıristiyan şövalyeler yıktıktan sonra yeniden restore edilemedi.

    zeus heykeli

    antik çağ’ın yedi harikasından bir başkası olan zeus heykeli, yunanistan’ın batı kıyılarında atina’dan 150 km uzakta yer alan antik olimpia kentindeydi. bu, o dönemde yunanların en büyük tanrısının, tanrıların kralının heykeliydi. antik olimpiyat oyunları onun onuruna düzenlenirdi. bölgedeki bütün kent devletleri ona saygı duyardı; olimpiyatlar başladığında herkes, eğer savaşanlar varsa onlar da savaşa ara vererek olimpiyatlara katılırdı. mö 450’de yapılan zeus tapınağı’nın basit ve sıradan bir görünümü vardı. bunun üzerine içine büyük bir zeus heykeli yerleştirilmesi düşünüldü. bu heykeli yapma görevi de dönemin ünlü heykeltraşı fidiyas’a verildi.
    fidiyas görkemli heykeli mö 430 dolaylarında, sekiz yılda yaptı. yaklaşık 12 m boyundaki zeus heykeli altın ve fildişiyle bezenmişti. zeus’un oturduğu sedir ağacından taht da fildişi, altın ve başka değerli taşlarla süslenmişti. zeus sağ elinde zafer tanrısı nike’nin, fildişi ve altından heykelini, sol elinde de ucunda tünemiş bir kartal heykelinin bulunduğu asasını tutuyordu. sandaletleri ve örtüsü altındandı. tapınak 426’da yıkıldı. ama zeus heykeli daha önce bazı varlıklı yunanlarca istanbul’a getirilmişti. 462’de çıkan büyük bir yangında yok oldu. ne yazık ki bu görkemli heykelin hiçbir kopyası günümüze kadar gelemedi.

    rodos heykeli

    antik yunan kenti rodos’taki büyük heykel antik çağ’ın yedi harikasından biriydi. yaklaşık 32 m boyundaki bronz ve demirden yapıt o dönemin en yüksek heykeliydi. güneş tanrısı helios için yapılan heykelin yapımı mö 294 ile 282 yılları arasında, 12 yıl sürmüştü. heykelde rodos’un koruyucusu güneş tanrısı helios, başından ışınlar çıkan çıplak bir erkek olarak betimlenmiştir. helios sağ elinde bir lamba ya da meşale tutmaktadır. rodos heykeli yalnızca 56 yıl ayakta kalabilmiştir. mö 226’daki şiddetli deprem sırasında en zayıf yeri olan dizlerinden kırılmış ve devrilmiştir. devrik heykel o durumda 880 yıl boyunca kalmıştır. ünlü tarihçi pilini, devrik heykelin başparmağının neredeyse sıradan bir insan boyunda olduğunu ve çok az kişinin onu tek başına kollarıyla sarabildiğini söyler. 654’te demir ve bronzundan yararlanmayı düşünen bir tüccara satılmıştır. heykelin parçalarını taşımak için 900’den çok deve gerekmiştir. rodos heykeli, ortaçağ’dan beri yanlış olarak söylenegeldiği gibi limanının girişinde bacakları açık duracak şekilde yapılmamıştır.

    mausolus'un anıt mezarı (mozole)

    büyük piramit kadar olmasa da kral mausolus’un mezarı da çok büyüktü. etkileyici bir görünümü vardı ve halikarnas’a hakim bir noktadaydı. bugün kullandığımız ‘mozole’ sözcüğünün çıkış noktası da bu anıt mezardan dolayı kral mausolus’un adıdır. o dönemde pers imparatorluğu sınırlarını anadolu’ya kadar genişletmişti. persler böyle büyük bir imparatorluğu ancak kendilerine bağlı yerel, küçük krallıklarla yönetebiliyordu. muğla ve denizli çevresine egemen karya krallığı da bunlardan biriydi. bu küçük krallığı mö 377’den 353’e kadar kral mausolus yönetti. anıt mezarın yapımını o başlattı. yapıt onun ölümünden 3 yıl sonra, mö 351’de, tamamlanabildi ve 1600 yıl boyunca dayandı.
    on beşinci yüzyılın başlarında st. john şövalyeleri bodrum kalesini yapana kadar anıt mezar güzelliğinden çok az şey yitirmişti. şövalyeler 1494’te kaleyi güçlendirmek için
    anıt mezarın taşlarını kullanmaya başladı. 1522’ye gelindiğinde mezardan geriye hiçbirşey kalmamıştı. bugün bodrum kalesi bütün görkemiyle duruyor. anıt mezardan getirilen
    mermer blokları kalenin duvarlarında seçmek olanaklı.

    iskenderiye feneri

    yedi harika arasında etkileyici güzelliğinin yanı sıra günlük yaşamda insanların işine yarayan tek yapıt iskenderiye feneri’dir. büyük piramit’ten sonra zamanının en yüksek yapısı olduğu ileri sürülürdü. büyük iskender’in ölümünden sonra onun komutanlarından ptolemi soter (ptolemi i) mısır’a egemen oldu. denizfenerinin yapımını mö 290’lı yıllarda o başlattı ama bittiğini göremedi. anıtsal denizfeneri mö 280 dolaylarında tamamlandı. iskenderiye limanının girişindeki faros adasında bulunan denizfenerinin 110 m’den biraz daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. fenerin ışığı kıyıdan 50 km öteden görülürdü. üzerinde bulunduğu adadan dolayı faros denizfeneri olarak da bilinirdi. faros sözcüğü de bu anıtsal yapıdan sonra birçok dilde denizfeneri anlamında kullanılmaya başlandı. 1303 ve 1323’teki şiddetli depremlerde büyük hasar gören eşsiz yapıt bakıma alınmadı ve sonra da yavaş yavaş yıkıldı. 1477’de memlük sultanı kayıtbay, iskenderiye’nin savunmasını güçlendirmek için faros adasına onun yıkıntılarından bir hisar yaptırdı.
    3 ...
  28. dante nin aşkı

    1.
  29. çoğu insan bilmesede tarihin en büyük aşklarından biri dante'nin beatrice'e karşı duyduğu karşılıksız aşktır. dokuz yaşındayken kendisinden bir yaş küçük beatrice'ye aşık olduğu kesin olarak bilinmektedir. komşuları floransa'lı şövalyelerden olan folco di ricovero de' portinari'nin kızı beatrice ile komşularının evindeki bir eğlence sırasında tanışmıştı. tanıştığı ilk andan beri dante beatrice'e büyük bir tutkuyla bağlandı. beatrice ile ikinci kez karşılaştığında on sekiz yaşındaydı, bu ikinci karşılaşmadan sonra beatrice'e olan sevgisi daha da derinleşti. beatrice'e olan aşkı yazımını ve şiire olan bakış açısını büyük oranda etkileyecekti; ilahi komedya'nın tohumlarını atan belki de beatrice'ye olan aşkıydı. dante aşkından sevgilisine hiçbir zaman söz etmemiştir, nitekim 1288 yılında beatrice floransa'lı şövalyelerden simone dei burdi ile evlendi. fakat beatrice evliliğinden sadece iki sene sonra, 1290'da, yirmi dört yaşında öldü. beatrice'nin ölümünden sonra dante çalışmalarına daha sıkı sarılmış, latin edebiyatı ve felsefeye kendisini adamıştır. kuşkusuz beatrice'nin ölümü dante için büyük bir şoktu ve yazarın yazım hayatını da fazlasıyla etkiledi. beatrice'nin çok genç bir yaşta ölmesi, dante'nin onu ölümsüzleştirmesine yol açmış, fikriyatında beatrice'ye maddi, ölümlü ve insani bir görünümden ziyade manevi, ölümsüz ve ilahi bir görünüm vermesine neden olmuştur ve eşsiz eseri ilahi komedya'yı yazmıştır. ilahi komedya'da; beatrice'in isteği doğrultusunda dante sevdiğini görmek için dünyadan cennete yolculuk yapar. bu yolculuğu cehennemden başlar, arafa araftan sonra da cennete giderek son bulur. bu yolculuk esnasında cehennemde dante'ye vergilius eşlik eder. bu o kadar büyük bir aşktır ki ilahi komedya'nın doğmasına neden olmuştur.
    4 ...
  30. satrançta rusların üstünlüğü

    1.
  31. şampiyon olan rus satranç ustalarına ve şampiyonluk sürelerine bakıldığı zaman ortaya çıkan durumdur.
    (bkz: alexander alekhine) 1927-1935
    alexander alekhine 1937-1946
    (bkz: mikhail botvinnik)1948-1957
    (bkz: vassily smyslov) 1957-1958
    mikhail botvinnik 1958-1960
    (bkz: mikhail tal) 1960-1961
    mikhail botvinnik 1961-1963
    (bkz: tigran petrosian) 1963-1969
    (bkz: boris spassky) 1969-1972
    (bkz: anatoly karpov) 1975-1985
    (bkz: gary kasparov) 1985-1993
    anatoly karpov 1993-1999
    (bkz: alexander khalifman) 1999-2000
    (bkz: vladimir kramnik) 2006-2007
    3 ...
  32. en iyi savaş konuşmaları

    1.
  33. 1) alparslan: beyaz elbise kefenim olsun!

    alparslan, 20 ocak 1029’da doğdu. bâtınî sapık fırkasına mensup yusuf el-harezmi’nin saldırısıyla yaralandı, 25 ekim 1072 tarihinde öldü. büyük selçuklu devleti hükümdarı.. türk milleti’nin en büyük kahramanlarından.. 27 nisan 1064’te selçuklu tahtına çıktı. azerbaycan ve gürcistan’ı fethetti. 1071 malazgirt zaferi ile anadolu’nun kapılarını türkler’e açtı. anadolu’nun bir türk ve islâm yurdu olmasını sağladı.

    26 ağustos 1071 cuma sabahı bizans ve selçuklu kuvvetleri malazgirt ovası’nda savaş düzeni almıştı. sultan alparslan, son kez, bizans imparatoru romanes diogenes’e barış teklifinde bulundu. fakat, bizans imparatoru bu teklifi reddettiği gibi daha da ileri giderek barış görüşmelerinin ancak selçuklular’ın başkenti rey şehrinde yapılabileceğini bildirdi.

    savaşın kaçınılmaz olduğunu gören alparslan, beyazlar giyinmiş, atından inip secdeye kapanmış allah’a yalvarıyordu:

    “ya rabb! seni kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum.

    ey rabbim! niyetim hâlistir, bana yardım et; sözlerimde hilâf varsa beni kahret. eğer kalbimdeki düşüncelerimi bu dilimle söylediğim sözlerime uygun bulursan düşmanlara karşı yaptığım bu cihad’da benden yardımını esirgeme, her müşkili bana kolay yap!.”

    alparslan, secdeden başını kaldırıp beylerine ve askerlerine şöyle hitap etti:

    “kumandanlarım, askerlerim!

    biz ne kadar az olursak olalım, onlar ne kadar çok olurlarsa olsunlar, daha fazla bekleyemeyiz. bütün müslümanlar’ın minberlerde bizim için duâ ettikleri şu saatte kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. ya muzaffer olur, gayeme ulaşırım; ya şehid olur cennete giderim.

    beni takip etmek isteyenler arkamdan gelsin. takip etmek istemeyenler diledikleri yere gitsinler!

    bugün burada emir veren bir sultan yok; emredilen bir asker de yok. bugün ben sizlerden biriyim, sizlerle birlikte savaşan bir gâziyim.

    peşimden gelen ve nefislerini yüce allah’a adayanlardan şehid olanlar cennete, sağ kalanlar ise ganimete kavuşacaklardır. ayrılanları âhirette ateş, dünyada ise şerefsizlik beklemektedir!”

    ey askerlerim!

    eğer şehid olursam, bu beyaz elbise kefenim olsun. o zaman rûhum göklere çıkacaktır. melik-şâh’ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. zaferi kazanırsak, önümüzde çok hayırlı günler olacaktır.” (prof. dr. mehmet şeker, fetihlerle anadolu’nun türkleşmesi ve islâmlaşması, 5. baskı, diyanet işleri başkanlığı yayınları, ankara 1999. s.27-28; büyük türk zaferleri, hazırlayan: sıdıka gürer, tercüman gençlik yayınları, istanbul. s. 15-16)

    alparslan, atının kolonlarını sıktı ve kuyruğunu bağladı. askerleri de aynı heyecanla tüm hazırlıklarını tamamlayıp bizans’a karşı harekete geçtiler. alparslan, ölümü göze aldığı bu savaş sonucu, anadolu’nun kapılarını türkler’e açmıştır.

    2) mussolini: geri alınamayacak karar zamanı geldi!

    benito mussolini, 1883 yılında italya’nın predappio şehri yakınlarında dünyaya geldi. 1945’te kurşunlanarak öldürüldü. diktatör… faşizmin kurucusu. babası, koyu bir sosyalistti. bir süre öğretmenlik yaptı. 1921’de milano’dan milletvekili seçildi. bir süre sonra da faşist partisi şefi olan mussolini, ikbal merdivenlerini kısa sürede tırmanarak 3 ocak 1925 tarihinde italya’nın başına geçti, ölünceye kadar tek lider..

    mussolini, 22 mayıs 1939’da hitler’le anlaşarak ii. dünya savaşı’na girdi. hitler’le yaptığı anlaşmayla gücüne güç kattığını sanan mussolini, bir süre sonra alman kuvvetlerinin üst üste aldığı yenilgilerle hayalkırıklığına uğradı. müttefiklerin sicilya’ya çıkarma yapmaları üzerine metresiyle beraber almanya’ya kaçmak üzere yola çıkan mussolini, yakalanarak idam edildi.

    mussolini, 10 haziran 1940’ta italya’nın almanya’nın yanında ii. dünya savaşı’na katıldığını ilân etti. mussoli’nin ülkesinin savaşa katıldığını ilân eden konuşması şöyledir:

    “karanın, denizin ve havanın kahramanları, ihtilâlin kara gömlekliler’i ve birlikler, italya’nın, imparatorluğun ve arnavutluk’un erkek ve kadınları, dinleyin!

    kaderin bizim için hazırladığı saat çalıyor. geri alınamayacak karar zamanı geldi. büyük britanya ve fransa elçilerine harp ilânının metinleri verildi.

    italyan halkının yürüyüşünü her zaman önleyen ve çok defa onun aleyhine fesat plânları hazırlayan zenginlerin ve reaksiyonerlerin demokrasilerine karşı sahraya çıkıyoruz.

    tarihin son çağının müteaddid on senesine olup bitenleri şöyle özetleyebiliriz: lâfı güzâf, vaadler, şantaj tehditleri, ve nihayet rezil milletler cemiyeti’niıı elli-iki milletle taçlandırılması.

    vicdanımız kesinlikle tertemiz.

    sizi gören bütün dünya şahittir ki, faşist italya avrupa’yı kaplayan fırtınadan kendini sakınmak için mümkün olan her şeyi yaptı, ama nâfile.

    antlaşmaları milletlerin hayatî çıkarları göz önünde bulundurularak ve onlara ebediyen dokunulamayacağını düşünmeyerek değiştiren şartlara uydurmakla bunun önüne geçilebilirdi.

    bilhassa onları kabul eden milletler için öldürücü olduğu ispat edilen aptalcasına garantiler vermemekle bunun ününe geçilebilirdi.

    führer’in, 6 ekimde, polonya kampanyasından sonra yaptığı teklifi reddetmemekle bunun önüne geçilebilirdi.

    şimdi bütün bunlar artık birer mazi.

    eğer bugün harbin gerektirdiği fedakârlıkları göze aldı isek şerefimiz, menfaatlerimiz ve istikbalimiz bunu gerektiriyor ve çünkü bir millet yüklendiği sorumlulukları kutsal addettiği ve tarihin seyrini tayin eden yüce tecrübelerden ve meşakkatlerden kaçınmadığı zaman gerçekten büyüktür.

    kara ve deniz sınırlarımızın meselelerini çözdüğümüz için şimdi silâha sarılıyoruz. bizi kendi denizimizde (akdeniz) mahsur tutan bölgesel ve askeri zincirleri kıracağız çünkü, 45 milyonluk bir ülke okyanuslara açılamadığı takdirde hiç bir zaman gerçekten hür sayılamaz.

    bu muazzam çatışma, ihtilâlimizin mantıkî gelişmesinin sadece bir safhasıdır. bu, dünyanın bütün zenginliklerine ve altınlarına aç kurtlar gibi sarılarak insanları aç bırakanlara karşı çok sayıda fakir halkın mücadelesidir.

    çökmekte olan insanlara karsı başarılı insanların, faydalı insanların çalışmasıdır. iki çağın, iki fikrin çatışmasıdır.

    artık ok yayından çıktı ve azmimiz gerideki köprüleri yıktı.

    italya’nın, deniz ve kara sınırlarındaki diğer halkları kendisi ile beraber bu çatışmaya sürüklemeyeceğini bütün samimiyetimle ilân ediyorum. isviçre, yugoslavya, yunanistan, türkiye ve mısır, bu sözlerime kulak verin. bu sözlerimin azim ve dikkatle kabul edilip edilemeyeceğine onlar, sadece onlar karar verecekler.

    italyanlar, berlin’deki, hâtırası unutulmayacak kütle toplantısında, faşist ahlâkına göre bir kimsenin arkadaşı ile birlikte sonuna kadar yürüyeceğini söyledim. bizim şimdi yaptığımız bu, ve almanya ile, alman halkı ile ve alman silâhlı kuvvetleri ile sonuna kadar birlikte yürüyeceğiz.

    asırlar boyunca hâdiselere tesir edecek bu önemli günün akşamında, düşüncelerimizi, ülkenin düşüncelerini her zaman anlayan haşmetli kral ve imparatorumuza çeviriyoruz. nihayet, yeni führer’i, büyük müttefikimiz almanya’nın başı führer’i selâmlıyoruz. proletarya ve faşist italya, güçlü, kendinden emin ve birleşik bir halde üçüncü defa yükseldi. verilecek sadece bir emir var. herkes için mutlakçasına kesin bir emir. daha şimdiden alpler’den hint okyanusu’na kadar uçarak kalpleri tutuşturan bir emir: zaptet!

    biz bu emri yerine getireceğiz ve nihayet, italya’ya, avrupa’ya ve kâinata barış ve adalete dayalı yeni bir dünya hediye etmek için zaptedeceğiz.

    italyan halkı, silâhlarınıza sarılın ve güç ve kuvvetinizi, cesaretinizi ve kahramanlığınızı gösterin.

    (nejat muallimoğlu, bütün yönleri ile hitabet, istanbul 1991. s.515-516)

    3) büyük iskender: tüm asya’yı aldığımızda, o zaman tutkularımızın zirvesine çıkacağız!

    büyük iskender, m.ö. 356 yılında makedonya’nın pella şehrinde dünyaya geldi. m.ö. 13 haziran 323’te babil’de öldü. makedonya kralı ii. filip’in oğlu… aristo’dan ders aldı. babasının öldürülmesi üzerine 20 yaşındayken tahta çıktı.

    m.ö.334 yılında ülkede durumunu iyice sağlamlaştırınca asya seferi’ne çıktı. boğazları geçerek anadolu’ya girdi, yunan şehirlerini persler’den kurtardı. suriye ile fenike üzerinden geçerek mısır’a indi. iskenderiye şehrini kurdu. iran’da pers kralı iii. darius’u yenilgiye uğrattı. sonra hindistan’a girerek fillerle desteklenen hint ordusunu yenilgiye uğrattı. askerlerinin isyan ederek daha ileri gitmek istememeleri üzerine makedonya’ya dönmek üzere yola çıktı. babil’e geldiğinde rahatsızlandı ve burada öldü.

    büyük iskender, 13 yaşından itibaren savaş eğitimi almaya başlamıştı. makedonya tahtına geçince bütün dünyayı hâkimiyeti altına almak için asya seferine çıktı. sadece “fethetmek için yaratıldığını” ileri süren büyük iskender, asya seferi öncesi, komutanlarına hitâben şu konuşmayı yapmıştır:

    “beyler! görüyorum ki sizi yeni bir maceraya sürüklediğimde, beni eskiden sahip olduğunuz o ruh hali ile takip etmiyorsunuz. sizinle bir karara varalım diye toplanmamızı istedim. benim kararıma uyup ilerleyecek miyiz, yoksa sizinkine kulak verip geri mi döneceğiz? şu ana kadar gösterdiğiniz çabalarla ilgili ya da komutanınız olarak benim hakkımda şikâyetleriniz varsa, söyleyecek bir şeyim yok.

    ama size hatırlatmak islerim ki cesâretiniz ve kararlılığınızla iyonya’yı, hellespont’u (çanakkale boğazı), frigya’yı, kapadokya’yı, paflagonya’yı, lidya’yı, karya’yı, likya’yı, pamfilya’yı. finike’yi ve mısır’ı, libya’nın yunan kısmını ele geçirdiniz. ve yine arabistan’ın büyük bir bölümünü, suriye’yi, mezopotamya’yı, babil’i ve susa’yı; pers diyarını ve medya’yı, daha önce onlar tarafından kontrol edilen ya da edilmeyen tüm toprakları ele geçirdiniz. hazar kapılarının ardındaki toprakların, kafkasların, tanais’in, hyrcanian’ın (hazar ve hazar denizi’nin) efendileri oldunuz; iskitleri çöle sürdük, induslar ve hydaspes (hindistan’da bir bölge), acesines ve hydraotes (pakistan’da bir bölge), önümüzde artık bizim topraklarımız olarak uzanıyorlar.

    tüm bunları başarmışken gücünüzü, makedonya’nın gücünü, hyphasis’e (hindistan’daki beas nehri) ve diğer taraftaki kavimlere kadar genişletmekte neden tereddüt ediyorsunuz? geride kalmış birkaç yerlinin bize karşı çıkacağından mı korkuyorsunuz? gelin, gelin! bu adamlar ya tek bir fiske vurmadan teslim olurlar ya kaçarken yakalanırlar ya da ülkelerini savunamazlar ve ülkelerini aldığımızda, onu bize kendi iradeleri ile katılanlara ve yanımızda savaşanlara hediye ederiz.

    adam gibi adam olan biri için iş, benim inancıma göre, asil sonuçlara varmak için yapılır; işin kendisinden başka bir hedefi yoktur. buna rağmen, aranızdan bu seferimizin son durağını bilmek isteyenler çıkabilir. o halde biliniz ki, buradan ganj’a ve hint okyanusu’na kadar uzanan yol, hedefimizin bütüne kıyasla oldukça küçüktür.

    hiç şüphe yok ki, okyanuslar dünyayı çepeçevre sardığı için, bu okyanusun hyrcanian ile (hazar denizi ile) bağlantılı olduğunu göreceksiniz. daha da ötesi arkadaşlarım, size, hint ve basra körfezleri’nin ve hyrcanian’ın (hazar denizi’nin) birbiriyle bağlantılı olduğunu ispatlayacağım. gemilerimiz, basra körfezi’nden libya’ya yelken açacak, libya’dan doğuya doğru uzanan topraklar bizim olacak, tıpkı asya’nın tamamı gibi. imparatorluğumuzun sınırları, tanrı’nın dünyaya koyduğu sınırlardan başka bir şey olmayacak.

    ama şimdi geri dönerseniz, beas irmağı ile hint okyanusu ve kuzeyde hyrcanian (hazar denizi) ile iskit diyarları arasında, savaşa meyilli birçok insan, boyun eğdirilmemiş olarak kalacak. şimdi geri çekilirsek, henüz güvenlik altına almadığımız topraklar, henüz bize boyun eğmeyen kavimlerin başlatacağı bir başkaldırının parçası olabilir. eğer bu gerçekleşirse, bu zamana kadar yaptıklarımız ve çektiğimiz sıkıntılar boşa gitmiş olacak ya da tüm yaptıklarımızı tekrar yapmak zorunda kalacağız!

    makedonya’nın efendileri! sizler, arkadaşlarım, yoldaşlarım, bu böyle olmamalı. sıkı durun; zorluk ve tehlikenin, zaferin ve aynı zamanda mezarların ötesinde, kazanacağınız ölümsüzlüğün bedeli olduğunu biliyorsunuz.

    atam herakles’in, tiryns ve argos’tan (mora yarımadası’ndaki antik kentler) ve peleponnese’den (mora yarımadası) hatta ya da tebes’ten (iran’da bir bölge) ötelere gitmese, kendisini insandan adeta yarı tanrıya dönüştüren o zaferleri kazanamayacağının farkında değil misiniz?

    hatta aslında bir tanrı olan dionysus bile bizim karşılaştığımız zorluklarla karşılaşmamışken, biz ondan daha fazlasını yaptık: nysa’nın (bugünkü aydın ili sınırları içerisinde bir bölge) ötesine geçtik ve herakles’in alamadığı avernus’u (bugünkü napoli yakınlarında bir bölge) aldık.

    o halde gelin, asya’nın kalanını da, halen sahip olduğunuz topraklara katalım, fetihlerinize küçük bir ek daha yapalım! eğer bu yaptıklarımızın yeterli olduğunu düşünüp makedonya’da refah içinde yaşasak, sadece evlerimizi korusak, trakyalıların, tribalyalıların ve hatta rahatımızı kaçıran yunanların sınırlarımıza yaptığı tecavüzleri engellemenin haricinde bir şeye bulaşmasak, çok görkemli ve asil bir iş mi yapmış olurduk?

    eğer komutanınız olarak sizinle bu yorucu ve tehlikeli seferlere katılmamış olsam, cesaretinizi ilk kaybedenler olduğunuz için sizi suçlayamazdım. sadece başkalarının bu işin meyvelerini yemesi için bu kadar sıkıntıya katlanmış olsanız, bu yılgınlığınız doğal olabilirdi. ama böyle olmadı.

    beyler! siz ve ben, yükü ve tehlikeyi paylaştık. ve tabii ki ödülleri de. fethedilmiş topraklar size ait, hazineleri ve gelirleri sizin ellerinize akıyor. ve tüm asya’yı aldığımızda, o zaman, tutkularımızın zirvesine çıkacağız, sınırsız zenginlik ve güce duyduğunuz açlık tatmin olacak. işte o zaman kim eve dönmek isterse, dönmekte serbest olacak… benle ya da bensiz… işte o zaman ben, benimle kalanların, gidenleri kıskanmasını kendim sağlayacağım.”

    (ali çimen, tarihi değiştiren konuşmalar, timaş yayınları, istanbul 2005. 21-24 ss.)

    4) fatih sultan mehmet: istanbul bizim olacaktır!

    fatih sultan mehmed, 29 mart 1432’de edirne’de doğdu. 3 mayıs 1481 günü maltepe’de vefat etti. yedinci osmanlı padişahı… istanbul’un fâtihi… eşsiz bir komutan, büyük bir idareci… babası, sultan ikinci murad… annesi, hatice alime hüma hatun… ii. bâyezid ile cem sultan’ın babası… 1451’de 20 yaşında osmanlı tahtına çıktı. 1100 yıllık doğu roma imparatorluğu’nu ortadan kaldırarak “fâtih” ünvanını aldı. hz. peygamber’in methettiği büyük komutan… çağ açıp çağ kapatan padişah… ortaçağ’ı kapatıp yeniçağ’ı açtı.

    fatih sultan mehmed, hz. muhammed (sav)’in, “istanbul mutlaka fetholunacaktır. o’nu alacak kumandan ne mutlu kumandan ve onun askerleri ne mutlu askerlerdir.” hadis-i şerifindeki övülen komutan olabilmek için iyi bir eğitim görmüş, sağlam bir hazırlık yapmıştı.

    fatih sultan mehmed, istanbul’un fethi için tüm hazırlıkları tamamladıktan sonra, 28 mayıs 1453’te akşam üstü, ikinci bir harp kurultayı topladı. bu kurultaya ordunun bütün önemli komutanları çağrıldı. sultan mehmed komutanlara hitâben bir konuşma yaptı ve gece yarısından sonra, istanbul’a üç koldan hücum edileceğini bildirdi. fatih sultan mehmed’in komutanlarına hitâben yaptığı konuşma şöyledir:

    “ey benim paşalarım, beylerim, ağalarım, şu istanbul savaşındaki silâh arkadaşlarım! sizi buraya, kararlaştırdığım umûmî hücumda şimdiye kadar gösterdiğinizden daha büyük fedâkârlık ve cesâret istemek için topladım. adı bütün cihanda ün salmış istanbul gibi bir şehri zabtedeceksiniz. istanbul’un adı geçen yerlerde, o şehri zabteden kahramanlar olarak şan ve şerefle anılacaksınız!

    bize daima pusular hazırlayan bu şehri zaptettikten sonra, emin yaşayabileceğiz, kapımızı açık bırakabileceğiz! kale duvarlarını toplarla o kadar hırpaladık ki, size, hücum hedefi olarak bir kale değil, bir düzlük gösteriyorum. fakat bununla beraber şehrin alınmasını pek o kadar kolay zannetmeyin! sur enkazı üzerine atılacak yiğitler, büyük tehlikelerle karşılaşacaklardır. mahâretimiz, cesâretimiz her şeye üstün gelecektir. zafer rüzgarı bizden yana esecektir. kostantiniye bizim olacaktır.

    bütün yiğitliğinizi takınınız, askerlerinizi şevk ile döğüşmek için coşturunuz! onlara anlatınız ki, askerlik, harp üç şeye bağlıdır: yılmamak; nâmus; itâat! ne kadar yüksek bir maksada hizmet ettiğinizi göz önünde bulundurun!

    hücumda yanınızda bulunacağım. herkesin vazifesini nasıl yaptığını göreceğim. şimdi dağılınız, çadırlarınızda yemek yiyiniz, dinleniniz, emirlerimi askerlerinize bildiriniz. hücum emri verildikten sonrası sizindir.

    kumandanlarım, sizi selâmlıyorum!” (muhiddin nalbantoğlu, fetih ve fatih, tercüman yayınları, istanbul 1992. s. 134)

    ii. mehmed’in emriyle 28-29 mayıs salı gecesi saat bir ile iki arasında istanbul’a son büyük türk hücumu başladı. 29 mayıs 1453 salı günü sabaha karşı istanbul türkler’in eline geçti. tarih ii. mehmed’e “fatih” diye parlak bir unvan verdi. fatih sultan mehmed, henüz yirmi üç yaşında iken hz. muhammed (sav)’in övdüğü komutan olma şânını kazandı..

    5) 1. murad: bugün mertlik günüdür!

    i. murad, 1328’de bursa’da dünyaya geldi. 1389’da kosova sahrasında öldü. üçüncü osmanlı padişahı… nilüfer hatun ile orhan bey’in oğlu… yıldırım bayezid’in babası… gâzi hünkâr ve hüdâvendigâr ünvanlarıyla meşhur… zamanında osmanlı devleti, timur imparatorluğu’ndan sonra, dünyanın ikinci büyük devleti durumuna yükselmiştir…

    1362’de babası orhan gâzi’nin ölümü üzerine 34 yaşında padişah oldu. anadolu’da güvenliği sağlayıp rumeli’ye geçti, sazlıdere’de birleşik bulgar-bizans kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. edirne’yi fethedip başkent yaptı. 1364, sırpsındığı zaferi…1371, çirmen zaferi… 1387, ploşnik yenilgisi…. 1389, i. kosova zaferi… yeniçeri ocağı’nın kurulması… ilk mâlî teşkilâtlanma… devrinin diğer önemli olayları…

    sultan i. murad, i. kosova meydan muharebesi’ne başlamadan önce kosova sırtlarında askerlerine hitâben şu konuşmayı yaptı:

    “gaziler!

    bugün gayret günüdür. hamiyet gösterme sırası, erlik zamanı ve mertlik demidir. bunca yıldan beri vatan sizinle övünmekte, gurur duymaktadır. şimdi sizden bir kere daha bütün cihana yayılmış şöhretinizi doğrulayacak merdâne hareketler diler.

    bugün heybetinizle titreyen şu kosova ovası muzaffer olacak şanlı sancağımızın macaristan içlerine doğru gitmesini, bundan sonra hiçbir düşman ordusu durduramayacaktır!

    bugün elde edeceğimiz şanlı bir galebe, bütün rumeli’nde allah’ın birliğini yaymamıza sebep olacaktır. insan ömrü uzun olsa bile, bilmez misiniz ki, ebedî değildir. bir gün biter, son bulur. baki kalacak olan yüce allah’tır.

    allah’ın birliğini yayarak cennete varmak isteyenlere, işte şanlı savaş meydanı. allah allah diyerek hücum ve savlet eyleyiniz!

    “(büyük türk zaferleri, hazırlayan: sıdıka gürer, tercüman gençlik yayınları, istanbul. s. 52)
    1 ...
  34. osmanlı imparatorluğundaki gazeteler

    1.
  35. takvim-i vekâyi

    arapça farsça rumca ermenice ve fransızca nüshalarının da yayınlandığı çeşitli kaynaklarda ifade edilmektedir. takvim-i vekayi 1860'tan itibaren resmi gazete haline gelmiş ve gerçek gazete olmaktan çıkmıştır. ceride-i

    ceride-i havadis:

    basın tarihimizde ikinci adım ceride-i havadis’tir. ceride-i havadis ingiliz tüccarlar ve muhabir william churchill tarafından 1840'ta yayına başlamıştır. gazete gerek dış görüşünü gerekse muhtevası itibariyle takvim-i vekâyi’den pek farklı değildi. churchill gazetesinin mali sıkıntı çekmesi üzerine ölüm ilanlarına yer vermiş ve bu da ilgi görmüştür. 1854'te kırım savaşı hakkında sıcak haberlerin yayınlanmasıyla gazeteye rağbet artmış ve türk okurlar için bu gazete dış âleme açılan yeni bir pencere olmuştur. cerid-i havadis türkçe yayınlanan ikinci gazetedir. yayınlarının niteliği itibariyle yarı resmidir denilebilir.

    ayrıca:

    (bkz: alemdar (gazete))
    (bkz: âyine-i vatan)
    (bkz: bulletin de nouvelles)
    (bkz: ceride-i havadis)
    (bkz: cerîde-i askeriyye)
    (bkz: feryat (gazete, kıbrıs))
    (bkz: hürriyet (eski gazete))
    (bkz: meşveret (gazete))
    (bkz: millet (gazete))
    (bkz: mizan (gazete))
    (bkz: muhbir (gazete))
    (bkz: osmanlı (gazete))
    (bkz: osmanlı gazetesi)
    (bkz: peyam-ı sabah)
    (bkz: peyman)
    (bkz: ruzname-i ceride-i havadis)
    (bkz: sabah (eski gazete))
    (bkz: takvim-i vekayi)
    (bkz: tanin)
    (bkz: tasvir-i efkâr)
    (bkz: tercüman-ı ahvâl)
    (bkz: tercüman-ı hakikat)
    (bkz: tuna (gazete))
    (bkz: ulûm)
    (bkz: volkan (gazete))
    (bkz: ikdam)
    1 ...
  36. en çok satan rock albümleri

    1.
  37. sanatçı/grup albüm yıl tarz satış adedi (milyon)

    pink floyd the dark side of the moon 1973 progressive rock 50

    ac/dc back in black 1980 hard rock / heavy metal 49

    meat loaf bat out of hell 1977 rock 43

    eagles their greatest hits (1971–1975) 1976 rock 42

    fleetwood mac rumours 1977 rock 40

    led zeppelin led zeppelin iv 1971 hard rock / heavy metal 37

    alanis morissette jagged little pill 1995 rock 33

    the beatles sgt. pepper's lonely hearts club band 1967 rock 32

    the beatles 1 2000 rock 31

    bruce springsteen born in the u.s.a. 1984 rock 30

    dire straits brothers in arms 1985 rock 30

    pink floyd the wall 1979 progressive rock 30

    backstreet boys backstreet's back 1997 rock 28

    bon jovi slippery when wet 1986 hard rock 28

    guns n' roses appetite for destruction 1987 hard rock / heavy metal 28

    santana supernatural 1999 rock 27

    nirvana nevermind 1991 grunge / alternatif rock 26

    iron butterfly in-a-gadda-da-vida 1968 rock 25

    queen greatest hits 1981 rock 25

    simon & garfunkel bridge over troubled water 1970 folk rock 25

    u2 the joshua tree 1987 rock 25

    linkin park hybrid theory 2000 nu metal / rap metal / alternatif rock 25

    oasis (what's the story) morning glory? 1995 britpop / rock 22

    blondie parallel lines 1978 rock 20

    bon jovi cross road 1994 rock 20

    def leppard hysteria 1987 rock 20

    not:1979 yılında çıkan pink floyd'a ait the wall albümü her ne kadar 30 milyon satılmış olarak gösterilsede gerçek rakamları yansıtmamaktadır. bu albüm başta ingiltere olmak üzere pek çok ülkede yasaklanmıştır.tarihte en fazla satılan rock albümü olan the dark side of the moon'dan daha fazla sattığı tahmin edilmektedir. ayrıca 150 milyondan fazla korsan albümü satılmıştır grubun.
    2 ...
  38. antik dönem roma şairleri

    1.
  39. tüm zamanların en iyi yazarı

    1.
  40. bana göre (bkz: william shakespeare)'dir. çağının çok ötesinde bir yazardır. yazdığı (bkz: soneler) sayesinde (bkz: dante) ile beraber tüm zamanların en büyük şairi olarak gösterilir. aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen yazdığı oyunlar, sergilendiği tiyatrolarda kapalı gişe oynuyor. iyi bir tiyato sever bu oyunların değerini fazlasıyla bilir. (bkz: macbeth), (bkz: hamlet), (bkz: romeo and juliet), (bkz: venedik taciri)... o sadece bir yazar, şair ve oyun yazarı değildir; o gerçek bir dahidir.
    3 ...
  41. keşfedilen galaksiler

    1.
  42. 4c 37.11
    abell 1835 ir1916
    am 0644-741
    andromeda gökadası (m31/ngc 224)
    andromeda i
    anten gökadaları (ngc 4038/ngc 4039)
    cüce kova
    arp 299 - çarpışan çifte gökada; toplam altı süpernova kaydedilmiştir. ic 694 ve ngc 3690'dan oluşur.
    baby boom gökadası
    siyah göz gökadası (m64/ngc 4826)
    messier 81 (m81/ngc 3031)
    cüce büyükköpek
    cüce karina
    erboğa a gökadası
    messier 82 (m82/ngc 3034)
    pergel gökadası
    komet gökadası
    cüce ejderha
    dwingeloo 1
    dwingeloo 2
    gözler gökadası (ngc 4435-4438)
    cüce ocak
    hoag nesnesi (halka gökada)
    huchra merceği
    hvc 127-41-330
    ic 10
    ic 342
    ic 1613
    iok-1 - şimdiye kadar gözlenen en uzak gökada. (büyük patlama'dan 750 milyon yıl sonra oluşmuştur.)
    büyük macellan bulutu
    aslan i (cüce gökada)
    aslan ii (cüce gökada)
    lgs 3
    m32 (ngc 221)
    m49
    m58
    m59
    m60
    m61
    m65
    m66
    m74 (ngc 628)
    m77
    m84
    m85
    m86
    m87
    m88
    m89
    m90
    m91
    m94
    m95
    m96
    m98
    m99
    m100 (ngc 4321)
    m105
    m106
    m108
    m109
    m110 (ngc 205)
    maffei i
    maffei ii
    fare gökadaları
    samanyolu - dünya'nın içinde bulunduğu gökada, samanyolu'nun uydu gökadaları
    ngc 1
    ngc 55
    ngc 147
    ngc 185
    ngc 300
    ngc 326 öntür x-biçimli radyo gökada
    ngc 404
    ngc 891
    ngc 1055 - m77 yakınlarındaki gökada
    ngc 1087 - kısa-çubuk gökada
    ngc 1260
    ngc 1275
    ngc 1300
    ngc 1316 (ocak a gökadası)
    ngc 1365
    ngc 1532
    ngc 1569
    ngc 1672 - ngc 1300 benzeri gökada
    ngc 1705
    ngc 2207 ve ic 2163 - çarpışan gökada çifti.
    ngc 2403
    ngc 2770 'süpernova fabrikası' 1999'da bu bölgede üç süpernova keşfedildi.
    ngc 2812
    ngc 2841
    ngc 2976
    ngc 3077
    ngc 3079
    ngc 3109
    ngc 3184
    ngc 3226
    ngc 3227
    ngc 3310
    ngc 3314 - bir gökadanın başka bir gökadayla örtüşmesi sonucu oluşan gökada çifti.
    ngc 3370
    ngc 3384
    ngc 3628
    ngc 3949 - m109 grubu'nun parçası
    ngc 3953 - m109 grubu'nun parçası
    ngc 3982 - m109 grubu'nun parçası
    ngc 4013
    ngc 4314
    ngc 4395
    ngc 4414
    ngc 4555 - yalıtılmış bir eliptik gökada.
    ngc 4565
    ngc 4567 ve ngc 4568 - ayrıca "siyam ikizleri" veya kelebek gökadası olarak da bilinir.
    ngc 4618/ngc 4625 - etkileşen gökadalar, asimetrik tek sarmal kol.
    ngc 4881
    ngc 4945
    ngc 5033
    ngc 5078
    ngc 5090 ve ngc 5091 - çarpışan gökada çifti.
    ngc 5195
    ngc 5474
    ngc 6240
    ngc 6822 (barnard gökadası)
    ngc 7331
    ngc 7424
    ngc 7742
    cüce kanatlıat
    cüce anka
    fırıldak gökadası (m101/ngc 5457)
    rxj1242-11
    eliptik cüce yay
    cüce heykeltraş
    heykeltraş gökadası
    altılık a
    cüce altılık
    küçük macellan bulutu
    sombrero gökadası (m104)
    güney fırıldağı gökadası (m83/ngc 5236) veya (bin yakut gökadası)
    spindle gökadası
    ejderha spindle (ngc 5866, olası m102)
    altılık spindle (ngc 3115)
    eso 269-57
    ayçiçeği gökadası (m63)
    üçgen gökadası (m33/ngc 598)
    cüce tukan
    ugc 5675
    cüce büyükayı i
    cüce büyükayı ii
    cüce küçükayı
    virgohi21
    başak yıldız akımı
    girdap gökadası (m51/ngc 5194)
    willman 1
    wolf-lundmark-melotte (wlm)
    i zwicky 18
    zw ii 96

    kaynak: vikipedi
    3 ...
  43. tarihteki önemli yangınlar

    1.
  44. boston, 1872

    amerikan tarihinde en büyük zarar veren yangınlardan biri. bunun sebebi de şehir merkezinde gerçekleşmesi ve birçok banka ve finans kuruluşu binasını kül etmesi. boston yangınından sonra birçok sigorta şirketi bu sebepten iflas etti. dönemin itfaiye teknikleri de geri kalınca 776 bina kül oldu. 20 kişi yangında öldü.

    londra, 1212

    tarihin en ölümcül yangınlarından biri. 3000 kişinin yanarak öldüğü yangın londra’nın southwark bölgesini kül etti. birçok insan londra köprüsünde yanarak öldü. (o günlerde londra köprüsü ağaçtan yapıldığı için kül olmuştu). yangın eski londra’nın üçte birini yıkıntılar içinde bıraktı.

    londra 1666

    bir başka londra yangını da yine ahşap yapılar yüzünden cehenneme dönüştü. ancak bu cehennemi cennete dönüştüren bir faktör vardı. ancak bu cehennemi cennete dönüştüren bir faktör vardı. yangında sadece 6 kişi ölürken, büyük vebanın tüm olumsuz etkileri de yangınla birlikte temizlenmiş oldu. böylece bu yangın londra’nın yeniden imarı için bulunmaz bir fırsat oldu.

    roma m.ö 64

    imparator nero’nun roma’yı yaktığı herkesin dilinde de olsa büyük roma yangınını onun gerçekletirdiğine yönelik bir kanıt yok. bir iddiaya göre pek de sevilmeyen imparatorun öldükten sonra muhaliflerinin ortaya attığı bir dedikodu.romalı tarihçi tacitus’a göre yangın 5 buçuk gün boyunca sürdü. bu yangında roma’nın 14 bölgesinden 10’u büyük zarar gördü veya tamamen yok oldu.

    chicago 1871

    en büyük yangın denilince akla ilk gelen yangınlardan olan meşhur chicago yangını tamı tamına 17 000 binayı yerle bir etti. 90 000 kişi evsiz kaldı. ölü sayısı 300’de kaldı ve neyse ki yanan bina sayısı ile orantılı gerçekleşmedi. yangın bir çiftlikte çıktı. fakir bir kadına ait ineğin feneri devirmesi ile çıktığı iddia edildi. ancak gazetelerde çıkan bu hikayenin uydurma olduğu ortaya çıktı. yangın abd itfaiyesinin tamamen yenilenmesine ve diğer şehirlere örnek olmasına yol açtı.

    san francisco 1906

    yangın 490 sitede 25 000 binayı kül etti. yangında 3000 kişi öldü. yangının çıkışı büyük depremdi. ancak yıkıntılar sonrası yangın söndürme çalışmalarının zayıf kalmasıyla yangın giderek yayıldı. itfaiye servisi şefinin de yangında ölmesiyle itfaiye sistemi çöktü. ancak bu yangından sonra san francisco çabuk toparlandı. 10 sene içinde şehir yenilendi.

    peshtigoi abd 1871

    1871’de chicago yangınıyla aynı günde gerçekleştiği için chicago yangınının gölgesinde kalsa da ölü sayısı açısından chicago’dan daha büyük felaketle sonuçlandı. 2500 kişi bu yangında öldü, 1700’ü tanınmayacak derecede yandı. yangın sonrası yaşanan tornado ise felaketi büyük boyutlara ulaştırdı.

    texas, abd 1947

    kimse bir kamyondan çıkan yangının büyük boyutlara ulaşacağını tahmin edemezdi. kamyon şöforünden başka… çünkü kamyon 2300 ton amonyum nitrat gübre taşıyordu. 1994’te oklahoma bombalamasında da aynı madde kullanılmıştı. yangının yol açtığı patlama sonucu 1000 bina yerle bir oldu 600 kişi öldü. yangın abd tarihine en büyük endüstri kökenli yangın olarak geçti.

    halifax, nova scotia, kanada 1917

    bu yangın savaş zamanında gerçekleştiği için görmezden gelindi. ancak halifax limanında gerçekleşen bu olay tarihe ‘insan yapımı’ en büyük yangın olarak geçti. silah yüklü gemi mont-blanc, norveç bandıralı bir başka gemi ile liman yakınlarında çarpıştı. denizde gerçekleşen patlama tsunamiye bile yol açtı. daha kötüsü ertesi gün geldi ve olayın meydana geldiği bölgede büyuk bir tipi gerçekleşti. yangın sonucu 2000 kişi öldü 9000 kişi yaralandı.

    tokyo, japonya 1923

    san fransisco’daki yangının bir benzeri olarak tokyo yangını da deprem kaynaklı gerçekleşti. deprem sonrası gerçekleşen büyük yangın tam olarak 142 000 kişinin ölümüne yol açtı. depremin öğle saatlerinde gerçekleşmesi birçok insanı yemek yaparken yakaladı ve yangınlar da yayıldı. tayfun rüzgarları da yangını yayan bir başka etkendi. ortalık sakinleştikten sonra ortaya çıkan bilanço feci oldu. tam 570 000 ev yıkıldı ve 1,9 milyon insan evsiz kaldı. tokyo yeniden inşa edildi. ta ki ikinci dünya savaşı’ndaki amerikan bombardımanına kadar sağlam kaldı.

    reichstag yangını (1933)

    her zaman yangınlar ölümler, maddi kayıplar ve yıkımlarla sonuçlanmıyor. 27 şubat 1933 gecesi alman parlementosu'nda (reichstag) çıkan yangın parlementoyu yerle bir etti. bu yangın sonucunda can kaybı olmadı. fakat o dönemde iktidara gelmek için çeşitli oyunlar oynayan adolf hitler, yangın sonrasında yangının sorumlusunu iktidar için yarıştığı kominist parti olarak göstermiş ve partinin 181 milletvekilini tutuklatmıştır. böylelikle ocak 1933'de şansölyeliğe getirilen hitler'in iktidarı önündeki çok büyük bir engel ortadan kalkmıştır. bundan sonra hitler'in diktatörlüğü kesinleşmiş ve hitler tarihin en yıkıcı savaşı olan 2. dünya savaşı için hazırlıklara da başlamıştır. dolayısıyla yangın o zaman belki bir felaket değildi ama, uzun vadede dünya çapında bir yıkımın baş aktörünün yolunu açtı. yapılan araştırmalarla, yangının çıkış nedeninin kundaklama olduğu belirlendi. her ne kadar yangının hollandalı bir anarşist tarafından çıkarıldığı söylensede, bu yangının adolf hitler'in bir iktidar oyunu olduğunu anlamak güç değil.
    0 ...
  45. rastgele bulunan icatlar

    1.
  46. 1.fonograf icadı

    1877 yazında thomas edison tarafından telgraf sinyallerinin, kalay ve kağıt silindier müdahalesiyle oluşturduğu ses sayesinde ortaya çıktı. insan sesi de kaydedebilen fonograf kısa sürede büyük başarı elde etmişti.

    2.post-it not icadı

    post-it’ler olmasaydı ne olurdu? muhtemelen not aldığımız şeyleri gözden kaçırır, unuturduk. kimyager dr. spencer 3m firmasında güçlü bir yapıştırıcı bulmaya çalışırken, dahahafif ve yapıştırılıp tekrardan çıkarılabilen bir tutkal icat etmişti. o zamanlar bu icatla kimse ilgilenmezken, silver’ın meslektaşı art fry bir kitap ayracını yapıştırmak için bu tutkalı kullanmış ve böylece post-it ortaya çıkmıştı. yapıştırıcının yapısı, kolayca ayrılabilen ve tekrar yapıştırılan not kağıtları için de yolu açtı.

    3.vulkanize kauçuk icadı

    charles goodyear, yıllarca ısıya (sıcak-soğuk) dayanıklı lastik yapmak için çalışmıştı. ancak onun büyük keşfi, ocağa kauçuk, kurşun ve kükürt karışımını bir tesadüf sonucu dökmesiyle meydana gelmişti. döktüğü bu karışım kömür gibi sertleşmişti. ve şimdide bu karışım bizim kullandığımız ayakkabılarda, lastiklerde hayatımızı kolaylaştırıyor.

    4.radyasyon icadı

    radyasyonun keşfinin marie curie için kötü bittiğini biliyoruz, ama onun ölümünün kaynağının sadece kötü bir mola olduğunu biliyor muydunuz? 1896 yılında fizikçi henri becquerel çok yağmur yağdığı için uranyum tuzlarını güneş ışığından saklamayı düşündü. birkaç gün sonra baktığında uradyum tuzunun sarılı olduğu kağıda iz bıraktığını gördü. pierre ve marie curie yardımlarıyla bulunan şeyin radyasyon olduğuna karar verdiler.

    5.ink jet yazıcı icadı

    bir canon mühendisi tarafından keşfedildi. mühendis bir havyanın yanına bir kalem yerleştirmişti. kalem birkaç dakika sonra mürekkebi tükürerek tepki gösterdi ve teknoloji bu yeni aletle tanışma fırsatı buldu.

    6.sentetik boya icadı

    kimyager william perkin tarafından sıtmaya çare aranırken ortaya çıktı. yaptığı bazı karışımlar sebebiyle ortaya çıkan parlak renkler göz kamaştırıcıydı. bu boyanın doğal boyalardan daha canlı renklere sahip olduğunu anlayan perkin, bu boyaları üretip satmaya başladı.

    7.dinamit icadı

    alfred nobel nitrogliserin fabrikası sahibiydi. evet bu tamamen yalan gibi gözükse de gerçekti. malzemesi daha güvenli bir patlayıcı üzerinde çalışıyordu. fakat rastgele bir biçimde nitrogliserini bir tür kumlu toprakla karıştırarak dinamiti icat etmiş bulundu.

    8.dayanıklı cam icadı

    mucit: edouard benedictus
    tarih: 1903
    kaza: kırılması gereken deney tüpünün yere düştüğünde parçalanmaması…

    güvenli camın bulunması, tam da en çok ihtiyaç duyulan zaman*da gerçekleştirildi: motorlu taşıt çağında…

    1903 yılında fransız kimyager edouard benedictus, deney tüpünü laboratuarının zeminine düşürdü. tüp kırıldı ancak dağılmadan tek parça halinde kaldı. benedictus, kolodyum ihtiva eden sıvının buharlaşmasından sonra tüpte kalan ince plastik tabakanın parçalanmayı engellediğini anladı.

    bunu not ettikten sonra bu konu üzerine fazla kafa yormadı.

    ancak, kaza yapan bir aracın için*deki kızın kırılan camlardan çok feci şekilde yaralanması, bu konuyu tekrar gündeme getirmesine neden oldu.
    daha önceki deneyiminden esinlenerek iki cam tabakasının arasına selüloz nitrat yerleştirerek üç katlı camı oluşturdu.

    buluşu 1920’lerde arabaların ön camlarında kullanılmaya ve otomotiv endüstrisinde ciddi şekilde taklit edilmeye başlandı

    9.röntgen işınları icadı

    mucit: wilhelm konrad röntgen
    tarih: 1895
    kaza: bir elektrik deneyi…

    röntgen, x ışınları, tedavi

    röntgen, gazların içinden geçen elektrik yolunu araştırmak amacıyla, katod ışın tüpüyle deney yaparken, baryum platin siyanürü levhasından yayılan radyasyonun şeffaf olmayan cisimlerin içinden geçebildiğin! fark etti.

    araştırmalarına devam ederken radyasyonun 15 mm. kalınlığındaki alüminyumdan, daha indirgenmiş yoğunlukta geçebildiğini gördü. ve bu radyasyona, “x-ışınları” adını verdi. bugün dünyada almanya dışında (almanya’da röntgenstrahlen olarak adlandırılıyor) bu isimle anılıyor. bu, daha sonra insan vücudunun iç kısmını gösteren fotoğraflamada kullanıldı. 19. yüzyıl sonlarına doğru savaş alanlarında da kullanılmaya başladı

    10.kaos teorisi icadı

    mucit: ed lorenz
    tarih: 1960’lar
    kaza: bilgisayardaki bozuk çıkış…

    amerikalı meteoroloji uzmanı ed lorenz’in bilgisayarında anlamsız vekomik veriler belirince, lorenz bunların her zamanki aksaklıklardan kaynaklandığını düşündü. ancak hatayla ilgili ipuçlarını elde etmek için kağıttaki çıktıda çalışmaya başladı. bilgisayarın, başlamak için ilk sonuçları eşleştirdiğini, ancak daha sonra haritayı yok ettiğini gördü. birden jetonu düştü: lorenz bilgisayara aynı girdileri ikinci aşamada yüklememiş, bu küçük farklılık da, sonraki birkaç hafta boyunca, tamamen değişik sonuçlar verip durmuştu…

    lorenz böylece, hava durumu gibi küçük olayların bazen çok büyüksonuçlar doğurabileceğini açıklayan “kaos teoremini” bulmuş oldu…

    11.radyoaktivite icadı

    mucit: henri becquerel
    tarih: 1896
    kaza: fotoğraf camındaki sislenme…

    fransız fizikçi henri becquerel, 1896 martı’nda laboratuarındaki çekmecesini açtığında büyük bir sürprizle karşılaştı. kapkaranlık bir ortamda olmasına rağmen bazı fotoğraf camları bulanıklaşmıştı.

    o sırada becquerel, yeni keşfedilen röntgen ışınları üzerinde çalışıyor ve bazı kimyasallar yardımıyla bunların yayılmalarını sağlamaya uğraşıyordu, ilk aklına gelen, güneş ışığının etkisiyle kristallerin ışını yaydığı ve fotoğraf camını sislendirdiğiydi…

    ilk deneyleri onun doğru yolda olduğunu desteklese de hava bozunca olayın seyri birdenbire değişti.

    becquerel, kristallerin güneş ışığından etkilenmesini engellemek için kimyasallar kullanarak camları tekrar çekmeceye koydu. camları dışarı çıkardığında, uranyumlu kristallerden oluşan camlarda artık sisin bulunmayışına oldukça şaşırdı. ve bugün “bir atom çekirdeğinin ta*necikler veya elektromanyetik ışımalar yayarak kendiliğinden parçalanması” olarak bilinen radyoaktiviteyi keşfetmiş oldu…

    12.penisilin icadı

    mucit: alexander fleming
    tarih: 1928
    kaza: havada uçuşan bir küf…

    st. mary hastanesi’nde danışman olarak çalışan ve alexander fleming’in hayatta kalan tek meslektaşı, ünlü bilim adamının penisilini 1928 yılında bir rastlantı sonucu bulduğunu anlatmıştı.

    fleming bir deney üzerinde çalışırken, muhtemelen laboratuvarın karşısındaki bardan uçup gelen bir küf mikroskoptaki lamın üzerine konmuştu.

    o sırada fleming, lam üzerinde zararlı bir bakteri türü olan stafilokokları inceliyordu. dikkatsiz bir bilim adamı bu küfü büyük olasılıkla önünden uzaklaştırırdı, ama o, küfün bakteri üzerindeki etkisini görmek istedi. sonuç hayret inciydi… çünkü fleming, “penicilim notatum” isimli yeşil küfün bulunduğu bölümdeki bakterilerin öldüğünü fark etmişti…

    daha sonra gerçekkleştirilen testlerde, bu küfün diğer bakteriler üzerinde de etkili olduğu ortaya çıktı. tavşan, fare ve insanlar üzerinde yapılan testler sonunda, açık bir yan etkisinin de olmadığı görüldü. ne var ki fleming, küften sızan maddeyi bir türlü keşfedememişti.

    sonuç olarak 1939 yılında, oxford’dan howard florey ve ernst chain bu maddeyi ayrıştırmayı başardılar ve buna “penicilin” adını verdiler. bu madde, öldürücü bakteriyel hastalıklarla savaşabilen ilk antibiyotik olarak tarihe geçti. fleming ve diğer iki bilim adamı, 1945 yılında nobel ödülü aldılar… çünkü, milyonlarca insanın hayatını kurtaran bir buluş yapmışlardı…

    13.şok tedavisi icadı

    mucit: julius wagner-jauregg
    tarih: 1917
    kaza:mezbaha işçilerinin kesim yöntemi…

    ect (electroconvulsive the-rapy) olarak bilinen elektroşok tedavisi, mezbaha işçilerinin, domuzların elektrikle sersemlemelerinden sonra çok sakin durduklarını fark etmelerinin bir sonucu…

    ectye, beyne elektrik akımı verilmesi suretiyle, depresyon gibi akıl hastalıklarının semptomlarını engellemekteki son çare olarak bakılıyor.
    elektroşok tedavisi fikri, sıtma aşısıyla frengili hastaları te*davi eden avusturyalı julius wagner-jauregg tarafından geliştirildi.

    1927 yılında nobel ödülü alan vvagner-jauregg, bu fikre, “bir sisteme elektrik verilmesinin tedavi edici özellik taşıyacağından yola çıkarak ulaştı. ve böylece, çok tartışılan şok tedavisi doğmuş oldu…

    aynı zamanda, şizofrenlerin doğal yollardan çarpılmalarının, hastalık belirtilerinin iyileşmesine neden olduğu da belirlenmişti. psikiyatristler, hastaların beynine elektrik akımı uygulamak yoluyla, anlaşılması güç tedavinin gerçekleştiğini belirtiyorlardı. ancak ectnin kısa süreli hafıza kaybına neden olması dışında önemli etkisinin bulunmadığına dair klinik bulgulara az da olsa rastlanıyor. hastaların tedavi edilmesine yönelik olarak bu yöntem çok uzun zamandan beri kullanılmaya devam ediyor.

    14.japon yapıştırıcı icadı

    harry coover, kodak’ta çalışan bir kimyagerdi. ii. dünya savaşı’nın ortasıydı ve dr. coover, şeffaf ve kurşuna dayanıklı bir materyal üzerinde çalışıyordu. üzerinde çalıştığı materyal cyanoacrylate yapış yapış bir malzemeydi ve coover çalışmalarını çöpe attı. yıllar sonra, çöpe attığı şişe hala çöp kutusunun dibine yapışık duruyordu. coover’ın jetonu düştüğünde yıllardan 1958’di.

    15. kalp pili icadı

    mühendis wilson greatbatch, kalp seslerini kaydeden bir cihaz üzerinde çalışıyordu. yaptığı cihazdan yanlış parçayı çıkaran wilson gerekli enerjiyi cihaza verdiğinde, icadı normal bir kalpten daha doğru ve hatasız nabız atmaya başlamıştı.

    16.sentetik boya icadı

    18 yaşındaki william perkin sıtmaya karşı çare ararken dünyanın ilk sentetik boyasını üretti. bazı karışımları birbirine eklediğinde ortaya parlak renk verici bir madde çıktı. karışımın doğal boyadan daha canlı ve güzel olduğunu fark eden perkin, bu çalışma sonrasında da kanser tedavisi için kemoterapiyi icat eden paul ehrlich’e ilham verecekti.

    17.teflon icadı

    ozon tabakasına verdiği zarar halen konuşulup tartışılan ‘klorofluorokarbon’un(cfc), omlet severlerin en önemli aracı olacağı kimin aklına gelirdi. güçlü bir soğutucu yapmak için hazırladığı cfc karışımını hidroklorik asitle reaksiyona sokan kimyager roy plunkett, yanmaz yapışmaz teflon tavayı icat etti.

    18.kola icadı

    atlantalı eczacı john pemberton, baş ağrısı için bir ilaç hazırlama telaşı içindeydi. içeriğini halen bilmediğimiz karışımı 8 yıl boyunca eczanelerde satışa sundu. fakat sonrasında tüm zamanların en popüler içeceği marketlerde şişeler halinde yerini aldı.

    19.akıllı toz icadı

    çoğu insan eşyalarının tuz buz olduğunu gördüğünde üzülür fakat bu jamie link için geçerli değil. kaliforniya üniversitesi’nde kimya doktorasını yapan jamie, üzerinde çalıştığı silikon çiplerin toz haline geldiğini görür fakat sonrasında ilginç bir şekilde farkeder ki, küçük parçacıklar hala sensör fonksiyonlarına devam etmekte. bu mucizevi buluş, ona üniversitenin en önemli ödülünü kazandırmasının yanı sıra, onun sağlıktan deprem araştırmalarına kadar bir dizi alanda önemli bir yere sahip olmasını sağlar.

    20.buckminsterfullerme icadı

    mucit harry kroto
    tarih: 1985
    kaza: karbon atomunun kilise kubbesine benzemesi…

    harry kroto ve meslektaşları, uzayda varolduğu düşünülen anlaşılması zor yapıdaki karbon atomlarını çözmeye çalışıyorlardı. laboratuar testleri sonucunda karbonun, 60 atomdan oluşan, diğerlerinden daha güçlü ve istikrarlı yapıda olduğu ortaya çıktı.

    cevaplar araştırılırken çalışma gruplarından biri, atomların, mimar richard buckminster fullerln tasarladığı, kubbeli kiliseye benzeyen hexagonlardan oluştuklarını ortaya çıkarmıştı. bu da kroto’nun aklına, daha önce pentagon ve hexagonlardan oluşturduğu, “gece gökyüzü” modelini getirdi.

    o gece, çalışma gruplarından bir bölümü de karbon atomlarını, futbol topuna benzeyecek şekilde birleştirmişti. ve grup, pentagon ve hexagonların hep 60 sayısında buluştuğunu keşfetti. 60 karbon atomundan oluşan “buckyball’lar şu anda karbonun temel biçimi olarak değerlendirilirken, kroto ve meslektaşları 1996 yılında nobel ödülü’nü almaya hak kazandılar…

    21.sakkarin icadı

    mucit: fahlberg adında bir kimya öğrencisi
    tarih: 1879
    kaza: kurallara uymama…

    1879 yılında fahlberg adındaki bir kimya öğrencisi, toluol (kömür katranındaki hidrokarbon) türevle*rini araştırırken elindeki maddeyi tattı ve günümüzün yapay tatlandı*rıcısı sakkarin ortaya çıktı.

    diğer iki yapay tatlandırıcı da kaza sonucu keşfedildi. 1937’de il*linois üniversitesi öğrencilerinden michael sveda sigarasını yaktı ve tatlı olduğunu tespit etti. ve bu maddenin “cyclamate” olduğunu buldu. nutra svveet ise 1965 yılın*da anti nükleer bileşimler araştırılırken keşfedildi…
    2 ...
  47. osmanlı imparatorluğundaki siyasi partiler

    1.
  48. ittihat ve terakki
    1889, istanbul genel başkan: ali rüştü kurucu üyeler: ibrahim temo, abdullah cevdet, ishak sükûti, mehmed reşid, hüseyinzade ali
    1889, paris şubesi genel başkan: ahmed rıza bey yöneticiler: mehmet ali paşa, recep fuat, nihat, doktor nâzım bey, bahaeddin şakir, sami paşazade sezai, alber fua
    1897, cenevre şubesi kurucular: dr.ishak sükûti, abdullah cevdet, ethem ruhi (balkan), tıbbiyeli mustafa ragıp, esat, mithat şükrü (bleda) , ahmet, mizancı murat, tunalı hilmi, seraceddin, dr. hasan, lütfi, dr. akil muhtar (özden), nuri ahmet, reşit beyler
    1897, kahire şubesi kurucular: ishak sükûti, tunalı hilmi, hoca kadri, salih cemal, ali ziya, ferit (tek)
    1908, selanik şubesi genel başkan: talat bey (paşa) yöneticiler: hüseyin kadri, mithat şükrü (bleda), hayri, ahmet rıza, enver (paşa), habib, ipekli hafız ibrahim beyler

    osmanlı ahrar fırkası
    1908, istanbul kurucuları: nureddin ferruh, ahmet fazlı, kıbrıslı tevfik, nazım, şevket, celalettin arif, mahir sait (perde arkasından prens sabahaddin tarafından yönetildi.)

    osmanlı demokrat fırkası (fırka-i ibad)
    1908, istanbul kurucuları: ibrahim naci, giritli ali, fuat şükrü, dr.rıza abud, pertev tevfik, yenişehirli salih, mustafa, rıza, dr.abdullah cevdet, dr.ibrahim temo

    fedakâran-ı millet cemiyeti
    ağustos 1908, istanbul 1908 seçimlerine katılmadığı gibi 31 mart vakası’ndan sonra da siyasal hayattan çekilmiş ve kapanmıştır.

    heyet-i müttefika-i osmaniye
    17 nisan 1909, istanbul kısa sürede kapanan ölü doğmuş bir siyasi parti olmuştur.

    ittihad-ı muhammedi fırkası (fırka-i muhammediye)
    1909, istanbul kurucu ve yöneticileri: süheyl paşa, mehmet sadık, mehmet emin hayreti, ahmet esat, mehmet emin, hafız mehmet sabri, şevket efendi, bediüzzaman saidi nursî, hacı hayri, raşit, ferik rıza paşa, faruki ömer, şevki efendi, seyyid müslim penah, refik, muhammed efgani, ahmet nazir, ferik hacı izzet paşa, seyyid abdullah el haşimi el mekki, ihsan, hayri abdullah ziyaeddin, şeyh ali, hacı kazım, hacı mehmed, tevfik derviş vahdeti

    islahat-ı esasiye-i osmaniye fırkası
    1909, paris genel başkan: şerif paşa üyeler: mevlanzade rıfat, ali kemal, pertev, izmirli kemal avni, nihad reşat (belger)

    mutedil hürriyetperveran fırkası
    kasım 1909, istanbul fırkayı oluşturan 1908 seçimlerinde seçilmiş mebuslar hürriyet ve itilaf fırkası’na katıldıklarından parti olarak hiçbir seçime katılmadan kapanmıştır.

    ahali fırkası
    1910, istanbul genel başkan: gümülcine mebusu ismail bey üyeler: vasfi, ferhad, şevket, ömer lütfi, zeynelabidin, mustafa sabri, fevzi, şükrü bey

    osmanlı sosyalist fırkası
    1910, istanbul genel başkan: iştirakçi hilmi üyeler: namık hasan, pertev, tevfik, ibnil tahir, ismail faik, baha tevfik, hamid suphi
    1910,paris şubesi kurucu: dr.refik nevzad, üyeler: avni kemal, hoca kadri, fuat nevzat, memil zeki

    hürriyet ve itilâf fırkası
    1911, istanbul kurucular: ismail hakkı paşa, dr.dagavaryan, mustafa sabri, abdülhamid zöhravi, müşir fuat paşa, damat ferit paşa, ferik süleyman paşa, volçentrinli hasan, miralay sadık, dr. rıza nur, tahir hayrettin

    halâskâr zâbitân grubu
    1912, istanbul kurucu ve yöneticiler: kurmay binbaşı gelibolulu kemal (şenkıl), kurmay kolağası kastamonulu hilmi, sürvari kaymakamı recep, bahriye binbaşısı ibrahim aşki, yüzbaşı kudret

    millî meşrutiyet fırkası
    1912, istanbul genel başkan: ifnam başyazarı, eski kütahya milletvekili ahmet ferit (tek) -üyeler: akçoraoğlu yusuf, müderris zühtü, mehmet ali cemil bey, ethem nejat, mustafa suphi

    radikal avam fırkası
    1918, istanbul genel başkan: mevlanzade rıfat üyeler: emin ali, yazar mazlum, müdafaa gazetesi sahibi ragıp, tüccar mehmet faik

    osmanlı hürriyetperver avam fırkası
    1918, istanbul kurucu ve yöneticiler: ali fethi (okyar), hüseyin kadri

    teceddüt fırkası
    1918, istanbul kurucular: osmanlı ittihad ve terakki cemiyeti son kongre üyeleri yöneticiler: başkan, senato üyesi hüsnü paşa, senatör seyid bey, mavrokordato efendi, yunus nadi (abalıoğlu), şemsettin (günaltay), ihsan, orfanidis, hamdi, faik (kaltakkıran), sabri, reşit paşa, galip bahtiyar, dr.tevfik rüştü (aras), babanzade hikmet, parsamyan, mustafa fevzi, ismail canbulat ve sason efendi

    ahali iktisat fırkası
    1918, istanbul kurucu ve yöneticiler: ermenaklı tüccar mehmet nuri, gazeteci öğretmen lütfi arif kanber, eskişehirli tüccar hüseyin hüsnü, ahmet hamdi (başar-limancı hamdi)

    selamet-i osmaniye fırkası
    1918, istanbul kurucular: sabık amasya mebusu ismail hakkı paşa, ulemadan fazıl efendi, emekli ferik ferit paşa, tüccar kudret haki, eski istanbul polis müdürlerinden mehmet ali (fesçioğlu), soysallıoğlu ismail suphi, hasan hicabi, emekli miralay behzad, ulemadan zeki bey

    sosyal demokrat fırkası
    1918, istanbul kurucu ve yöneticiler: dr.hasan rıza, cemil arif (alpay), tahsin, habib bey

    millî ahrar fırkası
    1919, istanbul kurucu ve yöneticiler: asaf muammer, soysallıoğlu ismail suphi, agah mazlum, bekir sami (kunduh), cami, tevfik hamdi, refik ismail, süleyman nüzhet, şakir sarıca, abdülhak şinasi (hisar), mahir sait, mehmet refik beyler

    istanbutürkiye işçi ve çifti sosyalist fırkası
    1919, kurucular: ahmed akif, ethem nejat, dr. şefik hüsnü

    milli türk fırkası
    1919, istanbul kurucu ve yöneticiler: ahmet ferit (tek), mehmet emin (yurdakul), ahmet hikmet (müftüoğlu), iktisat müderrisi zühdü, yusuf akçoraoğlu, dr.abdülhak adnan (adıvar), ismail hakkı

    hürriyet ve itilâf fırkası
    1919, istanbul fırka bu tarihte yeniden faaliyete geçmiştir. yeni yöneticiler: başkan müşir nuri paşa üyeler: müşir zeki paşa, ayan azası abdülkadir, eski konya mebusu zeynelabidin, eski tokat mebusu mustafa sabri, eski karesi mebusu vasfi efendi, süleyman paşa, celalettin paşa, ali kemal, refik halid (karay), nureddin, eski tahran sefiri hasip, sabık maarif nazırı rıza tevfik (bölükbaşı), tüccardan hacı osman ve mehmet ali beyler

    osmanlı mesai fırkası
    1919, istanbul kurucuları istanbul’daki fabrikalar işçi ve müstahdem delegelerdir. yöneticiler: makine mühendisi h.memduh, muharrir avni ali, hasan muslihiddin, yusuf, vahidettin, seyyit, hüseyin, lütfi, ismail, ihsan bey
    osmanlı çiftçiler cemiyeti fırkası 1919, istanbul yöneticiler: hamdullah emin paşa, mehmet esat paşa (işık), mehmet emin paşa, isa ruhi paşa, mustafa münif paşa, dr.mustafa hulusi, ali haydar, yusuf mazhar, mehmet mahfi, hüseyin hüsnü, nazım, ali rıza bey

    türkiye sosyalist fırkası
    1919, istanbul osmanlı sosyalist fırkası bu tarihte yeniden faaliyete geçmiştir. yöneticiler: hüseyin hilmi, mustafa fazıl

    türkiye işçi ve çiftçi sosyalist fırkası
    22 eylül1919, istanbul osmanlı sosyalist fırkası'nın işgalcilerden yanan tutumuna karşı dr.şefik hüsnü ve mustafa suphi etrafında oluşan parti. yöneticiler: dr.şefik hüsnü, mustafa suphi

    amele fırkası
    1920, istanbul kurucu ve yöneticiler: amiralzade cemal hüsnü, avukat radi, sabık memur mehmet behçet ve haydar, kömür müteahhidi mehmet kamil, hüsnü paşazade seyit bilal, kömür katibi ali haydar bey ve vanlı mehmet baba, mehmet ali ağa

    türkiye komünist partisi
    10 eylül 1920, ankara türkiye işçi çiftçi sosyalist fırkası yerine kurulan yasadışı parti merkez komitesi başkanı:mustafa suphi kurucu ve yöneticiler: arif oruç, emekli binbaşı hacıoğlu salih, şerif manatof, ethem nejat

    halk iştirakiyun fırkası
    1920, ankara türkiye komunist partisi'nin yasal kolu olarak kurulan parti. kurucu ve yöneticiler: nazım resmor (öztelli), mehmet şükrü (koç), şeyh servet, salih hacıoğlu

    türkiye zürra fırkası
    1920, istanbul kurucu ve yöneticiler: cevat rüştü, şükrü, yahya sezai, abdülaziz mecdi bey

    türkiye komünist fırkası
    18 ekim 1920, ankara (atatürk'ün politik nedenlerle kurdurttuğu ve üç ay sonra lağvettirdiği fırka) kurucu ve yöneticiler: dr.tevfik rüştü (aras), mahmut esat (bozkurt), mahmut celâl (bayar), yunus nadi (abalıoğlu), kılıç ali, hakkı behiç (bayiç), ihsan (eryavuz), refik (koraltan), eyüp sabri (akgöl) ve süreyya (yiğit)

    müstakil sosyalist fırkası
    1922, istanbul kurucu ve yöneticiler: türkiye sosyalist fırkası’ndan ayrılmış tramvay işçilerince kurulmuştur.
    6 ...
  49. ünlü şairlerin aşkları

    1.
  50. 1. nazım hikmet ve piraye

    piraye hanım'ın oğlu memet fuat'ın 'nazım ile piraye' ve 'gölgede kalan yıllar' kitaplarında dillendirdiği, bir zamanlar erenköylülerin tanıklık ettiği büyük bir aşk.

    "yaşım otuz sularında, fakat seni 14 yaşında bir mekteplinin ve 60 yaşında bir felsefe adamının ikiz aşkıyla seviyorum… "

    - piraye'ye mektuplar

    ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken...
    ......
    ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken...

    2. sezai karakoç ve mona rosa

    cemal süreya'ya soyadından bir harf eksilten kadın muazzez akkaya.

    sezai karakoç ile üniversitede sınıf arkadaşıdırlar ve aynı kıza aşıktırlar, günlerce birbirlerine muazzeze duydukları ilgiyi anlatırlar, yazdıkları şiirleri okurlarmış.tabi daha sonra bu aşk rekabete dönüşmüş, birbirlerine 'ben elde ederim, sen elde edersin' derken 'kim elde edecek?' diye iddiaya tutuşmuşlar... kaybeden büyük bir bedel ödemek zorunda kalacaktır, hayatı boyunca bu beden üzerinde bir iz olarak kalacaktır. bedene fiziksel anlamda zarar vermeyecek bir şey olacak diye de karar kılmışlar ve kaybeden ismini değiştirecektir. sezai karakoç kaybetseydi eğer 'sezai karkoç' olacaktı fakat iddayı 'cemal süreya' kaybeder.. ve 'süreyya' 'süreya' olur..

    peki daha sonra... muazzez, sezai karakoç ile aşkının bir iddia sonucu ortaya çıktığını öğrenir ve bunu kaldıramaz, biraz da maddi durumu olmayan muazzez bu olaydan sonra okulu bırakır ve memleketi geyve'ye döner... sezai karakoç bu duruma çok üzülür ve muazzez akkaya'ya ithafen 'mona rosa'yı yazar.

    mona rosa. siyah güller, ak güller.
    geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
    kanadı kırık kuş merhamet ister.
    ah senin yüzünden kana batacak.
    mona rosa. siyah güller, ak güller.
    ...
    açma pencereni perdeleri çek,
    mona rosa seni görmemeliyim.
    bir bakışın ölmem için yetecek.
    anla mona rosa ben bir deliyim.
    açma pencereni perdeleri çek.

    3. cemal süreya ve tomris uyar

    daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin"

    tomris uyar şöyle tarifliyor cemal süreya’yı: “tanıdığı kaç kişi varsa o kadar cemal süreya vardır. hepsi değişik. belki temel öğeleri aynı kalıyor; politikaya, edebiyata, espriye tutkusu; çalışkanlığı, dürüstlüğü gibi, ama çok değişken biri. o yüzden ben bir tane süreya biyografisi düşünmem. 3 tane yazılabilir. 3 tane apayrı”

    cemal süreya bu şiiri tomris uyar için yazmıştır.

    ay ışığında oturduk
    bileğinden öptüm seni
    sonra ayakta öptüm
    dudağından öptüm seni
    kapı aralığında öptüm
    soluğundan öptüm seni
    bahçede çocuklar vardı
    çocuğundan öptüm seni
    evime götürdüm yatağımda
    kasığından öptüm seni
    başka evlerde karşılaştık
    iliğinden öptüm seni
    en sonunda caddelere çıkardım
    kaynağından öptüm seni

    4. orhan veli ve nahit hanım

    cemal süreya'nın nahit hanımdan bahsederken dediği gibi "rönesans gibi kadın"

    “bir de sevgilim vardır, pek muteber,
    ismini söyleyemem,
    edebiyat tarihçisi bulsun”

    bu dizelerde bahsedilen kadındır nahit gelenbevi..

    " hiçbirine bağlanmadım
    ona bağlandığım kadar
    sade kadın değil, insan
    ne kibarlık budalası
    ne malda mülkte gözü var
    hür olsak der
    eşit olsak der
    insanları sevmesini bilir
    yaşamayı sevdiği kadar."

    -yalnız seni arıyorum

    5. turgut uyar ve tomris uyar

    turgut uyar en şanslı şair. o güzel şiirleri yazdıran kadın yanındadır hep, yanıbaşında.

    ithafen; herkes seni sen zanneder.

    senin sen olmadığını bile bilmeden,
    sen bile
    seni ben geçerken
    derim ki,
    saati sorduklarında;
    onu ''o'' geçiyordur
    kimse anlam veremez.
    tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
    ettirmek istiyor musun demezler.
    bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
    zamanı durdururum yüreğimde,
    sensiz geçtiği için,
    akrep yelkovana küskündür.
    şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
    bil ki akrep yelkovanı geçerse,
    atan bu yüreğim durur.
    bırak bozuk kalsın, hiç değilse
    bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
    2 ...
  51. kıta isimleri nasıl oluştu

    1.
  52. kıta adları zamanla değişikliklere uğrayarak bugünkü şeklini almıştır. asya ve avrupa kelimeleri büyük bir olasılıkla fenike kökenlidir. ilk çağın ünlü gemici ve tüccarları, ege denizinin doğu kıyısındaki bölgeye yani ege bölgesine açu (asu), batı kıyısındaki bölgeye de ereb adını vermişlerdi. bunlardan açu, güneşin doğduğu, ereb ise battığı yön anlamına gelir. açu kelimesinin, ege bölgesinin kuzey kesimindeki bir yörenin tarih öncesi çağlardaki, adı olan assuvadan türemiş olması da olasıdır. bu adlardan açuya da assuva zamanla asya, ereb ise avrupaya dönüşmüştür. roma imparatorluğu döneminde asya, ege bölgesindeki geniş bir idarî birimin adı idi. zamanla bu adın kapsadığı alan genişledi; bütün asya kıtasının adı oldu.

    erebin kapsamı da zamanla batıya doğru genişledi ve o da bir kıtanın adı oldu. biliyorsunuz, batı dillerinde bu kıtanın adı e harfi ile başlar. ama türkçede biz evrupa değil avrupa diyoruz. afrika adına gelince, bu ad sonradan bütün kıtaya verilmiş bir isimdir. ilk çağda afrika adı sadece bugün tunusun bulunduğu bölgeyi kapsıyordu. kıtanın o zamanlar bilinen bütün kuzey yarısına ise libya deniyordu. zamanla afrika bütün kıtanın, libya ise bir ülkenin adı hâline geldi.

    amerika adının, americo vespucci (ameriko vespuçi) isimli bir denizci ve gezginin ilk isminden türediği. günümüzde okyanusya adı verilen avustralya'ya gelince, eski denizciler ve coğrafyacılar, güney yarım kürede büyük bir karanın bulunduğunu sanıyorlardı. bu karaya da lâtince la terra australis yani "güney karası" adını vermişlerdi. avustralya adı, işte bu ismin sonundaki güney anlamına gelen "australis" sıfatından türemiştir. antarktika ise arktika da denilen kuzey kutup bölgesinin karşıtı demek olan yapma bir addır (anti + arktika).
    1 ...
  53. mevlana nın yunus emre ile karşılaşması

    1.
  54. mevlana dervişleriyle yaptığı sohbeti bitirdikten sonra,bir derviş telaşla odaya girdi ve heyecanla,uzaklardan gelen genç birisinin kendisini ısrarla görmek istediğini haber verdi. mevlana , '' buyursun bakalım '' diye izin verdi. içeriye orta boylu,cübbesiz,külahsız ve sakalsız,çok sade giyinimli bir delikanlı girdi. mevlana yerinden adeta bir ok gibi fırladı. bu zatı mana aleminden tanıyordu. bu, kendisi gibi çağlara damgasını vuracak yiğit bir hakk aşığı olan yunus emre idi. heyecan ve hasretle kucaklaştılar. odadaki dervişler bu samimi karşılamaya bir anlam verememişti,ama ortamın manevi yükünün yoğunlaştığını anlamakta zorlanmadılar. daha sonra mevlana ve yunus emre karşılıklı şiirler söylediler. bir mevlana söylüyor...bir yunus emre söylüyor... dervişlerde onları hayranlıkla izliyordu. yunus emre ve mevlana birbirini özleyen iki kardeş gibi yan yana oturdular. mevlana sordu '' pek güzel, pek sade giyinmişsiniz. üzerinizde hırkanız bile yok,üşümezmisiniz ?'' yunus emre şiirle karşılık verdi '' dervişlik dedikleri hırka ile taç değil gönlün derviş eyleyen,hırkaya muhtaç değil.'' mevlana beğendiğini belli eden bir hareket yaptıv e yine sordu '' pek doğru söylersiniz. nasılsınız iyimisiniz ? nelerle meşgulsünüz ? ne yapar ,ne eylersiniz ? '' yunus emre yine şiirle karşılık verdi ''adımızmiskindirbizim,düşmanımız kindir bizim. biz kimseye kin tutmayız, kamu alem birdir bize ben gelmedim dava için,benim işum sevi içün dostun evi gönüllerdir,gönüller yapmaya geldim ! '' mevlana, yunus emre'ye sordu ''biz dervişlerimize tevhid'i öğretirken '' bir elma iki ayna '' demiştik.siz ne dersiniz ? ''. yunus emre cevap verdi ''tevhid imiş cümle alem. tevhidi bilendir adem bu tevhidi inkar eden öz canına düşman imiş. '' mevlana,yunus emre'nin bir süre dergahta kalmasını istiyordu. '' evet,davetimizi kabul buyurursanız, çok memnun kalacağız.hem de size yazdığımız 6 ciltlik mesneviyi okurduk'' dedi. yunus emre kalktı ,kapıya doğru yönelirken ilk kez şiirsiz konuştu '' ne kadar uzun yazmışsınız ! çok emek ve gayret sarfetmişsiniz.bize kalsaydı aynen şunu söylerdik '' ete kemiğe büründüm,yunus diye göründüm '' yunus emre kapıdan hızla çıkıp gözden kayboldu.
    4 ...
  55. 80 lerde ve 90 larda mahalleden geçen eskici

    1.
  56. bir döneme damgasını vurmuş anılarımızdaki yeri asla unutulmayacak olan emekçi kardeşimizdir kendisi. eskiciiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii diye bağırırdı. terlik, bakır, patlak pilastik top ( bu top patladıktan sonra şapka yapılıp başa takılırdı ve sıkıldıktan sonra eskici amcaya satılırdı) gibi şeyleri alıp karşılığında; kırık leblebi, iğde, keçiboynuzu verirdi. vermeden önce de terazisiyle tartardı. beyaz renkli bir çuval taşırdı... eskiciden sonra ise at arabasıyla tuz ve un satan amca gelirdi. evet bu saydıklarımı yeniler bilmez ama bizim anılarımızdaki yeri asla unutulmaz.
    1 ...
  57. zeuxis ile efesli parrhasius

    1.
  58. zeuxis ile aynı dönemde yaşayan efesli parrhasius'un kimin daha büyük bir sanatçı olduğu konusunda girdikleri iddia, gaius plinius secundus'un yazdığı naturalis historia kitabında geçmektedir. ikili, iddiaya girdikten sonra birer resim çizerek perdeyle kapatmışlardır. yarışacakları gün geldiğinde, zeuxis perdeyi kaldırmış ve çizdiği üzüm resmini ortaya çıkarmıştır. üzümler o kadar çekici görünmüştür ki, uçan kuşlar yere inip resmi gagalamışlardır. sonra zeuxis, parrhasius'un resmi üzerindeki perdeyi kaldırmasını istemiştir ve parrhasius, perdenin aslında kendi çizdiği resim olduğunu açıklamıştır. bu şekilde zeuxis yenilgiyi kabul etmiş ve demiştir ki: "ben kuşları kandırdım, ama parrhasius zeuxis'i kandırdı."
    0 ...
  59. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük