havva hanım bir inşaat sektöründe sekreter olarak çalışan bir kadındır. bizim için önemi nedir? kim midir bu kadın?
aslında bize bazı haklarımızın kısıtlandığını hatırlatan mağdur insandır. işe iade için dava açmaya kalkışan havva hanım, kendisinden talep edilen miktardan ötürü davayı geri çekmek zorunda kalarak işsiz kalmıştır.
1 ekim'de yürülüğe giren bu kanunun 120. maddesine göre alt sınıflar * dava açmasınmış, otursunmuş evinde televizyon seyretsinmiş.
(bkz: http://www.haberler.com/birgun-gazetesi/)
bunlar eskiden yaşayıp bugüne ulaşamayan ya da varlığı bir efsane olan medeniyetlerdir. çok az bir kısmı da günümüze ulaşmıştır.
örneğin;
afrika'da eski mısır medeniyeti, batı afrika'da yaşayan dogon kabilesi ve sudan yakınlarında yaşayan ve kökenleri eski mısır medeniyetine dayanan nubia'lar.
alaska'da inuit de denilen eskimolar.
amazon kabilelerinden peru ormanlarında yaşayan amahuaca kabilesi, şimdi bolivya olarak bilinen andes bölgesinde yaşayan aymara kabilesi, ekvador çevresinde yaşayan huaorani kabilesi, brezilya kabilesi olan piraha'lar, kolombiya ve venezüella sınırı deniz kenarında yaşayan tairona kabilesi ve son olarak venezüella nın güneyi, brezilya nın kuzey kesiminde yaşayan ve adları insan anlamına gelen yanomami yerlileri.
son buz devrinin sonlarında yaşayan ve en eski amerika yerlilerinden biri olan clovis insanları. ilk arkeolojik kayıt 13,500 yıl öncesinde kuzey amerikada bulunmuşur.
eski çin, japon ve hindistan medeniyetleri.
avustralya kabilesi olan aborijinler.
paskalya adasında yaşamış olan kabileler ve rapa nui, moai.
yeni zelanda nın ev sahipleri olan ve isimleri cennetin çocukları anlamna gelen maori ler.
avrupa da şimdi ege ve marmara çevresi sayılan bölgede yaşayan anadolu,küçük asya yaşayanları, ayrıca genel olarak barbarlar olarak bilinen italya ve yunanistanı işgal eden germenler, rusyaya giden vizigot ve ostrogotlar, ingiltereyi kuşatan pikt ve skotlar, avrupayı kuşatan hunlar, fransa gaul'u işgal eden vandallar, britanyayı işgal eden anglo saksonlar, Bizans imparatorluğu, kelt'ler, fransada Merovingian hanedanlığı, eski yunan medeniyeti, osmanlı devleti, roma insanları (romenler), eski roma medeniyeti ve eski iskandinavlar olan vikingler.
kore nin eski iki medeniyetleri.
mezoamerikan medeniyetler olan aztek, inka, olmek, toltek ve maya medeniyetleri.
mezopotamya medeniyetleri olan persler ve sümerler.
mitolojik medeniyetler olan atlantis insanları, lemur olarak da bilinen mu'lar ve haritalarda ara ara belirip kaybolan fantom adaları.
dropas, drok-pa ya da dzopa olarak da bilinen dropa, 12bin yıl önce çin-tibet sınırına inen cüceye benzer bir ırktır. pekin üniversitesinde profesör olan chi pu tei himalaya dağlarında yolsuz mağaralar bulmuştur. bu mağaralar yüksek ateşle kesilmiş gibi sanatsal bir şekilde oyulmuştur.
mezarları yaklaşık 10cmX10cm ebatlarındadır. bulunan iskelelerin kafaları normalden büyüktür fakat vücutları çok kırılgan, zayıf ve küçüktür.
mezar yazıtları bulunmamıştır fakat yüzlerce dropa taşları bulunmuştur. bu taşlar 8-10 cm olup ortalarında bir delik bulunmaktadır. bu cd benzeri taşlar incelendiğinde üzerinde çok ince hiyeroglifler olduğu görülmüş. çoğu hiyerogliflerin erozyon ve doğal şartlarda silinmesine rağmen dr. tsum sembolleri deşifre etmiş ve çıkan hikayenin dropa uzay gemisinin dünyaya çarpmasıyla ilgli olduğunu ortaya koymuş.
edwin arlington robinson tarafından yazılan çok beğendiğim bir şiirdir. şiir, richard cory adında zengin, iyi eğitimli ve yaşadığı yerin halkı tarafından imrenilen bir adam hakkındadır. fakat şiirin sonunda adam intihar eder.
tanıdık geldi mi şiirdeki insan? herkesin içindeki "ben"in dışarıya vurulmadığı ve en iyi gizlendiği çağdayız. insanlar buna modern çağın modern yaşamı diyor. şiir kısa ve öz.
perspektif ya da bakış açısı anlamına gelebilecek sözcük bütünü. aynı zaman da ilhan irem'e ait bir şarkı * :
Birazdan bulutlar sönecek
Birazdan ışıklar gülecek
Birazdan bir gün gibi
Koca bir yaşam bitecek... bitecek
Sevinçle keder
Doğumla ölüm
Kardeştir gülüm
Bir gül açar ya
Bir kuş uçar ya
Bir şey düşer ya
Doğumdur doğum
Ölümdür ölüm
Bir aşk biter ya
Bir söz siler ya
Bir yol gider ya
Doğumdur doğum
Ölümdür ölüm
Bir ay doğar ya
Bir kar yağar ya
Bir gün batar ya
Doğumdur doğum
Ölümdür ölüm
Ölümdür ölüm
Ölümdür ölüm ölümdür ölüm
Paramparça dağılan beyaz bulutlar gibi
Karıştım gökyüzüne masalım sona erdi
Gözyaşın topraklarda gülüşün yıldızlarda artık
Neler oldu neler bitti ve biz neler anladık
Kulaklarda yalnızca bir fısıltı
Yaşadık.. yaşadık.. yaşadık
ingiliz edebiyatında kadının yeri, ingiliz edebiyatında kadın yazarlar olarak iki ana başlık altında toplanabilecek olan bir konudur;
1) ingiliz edebiyatında kadının yeri: 16.yy da bilindiği gibi tiyatro en popüler edebiyat dalıydı. fakat kadınlar bu oyunlarda rol alamıyorlardı, onların yerine genç erkekler kadın rolünde sahneye çıkıyorlardı * . ayrıca kadınlar * ataerkil bir dünya düzeni içinde yaşamaya çalışan, dominant olmayan karakterler olarak karşımıza çıkar. hatta 19. yy da bile mary anne evans eserlerinin ciddiye alınması için george elliot adı altında yazmıştır. buradan anlaşılacağı gibi bayan yazarların eserleri ciddiye alınmıyordu. *
2) ingiliz edebiyatında kadın yazarlar için (bkz: http://www.luminarium.org) *
pamukkale üniversitesi ingiliz dili ve edebiyatı bölümünün harikulade hocasıdır kendisi. ayrıca orijinal kişiliğiyle marjinal esprilerini bir bünyede toplayan yavuz çelik ingiliz dil bilgisi birikimiyle yeni bir kitap çıkarmanın eşiğindedir. **
öss ye hazırlanırken edinilen alışkanlıkların günlük hayatta tekrarlanması olayıdır. *
örn.; anlatım bozukluğu yapan arkadaşı uyarmak ve cümlesini düzeltmek.
çevrede görülen nesnelerin çevresini, hacmini hesaplamak.
birileri tarafından onaylanan hatta şukela dedirtecek davranış biçminin herkesde görme arzusunu belirtme amaçlı kullanılan cümle bütünü. örneğin; maç sonrası yenilen takımın yenen takımı tebrik etmesi. *
iki perdeli, beş karakterden oluşan, okuması insanı yormayan okunası bir samuel beckett eseri. absurd olan bu eser önce fransızca yazılmış daha sonra beckett tarafından ingilizceye 'waiting for godot' olarak çevrilmiştir.
metin münir in okunası bir makalesidir;
"OZANKOY
Dun gece, 19. yüzyılın ortalarına doğru Amerika’nın batısında gecen bir film izledim. Bir sahnede Amerikalılar trenin penceresinden tüfekle ateş ederek keyif için bizon öldürüyorlardı. Meşhur naralarını atarak.
Birkaç gün önce Amerika’nın Kansas eyaletinde oturan bir kadından aldığım mektupta şunlar yazıyordu:
"Uçsuz bucaksız bir göğün altında, bir zamanlar iki adam boyu otlarla kaplı, gönüllerinin pesinden oradan oraya göçen bilge, yerli Amerikalıların olduğu ve acaba soyumuz bir gün tükenecek mi tasasından uzak bizon sürülerinin salındığı bu uçsuz bucaksız gibi gözüken ovalarda artık o denli otlar yok. Bunların yerini, eski dünyadan gelenlerin yetiştirdiği ormancık denilebilecek korular ve kocaman yapay goller almış. Arta kalan göz alabildiğince yayılmış topraklarda ise her türlü tahıl yetiştiriliyor. Yerli Amerikalıların da soyu kurumuş gibi. Bizonlar nerede derseniz, onlar da soylarının devamı için birkaç çiftlikte yasamaktalar."
iki gece önce, gece yarısına doğru, evimin bahçe kapısından içeri girdiğimde tanımadığım bir kedi, bacaklarıma dolandı. Miyavlayarak as istedi, ama evde yiyecek hiçbir şey yoktu. Ertesi gün bakkaldan bir torba mama aldım. Kedi karnini doyurdu, kabin içinde kalan yemeğe sırtını dönüp uzaklaştı.
Mamasını daha sonra yemek için saklamak veya basında nöbet tutmak gibi bir alışkanlığı yoktu. Ayni durumdaki bir insanin yapacağının tersini yapıyordu. Ve bence, insandan daha akilli davranıyordu.
Güney Amerika’yı 15. yüzyılda kolinize ettikten sonra Portekizliler, simdi adi Brezilya olan topraklarda şekerkamışı yetiştirmeye başladılar. Yerlileri kullanmak, Afrika'dan esir getirmekten daha ucuz olacaktı. Onları zincire vurup şekerkamışı plantasyonlarında çalışmaya zorladılar.
Ama, yerliler birkaç kamış kestikten sonra duruyor, kırbaca rağmen devam etmiyorlardı. Nedenini öğrenmek kolay olmadı, ama sonunda çözdüler. insanın kendine yetecek olanından fazlasını kesmesini yerlilerin akli almıyordu. Yerliler kedi gibiydiler.
Beyaz adam çıkagelmeden önce Afrika ve Avustralya'daki insanlar da kedi hayati yaşıyorlardı.
Buzlar suratle eriyor
Gecenlerde, dişçide beklerken bir dergide okudum. Kanada hükumeti bu yil daha cok kutup ayisi avlanmasi için ruhsat vermis. Bunun nedeni, son zamanlarda ayilann yerle-sim yerlerinin yakinlannda alışılandan daha cok sayida gorülmeye baslanmis olmasiymis. Yetkililer bunu ayiların sayisinin artmasina baglamislar.
Gercek neden daha sonra ogrenildi. Buzlar suratle eriyor, kutup ayilannin yasama ve beslenme alanlan darahyordu. Ayilar cogaldikları icin degil, yiyecek bulmak ümidiyle yerleşim yerlerinin kıyılarında dolaşıyorlardı.Kim bilir bu arada kaç ayı öldürüldü.Kendini beğenmiş beyaz adam, dünyayı bir çiftlik, kendini de bu çiftliğin kahyası sanıyor. Nerede kaç hayvan vurulacak, hangi mevsimde ne kadar balık tutulacak, hangi mevsimde hangi kus avlanacak, hangi bataklık kurutulacak, hangi nehrin önüne set çekilecek, nerede ne ekilecek, kurgulayabileceğini sanıyor. Lego kutusunun başındaki çocuk gibi.
Kedi mi akilli, beyaz adam mi? Ogrenmemize cok zaman kalmadi."
pamukkale üniversitesi, eğitim fakültesinin güzide profesörlerinden biridir. öğrencileri aşağılamasıyla bilinmesine rağmen çok sevdiğim apematus * tadında hoş bir hocadır.
hatred of women, türkçe meali kadınlardan nefret etme olan bi sözcük..
çoğu eski batı edebiyatı ürünlerinde görülür. kadına ya isim vermiolar yada kötü olarak gösteriliyor..
örneğin benim de ödev olarak aldığım sir gawain and the green knight ta çokça bulunan bi element..