fuhuş, iki kişinin birlikteliğinden bir üçüncü kişinin para almasıyla olur. paralı sekstir. evlilik paralı seks değildir. para verip karını sikmiyorsun sonuçta. ( fantezi için denenebilir ama aşırıya kaçmamak lazım)
ayrıca evlilik dışı cinsel ilişki de fuhuş değildir. işin içinde bir üçüncü kişi ve ortada para dönecek ki fuhuş olsun.
aslında determinist kafası yüzünden demiştir. Einstein de aynı kafadadır. ( hatta belirsizlik ilkesine kuatumla ilgili tabi bunlar hep tanrı zar atmazı da bu olayların tesadüfi değil beli bir plan dahilinde olması gerektiği üzerinde demiştir )
şimdi gelelim celal hocanın dediklerine. hegel diyalektiği kuran kişidir ve marx ondan bunu alarak materyalizmi birleştiriyor ve diyalektik materyalizmi kuruyor. ( hegel idealisttir bu yönüyle marx da ayrılır)
ha bunun onlara salak demesinin altında işte tüm bunlar yatıyor.
çünkü kendisi darwinci amcayı destekleyen ve etkisinde kalmış biridir. ( yani determinist değil bu da tesadüfçüdür)
işte hal böyle olunca onlara aptal diyor. aslında o kendi gibi olmayan herkese aptal diyen tontoş bir amca.
ayrıca burjuva eğitimi almış bir beyaz türktür. ( yani kemocan)
tüm bunlar eklenince ortaya böyle bir şey çıkıyor. onlara aptalı bu yüzden diyor. diyalektik algının boş olduğunu görüyor olabilir. ( ki burjuva eğitimi alan biri gidip marx ı benimseyecek değil herhalde)
o yüzden ben pek takmıyorum. aydın biri ama bazen böyle şeyler söylüyor.
sadece dindarların ne denli korkak ve bağnaz olduğuna trt 1 den örnek gelsin.
evrim bir inanç değildir, newton neyse darwin de o dur. newton a kimse nasıl inanç üzerinden bakmıyorsa darwin e de öyle bakmıyordur.
bilim inançla değil, kanıtla kendini ortaya koyar.
tanrı diye bir şeyin var olduğunu herkes biliyor. en azından kavramsal olarak ama ne olduğunu kimse bilmiyor. tanrı zamandan, mekandan, görüntüden, sesten, bakmaktan, görmekten, kısacası her şeyden muaf.
senin aklın sınırlı ve sen düşünemezsin.
ee bu gene hiçliğe çıkıyor ki.
mesela bir şeyi var etmek için bir var edici olması mantığı bu dünyanın ve sınırlı aklın ürünüdür. oysa yoktan var etmek diye bir kavram var. var olanı şekillendirmek, ona biçim verip başka bir şeye onu dönüştürmek değil bu. dolayısıyla bir tabloya bakarak bu resmin bir yapanı vardır deme mantığı ile evren dışı okunamaz.
zaman nasıl evrenle başlar ve evren öncesinde bir zaman yoksa ve biz ne zaman başladı bu evren diye sorarsak saçma olursa. aynı şekilde evrenden önce hiçliğin olması karşısında kim yarattı diye sormak boşunadır.
çünkü bu doğanın mantık ve yasaları sadece burada olanı açıklar. öncesinde bu yasalar geçerli değildir.