şehir tiyatroları tarafından bu yıl sahnelenen, genç bir yazarın oyunu.
oldukça eğlenceli ve komik bir texti var. sıkılmadan, ilgiyle izliyorsunuz. her ne kadar sistem eleştrisi yapacak diye bekletse de, en ciddi ve oturaklı olması gereken karakterleri maymunlaştırıp mizah kodunu buraya yazmışlar. bu çağın türkiyesinde daha fazlasını da yapamıyorlardır elbette. iyi ve akıcı sonunu da herkes herkesi sevsin diye bağlamaya çalışıp bitirmişler.
Yazdığı halk edebiyatı tarzındaki deyişleri Anadolu Folk Rock tadında besteleyerek geçtiğimiz ay Z/Kalan müzik etiketi ile "Kozmos Anadolu" albümünü yayınlanmış enteresan insan diyebiliriz, albümün prodüktörlüğünü ise MŞŞ (Mehmet Şenol ŞiŞLi) üstlenmiş ve albüme bas çalmıştır.Polis oluşu yönetmen Zafer ÖZGENTÜRK'ün ilgisini çekmiş ve "Aşkın Derd'Hâli" isimli belgesel ile hayatı konu olmuştur.Sofar istanbul performansını dinlemek için;
türkiye komünist partisi'nin bu sabah emperyalist devletlerce suriyeye saldırılmasından sonra yapılmış deklarasyondur. tane tane anlatılmıştır.
Afganistan’ı işgal ederken kendi yetiştirmeniz dinci El-Kaide’yi bahane ettiniz.
Irak’ı işgal içinse bahaneniz kitle imha silahlarıydı. Yaktınız, yıktınız, sonra elinizde kanıt olmadığını itiraf etmek zorunda kaldınız, Irak hala kendine gelemedi.
Şimdi bölmek, size mutlak olarak itaat edecek bir rejim kurmak için harabeye çevirdiğiniz Suriye’ye saldırıyorsunuz. Gerekçeniz kimyasal silahlar.
Ama herkes biliyor ki her zamanki gibi yalan söylüyorsunuz.
Suriye’de halk hesaplarınızı bozunca, her tür desteği verdiğiniz gerici-işbirlikçi çeteler halkın direnişine çarpınca çareyi kalleşlikte, hilede buldunuz. Yıllardır Suriye gerçeklerini çarpıtmak, insanları aldatmak için sahte belge ve görüntü üreten “şirket”lere “kimyasal saldırı” filmi sipariş ettiniz. Ve şimdi Suriye’ye füzelerinizle, bombalarınızla saldırıyorsunuz.
Ne bahane üretirseniz üretin herkes biliyor ki;
Siz gözünü yeni enerji kaynaklarına dikmiş petrol tekellerisiniz.
Siz savaş olmadan kâr edemeyecek silah şirketlerisiniz.
Siz milyarlarca yoksulun ekmeğine, aşına, geleceğine kasteden alçak sömürücü sınıflarsınız.
Siz dünyayı açgözlülükle paylaşırken o dünyayı topyekun yok etmeyi göze alacak kadar alçak, barbar emperyalistlersiniz.
Trump denen yaratığın arkasına sığınmış pastadan pay kapma sırasına girmişsiniz. Akla, mantığa, en temel uluslararası kurallara uymayan bir saldırıya katılıyor, destekliyor, memnuniyet belirtiyorsunuz.
Siz ABD’siniz, Fransasınız, ingilteresiniz.
Siz aylardır sahte Amerikan karşıtlığı ile halkı aldatmaya çalışan ama şimdi Şam’a atılan bombalarla elini ovuşturan, incirlik’i bu suça ortak eden AKP hükümetisiniz.
Çekin Suriye’den elinizi. Bırakın Suriye halkı kendi karar versin nasıl yaşayacağına, kendi karar versin haksızlıklarla, eşitsizliklerle, zorbalıkla nasıl mücadele edeceğine.
Ama istemezsiniz. Çünkü Suriye halkını kendi haline bırakırsanız eninde sonunda uyanan bir halk ilk önce sizi tepeleyecektir. Ve haklı olacaktır.
Dünyada ezilenlerin, sömürülenlerin, emekçi kitlelerin öfkesinden korkun. Onların yalana, sahte görüntülere, provokasyonlara, çirkefe, komplolara ihtiyacı yok! insanları sömürmek, insanları paylaşım savaşlarına sürüklemek, halkları tekellerin kârları için birbirine kırdırmak açık suçtur. Bu suçun bedelini mutlaka ödeyeceksiniz.
Barbarlar Suriye’yi yangın yerine çevirsin, büyük insanlığın yüreği Suriye halkıyla birlikte atıyor.
istanbul şehremini'de küçücük bir dükkanda hizmet veren, istanbuldaki en iyi turşu-turşu suyunu alabileceğiniz mekan. bu konuda gerçek bir eksper olduğumdan bahsetmiştim. ağzım sulandı.
Çukurova Üniversitesi bünyesindeki polifonik koro mensubu arkadaşların yeniden bir araya gelmesiyle kurulmuştur.Bünyesinde çeşitli yaş ve meslek gruplarından koristleri barındıran ÇokFonik, amatör bir ruhla çalışmalarını sürdürmektedir. 2014' ten bu yana hazırlıkları süren dernekleşme çalışmaları sonucunda 2015 yılında Adana ÇokFonik Müzik Derneği adıyla faaliyetlerini sürdürmektedir.Eğlenceli arkadaşlardan oluşan bu topluluk bir çok sanat dalı ile uğraşan insanların bir araya gelmesi ile oluşmuştur.Çalışmalarına Şef Anıl Aydın ile devam etmektedir.
aynı gezegenin, aynı evrenin çocukları arasında bölücülüğün esas kaynağı olduğu düşünüldüğünde, bir ırk neden bir diğerinden üstün olsun sorusuna cevap alınamadığı düşünüldüğünde, hemen her milletin kanımca aynı bokun laciverdi olduğu düşünüldüğünde gayet mantıklı olan önermedir.
eklem: milliyetçiliği de sadece türk milliyetçiliği olarak algılayan insanlar.. insanlarımız..
(bkz: terk-i alem)grubunun kurucusudur.çok farklı enstrümanlar çalar,güzel de söyler.Grubu ile 2010 yılında Dem istanbul albümünü çıkarmış bu albümle Pc-Net dergisinde ayın grubu seçilmiştir.2011 yılında ise (bkz: aşk ile) isimli 8 parçalık bir stüdyo albümü çıkarmıştır. (bkz: kesmeşeker)'le özel bir bağı var zannımca.Polis olduğunu duymuştum ne kadar doğru bilemiyorum ama eğer öyleyse sokaklarda müzik yapıp mesaiye nasıl gittiği enteresan bir durum.Bir dönem istiklalde takıldı,sonrasında göremedik bir daha.Akustik gitarla söylediği türküler yabana atılır cinsten değil.Grubunda bir çok eleman değişti fakat değişmeyen tek isim kendisi.anlaşılan o ki terk-i alem'in değişmeyen sabiti.
Ayvalık'a giderseniz buraya uğramadan dönenlerden olmamanız gereken yer. Ressam bir hanım ablamız Özden abla ve eşi, mantı konusunda devrim yapmışlar. benim gibi mantı için kilometrelerce yol gidebilen bir insan için bulunmaz nimettiler. misafirperverlikleri ve hoş sohbetlerine de bin teşekkür.
kumbaracı'da sahnelenen ilginç oyun. sahnelenen kelimesi tam olarak doğru olmayabilir zira beyoğlu'nda gezerek oynuyorlar. izleyici de kendilerine verilen bir kulaklık sayesinde takip ediyor oyunu. daha zengin bir metinle daha mı iyi olurdu diye düşünüyorum fakat sırf fikri için bile izlenmeye değer bir oyun.
albüm öncesinde iki şarkısını dinleme fırsatı bulduğum, ses rengi kadifeye çalan müzisyen abimiz. yolu açık olsun, eteğindeki taşları çokça döksün de dinleme fırsatımız artsın diye umut ediyorum.
28 nisan akşamı beyoğlu hayal kahvesinde uzun süredir beklediğim albüm lansmanını gerçekleştirecek, 'bak işte bu değişik bir şey' dedirtecek; vokalde Akın Çalap, gitarda Burçak Daldal, davulda Hakan Ertaşoğlu ve bas gitarda Levent Okur'dan oluşan alternatif/grunge grubu. 'kırıcaz' kafaları.
2005 yılında ilk albümünü yayınlamış şahane zat. kanadalıydı sanırım. özellikle 'bloody mother fucking asshole' isimli duygusal hezeyanlar yaşadığı şarkısına kafamda; kırmızı rujlu, uzun pardesülü, elinde kırmızı şarabıyla ağlaya ağlaya eşlik eden bir kadın figürüyle vidyo klip çekiyorum. şahane oluyor.
kırmızıkedi tarafından basılan, yirmi yazarın kar ve cinayet temasıyla öykülerini yayınladığı derleme bir kitap. içinde nermin yıldırım'ın * 'kırmızı kar' öyküsü ayrı bi' yere konmayı hakediyor. doğu yücel ve barış müstecaplıoğlu'nun hikayeleri de saygı duyulası fakat hakan günday'ın öyküsünü sevemedim. içinde çocuk ve tecavüz geçmeyen şeyler de yazabilmesini bekliyorum artık. yetenekli bir yazar zira.
-Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır. (Vakia/56/35-8.)
-Orada, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır. (Rahman/55/56.)
-GÖĞÜSLERi TOMURCUK GiBi KABARMIŞ YAŞIT KIZLAR VARDIR CENNETTE.(Nebe/33)
madem ki mesele 'müstehcenlik' o halde kuran en müstehcen kitaptır. bugün 'şeker portakalı'nı müstehcen bulan zihinlerden demokrasi adına kuran'ı da toplatmalarını beklemekteyim. çocuklar etkileniyor.
türkiyenin en iyi birkaç senaristinden birinin yeni filmi. oyuncu kadrosunda ışık yenersu, müjde ar, yeşim ceren bozoğlu gibi isimler var. merakla beklemekteyiz.
yıllarca biz erkeklerin türk kadınlarını aşağılamak için söylediği 'yatakta ölü gibi yatıyor arkadaş' deyiminin tersi olduğunda verdiğimiz tepki ve ortak görüş biçimimiz. insan ol önce sonra erkek.
sinem sal'ın haziran 2012'de yayınlanan can yakan, moral bozan, düşünen, sorgulatan, özleten şahane şiir kitabı.
arka kapak yazısından;
Kime?
En çok hayalleri olanlara. Her yere az sonra kalkacakmış gibi gelenlere.
Sonra mülk edinmeyenlere, ait olmayanlara, sahip olmayanlara, ırkı ve kavmi bilmeyenlere. Aklını yitirmiş ama kalbini yitirmemişlere, apoletlerinden kurtulanlara, iç'e gömenlere, iç'te büyütenlere, öz'e inananlara. Sonra kabuğunu kıranlara. Bir anahtarı ömür boyu aramış da bulunca kuma gömüp kaçmışlara. Yani en çok ve bir tek..
Sana.