Dostoyevski okumayı abarttıysanız sonunda bu abiye kadar gidersiniz. çünkü Berdyayev' in fikirlerini Dostoyevski değiştirmiş ve oda Dostoyevski'yi sıkça anmış ve onun eserlerini yorumlamıştır. bunun yanında ''insanın yazgısı'' adında bir kitabı vardır ve felsefi fikirlerini bu kitapta detaylıca anlatmıştır. anladığım kadarıyla kötü olmak zaten konuşulacak bir şey değil,biz iyi olanlara odaklanmalıyız. iyi insana ise şu sorular sorulur: insan neden iyidir? insan nasıl iyi olmalıdır? iyi bir insan olduğumuzu düşünüyorsak, neden iyi olduğumuzu detaylandırmalıyız. örneğin yasaların bizi sınırladığı ölçülerde mi iyiyiz? ya da dini inancımızın bize sunduğu mükafat veya ceza şartlarına bağlı olarak mı iyiyiz? belki sıradanlaşmış ve göstermelik bir iyiliğe sahibizdir. yaptığımız iyilikleri bu ve buna benzer şartlara bağlayarak yapıyorsak aslında özgür değilizdir. bunlar bizim üzerimizdeki sosyal ve yasal baskılardan oluşmaktadır. özgürlük ise saf vicdanın peşinde olmaktan geçer. saf vicdana ulaşmanın en önemli koşulu sosyal ve ekonomik bağımlılıktan kurtulmaktır. burada sözü geçen ekonomik bağımlılıktan kurtulmak çok para kazanmak servet edinmek kimseye mecbur olmamak değil tam tersine kimsenin helal kazancında gözü olmamak çok para kazanmak için kimseye kul köle olmamak olarak düşünülmelidir. saf vicdan konusu bu adamı anlayana çok önemlidir. saf vicdanımızı körelten toplumsallıktan fanatizmden ve hatta fanatik bir tanrıdan dahi uzak durmamızı öğütler kendisi.
merak konusudur. merak edilen konu sudur: ornegin bir ateist birine tanri yoktur dese ve digeri de o ateisti onaylasa evet yoktur dese devaminda ne konusurlar. muhabbetin tikanip kalmamasi icin alternatif bir tanri uzerine dusunceler mi gelistirilir? yoksa muhalefet edememenin siradanligiyla tanri yoksa eee bizim burda ne isimiz var eve gidelim o zaman felan mi denir.
ikinci dünya savaşı sırasında nazilere karşı savaşan silahlı yunan örgütüdür. savaş sonrasında ingilizlerin moskova tarafından yönetildiği düşüncesiyle yunan hükümetine örgütün yok edilmesi konusunda yaptığı baskı sonucunda yunan iç savaşı patlak vermiştir.
okuyan varmı diye devam eden cümledir. kısa yazılmış ve amacı geyik yapmak olan yazılar tamam okunuyodur. siyasi çatışmalarıda muhattabları takip ediyodur. ancak yazarın bilimsel bir yazısı ne kadar takip ediliyordur merak etmekteyim doğrusu...
askerden gelindiğinde bir iki hafta sivil hayata adapte olmaya çalışan insanın halleridir. bi de doğuda yapmışsa askerliği dinle dinle bitmez dağdan dağa atlamalar mı dersin, silahı ağzında sigara gibi ters çevirmeler mi desin, çıkan merminin dumanıyla yuvarlak oluşturmalar mı... gelsin artık gelsin kolpadan hikayeler nasıl olsa bilmiyoruz oraları.
genellikle hayatın zorluklarını çocukluklarından başlatırlar. yok topum inşaata kaçmıştı, yok babam sorunluydu bana destek vermedi... o kadar bencil adamlardır ki kazandıkları servetin tamamen kendi başarılarıyla alakalı olduğunu düşünürler.
belirli kuşaklarla birllikte anılırken şimdilerde beyin denen organdan nasiplenememiş ünlü(!) insanların yaptığı şey olmanın dışında; güzel yurdumun üniversiteli gençliğinin damarlarındaki kandaki adrenalin seviyesinin artması neticesinde yaptığı şey devrim mücadelesidir. zengin çocukları greenpeace gibi örgütlerde enerjisini kullanırken orta sınıfın küçük burjuva çocukları polise taş atarak aksiyon yaşamasıdır. vahim olan fakir ailelerin çocuklarının bu hayale kapılmasıdıe; onları karakoldan alacak zenginlikte aileleri olmadığı gibi -okuldan koulmazsa- mezun olduklarında başına geçecekleri bir servetleride yoktur.
şarkılarını internette yayınlayan amatör müzik gruplarını dinleme alışkanlığıdır. bazı farklı olma çabaları dışında popüler müziğe karşı bir çephe oluşturmak olarak kabul edilir.
(bkz: kolibandı)