futbol taraftarıdır. fenerbahçe, galatasaray, beşiktaş, bursaspor, adanademirspor veya menemenspor diye ayırmaya gerek yoktur. bugün fenerbahçe galatasaray maçında duymamla beni şok etmiştir. bazılarının elinde anneler gününü kutlayan pankartlar varken herhangibirinin annesine rahatlıkla küfür edebilen yaratıklardır bunlar. fenerbahçe taraftarları kızmasınlar lütfen. sadece bu maç böyle denk geldiği için örnek verdim. yoksa maç arena da olsa galatasaray taraftarı bir fenerbahçeli futbolcunun annesine küfredecekti veya inönü'de olsa beşiktaş taraftarı rakip takımdan birinin annesine sövecekti. ama bir gerçek var ki maçın nerede olduğunun önemi olmadan rahatça utanmadan toplu küfredebiliyoruz. sonra da biz türkler şöyle iyiyiz şöyle misaferperveriz diyoruz. takkeyi önüne koyup düşünmek gerek. gerçekten çok berbat bir toplum olarak yetişiyoruz ve berbat bir gelecek yetiştiriyoruz.
şike davası ilk çıktığında yani 4-5 temmuz günlerinde almanya'daki bir gazetenin başlığı buydu. neden bunu "da" dediklerine gelirsek. malum deniz feneri davasında alman mahkemeler her şeyi açığa çıkarıp asıl suçlular türkiye'de dendi ama türk "bağımsız" mahkemeleri suçlu bulamadı. futbolda ise bu sefer vicdanın, hukukun önüne para geçti ve komedi kararlar çıktı. sonuç itibariyle tarihimizdeki bir kara lekeyi daha "bir şey olmadı canım kedidir o kedi." diyerek örtük. biz bu kafayla nah adam oluruz.
evet efendim bilindiği gibi son zamanların en büyük tartışmalarından biri türkiye'ye yapılması plananlanan nükleer santral. halkı bilgilendirmek ve kamuoyunun tepkisini azaltmak amacıyla ulu başbakanımız her gün yeni şeylerle nükleer santralleri karşılaştırmakta. ilk olarak evde kullanılan tüplere(aygaz) benzetilen tehlike sonrasında televizyon ve bilgisayarlara benzetildi. bu kadar kasıntı benzetmeleri bulmak oldukça güç olduğundan başbakanımıza bir katkımız olsun amacıyla anketimizi başlatmış bulunuyoruz.
ilk olarak hıdrellezde ateşe düşüp yanma ihtimalimiz varken atlamayacak mıyız yani? ee o zaman neymiş yaşasın nükleer enerji.(!)
her yıl miyonlarca kişinin üniversiteye girmeye çalıştığı ülkemizdeki malesef doğru olan söylemdir. üniversitedeki birçok öğretim görevlisi yeni öğrencilerin gelmesini ve onlarla çalışmalar yapıp ve onlara yaptırıp bunları sunarak yükselmek peşindedir. ayrıca şöyle bir durumda mevcuttur ki öğrenciler bu duruma düşmek için 1-2 yıllarını testlere vermekte ve her yılda fahiş ücretler ödemekteler üniversitelere. en son geçen gün hocadan duyduğuma göre 128 tane anket ve ödev yapmışız ekimden beri ve bunları tamamen hocanın isteği ve zorlamasıyla öğrencilere yaptırılmıştır. sınıfta 40 kişi olduğu düşünüldüğünde inanılmaz bir veri birikmiş bulunmaktadır ve bu yaptığımız ödevlerin hangileri doğru hangileri yanlış bilinmemektedir. buradan da anlaşılacağı gibi amaç öğrenciye bir şeyler öğretmek değil öğrencilerin üstlerine basarak yükselmektir.
ahmet hakan'ın hakkını vermek lazım melih gökçek bunların hepsinin hakkından gelebilir. fakat birinci şıkta en başarılı olacağı aşikar gibi durmakta. şöyle bir tehlike de vardır ki uğur dündar gibi bir sabır taşını bile çatlayazan bir melih gökçek hafif sinirli birine çatarsa işin boyutu değişir ve cinayete kadar gidebilir.*