panco sanza
141 (şirin baba)
dördüncü nesil yazar 1 takipçi 1.40 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    paralel evrende olup bitenler

    1.
  1. sıradan olaylardır. uyanma, temizlenme, kendine gelme, çalışma, yemek yeme, gezme dolaşma, sıkılma, muhabbet, içki, müzik, seks, aynı hırslar, aynı korkular, uyku... acı olaylardır. açlıktan ölen çocuklar, savaş ilan eden devletler, kavga eden insanlar, bir dirhem bal için bir çeki odun yiyen küçük hesap insanları, doğuştan kaybedenler, doğdukdan sonra kaybedenler... umut verici olaylardır. uçan kelebekler, coşan deniz, uzaktan gelen bir blues parçası, ağlayan bir kadın, origamik eyfel kulesi...

    "... gelenekçi bir ailenin ezik bir ferdiyim. üzerimde gerek ailem gerekse temelde yetişme tarzımdan kaynaklanan ama fenomenal olarak arkadaşlarım tarafından kurulan baskıların beni yeterince rahatsız ettiğini anlayacak kadar büyüdüm bu baskılarla ne yazık ki, fakat buna bir dur demenin mümkün olabileceğini düşünüyorum; henüz hiçbir şey için geç değil. biliyorum, kısa çöpü çekerek doğdum; bu satırlar o kısa çöpü kullanarak yazdığım son satırlar olsun.

    bugün annem bana ne dediyse yaptım sırf onu gıcık etmek için. gözlerindeki ona karşı çıkmamı isteyen ateşi her defasında görmezden geldim, çektiği acıdan zevk aldım. sanki bana dediğini yaptığım saniyelerde bütün ezilmişliğimin farkına varmasını sağlamam onu kendi ezikliğime mahkum etmek gibiydi, ne de olsa onun eseriydim. teslimiyetin verdiği loser ferahlığı değildi yaşadığım, öyle olsa teslimiyetim süresince yaşadığım her anı çekip sonsuza kadar uzatma isteğim beni endişelendirirdi. oysa ben farkında bir teslimdim, biliyordum ki en azından bugünlüğüne annemle paylaşmıştım kısa çöpümü..."

    "... her çocuğun hayalinde kendisinden büyük bir çocuk vardır, demiş şair. artık çocuk olmadığımı hissetme isteğimin bittiğinde anladım artık çocuk olmadığımı. hava çok sıcak, bu yüzden geceleri yaşıyorum. herkes benim gibi düşünse daha mutlu olurdum. ama milletin salaklığını niye kendime dert edeyim ki, bana yetecek kadar insan var ne de olsa. hem farkım olsun biraz, belki de böylesidir iyi olan. düşündüm de gündüzlerimi kitap okuyarak ya da film seyrederek geçirmeliyim. kendime sürpriz yapıp meşhur ama öteden beri bok attığım eski bir dizinin tüm sezonlarının dvd'sini aldım..." (ps, paralel evrenden notlar, 2007, içinden)
    1 ...
  2. arkadas tatilde taninir

    1.
  3. insanın içindeki gizli kalmış kötü yanların dışavurumlarını ve günlük yaşantıdaki etkilerini göremeyenler için güzel bir öğüt niteliğinde olan ebeveyn söylemi. öte yandan arkadaşlarında seçici ve gözlem-değerlendirme kabiliyeti yeterince yerinde olan birisinin kulak asmaması ve kendi bildiğine güvenmesi gerekir bu ve benzeri "insanları tanımanın yolları" öğütlerine. düşündüğünü açık açık söyleyemeyecek kadar ezikse, saçma sapan ve alakasız düşüncelerine bağlılığı sonsuz olan kuruntulu biriyse ya da ne bileyim, pantolonunu paçasının içine sokacak kadar zevksizse o kişiyi tanımak için onunla tatile çıkmaya filan gerek yoktur.

    insan arkadaşlarını tanımamakta ısrar eder ki bu da onlara muhtaç olduğu dürtüsünün yani ezikliğinin bir yansımasıdır. yahu onun için göz göre göre abazan muhabbetlerine katılıyor ve kendini mahvediyor, zihniyetini zedeliyor, kişiliğini kaybediyorsun; bu kişinin peşinden koşmanın, hala onunla birlikte aktivitelere katılmanın ne alemi var?! güçlü insan bu gücünü gerektiği gibi kullanmalı gerek fiziksel gerekse fizikötesi anlamda, ha arkadaşlarını seçemeyecek kadar asosyal bir özürlüysen senin layığın seçemediğin o kişilerdir.

    arkadaş tatilde filan tanınmaz; daha ilk göz göze gelişte, ilk "merhaba" diyişte anlaşılır insanın ne mal olduğu. insan sarrafı olmayan kişiler için birkaç günlük bir birliktelik de yeterli olabilir tabii. bu, karşıdakinin sizi tanıması için de geçerlidir. ilk "merhaba"nızdan kendinizi, çapınızı, çevrenizi ve diğer ölçülerinizi ele veriverirsiniz. bu kaçınılmaz gerçeğin altında ezilenler de vardır, ilk "merhaba"ya olduğundan daha fazla önem verip kendini kasarak olmadık maymunluklara imza atarlar. genellikle çıkar amaçlı ilişkilerde görülür bu vaka, muhatap acınası olduğu kadar siktir edilesidir.

    başlangıçta klitoral bir masumiyetken sosyal yaşam ve beraberinde gelen medeniyetle birlikte oluşan sistemlerin ve üstyapının etkisinde özünü kaybederek rekreasyona uğramış bir dürtüdür. sözlük dikkat çekme kavramının ne kadar sapma gösterdiğini anlamak için güzel bir gözlem alanıdır. amacı hatun kaldırmak olan daimi ezik daimi abazanların güç gösterisi alanı bulduklarını sanmalarını gözler önüne sererek temelde dikkat çekme dürtüsünün bulunduğu kabın şeklini alabilirliğini ve gerektiğinde ne kadar iğrençleşebileceğini bize gösteren sözlüğün sanallığının ve baskıcı regülasyonlardan uzaklığının ezikliğe özgürlük tanıması bu durumun temel nedeni.
    0 ...
  4. taharet alirken elini kicina degdiren insan

    1.
  5. görgüsüzlüğü yetişme biçimiyle çok alakalı olan kepaze; insanoğluna bahşedilmiş sıçmak gibi süper bir pislikten arınma sürecini tamamıyla tersine çevirerek onu bir pislenme haline getiren, tabiri caizse boktan kurtulacağına ağzını yüzünü boka bulayan kendinibilmez biçare bedbaht; sorgulama ve kendini geliştirme yeteneği gelişmemiş sefil, akıl fikir fukarası. olay kabaca şöyle gelişir: güzelim sıçma işi yapılır ve tam her şey sonlanıp mutluluğa kavuşmanın tadı çıkartılacakken şap şap şap diye acımasızca, hunharca saldırılır popoya.

    bu insanların bu işlemden sonra ellerini kokladığı da klinik araştırmalarla sabittir. hatta bazılarının boku daha iyi hissetmek ve bir nevi düşmanını tanıyarak tam bir temizlik duygusuna erişmek için ellerini öptüğü, yaladığı da görülmüştür. çocukluk döneminde anne/baba tarafından kıçı yıkanan çocuğun üstüne başına sürülen bokun duyarsız ebeveyince görülmemesi bok ile bireyin arasında böyle bir bağ kurar işte. hastalığın ilerleyen aşamalarında bok kokusuna duyulan sempati gibi semptomlar da görülegelmiştir.

    ne oldum değil ne olacağım demeli, ancak tabii bunu demenin de bir yaşı var. ne kadar erken vazgeçerseniz pislikten, o kadar iyi. mesele sadece kimsenin görmediği bir yerde yapılan iş de değil. bu kişiler bu özelliklerini sosyal yaşantılarına da yansıtarak her daim bir pislik olmayı sürdürür ve mesela burunlarını karıştırıp bir arkadaşlarının üzerine silmek, ulu orta osurup kokusuyla övünmek türünden zarar ve tiksinti verici şebeklikler yaparlar. elleri bok kokan insanlar, gidin biraz medeniyet öğrenin de öyle çıkın karşıma.
    1 ...
  6. aldatan sevgiliye yapılabilecek işkenceler

    1.
  7. en iyisi en ilkeli olan fiziksel işkencelerdir. önce sözle hırpalanır, sonra bir iki tokat atılır, yalnız kalındığındaysa temiz bir dayak artık kaçınılmazdır. bu dayak esnasında sopa, zincir vs. kullanmamaya dikkat edilmelidir, zira materyaller bir sonraki aşamaya saklanmalıdır. asla acınmamalıdır, intikam olsun diye mesela bir de onu aldatılan durumuna sokmaktan çok daha erdemlidir bu acımayış. aldatmayı alışkanlık haline getirmiş sevgililerin durumu ayrıdır, onlara en ağır işkenceler yapılmalı ve derhal terk edilmelidir. o işkencelerden sevdiğim ikisi:

    yatağa bağlanan sevgili günlerce aç bırakılır ve çok az su verilir. hayatını devam ettirmesi için hap verilir. reddederse üzerine 300 kg civarında bir ağırlık koyularak ya da sopa ile dövülerek karşısında kahkahalar atılır "sen beni aldatırken benim bundan çok daha fazla acı çektiğimi biliyor muydun?" bakışı eşliğinde. her gün tecavüz edilir ve bunlar itinayla kaydedilir ilerleyen safhalarda, tavana yerleştirilmiş olan dev ekran televizyondan kendisine izletilmek maksadıyla. opsiyonel olarak, üzerine sıçma, yatağı ahıra taşıyıp ineklerle birlikte uyumasına müsade etme gibi iğrençlikleri hayal gücünüzün yettiği ölçüde uygulayabilirsiniz.

    bir kütüğe bağlanan sevgiliye gücüne ve yapısına göre 100-200 kırbaç vurulur. saçları uzunsa çok kısa kesilir, bu ona unutulmaz bir ders olacaktır. sonra bir ağaca ayaklarından asılarak kanın beyne hücum etmesi sağlanır. mahallenin cani çocukları çağırılarak ağaçta asılı adamı birbirine iteklemece oyunu oynanır. daha sonra çocuklar ortamdan uzaklaştırılarak sevgili çırılçıplak soyulur, geceyi orada donarak geçirecektir. merak etmeyin, ölmez. o bunu hak etmiştir, daima onun bütün bunları hak ettiğini düşünerek hareket etmelisiniz. yeterli olduğunu hissedene kadar bu işkencelere devam edin ve sonra serbest bırakın, 5 günü aşan işkencelerde sevgilinin çok daha sadakatli bir hale geldiği yapılan deneylerle kanıtlanmıştır.
    4 ...
  8. eski sevgiliye donmesi icin yalvarmak

    1.
  9. hala seven normal bir insanın yapabileceği normal bir eylem. insanız ulan; tutkuyu da pes etmeyi de, yalvarmayı da kendisine yalvarılan olmayı da tatmayacaksak, bunun önüne "gurur" dediğimiz saçma sapan bir şeyi koyacaksak, kendimizi kısıtlamanın yolu olarak böyle kelimeleri seçeceksek yaptığımız şey ezikliğimizi kabullenmeyerek daha da beter bir duruma düşmek değildir de nedir! içinden yalvarmak geliyorsa yalvaracaksın; hiç bir işe yaramayacağını bile bile yalvaracaksın; içinden geldiği için, kasıntı insan olmayı insan olmaktan saymadığın için yalvaracaksın; o kadar!

    acılarında kısıtlayıcı olursan zevklerinde de öyle olursun. ey değişme potansiyeli olan angut dallama, sana sesleniyorum, bırak etrafın alaycı aptallıklarını da özünü bul, her şeyin üzerinde olan ve kutsal muamelesi görmeyi hak eden isteklerini "gurur" gibi insan icadı kelimelerle ya da "nasıl olsa işe yaramayacak." gibi insan icadı mantıklı hareketlerle engelleme. bilesin ki mantıklı olmak salaklara özgüdür. ulan madem mantıklı olacaksın, git bilimsel makale yaz, ne işin var burada? yaşam burası yaşam; ya yeterince yaşamak için mantığından yeterince kurtulmuş olman gerektiğini anlayacak ve heyecanıyla, kaybedişiyle, kazanışıyla bir insan olacak ya da "niye hep böyle şeyler benim başıma gelir?" ağlak yalnızlığından kurtulamayacaksın.

    şairin dediği gibi, hayatı ıskalama şansın yok senin. yalvaracaksın sonunu düşünmeden, içinden öyle yapmak geliyorsa... yalvarmanın yaratacağını düşündüğü ezikliği asıl yalvarmayarak yaşar insan. öyle bir yalvarmayıştır ki bu, aslında yalvarmayarak yalvarırsın hayata, kadere ya da gözüne kestirdiğin herhangi bir şeye. sorun ne hayatta ne kaderde ne de suçu kendisine yüklediğin diğer şeylerde, sorun tam da sensin, ezik geldin ve ezik gidiyorsun, kendi ezikliğine dayanamıyor ve onun içinde boğuluyorsun. beter ol!

    yalvarmayı kaybetmekle eş tutmak yukarıdaki türden bir ezikliğin sonucudur. zaten kaybedilen kaybedilmiştir, içine attığın isteklerinle bunu perçinlemenin anlamı yok. güçlü insan yalvarır! gider peşinden, ağlar, sonuç değişmez, giden gitmiştir, yollar ayrılır ve güçlü insan yalvarmanın kötü bir şey olduğunu düşünen ezik gibi durumu kabullenmemezliklere gelmez. ve güçlü insanın gözünde eziğin yaptığı "ya gözüme gelseydi!" ya da "yanımda kadeh götüreyim de içkiyi pet bardaktan içmeyeyim!" nidalarına benzer biçimde küçük hesaplar peşinde koşmaktan başka bir şey değildir. yalvarmayı yüceltmek ve bu yüceliğin altında ezilmek ancak problemli bir insanın düşüncesi olabilir.
    3 ...
  10. önerme şeklinde başlık açmak

    1.
  11. ilgisiz kalmışlığın deneysel yazarlık kisvesi altındaki yansıması; sol frame'de kendi eseri olan bir tümceyi görme isteği gibi abuk bir bencilliğinin ve hakimiyet kompleksinin süper egoyu alt etmesi; ilgi çektiği anlaşılınca komplekslerinin kendi içinde bir halının altına süpürüldüğünün görülmesi üzerine devam edilmesi durumunda onlardan sanki tamamen kurtulunacakmış gibi çocuksu bir hevese kapılmanın mümkün olduğu eylem; sosyal açıdan, tedavisi zor bir hastalık; psikolojik açıdan, savaşması zor bir mikrop.

    amacı daha işin başından, dikkat çekmek olan fevkalbeşer yazarımız bir süre sözlüğün havasından suyundan ve diğer nimetlerinden yararlandıktan, kendi halinde gezintilere çıkıp kırları dağları bayırları ovaları çiçekleri böcekleri gördükten sonra artık gözünü semaya dikmiştir ve ilginç bulduğu, geyik oranı yüksek ve gerçekten komik fikirleri, tespitleri vs.si yeterince ilginç olmadığından/bulunmadığından olsa gerek, onları daha iyi değerlerlendirebileceğini düşünerek gerek biçimsel gerek içerik açısından değişik yönlere ufak sapmalara yönelmiştir; bunlara verilen tepkilere ve/veya kendisinin tatmin olma oranına bakarak ne tarafa gideceğini kestirir yazar. bu süreçte önemli bir noktadır işte önerme şeklinde başlık açmak ki kendisi yukarıda da anılan hakimiyet kompleksine de cevap vermekte olduğundan artık bir gelenek halini almıştır.

    birtakım özentiler bu süreci yaşamazlar ve doğrudan, ilgi çektiğini gördüğü başlıkları üstat edinerek onların yolunu takip, yazılarını taklit, yöntemleriniyse inkar etmiş olurlar. bakarlar ki gerçekten işe yarıyor, devam ederler. ezikliğin yanında özentiliği de yol edinmiş bu yazarlar sözlüğün baş belası değildir, bilakis açtıkları eğlenceli başlıklarla güldürürler ve kendilerini okuturlar; kimi başarılı örneklerinin sürekli takip edilen, hiçbir yazısı kaçırılmayan yazarlardan olduğu da görülmüştür. ne var ki bu durum onların gerçek yaşantıdaki özenti/ezik karakterlerini değiştirmez. aslolan, yazdığı gibi yaşamak, yaşadığını yazmaktır.
    2 ...
  12. insan zayiftir

    1.
  13. ne doğru ne yanlış olan önerme, zira insan ne zayıftır ne de güçlü. insan ne ise tam olarak odur, bir eksiği ya da bir fazlası değil. onu olduğu gibi ele almayıp ona "zayıf", "güçlü" gibi kavramları mal etmek insanın zayıflığından ileri gelmektedir. böylece zayıflığına bir kılıf uydurmuş olur insan, ya da güçlülüğünün [ki bu güçlülüğün içinde zayıf olan birisiyle (bu kişi hayali de olabilir) empati kurup kendisini onun zayıflığına mahkum etme zayıflığı vardır] elinden gideceği vb. korkularına çare...

    eziklik, beceriksizlik, kompleks, kuruntu, bastırılmıştık, oldurulmuşluk, kıskançlık, aptallık olarak sayılabilir insanın zayıflıklarından birkaçı: aşık olduğu kişiye açılamayan birisi ezik, sevdiği kişiyi etkileyemeyen birisi beceriksiz, başkalarının sevgilisinin olmasından dolayı üzülen birisi kompleksli, "acaba sevgilim beni sevmiyor mu?" diye düşünen birisi kuruntulu, yetişme tarzı olarak sevgilisi olmaması gerektiği öğütlenmiş birisi bastırılmış, kendisi öyle düşünmediği halde çevrenin etkisiyle bir kızı kendisiyle sevgili olunmayası olarak etiketleyen birisi oldurulmuş, başkasının sevgilisinin kendisininkinden güzel olmasından dolayı üzülen birisi kıskanç, aptal olan birisi ise aptaldır.

    bütün bu zayıflıklar hayatın çeşitli yerlerinde çeşitli şekillerde gösterirler kendilerini. mesela kimisi için karşı cinsle iyi ilişki kuramama beceriksizliği aptallıkla birleşerek eşcinselliği doğurabilir. bu zayıflık ilerleyen safhalarda kuruntu ve kıskançlıklarla birleşecek ve homofobiklere bok atma türünden saçma sapanlıkları doğuracaktır. hoş, homofobiklerin de bastırılmış eşcinselliklerini kompleks haline getirip kendini reddediş süzgecinden geçebilmiş ezik insanlar olduğunu söylemek mümkündür.
    0 ...
  14. © 2025 uludağ sözlük