myspace üzerinden duyurulan yeni bir rock müzik yarışması.
--spoiler--
gap, marka tarihi boyunca rockdan rape, motowndan country müziğe neredeyse tüm müzik türlerini kucakladı. mart 2010da jean ve müzik, gapte yeni bir yolculuğa çıkıyor. en sevdiğin jean ve en sevdiğin müzik her zaman birbirini tamamlar !!!
rock müzik yapan gap severlerin 19 mart 12 nisan tarihleri arasında sosyal medya ağı myspace üzerinde katılacakları
gap born to rock müzik yarışması 30 nisan tarihinde sonuçlanacak.
yarışmayı kazanan katılımcı rock müziğin başarılı sanatçılarından demir demirkan prodüktörlüğünde single ve klip çalışması yapacak. ayrıca bu single cdsi tüm gap mağazalarında müzikseverlerle buluşacak.
bütün yaşlı teyzelerin ortak kokusudur bu. genellikle pazardan döndüklerinde, sıkışık bir minibüs ya da otobüste denk gelindiğinde bu koku oldukça keskin olarak hissedilir. bunun nedeni ise koklayan insanlarca şu şekilde ifade edilir; güneşin altında mantonun içine giyilen kat kat hırkalarla beraber, saatlerce pazarda gezinmenin sonucunda salgılanan kokuya eşlik eden, sabahtan pazara çıkmadan önce pişirilen yemek kokularıdır..
dayanılmaz bir istektir bu. keşke olsa dedirtir adama. misal; bugün sınava girdim. hoca coşmuş, 3 yaprak değişik değişik sorularla dolu sınav hazırlamış, geneli klasik.. neyse, başladım bir tanesini yazmaya. hoca da soruda, cevap içerisinde görmek istediği kriterleri yazmış. oh dedim kolay dedim, döşedim her yere. anam bir baktım, sıra hatası yapmışım! sonradan yazdığım 3-5 paragraf arasına sıkıştırmam gereken çok önemli şeyler var.. işte o an keşke copy-paste yapabilsem, dakikalarımı sarfettiğim o güzelim yazıyı orada alıp, arkaya atabilsem. hiç değilse enterla arayı açsam. ama nerde.. çaresiz bir şekilde yazımın özetini başka bir yere kopyaladım, elim titreye titreye o güzelim bölümü sildim ve yazmam gereken o lanet kısmı geçirdim. sonra o özeti çıkardığım kısmı devamına monteledim.. çok zordu, çok sıkıcıydı. belli aralıklarla sınavdan kaçma isteğimi zor bastırdım. allah kimsenin başına vermesin. amin dinimiz..
genetik kayma ya da bilimsel adıyla genetic drift. doğal seçilimden farklı olan, bir populasyon içerisinde ki genetik yapının adaptasyon olmadan, tamamen şans eseri olarak değişmesidir. örneğin; bir köye 5 kişilik bir tilki sürüsü indi ve 2 tanesini vurdular. vurulanlar ise; güçlü, renkleri güzel tilkilerdi. ama bu özelliklerini yeni nesillere aktarma şansları ne yazık ki artık yoktur. bunun yerine doğal bir kaza da olabilir. işte bu şekilde ki ayıklanmalara genetik sürüklenme denir. tamamen tesadüfidir ve daha çok küçük populasyonlarda etkilidir. büyük populasyonlar ise matematiksel olarak etkilenmezler. çünkü tesadüfi olayların etkisi azdır.
doğal seçilimin diğer bir çeşiti olan bu seçilimde; populasyon içerisinde, en çok orta bölgedekiler darbe yemektedir. çevresel faktörler, uç noktalar için avantaj sağlarken, orta kısımdakilerin tükenmesine neden olur. fakat, bu iki uç noktanın çiftleşme şansı var ise, bir süre sonra orta özelliktekilerde yine artış olur. bu olayda mutasyon yoktur, sadece seçilim ve etkiler vardır..
doğal seçilimin bir çeşitidir. bir populasyon içerinde en fazla uç noktalar etkilenir ve aynı şekilde etkilenir. örneğin; kar fırtınalarında, en çok uzun ve kısa kanatlı kuşlar etkilenir. çok uzun kanatlılar savrulur, çok kısa kanatlılar ise başa çıkamaz. orta boy kanatlılar ise, en az etkilenen kısımdır, optimum özelliğe sahiptir. burada dengeli bir seçilim vardır.
doğal seçilimin 3 çeşitinden biridir. bir populasyon içerisinde bir tarafın azalmasıdır. örneğin; bir otlağı ikiye bölelim. bir kısmında inekler otlamakta, diğer kısım ise öylece durmaktadır. bir süre sonra, inekler uzun otları yediği için sadece kısa otlar kalır ve sonraki zaman dilimlerinde, uzun otların nesli tükendiği için sadece kısa otlar yetişmeye başlar. diğer tarafta ise hala uzun otlar vardır. yani çevre şartları (iklim gibi) aynı olduğu halde, iki taraf da birbirinden farklıdır, tek bir dış etken yüzünden. işte bu yönlendirilmiş seçilimdir.
sözlüğü bırakmaya gönlü razı olmayan, ama ders çalışmadığı için de vicdan azabı duyan yazarların yaptığı eylemdir. ertesi gün girilecek sınava dair kavramlar, terimler ya da bilgilerle ilgili, yoksa başlık açarak, varsa yeni entrylerle pekiştirerek ders çalışma durumudur. böylelikle yazar, hem bilgi içerikli entariler girerek sevgili sözlüğüne hizmette bulunmuş olur hem de bilgilerini tekrar edip, yazarak çalıştığından aklında kalmış olur.. haydi sen de gel sınava burada çalış ey yazar!
bir üniversite hocasının yaptığı tanım. bugün sınav çıkışı 3-5 kişi toplandık, hadi dedik şenol babanın yanına gidelim, dert yanalım..
- hayırdır eşşek sıpaları? gene ne isticeksiniz?
- yok hocam özel öğretim yöntemleri sınavından çıktık da, vizede hoca çok düşük notlar vermiş bize. bugün de çok zordu sınav, 3 yaprak hazırlamış..
- hadi ordan ne zoru? siz dua edin ben gelmedim o derse.. öttürürdüm valla..
- ama hocam kitap yok bişey yok, çalışılcak bişey yok ama zor..
- ne kitabı len? 4 senedir okuyosunuz hala kitap derdinde misiniz? aklınızdan çalışın artık.. hem öyle çok kitap taşınmaz.. çok kitap taşıyan eşşeğe profesör derler..
- kıs kıs kıs..
çıldırtan bir anne emir cümlesi.. yavaşça tıklatmak ne demek yahu?
- çık bak bakalım hede teyzenlere uyumuşlar mı. ama kapıyı yavaş tıklat..
- tamam. duymasınlar diye mi?
- saçmalama be! uyumuşsa insanlar uyanmasınlar..
- madem yavaş çalıcam, madem duymucaklar niye çıkıyorum o zaman yukarıya? uyudularsa normal çalsam da duymazlar hem.. tıklatınca uyanık olsalar da duymazlar..
- hay çenene mayasıllı büzük! tamam gitme hiçbir yere, miskin! tembele iş buyur, doldursun torbaya.. tamam yarın sorarsın. git banyonun tezgahını temizle madem..
- üff..
sınav öncesinde; istiareye yatarak, çıkması muhtemel soruları tahmin edebilen kişilerce gruplar arasında yayılmıştır, oradan buradan bilgi kırıntıları toplanmıştır. sınav kağıdı ele alındığı anda da sorularla göz göze gelinip tanıdık gelenler dahilinde, son anda beyne kaydedilen bilgileri, "çok hızlı olmalıyım, unutmamalıyım, dırınınınım" düşünceleriyle birlikte, uçup gitmeden kağıda dökme isteğiyle ele kramp girene kadar yazmaya başlanır. ancak; önemli bir nokta da vardır ki bunu geçmek olmaz..
yukarıda ki örneğimizde son derece masumane bir işlem gerçekleşmiştir. fekat; bir öğrenci modeli vardır ki evlerden ırak.. bu şahsiyet için sınavın cibiliyetinin hiçbir önemi yoktur. kağıdı alır, sorulara göz gezdirmez bile.. kaptığı gibi ilk sorudan itibaren çatır çatır yazmaya başlar. sen ise, dipsiz kuyuların içinde hangi soruya, hangi cevabı karmaşıklaştırıp bir şeyler sıksam diye düşünürsün.. aradan dakikalar geçer, o pis model hala yazar ve büyük bir hızla sınav sırasında ikinci kağıt isteyen öğrenci modeline dönüşür. hesap makinasını kafasına fıydırasın gelir. zira hiçbir şey yapamadığından hesap makinasına da ihtiyacın yoktur.. işte bu modellerle aynı sınıfta sınava girmemek gerekir. moral bozar, yıpratır, sündürür, o 2 gram bilgiye unutturur insana..
hayatımızın en heyecanlı ve ateşli macerasını yaşatacak kişi(ymiş)dir. ayrıca; "veee atteşli biiiiir teango deansçisıı" şeklinde sarfedilen cümleyi içeren gıcık magnum reklamı. tango dansçısı ne be? şimdi bir de reklamı makaslamışlar, direk buradan başlıyor. kabus gibi..
"hadi bakalııım, bu sefer hangisinden başlasam acaba? din mi, tespit mi, g*t mü, meme mi?" ve benzeri tehditleri barındıran bir söz olmakla beraber, nihahaha nidalarıyla devam eder..
bu filmler izlendikçe ya da bir kere izlendikten sonra her hatırlandığında sövülür. ya film çok güzeldir sonu boktandır, ya herhangi bir yeri boktandır ya da baştan sona bok gibidir. sövdürür adama fena halde. mesela; green street holigans, pete yüzünden her seferinde söverim; yazık oldu kızana. paranormal activity, filmden bi bok çıkmadı; çok sövdüm. recep ivedikler, izlemedim ve her duyduğumda tekrar tekrar sövüyorum ve de sövücem..
facebook dünyasının yeni oyunu. 10 saniyede tıkla tıklayabildiğin kadar aparatı. çılgıncasına tıklıyorsun, o kadar.. bir de hayranı olursan 12 saniyeye çıkıyormuş süre..
hergün 1 kişinin bu yüzden öldüğü olaydır; lakin nasıl gerçekleşiyor, nasıl ölüyorlar bilemiyorum.. allah kimseyi ağda gibi gıttirik birşey yüzünden öldürmesin. amin.
şerefsizdir. çana katılamayacağı için üzülmektedir. herkesin bok gibi geçen sınavına karşılık, kendisinin ki mükemmel geçmiş, 99 hesaplamış; lakin 100 tam puan alarak yıkılmıştır. asıl amacı, çanı yükseltmek olan bu it öğrenci modeli, her topluluk içinde mutlaka bulunur; ama kendini belli etmez.. sınavdan 99 alıp kağıdına bakmak isteyen öğrencinin bir üst modeli; ama şerefsiz versyonudur..
herhangi bir konu hakkında başlık açmak isteyen yazarın, bulduğu başlık isminin hali hazırda açılmış; fakat alakalı ya da alakasız başka bir başlığa yönlendirilmiş olması ve başlığın yazarın içinde patlaması durumudur. tamam komik yönlendirmeler, gerekli yönlendirmeler var da; otu boku yönlendiripdurmayın kardeşim..
geçen gün yine dersteyiz, sınıfa yakın bir yerde de tamirat var sanırsam. ben bezmiş bir halde oturmaktayım. hoca da yarı iletkenmiş, süpermiş anlatıyor. o anda demir ya da ona benzer bir şey heralde yere düştü ve bildiğin bir zil sesi çıktı. benim ve yanımdaki iki arkadaşımın poposu aynı anda kalkmakla kalkmamak arası bir kımıltı yaşadı. ellerim çantamı kapıp çıkıcak şekilde havaya kalktı. o an sınıftan çıkabilirdim; lakin bir anlık bir bakışmayla yerlerimize mıhlandık. bir saniye daha geç kalsak terkedecektik sınıfı. çakal hocanın da gözünden kaçmamış olacak ki "arkadaşlar burada zil yok." dedi. nedense büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. aradan 4 sene geçmesine rağmen o zil sesine nasıl koşullanmışsam yıllarca; bir tıngırtıda fırlayacak hale gelmişim. hayatımda hiç bu kadar istememiştim zilin çalmasını..
edit : tenefüs ve teneffüs arasında çok gidip geldim. aramaya inanarak baktım; lakin suni tenefüs, suni teneffüs, tenefüs zili, teneffüs zili vb. her şekilde kullanılmış..
ünlü kişilerin de bizim gibi insanlar olduğunu gösteren olaydır. netice de bağışıklı ve virüsün bulaşmasıyla alakalı bir olaydır bu. hergün pek çok kişi domuz gribine yakalanırken, sırf ünlü olduğu için "aaaa, gerçekten mi?, nasıl yaa?" gibi tepkiler verenler içindir sözüm..
bir organizma havuzu olan ilkel çorbayı tavuk suyu ile yapmaktır. tavuk suyuna, ilkel çorbanın terbiyesi ilave edilir ve o çorba haftalarca dökülmez. daha sonra içerisinde pek çok organizmanın ve organik maddenin kolaylıkla oluştuğunu görürsünüz. işte ilkel çorbanız hazır..
çekirdek çitlerkene, aynı anda başka işlerle de uğraşmak isteyen bünyelerin; para karşılığında çekirdek çitlemelerine yardımcı olacak kişiler kiralaması eylemidir. bu çitlettiriciler, çekirdekleri bir bir kişinin ağzına koyup, kabuğunu almak suretiyle görevlerini yaparlar..
çok zor olan eylemdir. hele ki yazarak çalışılması gereken bir ders ise şayet of ki ne of.. bir yandan çekirdek çitlemek istenirken aynı elle yazı yazmaya çalışır kişi. çekirdek yemekten hafifçe ıslanmış olan baş parmak ve işaret parmağı yüzünden kağıt ıslanıp, eprir. aynı anda ne seri bir şekilde yazı yazılır, ne de çekirdekten tat alınır. sanırım sağ ve sol eli %100 kullanıma açmak gerekiyor şu durumda.. an itibariyle bu olayı yaşamaktayım ve şu an ben yazımı yazarkene birinin çekirdekleri ağzıma uzatıp çitlememe yardım etmesini o kadar çok istedim ki.. [yardımcı olmak isteyen varsa haber etsin, vize haftasındayım.. neyse parası veririm..]