uludag sozluk'te yazan her yazarın, gammazın, çaylağın olmasını istediği şeydir. en azından "SÖZLÜK yazarları arasına kin ve nefret tohumu serpecek başlıklar silinir" gibi dandik ve samimiyetsiz bir mesajla entrylerin silinmesini başlıkların patlatılmasını istemez. yahu adam gibi söyleyin ne istediğinizi, nasıl bir sözlük istediğinizi biz de bilelim ona göre yazalım, eğlenelim. misal, "biz islami değerlere bağlı bir yönetimiz, yazarlarımızdan da bu hassasiyeti istiyoruz" deyin, biz de kasmayalım siz de. burada birilerini eleştiremeyeceksek ne olayı kalır ki bu sözlüğün. hadi beni geçin bugün varım yarın yokum ama burayı seven, zirvelerde hasret gideren yazarlarınıza bari bu haksızlığı yapmayın. samimi olun.
dizi film prodüksiyonlarının -kıyafet sponsoru olmasına rağmen- zara'nın alınan kıyafeti bir ayı geçmemesi koşulu ile geri iade almasını suistimal etmesidir. adamlar ne güzel gidip alıyorlar parasıyla. çekimde artizlere giydirdikten sonra güzel bir kuru temizleme sonrası iadesi ederek parayı geri alıyorlar. ne kadar akıllı adamlar bunlar lan. göt herifler.
nietzsche okuyunca aydin oldugunu sanan insanın bir başka türevidir. bulunduğu sosyal ortamlarda okuduğu makalelerden alıntı yaparak hatunlara yazar, ucuz geyikler çevirir. öylesine kendinden geçmiştir ki kendini nasıl bir konuma soktuğunun farkına varamaz bile. en sevdiği yazar hıncal uluç en çok tavsiyelerini dinlediği ayşe arman'dır. duvarlarını bu gazete küpürlerinden kestiği kişisel gelişim konulu yazılar, sözler süsler.
yahu allah için madem kızları falan etkilemek istiyorsun git bari kafka, dostoyevski falan oku da biraz hayatı öğren be ucubetik fırlama, kendini itin götüne sokma meraklısı bodoz. oku da entel olmak ile entel görünmek arasındaki farkı öğren en azından. daha ne diyim ben sana bilmem ki.
anlamsız hayatındaki tek eğlencesi haftasonları alışveriş merkezine gitmek olan tiplerdir. saçları jöleleyip, janjanlı kıyafetleri g.tüne geçirdikten sonra gider malak gibi vitrinlere bakar, alışveriş merkezinde on kere turlar, travmatik çocuk animasyonları izlerken dondurma yalar, karı/erkek keser, yorulunca da en ucuzundan bir hamburger yiyip evine döner.
halbuki bilmez kabataş'ta denize karşı çay içmenin güzelliğini, kulağında müzikle istiklal'de yürümenin tribini, caddebostan'da koşmanın güzelliğini. hiçbir boka yaramayan benliği yine akar gider zamanla.
neyse lan ben bu akşam biraz duygusalım. çok küfredemicem. bildiğin hırbodur en nihayetinde.
fahişelik mesleğini icra eden kişinin ne mal olduğunu belirten kağıt parçasında mesleği, konumu, adres ve telefonlari gibi bilgilerin dışında yazanlar.
tamamen traşlı, ıslak,
iştah kabartıcı ve tatlı
kaprissiz seks
moderasyona göre bunlardan biri benim. lakin sözlük yazarları dediğin kitle homojen değil ki be sevgili moderasyon. yazdığım bir entry, açtığım bir başlık illa ki batar birilerine ve bunun suçlusu o ukala olamaz. amaaan, ben ne desem boş tabi, adam gıcık olmuş silmiş.
edit: bu arada tanımı yaptım hacı, sakın bu yüzden silme.
bunlar çocukluğunda dayak yemeden rahatlamayanlardandır. öyle ki bir şeyin sınırını bilmesi için illa ki cezanlandırılması gerekir veya bunu arar. özgüvenleri ile sürekli bir çatışma halindedir. bir süre sonra öğrenir sınırları lakin özgüveni yerinde olan yazarların çaylak olmamalarını bir türlü sindiremez. ona göre herkes cezalandırılmalıdır çünkü. öyle yetişmiş yavrucak ne yaparsın işte. herneyse.
aşkın kaybedilen bir inanç olduğunu farkedemeyen, yara almayı alışkanlık haline getirmiş, hayalperest, aldandıkça ve aldatıldıkça kendini iyi hisseden, içindeki aptal cesaretini doyuran beyinsiz dallamanın önde gidenidir.
aşk ne ulan. ha aşka inanmışsın ha noel babaya ne farkeder be şuursuz ezik. senin gibi adamların eline düştüğü için aşk yok zaten aptal. ne demiş shakespeare zamanında "if you speak love, speak low". o zamanlar varmış aşk bu yeryüzünde, şimdi yok işte soksana kafana be aptalın önde gideni. ama sen ne anlarsın lan bitli.
yapacak işin gücün yok, bu hayattan ne istediğini, nasıl yaşamak istediğini dahi bilmiyosun ondan sonra yok aşk güzeldir, yaşasın sevginin gücü, zart zurt diye kendini kandırıyorsun be ahmak. bir de aldatıldıkça karşıma geçip geçip salya sümük ağlayarak benden tavsiye vermemi, yol göstermemi beklemiyorlar mı deli oluyorum. ağzının ortasına çakasım geliyor. erkeği de bir kadını da bir bu dallamaların. cinsiyet farketmiyor.
sen yat kalk hala sağlığının yerinde olduğu ve bu kadar beyinsiz olmana rağmen nefes alabildiğin için şükret.
dürüst olmasını bilmeyen, söylemek istediklerini dolambaçlı sözlerle ifade eden, mahalle karısı kıvamında olan gerzektir. o kadar korkak ve eziktir ki bu siz dürüst, açık sözlü oldukça ezikleşir karşınızda. bu ezik tip için daha fazla yazamayacağım, değmez.
faremsiliği ayak parmakları arasındaki o iğrenç kirle oynamaktan gelir. iğrenç bir haz alır ayağıyla oynarken, eşekle çiftleşip boşalan birinin yüz ifadesi belirir yüzünde. o yüzü parçalayasım gelir her karşılaştığımda. nebçim insanlarsınız lan siz. bari başkalarının yanında yaparken utanın lan arsız çıyanlar. uzak durun lan benden. off be gerildim lan yine.
aynaya bakmasını bilmeyen, baksa da sürekli burun deliklerindeki kılların kesilecek kadar uzayıp uzamadığını kontrol ettiği için kafadanbacaklı olduğunu bir türlü farkedemeyen dangalaktır. kalın ve biçimsiz götü böyle ayna gibi çıkar ortaya. kalın bacakları gömleğinin üzerinden yükselen etli kafasıyla uyum içindedir. ıyyyk.
artık kendi halinde evinden tıkır tıkır entry giren herhangi birimizin yarınki gazetede deşifre edilmesi, hakarete uğraması ihtimalinin yüksek olmasıdır. savunduğu fikirlerden rant sağlamak için diğer tüm yöntemleri tüketmiş olan, kendini bu kadar düşürebilen gazeteciler de varmış meğerse.
demek ki bizim burada yazdıklarımızı birileri baya ciddiye alıyormuş. biz bile kendimizi bu kadar ciddiye almıyorken hem de. iyi mi kötü mü bilemedim bak şimdi.
hani bırakınız yapsınlarcılık oynuyorduk ne oldu beyim?