1963 istanbul'unda geçen, Ayhan Işık, Semra Sar, Parla Şenol, Öztürk Serengil, Sadettin Erbil, Necdet Tosun kadrosu ile mahalle kültüründe aşk, düşmanlık vs. türk melodram etkisini taşıyan film.
Ayhan Işık'ın ne kadar büyük bir jön olduğunu bir kez daha ispatı. Ayhan Işık, her kareyi muazzam dolduruyor.
Ayrıca filmin 62. dakikasında Dave Brubeck'in take five isimli eserini fon müziği olarak duyabilirsiniz. şaşırmayın.
arp ile muazzam jazz eserleri bırakmıştır. pawky şarkısı oldukça iyi. ritme bırakırsınız kendinizi. tam kaptırmışken ritme, aradan arp bizi bi anda büyülü bir dünyaya sokar.
youtube üzerinden otomatik oynatma seçeneğiyle orda oraya rüzgar savururken yeni isimlerle tanışma fırsatın oluyor. bazıları kum tanesi gibi rüzgarda uçup giderken hafızandan, kimileri ise kalıcı izler bırakıyor. dönüp dolaşıp tekrar tekrar dinlemeyi istiyorsun.
junior kimbrough ikinci isimlerden. blues'un geride kalmış isimlerinden. ama kesinlikle muazzam bi ritm düzenleyicisi. çatallı sesinden sizi yerinizden dans ettirebilir. 20. yy ın olağanüstü bluescularındandır. fakat ne yazık ki, erkenden kaydetmişizdir.
https://galeri.uludagsozluk.com/r/1660005/+
Ayhan ışık ve belgin doruk’un başrollerini oynadığı, vahi öz, hulusi kentmen, suphi kaner ve ismet ay’ın yan rollerde olduğu 29 ekim 1961 de vizyona giren klasik yeşilçam filmlerinden. Hikaye tanıdık. Zengin kız, gururlu fakir oğlan, yanlış anlaşılmalar, son dakka düzeltmeleri...
Böyle yazınca belki sıradanlaşsa da, ayhan ışık ve belgin doruk’un sahneyi muazzam doldurması, harika dönem istanbul manzaralarıyla tadına doyum olmayan filmlerden.
Sanıyorum bütçe meselesi veya ben çok bilmiyorum ama keşke ayhan ışık ve belgin doruk ikilisi filmlerini birlikte daha fazla oynasalarmış..
aslında adı: "Hildur Guðnadóttir". dilimizde olmayan izlanda sesleriyle. çellist. muazzam eserlerin sahibi. 82 doğumlu. gerçi 82 doğumluların artık 35 olduğunu kabullenmeliyim. hatta gugıllayınca bir defasında türkie'de konser verdiğini de görüyoruz, biletleri de çok ucuzmuş hem de. ama ne sen bunun farkındasın. ne de polis farkında.
iki eski arkadaşın, uzun yıllar sonrasında bi akşam yemeği için bir araya gelmesine dair film. konuşacak ne çok şey biriktirmişler. bir yerden konu açılıyor ve çorap söküğü gibi hayat, insanlara, topluma ve davranışlara dair ne düşündüklerini deşiyorlar.
ben sevdim. özellikle aileye dair olan son bölüm ve küçük prensin fazlaca romantize edilmiş çocukça bir heyecanı barındırdığını söylediği sohbet oldukça iyiydi.
minimal tınılarına bayıldığım, çok küçük bi girişle ipucu sunarak sonsuz bir sürekliliğeve farklılığa ilerleyen eseri Palimpsest for string septet'i döndürüp geri sararak uzun süreler dinledim bugün.
20 yy klasik müziğinde kendine has tavrı üretmenin zorluğu içinde sonsuz ilerleyen bir müziği üretmiştir. 2012 yılında 89 yaşına vefat etmiştir. eserleri kaldı geride.
j.s. bach'ın yeryüzüne bir armağan olarak geldiğinin farkına varmamızı sağlayan, zamanlar üstü ve en sevdiğim eserlerinden biri. dönüp dönüp dinlenesi. ayrıca tarkovski, matthaus passion'ı kurban filminde kullanmıştır.
merhamet et tanrım,
akan gözyaşlarımın hatırına
bak işte,
ağlıyor kalbim ve gözlerim huzurunda
acı içinde,
merhamet et tanrım
akan gözyaşlarımın hatırına
Kariyerini herşeyin üstünde tutan, iş hayatında ciddiyetini hiçbir zaman kaybetmeyen beyaz yaka ablamızın -muhtemelen anneye çekmiş-
Hiç benzemediği, duygusal, bulundupu her mekanda yersiz ve ayarsız şakaları yapmaktan kendini alıkoyamayan babası ile ilişkisini anlatan film.
Baba-kız ilişkisi hiç iyi gitmiyorken bile, bi an geliyor ve kızımızın canına tak ediyor. Ve bu can sıkıcı durumdan kaçış için babasının izinden gidiyor. Sonuç olarak, son dönemde izleyip izlenebilecek en eğlenceli doğumgünü partisine tanık oluyoruz.
Bfi'ne göre (british film industry) 2016 yılının en iyi filmi.
grubun isminden anlaşılacağı üzre, üyeler arasında bir jon ve bir roy bulunmakta. louis'in neden grubun ismine eklenmediği sonradan ekibe katılmış olabileceği fikrini getiriyor akla.
Jon Middleton
Roy Vizer
Louis Sadava
grup, folk, rock ve bazen de raggae etkileri taşıyan müziğiyle oturduğunuz yerden şarkılara ayağını yere dans eder gibi vurmanıza sebep olmakta ve bu durum çok hoşumuza gitmektedir.
tayfun erdem'in kalan müzik'ten çıkardığı güzel isimli "Sessiz Bir Kelebeğin Rüyaları ve Dansları " albümünde yer alan bir başka güzel isimli çalışması. dönüp dönüp dinlenesi.
Fazıl Say'ın kızı için bestelediği, insanın zaaflarına işleyen, derinlerdeki şefkat merhamet duygularını ortaya çıkaran fakat kısacık olan bestesi. keşke hiç bitmese.
neşet ertaş'ın yüreğinden kopup gelen sözler sazının teline ulaşıyor.
müslüm gürses; neşet ertaş'ın türküsünü insanın ciğerini parçalayacak biçimde söylüyor.
gönül mecnun olmuş çölde geziyor
talih kalem olmuş kara yazıyor
gün geçtikçe yarelerim azıyor
mevlayı seversen sor da öyle git
ses tellerinden köpekbalıkları, ejderhalar, japon savaşçıları çıkarıyor sanki. o ne güçlü ses, ne güçlü yorum. 20 yy. ın ilk yarısında acaip güzel şarkılar söylemiş blues-jazz yorumcusu.
iletişim ve ayrıntı yayınevlerinde editör, redaktör olarak görev yaptığı kişisel sayfasında yazıyor. bense birikim dergisinde haftalık yazılarından tanıyorum. bu hafta yazmış olduğu boşluk isimli yazısı son zamanlarda okuduğum en güzel ve etkileyici yazıydı. kendisine teşekkür ederim. artık daha da sıkı bir takipçisiyim.