ırkı milletle karıştıran malakları göstermiş başlık.
ırka rus yazmışlar ahaha, cahiller sizi*
gorid seviyorum, polska falan, leh kızlar eklesin. ha alpinid oldu, o da olumlu*
"uyuşturucuya hayır" konulu bir kamu spotunu andıran canlı performansları bulunan punk rock-pop punk grubu. https://m.youtube.com/watch?v=XgumG6Oeg1w
ilk 40 saniyeye dikkat. ceza da kimmiş peh.
7 ekim 2016'da çıkacak green day albümü. geçenlerde yayınladıkları bang bang parçasından yola çıkarsak bir dookie bir basket case kadar punk, american idiot kadar politik bir albüm olacak gibi görünüyor.
ırk olayına renk olarak bakılırsa doğru kabul edilebilecek önermedir.
siktir lan demeden önce oku kardeşim.
türkler de araplar da beyaz ırktan kabul edilir. beyaz ırk denilen naneye dahil olmak için illa ki pammık gibi olmak gerekmez. bu önerme doğrultusunda devam edildiğinde, türkler araplarla ne kadar aynı ırktansa, ingilizlerle de aynı ırktandır gibi bir sonuç çıkar.
ırk kavramının olup olmadığının tartışıldığı bir dünyada ırkları gerçek kabul edip, bir de ırkların renklere göre ayrıldığını var sayıp, arapları da türkleri de beyaz kabul etmek ne kadar bilimseldir, akılcıdır o tartışılır tabii.
haber doğruysa bikiniyle gelen birisinin kovulması ne kadar saçma bir durumsa o kadar saçma bir durum, ayıp.
akpli veya dindar biri değilim. aslına bakarsanız tanrı kavramını pek de taktığım söylenemez. yani bu haşemalıları, ninjaları falan kendime hiç yakın bulmuyorum.
ama bir insanı sırf dini inançlarının gerektirdiği şeyleri yapması nedeniyle halkın kullanımına sunulmuş bir yeri kullanmasını engellemek insanlık ayıbıdır. bunları savunmak da aynı ölçüde ayıptır.
özgürce verilmiş kararlar sonrası yapılan eylemler asla kötülenmemeli, yargılanmamalı, insanların değerleri buna göre ölçülmemelidir.
bir insanın nasıl bikiniyle, şortla, o yivrenç parmak arası terliklerle dolaşma hakkı varsa aynı ölçüde haşemayla da dolaşma, havuza denize girme hakkı vardır.
insanın aylar sonra hatırladığında bile utanmasına neden olabilir.
2015'in soğuk, boktan ve karanlık günlerinden birindeyiz. saat akşam 8 civarı, 4'ten 6'ya kadar durakta yollarını gözlediğim otobüsün içinde 2 saattir mahsur kalmış durumdayım. hava o kadar boktan ve ben o kadar yorgunum ki gözüm hiçbir şekilde inip de yürüyerek devam etmeye yemiyor.
bu yivrenç atmosfer içinde ufukta bulduğum bir boş koltuğa çölde su bulmuş gibi koşup daha çevredekiler durumu anlamadan orta kapının içerinden ilk sağında kalan o güzel yeri kapıyorum. içimde tarif edilmez bir mutluluk var, etrafımdakilere "siz hala birbirinize dayayın ehuheh" bakışları atarken bu zevki ikiye katlamak amacıyla müzik açasım geliyor. kulaklıkları takıp telefonumu açıyorum. en bi çılgınlarından bi green day şarkısını seçip dokunuyorum play'e.
bi tuhaflık var, ses garip geliyor ama ben tabiki de bunu pek siklemiyorum. köklüyorum sesi sona, birden tüm otobüsün başı bana çevriliyor.
kulaklığı çıkarıp sesi kontrol ediyorum.
sonrası sesli bir "hassiktir".
her türlü hazırlığı yapıp kulaklığı telefona takmayı unutmanın ve tüm otobüse son ses dinletmenin utancı içerisinde götümdeki bokun donma ihtimalini siktir ederek otobüsten kıpkırmızı bir suratla iniyorum.
geçen gece saat 2 civarı uyandım. ama nasıl uyanma, maymun gibiyim. aynadaki aksimden korkar haldeyim, uykusuzluktan tüm algılarım kapanmış. balkona gidip temiz hava alayım dedim. gittim etrafı izlemeye başladım, bir yandan da telefonun alarmını kurmaya çalışıyorum.
kafamı kaldırayım dedim, kaldırmaz olaydım. 3 numara miyopum, benim için 2 metre sonrası bilinmezlikten başka bir şey ifade etmiyor. kafamı kaldırınca uzaktan bir çift kırmızı göz gördüm *
o hızla balkondan nasıl çıktım, salonun kapısını nasıl kapattım, mutfağa nasıl geçtim hiç bilmiyorum.
az önce geceleyin uyku sersemi beni bu kadar korkutan şeyin ne olduğuna bakayım dedim. karşı binanın perdesiymiş amk.