Evet arkadaşlar, anın görüntüsü isimli başlık mevcut. Peki gelecek tahayyüllerimizle veya tasavvurlarımızla ilgili resimlerimizi nereye koyalım? işbu entry olabilir belki de...
işbu entryde insanları bilerek kandıran kişiler kastedilmiştir.
Evet arkadaşlar, insanları bu sektörde ve toplum nezdinde bilinçli olarak kandırıyorlar. Asla hastalık olmayan normal insani duygulara hastalık muamelesi çekiyorlar. insanları bilinçli olarak manipüle ediyorlar. Önüne gelene hiçbir işe yaramayan antidepresan veriyorlar. Okb, panik atak, takıntı, depresyon... Bunların hiçbiri hastalık değil arkadaşlar. Kim bunlara hastalık diyorsa bilin ki şarlatanın ta kendisidir o kişi. Tabi ki burada işini düzgün ve toplum yararına yapan, bilinçli olan ve manipülasyonlar yapmayan psikolog ve psikiyatristleri tenzih ediyorum. Artık sömürülmeye müsaade etmeyin. Hasta olmadığınız bilin ve ona göre hareket edin. Psikolojide hastalık yok arkadaşlar rahat olun. Buraya da bir video bırakıyorum. https://youtu.be/NEHWEZ9h9wM
Arkadaşlar bildiğiniz gibi bugün cumartesi, dün ise cuma idi, cumadan bir önce ‘perşembe’. Dikkatinizi çekiyorum cumadan bir önceki gün cumaönü veya cumaevveli değil. Neden cumartesine de perşembe gibi bağımsız isim bulmuyoruz. Haydi isim bulalım bugüne ve Türkçemize bi katkımız olsun.
Benim önerim: ‘çevre temizliği günü’ ve zamanla dilde en az çaba yasası gereği “ÇEVTEGÜ”
Yazık ulan yazık takıma!!! Ne yaptınız bu takıma? Sözümona yıldızları (!) toplamışsınız, takımdaki ruhu öldürmüşsünüz. Futbolcular bitse de gitsek derdinde amk, neden çabalamıyorlar? Terimin aslanları olmuş kedi...
Not : gs’liyim
Herkesin fikir sahibi olduğu, entelektüellerin cirit attığı ülkemizde sanırım olmayan şehirlerdir. Hatta türkiye’nin iç kesimlerine yaklaştıkça (konya, Kayseri, maraş) zeka ve kültür seviyesi daha bi yükselmektedir.
Arkadaşlar, burada sözlüğün kalitesini ekşi seviyesine çekmek için mesai harcıyoruz, birileri sürekli gereksiz girdilerle sözlüğü meşgul ediyor. Yapmayın, etmeyin. Lütfen biraz düşünerek ve nisbeten planlı yazılarla buralarda yurt edinin. Ne bu gündemler,girdiler? Topluma ve bireye faydalı ya da kendince etraflı bir yazı kaleme al (sanatsal girdiler, sosyal girdiler...). yazmayı bilmeyen sözde suserler (!) geçiniz efendim, geçiniz buralardan!!!
Dünyanın yaşanılabilirlik açısından zirvede yer alan üç dört ülkesinden biri olan isveç standartlarında yaşamak türkiye’de ne kadar mümkündür? Fikri hür olmayan insanlar ülkemde standartların yükselmesine her zaman ket vurmaya çalışmazlar mı? Türkiye’m; isveç nerede, sen neredesin... Ütopya ve distopya sanki !
Evet, hadi bakalım sözlükdaşlar? Bugüne kadar birçok şeyden şikayet ettik, kendimizce sistem tanımı yaptık;çuvaldızı ele batırdık. Şimdi ise iğneyi kendimize batıralım. Evet , bu dünyaya bok böceği kadar faydalı mıyız? Ya da amk eleştirdiğimiz mevhumları minnak da olsa düzeltme adına bir yaralı parmağa işeyebildik mi? Ne yaptık lan biz? Ne yaptım lan ben? Ülkem ortadoğu’ya dönerken seyirci miydim lan ben? Noluyoz amk? Bana soruyorsanız , az da olsa çaba sarfettim la...
ifade hüviyetini sonuna kadar kullanmaya çalışan, sabah kapısına polis gelme ihtimali olsa dahi düşüncesini açıkça yazabilen (dozunda ve kanunen suç teşkil etmemek kaydıyla) taşaklı yazarların yaptığıdır ( cinsiyetçi söylem addetmeyin).
Evet;
Yazmak ve korkmamak, işte bütün mesele bu...
Bu neslin ilk kuşağı şu an anne karnında.
Evet arkadaşlar, çok ilginç bir kuşak geliyor emin olabilirsiniz. Onların nasıl yaşayayacağını, nasıl bir dünyaya uyanacaklarını kestirebiliyor musunuz? Teknoloji ve sağlık açısından bizden daha mı şanslılar yoksa? Ayrıca siyaseten bu kuşağın bir ideolojisi olur mu?
82 milyon yurttaşın vergileriyle yapılan milli arge ürünlerini bir kesim sahiplenerek karşıt görüşleri dışlıyor. Örneğin yavuz sultan sondaj gemisinin akdeniz'e inme mevzusu. Arkadaş! senden farklı düşünüyor diye çeşitli milli ürünleri sahiplenip bu ülkenin insanlarına nasıl hakaret edersin? Neymiş, 'bu gemi CHP'lileri kudurtmuş, şuna kapak olmuş, buna kapak olmuşmuş' yok öyle bir şey sayın troller. Gerçek bir muhalif ülkeye yapılan nitelikli yatırımlara karşı değildir. Onun söylediği "tamam bu gemi vb. iyidir hoştur ne var ki eğer bu israf düzeni olmasaydı, şu paralar şuralara harcanmasaydı, falanca kişi onlarca araçlık konvoyla gezmeseydi, paralar yandaşa yedirilmeseydi bu yavuz sultan sondaj gemisinden 1 tane değil belki de 5 tane indirilirdi akdeniz'e" dir. Bu ülke hepimizin, kimsenin babasının çiftliği değil!
Hayattasın,
En az bir miktar sağlığın var,
Beyninin okuma/ görüntüleme merkezi çalışıyor,
Dil edinimin var,
Türkçe biliyorsun,
Okumak için bir cihazı kullanıyorsun,
An itibariyle elinin altında internetin var,
Şu an beynin bu entryi işliyor,
Birkaç saniyedir beynin bu düşüncenin nosyon haritasını yüklüyor,
Ön yargıların/şartlanmışlıkların zihnince hatırlatılıyor,
Evet, şu an ne diyeceğini az çok kestirdin ve dedin işte,
Sonrasında beynin Hayatta kalman ve rutinlerin için sana yeni seçenekler sundu bile. Ve harekete geçiyorsun...
Bu entry farkındalık adına kaleme alınmıştır.
Çocukken, yıllar evvel, babamın çalıştığı yerde karnım acıkmıştı. Karşıda da salaş bi kebapçı vardı. Kebap için tutturmuştum. Babamın sanırım parası azdı. Kebap almadı ve bekle dedi, Yanda bulunan kahveden çizi ve kola getirdi. Önce imtina ettim, kızdım ona; sonra biraz da ağlayarak istemsizce yemeye başladım ilk ısırıklarıma nazaran gittikçe lezzet almaya başladım. Gözyaşlarımın tuzu dudağıma ulaşmadan çizi'nin tuzu ve kola tandemi beni mest etti. O gün bu gündür hatırası vardır bende çizi ile kolanın, harbiden de uyumludurlar. Şimdi yine yiyeceğim bakalım. Canım babam...
Bazen yaparım. Kendime annemin yaptığı yemeklerden bir porsiyon ayırırım, mezesini de ihmal etmem. Sonra menünün maliyetini hesaplarım. içeceğimi de eklerim maliyete. Üzerine bir miktar kar koyarak fiyat çıkarırım, işletme zarar etmemeli neticede. Sonra da afiyetle yerim yemeğimi.
Not: şizofren değilim.
Bana ürperti veren ve sevdiklerimi daha çok hatırlamamı sağlayan gecelerdir. Bilhassa yaz geceleri esen ve cama vuran rüzgarlar o farklı tınılarıyla insana dünyanın keşmekeşliğini salık vermez mi?
Tahmini 70-80 yıl sonra işbu entriyi okuyanlar dahil birçoğumuz mevta olacağız. Bu dünyadan geçerken esamemiz adına ne bırakabiliriz? Onurlu bir yaşam, birkaç satır edebi eser ya da irfanı hür bir nesil mi? Ya da ne amk? Bir diğer açıdan sadece sex ve hayatta kalmak da kafi midir?
Ne var ki bu dünyadan bir de "x" kişisi geçmiş denmesi de fena olmaz hani.
Birçok roman kahramanı inceledim, vardığım kanı: hayat bize çeşitli seçenekler sunar ve insanların kahir ekseriyeti kolayı, alışılagelmişi, genelin tercihini seçerken bu kahramanlar(örn: monte cristo, raskolnikov, çiçikov, robinson crusoe, jean waljean vb. ) Daha zor olanı, çaba gerektireni, zeka gerektireni seçiyorlar; bir maceraya atılıyorlar, bazı öngörüleri başarılı iken bazılarını da seçimlerinin sonucunu göze alarak cüretkar adımlarla göğüslüyorlar. Biz işte böyle insanların hayatını merak ediyoruz sıradan insanlardan ziyade. insan olmak da biraz da böyle değil mi e be dostlar? insan olmak göze almak, biraz da maceraya atılmak değil mi?
Not: korku yapılması gereken şeye asla mani değildir. Bazen göze alabilmek ve daha özgün seçimler yapabilmek gerekir.