kötüdür, zordur, hatta bizzat içinde bulunduğum bir durumdur.
fakat bir ayrıntı da vardır ki benim için, daha bir çok akıllara zarardır. evli ve çocuklu o adama evlenmeden önce aşık olmak. yaşadığım budur benim, aşık olduğum delilergibi sevdiğim adam, gün gelir evlenir.. düğününe gidersin, oynarsın sanki herşey güzelmiş gibi. eve dönersin 2 ay boyunca bırak evden çıkmayı, yataktan bile çıkmazsın. çocuğu olur sonra.. yüreği kaldıran varsa gider çocuğu da sever, ama benim yüreğim kaldırmadı, gidemedim.
Herşeye rağmen insanın içinde saklaması gereken bir şey.
kanımca kesinlikle rahmi vidinlioğlu nun gerçekten yaşadığı olayları konu aldığı kitaptır. böylesine bir kitabı yazdıracak birikime sahip hiç bir insanın akıl sağlığının da yerinde olabileceğini düşünmüyorum. zira yazarla tanışmışığım vardır. fikrimce gerçek hayatındaki ilişkisiyle, hayal dünyasında yetiştirdiği kişilerin, zihninde ve kalbinde çakışmalarını konu alır.
ilk kitabi şizofreni yalnız oynanmaz ı okumuş bulunmakla birlikte yazarın kendisiyle de tanışma fırsatım oldu. olmasaydı daha mı iyi olurdu. evet daha iyi olurdu. zira gerçekten bir ara saplantı boyutuna ulaşmış sohbetlerin sonucunda, kendisinin de kesinlikle şizofren olduğuna kanaat getirdiğim yazar kişidir. kitabı okunası bir kitaptır. orası tamamen ayrı bir meseledir.
annemin panikatak tedavisi için yeşil reçeteyle yazılmıi, eczaneden ne olur ne olmaz diyerek satın alınmış ve evde son kullanma tarihinin geçmesi beklenen ilaç. bazen deneme merakı hissediyorum, daraldığım bunaldığım anlarda, fakat inatla hala denemedim, zira uyuşturucudan pek bir farkı olduğunu da düşünmüyorum. sanırım son kullanma tarihinin geçmesini beklemek sonra çöpe atmak en hayırlısı.
Genelde erkek magazin dergilerinin ** mantalitesidir. Çünkü her zaman seks satar, dergiyi sattırır. Sadece derginin kapağındaki hatun kişinin resmi yeterlidir. Bir rivayete göre o dergilerin hazırlandığı ortamlarda küçük post-it lerde "sex sells" yazmaktadır.
Benim tarafımdan söylenerek tarihte ilk defa bir hatun kişinin ağzından çıkmış olması rivayet edilen cümledir. gerçi evlenebilecek biri bulunsa bu düşünceden vazgeçilebilir.
(bkz: kız kurusu)
(bkz: evde kalmak)
Bariton sese sahip opera sanatçısıdır. Mimar Sinan Üniversitesi istanbul Devlet Konservatuarının opera bölümünden 1993'te lisans ve 1996'da yüksek lisans dereceleri alarak mezun oldu. 1996 ve 1998 yılları arasında aynı kurumda eğitmenlik yaptı. 1995-96 sezonundan itibaren profesyonel opera kariyerine başladı. Halen istanbul devlet opera ve balesinde görev almaktadır. Tadından yenmez bir oyunculuğa ve sese sahiptir. Doğumgünümde facebook ta attığı mesajla beni mutluluklara boğmuştur.
(bkz: asik olunmamasi gereken birine asik olmak)
bilmeden bir rentboy a aşık olmuşluğum vardır, bilseydim yine aşık olurmuydum orasını bilemiyorum, bilmekte istemiyorum. fena birşeydir.
(bkz: babaannem)
son nefesine kadar iki büklüm olsa da oje sürerdi. neden surduğunu anlayamazdım çünkü evden bile çıkmazdı, çıkamazdı fakat ojesini sürdüğünde kendini mutlu hissederdi onu hatırlıyorum. demek ki neymiş, önemli olan insanın kendini iyi hissetmesiymiş. ayrıca sanırım benimde yıllar sonra içinde bulunacağım durumdur. *
ismail türüt fıkralarla türkiye yi çıplak sunsun... kimse televizyon açmasın yada hepimiz o kanalı açalım, gördüğümüz tablo karşısında yapacak birşey bulamayıp televizyonlarımızı pencereden aşağı atarız, kurtuluruz. oh ne güzel
Yapmayı içten içe düşündüğüm olay. Kızım olursa da eski aşkımın benim yerime seçtiği kızın adını koymayı düşünüyorum fakat o kıza olan sinirimi kızımdan alma ihtimalimden dolayı an itibarıyle böyle birşeyden vazgeçmiş bulunmaktayım.
Digiturkteki dizimax kanalının bir dizisidir. Yurt dışında cbste yayınlanmaktadır. Serinin yönetmenleri Tony ve ridley scott kardeşler olmakla birlikte, başrolleri rob morrow ve David Krumholtz paylaşmaktadır. Konusu ise fbi da çalışan ajan abisinin çözmesi gereken olayları, sayısal yönden abuk bir sürü hesaplama yapıp çözen bir kardeş ve çevrelerinde gelişen olaylar zinciridir. Güzeldir, izlenmelidir.
gitgide küçülen bedeninden bu şarkıyı söyleyecek sesi nasıl çıkardığını anlamamakla birlikte ölse de bu şarkıyı yaptığı için asla unutulmayacaktır kanımca. Şahsen ben unutmayacağım. Şaheser. Tapılası şarkı.
Konuşulacak mevzu bulma stresi sarar tüm bünyeyi, genelde "aa konuşacak birşey bulamıyoruz, hadi aç bir konu" dendikten 3 veya 5 dakika sonra uzun bir sohbetin içinde bulabilir insan kendini. Kişinin karşısındakine, bulunulan mekana göre değişebilir sohbetin konusu ve durumu. Ama genel olarak hayal kırıklığı olması muhtemeldir. Çünkü kişi karşısındakini hayalinde nasıl canlandırdıysa muhtemelen karşısına çıkan kişi, hayalindeki kişiyle uyuşmayacaktır.
"evet yavrum ,çok geç kalmışsın" cevabını alırsa, sokakta bulduğu ilk şahsiyetle seks mi yapacağı merak konusu olabilir. ayrıca neye göre geç, neye göre erken tabi ki orası da ayrı bir tartışma konusu.
defalarca izlediğim hatta bugün bir defa daha izlediğim tim burton yapıtı. Lord Barkis'in filmin sonlarında ölü geline "asla gelin olamayacaksın, nedime olarak kalacaksın" gibi bir kelime söyler ve o an benim nedense ağlayasım gelir. her defa izlediğimde o sözde takılırım. sözün özü; film güzeldir, izlenmelidir.
tatil köylerinde animatörlerin başına da gelir. tatil köyünün adının kocaman yazdığı tişörtlerden giymek zorunda olan animatör kardeşlerimiz tüm gün o halde şebeklik yapmak durumunda oldukları için tişörtle yanarlar ve tişörtleri çıkardıklarında pek te hoş olmayan bir görüntü çıkar ortaya. o görüntü amele yanığının ta kendisidir, çünkü baya bir renk farkı vardır vücutlarında. zira 3-5 saatilk yanık değil günler hatta haftaların birikimidir. Hoş değildir fakat yapacak birşey de yoktur. olan olmuştur bir kere. *
"öyleyse"'ye "öyliyse" diyen zihniyetle aynıdır. sevilmez, hoş karşılanmaz hatta "falan" yerine "felan" diyen şahsiyetler de vardır ki, koşarak yanlarından uzaklaşılması gereklidir. *
kimi durumda çok tatlıdır, kimi durumda çok acı, bazen buruktur tadı, bazen ekşidir ama her durumda Sezen Aksu şarkıları "tadından yenmez" şarkılardır. dinlenmelidir, eskimez. hatta; "ben yazsam kendi hissettiklerimi ancak bu kadar yazardım" dedirtir.
bir hatun çıkmıştı zamanında ismini anımsayamadım ama görüntüsü zihnimde yer etti. üzerinde pardesü ve türban türbanın üzerineyse iliştirilmiş bir taç vardı, güllü dallı bir taç. gördüğüm en inandırıcı olmayan sahte peygamberdi kendisi.
benim için tiyatro sahnesine çıktığımda yaşanan histir, bir şişe pasiflora alınır güzelce herkese pay edilir, 1 yıllık kurs döneminden sonra sahneye adım atıldığında eller ayaklar hatta tam koordinat vermek gerekirse dizler tir tir titrer, şahsen bir kolum sabit dururken diğerini hızla salladığımı bilirim. tabi insan sonrasında alışıyor, ama o alkışın getirdiği adrenalin hissi bağımlılık yapıyor. şehir tiyatrolarında ayağımda alçıyla sahneye çıktığımda en büyük adrenalin patlamasını yaşamıştım ki; seyirciler ayağımda alçı olduğunu fark edip ayağa kalkmışlardı beni alkışlamak için, acaip bir histir. profesyonel olan bir oyuncu artık her perde açıldığında o garip hisi duyar, zaten duymamaya başlarsa bir gün, benim gibi tiyatroyu bırakması kuvvetle muhtemeldir. **
serdar ortaç'tan haz almamama rağmen şarkılarını bilirim, bir şekilde dinlerim * bu şarkıysa serdar ortaç'ın yaptığı en kötü şarkıdır, iddia ediyorum, öyledir.