BBC One'da 7 bölümlük bir mini dizi olarak yayınlanacak olan yeni yapım. ilk iki bölümü gayet sürükleyici geldi bana. açıklaması aşağıdaki gibidir. kısa sürecek olsa da izlenilesi bir dizi olmuş.
--spoiler--
19'uncu yüzyılın başlarında ve Napolyon Savaşları'nın devam ettiği sıradaki bir alternatif tarihte, insanlar büyünün ingiltere'yi artık terk ettiğini ve geri gelmeyeceğini düşünürken iki büyücü ortaya çıkar: köşesine çekilmiş, huysuz, cimri ve kendi hâlinde bir Bay Norrell ile genç, yakışıklı, gözüpek ve pervasız bir Jonathan Strange.
Bay Norrell, kendi malikânesinde büyü kitaplarıyla haşır neşirken Jonathan Strange ise sevgilisi Arabella ile hayatını düzene sokmaya çalışan ve büyücülük yeteneklerinden henüz bihaber olan bir adamdır. Acaba ikilinin yolları nasıl kesişecektir? Büyü ingiltere'ye geri dönecektir fakat iyilik için mi, yoksa kötülük için mi kullanılacaktır?
--spoiler--
son dönemlerde 'paralel evrenler' teorisi ile ilgili ortaya atılmış en analitik teoridir. fiziksel bağlamda büyük açmazları olsa da neticede daha en başından başlandığı için açık fikirli olup, sakin değerlendirmek gerekir ki şu an fiziksel olarak gerçek olamayacak kadar saçma.
kısaca özetlemek gerekirse ben var olduğumda aynada da bir görüntüm oluşmuş olur. -aynaya baktığım zaman geçerli olan- bu görüntüm ben aynadan uzaklaştıkça aynanın içine gömülür yani tersine boyutlanır. bu şekilde bir mantık ile büyük patlama *'den sonra bir tersinir evrenin oluşmuş olabileceği teorisidir. düşündürücüdür.
her dönem ösym'nin -bir tane de olsa- sınavına girmeyi huy edinmiş yazarlardan kalem rengi tahminleridir. geçen dönem siyah-turuncu idi bu dönem beyaz-turuncu oldu bir sonraki dönem beyaz-sarı şeklinde gidebilir. seçim sonuçlarına göre gitmeye de bilir tabi.
her sene neredeyse hepimizin yaşadığı durum. kışın yanan sobalar, giyilen kalın kıyafetler insanı korurken, bahar geldi diye bunlardan feragat edip bilimum üşüme durumuna gark olmak. gerçi nisandayız ama yine de ne demiş atalar
başlığın henüz açılmamış olduğuna inanamadım arkadaşlar çok ayıp. bugün yine bir alışveriş çılgınlığının içinde buldum kendimi. önce o iki defa mavi çerçeveli cam kapı üzerinde kırmızı ile yazılmış itinizi iteledim sonra gelsin muhteşem süleyman gitsin osmanoğlu penirleri, patitolar teatonlar... en sonunda dondurucunun yanına ulaştım... ve işte o an; o harika tat ma sante... daha önce neden denemedim bilmiyorum gerçekten. iyi allah belamı vermemiş yani.
the walking dead adlı zombi dizisini izlerken yiyecek bir şeyler tüketme eylemidir. Rick komiserim orada ölülerin bağırsaklarını deşerken yediği yemekten tiksinmeyen kişi yok denecek kadar azdır zira. ayrıca aramaya inandım aslında ama çok bi lokal kalmış başlıklar.
dinlerken anlamadığınız birden fazla kelime bulunmasından dolayı tdk sözlüğe bakma ihtiyacı hissettiren şarkılardır. yabancı şarkılarda elbette olur da türk popunun içinde ne gerek olduğuna anlam verilememektedir. örnek olacaksa https://www.youtube.com/watch?v=-aY2YpPicWg
emlakçı komisyonundan kurtulmak için sokak sokak dolaşan kiracı tribine girmemek için yapılması gerekendir. bazen çok verimli olabiliyor. ama genelde sadece büyük birbekleyiş!
insanı canından bezdiren, yorgunluktan dolayı başka bir işe adam akıllı adapte olamamana neden olan pis bir durum. iyi karar verip öyle taşınmak gerekli.
gene geldik o sikimsonik günlere sözlük. la tamam hava soğuk da demlikten ne istiyoruz?
son üç gündür başıma gelen durumdur. evde misafir de olmadığından çayın ilk bardağını alınca altını kapatıyosun haliyle, bi entry bi entry daha derken unutuveriyosun bardağı, işin yoksa bir daha ısıt, e eskiyo o çay. neyse sakinim.
insanı ikilemde bırakan durumdur. bir troll'ün karması zaten eskide olduğundan entrysini eksilesen olmuyor, şukulasan e o da olmuyor, oylamasan da bi türlü. bu şekilde sürüp gider bu efenim.
süre olarak 120 dk kadar süren bir filmi bütün bir öğleden sonraya yayarak izlemektir. pek sarmamış olması muhtemeldir lakin böyle bir rahatlık için boş insan olmak gerekir. zira vakit gerekir.
özellikle bir seriye başlamışsanız 2. film diğer filmlere göre çerez niteliğinde olduğundan pek bir uzatılabilmektedir.
arya stark'ın akıllara durgunluk verecek sözü. son bölümde çok enteresan şekilde waiting for godot'ya 'ipince' bir gönderme olduğunu sözler önüne sermiştir.