iTÜ Sinema Kulübü tarafından geçen sene 2. si düzenlenen Kısa Film Festivali bu yıl , kapsamı genişletilerek iTÜ Film Festivali oluyor 29 mart 2 nisan tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan festivalde uzun metraj film gösterimleri, atolye çalışmaları, söyleşiler ve ulusal kısa film yarışması bulunuyor. Festivalin konseptiyse; ''Sinemanın Tokatı''.
4 gün süren festivalde, senaryo, kurgu, ses ve görüntüleriyle ön plana çıkan uzun metraj filmler incelenecek.
Festival kapsamında düzenlenen 2. Kısa Film Yarışması'na katılım için
sanat fakültelerinde okuyan , sanatla ilgilenen veya sanatsever insanların iletişimde bulunabileceği bir yer. şimdilik iyi gidiyor. umarım klasik arkadaş bulma sitesi görünümüne bürünmez..
bu isimde bir intenet kafe görülmüşlüğü de var gaziosmanpaşa- üç şehitler civarında.
yurdum insanının tanımlanamayan fantazi dünyası herhalde. ya da öyle bir şey.
entry lerimden ilgi açlığı çektiğimi çıkarmış yazar.
kendi halimde yazdığımı hatta oylanmadığımı düşünüyordum ben halbuki.
kaç kişinin ilgisini çekmişim. bir el kaldırın, bir şey yapın.
anlam veremedik.
-bir an önce yaşlanmak istiyorum. yaşlanınca kimse bana akıl veremez, her yaptığım takdir edilir hem de kendimi kimseye güzel, sağlıklı, hayat dolu göstermek zorunda kalmazmışım gibi geliyor. bir erkek arkadaşım olmak orunda olmaz. daha doğrusu böyle bir derdim olmaz.
-erkekler çok acımasız. anlaşamıyorum onlarla. idare etmesini, saman altından su yürütmesini ve kadınsı oyunlar oynamayı bilmiyorum. ilişkilerim yürümüyor bu yüzden. heyecan hissetmiyorum ilişkilerimde. hepsi çok monoton geliyor.
-aceleyle koltuk altımı tıraşlarken iki tarafı da çok derin bir şekilde kestim. kollarımı kaldıramıyorum.
-çok sakarım ve hiçbir şeyi ustalıkla yapamadığımı düşünüyorum. sporda da bu yüzden başarısız olduğumu düşünüyorum.
-çok uzun yıllardı-kendimi bildim bileli- içimde dolduramadığım bir boşlukla yaşıyorum. hiçbir şey doldurmuyor o boşluğu. ne çektiğim aşk acıları, ne asiliklerim, ne öğrenim hayatımda kazandığım başarılar, başarısızlıklar, aşırılıklar, sessizlik, durağanlık ne de çılgınlıklar... gittiğim doktorlar, antidepresanlar, aşırı planlı ya da son derece plansız hareketlerim, titizliğim ya da vurdumduymazlığım; ne alkol, ne sigara, ne ot, ne bok... hiçbiri doldurmuyor...
-beynimin artık çok daha ağır çalıştığını düşünüyorum. hiçbir şeyi aklımda kolay kolay tutamıyorum. ciddi hafıza problemi yaşıyorum.
-kimseyi çok fazla önemsemediğimi düşünsem ve kimseyle -ailem dahil- çok fazla yüzgöz olmaya niyetim olmasa bile insanları çok fazla önemsiyor ve çok fazla kırılıyorum. mutlu olmayı -çok çabalasam da- beceremiyorum, bilmiyorum.
-hayatı değil de bir eskizini yaşıyormuşum gibi. hiçbir şey sahici gelmiyor. ya da ben bir yalan söylemişim de herkes bu yalana inanmış gibi. olamayan bir evrende yaşıyormuşum gibi. kendimi sahici hissetmiyorum.
-kendini çok fazla önemseyen insanları anlayamıyorum. herkes bana aynı ölçüde aciz ve beceriksiz geliyor. bu yüzden hiçbir zaman aşık olamayacak gibi hissediyorum ama çok kolay kanıyorum.
tanımı es geçip (başlıktan anlaşılmıştır ne demek istediğim) direkt örneklendireyim ben durumu.
bir gece önce msnde tartışılıp karşı taraf ayrılmak istediğini söylemiş. beri taraf da kabul etmiştir.
ertesi gün akşam altı civarı terkedilen şahsın telefonuna terkeden kişi tarafından bir mesaj gelir ve olaylar gelişir:
+: terkeden göt lalesi
-: iyiniyetli, güzel insan. eşi benzeri yok. tapılası. *
+bu akşam maçım var sonra da izmire gidiyorum. ahın tutar da bi tarafım kırılır diye korkmuyor değilim
-ya bas git. işin gücün mü yok
+yok mesaim yarım saat sonra bitiyor : ) korktum gene de bir uzvumun kopmasından
+oha böyle diyeceğini tahmin etmiştim. öyle olsun. ne diyeyim
-ne deseydim? güle güle git gel canım. yalarım mı deseydim?
+şerefsizin tekisin ama severim seni deseydin mesela ?
-sevildiğini duyunca götün büyüyor. o götle tek kişilik koltuğa sığamazsın. iki kişilik bilet almak zorunda kalır sonra da harcadığın paraya üzülürsün mazaallah!!
+bravo aynı mesajda hem kibirime hem cimriliğime laf sokabilmişsin
-evet, ben de takdir ettim kendimi. her neyse iyi yolculuklar. kendine iyi bak.
çok zekice bir altmetinle desteklenmiş, kıpırdak şarkı.
şöyle ki; la fontaine gay dili -daha doğru bir tabirle argosu- olarak bilinen lubuncada "telefon" anlamına geliyor.*
"ne söylesen masal gelir la fontaine den" derken esasında "ne söylesen masal gelir telefondan" denmek isteniyor.
klip boyunca tepeden sarkan uzun kulaklık kabloları da telefon kablolarını anımsatıyor. direkt telefon kullanmak yerine böyle bir tercihte bulunmaları da bence zekice olmuş. hiçbir şey göze batmıyor.
bu terminolojinin gerçek hayatta kullanıldığına şahit olunmuştur. (ben olmadım)
Alıkmak: ilgilenmek (not: Alıkmak farklı kullanımlarla türlü anlamlar kazanabilir. Bkz. Süpet alıkmak) Babilof naşlatmak: Gaz çıkarmak Balamoz: Yaşlı erkek But: Büyük, çok (Kimi zaman “similya” boyutlarının tarifinde sıfat, kimi zaman da “Dün gece but gullüm oldu, but eğlendik.” cümlesinde olduğu gibi zarf olarak kullanılır.) Cıvır: Küçük sayılabilecek genç kız Concon: Hayalar, testisler Çonçon: Bkz. Concon Digin: Biseksüel; hem aktif hem pasif olabilen erkek; straight görünümlü pasif gay Elvan: Orta boy (Genellikle “similya” boyutlarını tarif ederken kullanılır.) Koli: Sevişme, yatma (“Koliye gitmek”, “koliden gelmek” gibi türlü şekillerde kullanılır.) Gullüm: Eğlence, şamata Kür: Yalan Kürdan: ince, küçük (Genellikle “similya” boyutlarını tarif ederken kullanılır.) Laço: Maskülen tavırlı, genelde aktif gay ya da straight erkek La Fontaine: telefon Lubunya: Feminen tavırları, genelde pasif gay Madi: Kötü, fesat; kalitesiz, uyduruk (“Bana madilik etti, bir daha yüzüne bakmam onun.”, “Dün gece gittiğimiz yer madidendi.” cümlelerinde olduğu gibi farklı eklerle ve çeşitli anlamlarda kullanılabilir.) Manti: Genç, hoş çocuk Minço: Popo Nakka: Yok (“Koli de belde de nakka!”: “Sevgili de para da yok!”) Naşlatmak: Yollamak Paparon: Polis Pişar naşlatmak: işemek, çiş yapmak Piyiz: içki Puri: Yaşını başını almış, ihtiyar denebilecek gay Similya: Penis Similyayı naşlatmak: Erekte olmak Süpet alıkmak: Oral seks yapmak Şarıl şarıl: Tavırları ve hareketleri fazlaca feminen olan Şorşak: Çok genç erkek çocuk Tikelmek: Bakmak Tokmakçı: Pasif bir gay’e aktif olan erkek
her şeyi herkesten çok bilmek, abidik gubidik fantastik dizilere müptela olmak, bunun dışında gereğinden fazla tv izlemek, internet kafeleri mesken edinmek, -erkek çocukları için- küfür dağarcığıyla bir çok yetişkinle aşık atmak, gene de sevimli, temiz ve eldeğmemiş kalabilmek demektir.
umarım ilerki yaşlarında bir önceki kuşağın yaşadıklarını yaşayamadıkları için eksiklik hissetmezler. bilemeyiz.
biriyle metres hayatı yaşamak için başkasıyla zaten evlenmiş olma zorunluluğunu yadsımak, ilişkide anlatım bozukluğu yaşamaktır.
(bkz: dost hayatı yaşamak)
hayatta ulaşılacak başkaca hedefi olmamaktır.
bir insan ,hadi aklından geçirdi tamam, ama böyle bir şeyi nasıl ister? istenecek şeyler listesinde en üst sıralara gelip beynini kemiren bir arzu haline nasıl gelir bu olay?
hadi istedi, neden harekete geçmez de burada bir ton laf salatası yapar?
nasıl bir dünyanız var allah aşkınıza. koskoca adamlar oturup bunu tartışalım. ne güzel. anlam veremiyorum.
saygılar.
aklıma bir paranoya saplandı bu akşam
kimse beni sevmemiş olsa
gerçek denilen nehirden çoktan denize dökülmüş olsam
asırlardır kıyıya vurmuş olsam
hiç olmasam mesela
gördüğüm hep aynı rüya olsa
seviştiğim ten sıcak değil
körelsem hırçın kollarda
seslenmesem
aklıma bir paranoya saplandı bu akşam
ki gitmek bilmiyor
olmuyor.