" bir olu dalga, suramda tam
coskusu icinde sakli, gurultusu
bu kuru dal parcasini o getirdi dun aksam
birakti yuregime, en once beni gordu
yok hayir, yalnizca beni gordu de ondan
konusur gibiydi cunku dokundukca govdeme
bir yangina daha ugrasam
bir yangina daha ugrasam.
her seyden habersizdim once
bir gok yapiyordum deniz kabuklarindan
senin cocukca gulusune benzer bir gok
tersyuz ettikce onlari bir solan bir parildayan
bak, sana bir sey soyleyeyim mi
vardir ya hani bir deniz kazasindan
yeni kurtulmus bir kiz cocugunun gozleri
bir yasam boyu saskin ve kimildamadan bakan
o kadar bencilim ki, anla
sana ben verdim bu gozleri, ben armagan ettim anlasilan.
gun geldi daha baska seyler de verdim sana
karisti inceliklerimiz, az da olsa, gercekte bir hircinlikti benimkisi
ama ben cekinceye kadar bu ortuyu ustume
yatagini iyi bilen bir nehir gibi
aradan yillar gecti, sanmam ki degisirim
kuskum yok, degisemem elbette
bunlari soylemek icin bir raslanti bizimkisi.
ne cikarmis az icsem, butun butun biraksam da ickiyi
inanmazsin hic mi hic sevmiyorum zaten
yazdan kalma bir bitkiyi cikarip
doldurur gibi oyugunu
ya da bir hastayi duzeltircesine yataginda
yalnizca yerine koyuyorum onu
belki ozenle biraz, biraz da dikkatle belki.
kisaca soyleyeyim anlamak yordu beni
o kadar varim, o kadar da yogum ki iste
bir aslanim ya da bir aslan parcalamis beni
ama istemem bu olu dalga dokunmasin sana
vurdukca govdeme gerisingeriye donen
cunku ne yasadin, ne de dunyayi tanidin daha sen
oyle bir basina, umursamadan kimseyi
istemem bu olu dalga dokunmasin sana
vurdukca govdeme gerisingeriye donen. "
... Az sonra sen geleceksin, gene kısacık kesilmiş o "piyano siyahı" saçlarınla... Her zamanki gibi bahar sabahlarına benzeyen gülüşünle... Bir sürü çiçek adı düşündüren gülüşünle. O kadar az insan kaldı ki çevremizde, birbirimize daha sıkı sahip çıkmamız gerekiyor, birbirimizin üstüne titrememiz... Ne pahasına olursa olsun birbirimizi kollamamız. Azaldık, öldük, başkalaştık... Ancak yalnızlıkları birbirine benzeyen insanlar uzun yolda birbirlerini kaybetmiyorlar. Bizler güzel insanlarız. Her şeye karşın kendini koruyan, korumaya çalışan, güzel yetişmiş, güzel insanlar... Son zamanlarda en çok hissettiğim duygu bu. Bizim daha erdemli, daha bilgili, daha kişilikli, daha ilkeli, daha güzel, daha, daha biri olmak için yaptğımız her şey, bizi hayattan biraz daha uzaklaştırdı. Yalnız kaldık. Kimsesiz kaldık. Tüm bunlara artık gerek duyulmadığı, gereksinim duyulmadığı günlere geldik. Ya da getirildik.."
hooverphonic parçası.
sözlerini de yazayım tam olsun ;
You know I'm always late
You know I make mistakes
I surround you with chaos
When all you need is a break.
So we argue a little
We fight a bit more
When the pain gets too much
You suddenly close the door
Baby, how
How can you sleep tonight
Darling
How, how can you sleep tonight
You like things perfect
Nothing can be out of place
Ever morning you wake up
Every night I do the same
So we argue a little
We fight a bit more
When the pain gets too much
You suddenly close the door
Baby, how
How can you sleep tonight
Darling
How, how can you sleep tonight
Every time you drink
Way too much
So we end up in tears
And then the lights so beyond the snow
Baby, how
How can you sleep tonight
Darling
How, how can you sleep tonight
Darling
How, how can you sleep tonight
Baby
How, how can you sleep tonight
Baby
How?
biliyorum çok geç kaldım biliyorum hatalıydım
ama her şeyde sen mükemmel değildin,kapıları çarpıp gittin,geceleri nasıl uyuyosun falan filan diyo işte..
genel teması bana göre; 'yatacak yerin yok allahın cezası'dır o ayrı tabi.
nerde duydum nasıl karşılaştım hatırlamıyorum..
hem bu cümleyle hem onunla.
herkesin bir bavulu vardı,bu doğruydu ama onun ki çok ağır ve eskiydi.
ne ben taşıyabildim ne o izin verdi.
o 'bavul' çok ağırdı.bize fazlaydı.
içinde morrisseyinde bulunduğu listedir.
boşuna sevmiyoruz anacım.müzik zevkimi yiyim.
ayrıca john goto(fotoğrafçı),tarantino,leonerd cohen gibi isimlerde var.
beni en çok şaşırtan meryl streep oldu.kadının iq su bilmem kaç diyolardı da inanmıyoduk.
he bide usame bin ladin de var.onun bağlantısını çözemedim yalnız??
i remember a girl so very well
the carnival drums all mad in the air
grim reapers and skeletons and a missionary bell
o where do we go now but nowhere
in a colonial hotel we fucked up the sun
and then we fucked it down again
well the sun comes up and the sun goes down
going round and round to nowhere
the kitten that padded and purred on my lap
now swipes at my face with the paw of a bear
i turn the other cheek and you lay into that
o where do we go now but nowhere
o wake up, my love, my lover wake up
o wake up, my love, my lover wake up
across clinical benches with nothing to talk
breathing tea and biscuits and the serenity prayer
while the bones of our child crumble like chalk
o where do we go now but nowhere
i remember a girl so bold and so bright
loose-limbed and laughing and brazen and bare
sits gnawing her knuckles in the chemical light
o where do we go now but nowhere
you come for me now with a cake that you've made
ravaged avenger with a clip in your hair
full of glass and bleach and my old razorblades
o where do we go now but nowhere
o wake up, my love, my lover wake up
o wake up, my love, my lover wake up
if they'd give me my clothes back then i could go home
from this fresh, this clean, antiseptic air
behind the locked gates an old donkey moans
o where do we go now but nowhere
around the duck pond we grimly mope
gloomily and mournfully we go rounds again
and one more doomed time and without much hope
going round and around to nowhere
from the balcony we watched the carnival band
the crack of the drum a little child did scare
i can still feel his tiny fingers pressed in my hand
o where do we go now but nowhere
if i could relive one day of my life
if i could relive just a single one
you on the balcony, my future wife
o who could have known, but no one
o wake up, my love, my lover make up
o wake up, my love, my lover make up
çevremde ki insanlarda gördüğüm olaydır. kimsenin kimseye tahammülü kalmamış,her bi' şeye sinirlenen,triplenen arkadaşlar görüldükçe zaten bozuk olan moral daha da bozulur.
niye böyle dedi ki şimdi diye düşünülür de düşünülür.sınavların verdiği can sıkıntısıyla da, ilişkilerin yoklaması yapılır.can sıkar.