Google'ın yeni projesi. gerçek dünya ile sanal dünyayı birleştirebilen bu gözlük ile filmlerde izlediğimiz birçok fantastik olayı gerçekleştirme imkanı doğuyor. en azından beni heyecanlandırdı. videoyu izlemenizde fayda var.
Ankaragücü ve Beşiktaş'ın eski Milli futbolcusu Melih Atacan'ın iddiasıdır.
--spoiler--
- teşvik parasını paylaşırken sorun çıkartan birinin, şimdi, "teşvik alan da veren de şerefsizdir" diyebilmesi ya medya maymunluğudur ya da bi yerlere oynamaktır - demiştir.
--spoiler--
doctor who'nun Planet of the Dead bölümünde yer almış gerçekten çok güzel ve alımlı hatun karakter. asıl adı michelle ryan'dır.
tanımdan sonra asıl konu şudur ki, doctor who'yu bu sözlükte çok az kişi izliyor belki evet, ama isyanım var.
mk laleleri mk dizisinde kırk yılın başında gerçekten "bunun için izlenir la dizi" denilebilecek bir hatun getirmişler. onu da bir bölüm oynatmışlar, ki hatun seninle kalayım falan diyor doctor'a. hani çizdikleri karakter de gerçekten mükemmel. çok yakışır diziye. ama işte tek bölüm ve sonra yok. yapımcı, yayıncı, hepinizin ızdırabına sokayım.
tabi her birimiz babalarımıza dünyaları borçluyuz. buradaki borç kavramı maddi borçtur.
üniversiteyi bitirmiş er kişi döndükten sonra, baba gel sana bi ev alalım demiştir. henüz dikiş tutturabileceği bir işe girmemiş olan ben olaya pek sıcak bakmasam da babam sen kazandıkça ödersin, kazanmadığın müddette ben ödeyebilirim sıkıntı olmaz demiştir.
temmuzdan bu yana yaşanan süreçte bir şekilde krediyi her ay ödemiş olmama rağmen, bu ay işten çıkmam ve sonrasında gelen bir kaç sağlık problemiyle bu ay ödeyemeyeceğim aşikar durumda. geçen ay da 150 lirasını babam ödedi zaten. ve babam ne yazık ki bir süre sonra laf yapmaya başlayacak.
borcu direkt yüzüme vurmasa da yaptığım her olay gözüne batmaya başlıyor ve böyle zamanlarda olur olmaz laf yapıyor her şeye.
boktan bi durumdur babaya borçlu olmak sözlük. sanırım olayı boktan hale getiren alacaklıyla sürekli aynı ortamda bulunmaktır. ve bu kişinin borcu ödeyemediğiniz için mevcut her durumda size karışma yetkisi kendisinde görmesi.
sabah sabah güldürmüş haberdir. kendisi aykut kocaman'a böyle bir taleple gitmiş.
yani ben bu adamı o cüsseyle roveşeta falan vururken görmüştüm antrenmanlarda ama genel anlamda koşabiliyor mu falan şu an için muamma yani.
yine de güzel bir atraksiyon olurdu futbolseverler için. her zaman göremeyeceğimiz bir olay sonuçta. ve bienvenu den iyi oynayacağına da inanıyorum. zaten herhangi bir kimse ondan daha iyi oynar.
bize ne ya ekşi'den diyecek arkadaşlar için konunun gündeme gelme sebebini belirteyim, ekşi de artık bir şey okurken facebook chat havasında sürekli smiley kullanımına denk geliyorum. ben okumayalı format mı değişti yoksa moderasyonları mı yetişemiyor bilemiyorum.
mr çekilip sonuçlar alınmadan önce internetten okunan tüm belirtilere sahip olma durumudur.
dizinde sargı, üzerinde buz, yatağında yatan bir bünyenin "meniskus yırtığı" illetinin tüm belirtilerini taşıması, bir daha futbol oynayamama ihtimali, bu geceyi kendisine zor sabah edecektir.
sonuçlar belli olana kadar, insanın içini kemiren, boktan bi durumdur bir hastalığın tüm belirtilerini taşımak.
core i7 işlemci, ati radeon hd 5730 1 gb ekran kartı, 8 gb ram donanımı bulunduran modeli gerçekten insan üstü bir laptoptur.
10 aydır kullanmakta olduğum bu makine, bugün ilk kez masadan tepe taklak yere düştü. içim cız etti böyle. bitti dedim. kaldırdım korkarak, baktım ki hala çalışıyor. kulağımı verdim. ekstra bi seste yok. gerçekten bu kadar hızlı ve inanılmaz güçlü bir laptop olmasının yanında bir de dayanıklılığı çoktan bir entry hakettiği gerçeğini hatırlattı bana.
tüm oyunları full kalite ayarında oynamak bi yana, 8 gb ram ile word ten excel e geçer gibi, fifa 12 den dead island a geçiyorum. yok böyle birşey.
elini sıkmadı diye karşıdaki kişiye ağzına geleni söyleyebileceğini düşünen insandır.
bir insanın dini inancında namahrem biriyle hiçbir fiziki temasta bulunmamak var diye onu bu kadar yerden yere vurmak ne kadar aydın bir hareket merak ediyorum. karşıdakinin elini sıkınca mı insan oluyoruz. veya medeniyetimiz bununla mı belli ediyor kendisini.
insanın tercih hakkı nereye gidiyor o zaman. yapılmış olan tercihin sana zararı yokken neden bu kadar eleştiri.
yok onu insan yerine koyandaymış suç, yok ona değer verendeymiş falan.
uefa'nın yaptığı müdaheleler sayesinde kendimizi böyle amerikan, ingiliz, fransız mandasında bir ülkenin mensubu gibi hissettiren şahsiyetsizliktir.
her bokuma onlar karar veriyor.
ya fenerbahçe - galatasaray maçı bu ülkenin en büyük spor faaliyetlerinden biridir. belki de en önemlisidir. bunun tarihine bile onlar karar veriyorsa siz ne halta yarıyorsunuz anasını satayım.
hani kuralı önceden koyduysa uefa, o zaman niye kimse dikkat etmiyor buna da değiştirileceğini bildiğiniz bir tarihe böyle bir derbi koyup zorla kendinize müdahele ettiriyorsunuz.
kendisi abd'li bir fitness hocasıdır ve şişmalığın zorluklarını anlamak için 6 ayda 35 kilo olarak 88 kilodan 123 kiloya çıkmıştır.
benim gibi kilo vermeye çalışan biri için durumun farklı bir önemi var.
insan bu adamın şişman haline bakınca bu vucüttan bir şey çıkmaz diyor hemen. ama adamın form tutmuş haline bakınca da yok artık diyor. bir umut kaplıyor insanın içini. diyet yapan herkesin bakmasında fayda var.
şimdiki amacı da 6 ayda kiloları yeniden verip eski formuna kavuşmak. bir kere o vücut form tuttuysa bence yine tutacaktır.
bu akşam yaptığım eylemdir.
herkese bağırıp çağıran ve kimsenin karşısında gıkını çıkartamadığı müdüre hayatının ayarını vererek çarptım kapıyı çıktım.
patron beni sever ama yine de yol verebilirler pazartesi günü. bakalım artık hayırlısı...
ve öyle insanları köpek yerine koyan birine bağırdım ya, apıştı ya karşımda, cevap veremedi ya öyle mal gibi kaldı, içimde bir damla pişmanlık yok bu yüzden. ne olursa olsun...