ulan bu zıkkım zaten lisede falan yapılmaz ki kolayca kıvırasın mevzuyu, orta okulun ilk yıllarında yaptırırlar. daha kendini yavaş yavaş keşfeden bünye için büyük utanç kaynağıdır. orda bakıyodur işte o çok hoşlandığın, yanındayken kızıl kızıl yandığın kız.
hoca - hoca dediğim 30 yaşında taş hatun - eğilip kalkar, belini tutar senin, arada göğüsleriyle uzun bakışmalar yaşanır falan...
- bu şekilde de kolları arkaya atarak...
derken hocanın bu kadar sokulmuş olmasından kaynaklı ereksiyon olur körpe beden, öyle hülyalara dalıp gitmişken arkadaşlarının bakışlarındaki garipliği farkedip bir anda uyanır mevzuya ama geç kalınmıştır artık. tek noktaya odaklanmış koca koca gözler... nasıl bir utançtır. toparlanmaya çalışırken kızla göz göze gelinir ki direk bakış şudur "iğrençsin tufan!". öte yandan sınıfta çıt çıkmıyor olmasından kıllanan hoca döner ve olayı fark eder bir taraftan, diğer taraftan yardımcı kadın oyuncu edasıyla durumu kurtarma operasyonuna o da katılır iyice içinden çıkılmaz hale gelir durum. ya bırak dokunma daha hoca, sıçtın zaten... mmphh ne güzel kokuyo lan hoca... en iyisi hülyalara tekrar dalıp, yabancılaşmaktır ortama. hiç kasmadan, ağır ağır...
bütün dünya buna inansa ortak bir noktada sevgi yumağı olsak negzel tatlı tatlı ah ulan ah bee tadında bir düşüncedir.
- amirim olay yerine geldik.
+ noluyo yav, bi dakka kardeşim çekiştirme pantol.. ahh. vurmayın be.
- amirim, burda ihbar edildiği üzere bi homo saphiens * var.
+ memur bey ayboluyo ama. lütfen hakaret etmeyelim.
- sus ulan, terbiyesiz herif. evet dediğim gibi amirim bu homo saphiens'i ovis gmelini anatolica'nın * üstünde uygunsuz şekilde yakaladık.
+ ama hala homo falan lütfen. çotakk. ahh ayıptır beyler.
+ ulan demin ikisini de kestik ya kabloların hala nası arıyo bu karı beni.
- cemşiitt, körolmayasıca kurtulacağını mı sandın ha? nerdesin söyle çabuk çok sıcak bura.
- hih! semih bu ne? bu ne ha cevap ver.
+ ney ne yav, ohaaaa o ne be? nerden çıktı bu adi karı.
- hiç salağa yatma açıkla hemen ne bu neee, bi de siyah yaa. ıyy iğrenç.
+ hey allahım, e cop bu kızım ya.
motor kapağının yan cebinde durur. lazım oldukça ordan alınıp kullanılır. aynı gammazlık müessesesini kendine lazım oldukça kullanan kimi yazarlar gibi. önceki nesilleri taklit etme ihtiyacı duyan zavallı yazarın da eline ayar verilmiş olur 1 saat sonrasında.
benim tavsiyem, tanımadığın minibüsçünün uzattığı malbuşu almayındır. zira uzun gelebilir.
en pahalı sigara neyse minibüs şoförünün onu alıp içmesi bir statü belirtisidir.
marlboro'da bu noktada bir dönem her minibüşçü için geçerli bir statüko belirleyici iken artık daha pahalı sigaralar olması nedeni ile yerini kaybetmiştir.
bazı durumlarda kişinin suçsuz olmasına karşın suçlu ya da kusurlu imiş gibi muamele göreceğine işaret eden giriş cümlesidir.
ilkokuldasınızdır, sınıf arkadaşlarınızdan biri sağlam bir iki tane yerleştirir ağız burun kan, gururunuz elde eve gidersiniz. baba bu cümleyi kurar "eşek kadar adamsın, iki tane de sen dayasaydın ya.". ulan dayayabilsek zaten ağız burun ele verilmez. neyse babaya çemkirmeyelim şimdi.
daha kötüleri de vardır. yatağı ıslatmak. of of of. anne bir çemkirir ki sorma. fazla girmeyeyim bu konuya. *
bir de başarısızlık * durumlarında ortaya çıkar bu cümle. ilk gençlik yılları, bıyıklar ter içinde, heyecanla kırmızı lambalı evin sokağına girilir. * diğer arkadaşlar girer çıkar sıra size gelir. içerde kilitlenir kalırsınız. sonra dönüş yolunda.
- ee anlat olm, nasıldı ilk sefer?
+ ee, iyi, şey yani. güzeldi.
- tuh, ulan eşek kadar adamsın bee, yapamadın mı?
+ ya iğrendim olum, ne var...
- anne komşunun oğlu beni öptü.
+ yavrum malikanede yaşıyoruz ne komşusu?
- hee, kahyaydı o zaman. şoför müydü yoksa? aman ne bilim ben kalabalıktı işte bahçıvan falan.
+ ne diyosun kızım sen?
- valla böyle boydan boya yalanmadık yerim kalmadı.
afedersin götün önde gidenidir bu ipneler efendim.
enteresan bir şekilde, sadece kendi işyerindeki promosyon ürünleri ile başladığı bu macera * zamanla gelişir dağları deryaları aşar boku çıkar. artık nerde bir promosyon var bu abimiz ordadır. alışveriş merkezlerinde kurulan standlardaki görevlilerle ahbaplık vs kurar. kimisi telefonla bile arar "abi yarın şurdayız, şundan dağıtıyoruz." diye. abartıp programını dahi ona göre düzenler bu ahlaksız.
bu havalandırma denen zıkkım amarikadaki tüm evlerde/işyerlerinde muhakkak bulunan bir garip yaratık/dünya dışı varlık/mistik güç yuvasıdır.
korku/gerilim türü filmlere bakın, yarısında havalandırmadan giren çıkan çeşit çeşit ucubeler vardır. genelde duman ve benzeri biçimlerde çıkar ortaya bunlar, ordan gelir ve illaki banyoda yakalar adamı ümüğünü gırtlağını s.ker atar. hiçbir şey olmasa küvete saç kurutma makinesi düşürüp elektriğe verir hasmını. evin ufak köpeği en muzdarip karakterdir bu tip durumlarda. bok varmış gibi gider havalandırmanın başına, havlar kurcalar falan. ulan çük kadar hayvansın neyine senin havalandırmaya şekil yapmak. akabinde bir eiyk sesi duyulur başka da haber alınmaz bu itten.
neyse efendim, bu havalandırma denilen zıkkım hiç mi işe yaramaz. yarar tabiki. banka soygunu/rehine alma gibi aksiyon sahnelerinde de burdan swat timi girer çıkar, olaya müdahale babında. bazı durumlardaysa illa bir aslan vardır, onu da genelde bruce amca oynar. tek başına girer içerdekilerin alayını tarumar eder. günü kurtarır.
son modeli de, büyük pervanelerin olduğu ciddi hava akımına sahip yerlerdir bunların. filmin sonunda ortaya çıkar bu tip havalandırmalar. ya kötü adam, ya bir yaratık burda hava akımına kapılıp parça pinçik olur. çocuk kızı öper film biter. mi? bitmez .mınak kodumun filmi tam o andan sonra da parçalanan şeyin * bir uzvu bir şeyi son sahnede görünür. bu da tipik hollywood olayıdır devamı olursa nemalanırız hesabı.
tıklıyorsun çöp kutusu en dolu olan yazarlar sıralanıyor falan.
yahu arkadaş şu anda en tepede duran yazar arkadaşla ilgisi yok diyececeğim de bal gibi ilgili lan aslında. adamın 2300 tane çöp kutusunda bekleyen entrysi var. hali hazırda yayında olan da 400 tane entrysi var. ve bu adam hala yazar.
ulan adamın girdiği entrylerin %85 i formata uygun değil. ve 50-100 tane entryden de bahsetmiyoruz burada. öyle olsa "du bakalım formatı kavrayacak" falan dersin de öyle değil işte. neyse yahu beni niye gerdiyse. kıskandım aslında. benim sadece 15 tane var silik kutumda. ağzıma sıçayım ki giremedim oralara burda çemkiriyorum. *
ciddi bir konudur bu aslında, buraya tam olarak oturmasa da açıklayayım...
bu güvenlik görevlisi denilen adamların büyük bir kısmını, ki bu kısım sadece belli yerlerde görevlendirilir, en andaval olanların içinden seçerler. birileri gelip konuşarak iletişim kuramasın, mantıklı bir iki cümle kurup herhangi bir konuda verilen emrin dışına çıkması için ikna edemesin diye yaparlar bunu. doğruyu yanlışı sorgulamasın, bildiği ya da öğretilen her ne ise onun arkasında "yassah hemşerim" edasıyla dursun isterler. nasıl olsa ona kendi doğrularını kabul ettirmişlerdir ve bu adamlar bunun dışında bir bilgiye de gerek görmeden görevlerini yerlerine getirirler.
not: genelleme durumu söz konusu değildir, bu işle iştigal eden insanlar içinden görev yerine göre seçim yapıldığının altı çizilmektedir.
dönek: inanç ve düşüncesini değiştiren, sözüne güvenilmeyen, caygın, kaypak (kimse), kahpe. *
tabi insan vurmak istemiyor, vurmayın lan bakınızları da dizilecek gibi duruyor ama böyle şuursuz tespite de gönül katlanmıyor vallahi de billahi de.
yukarıdaki dönek kelimesinin açıklayıcı anlamı ışığında, değişimden bahsedilmesi ve bu bahsi geçen değişimin devrimcilikle bağdaştırılması söz konusu gibi görünse de, zeka pırıltısının görünür halinin buna yetmediğini anlayabiliriz. zira dönek olan kişinin öncesinde sahip olduğu bir inançtan dönmüş olması gerekir. ben devrimciyim diyen kişilerin idam sehpasında bile davasından/fikrinden/inancından dönmediğini sanıyordum. yakın tarihimiz bunun örnekleriyle dolu diye biliyorum yoksa ben mi yanılıyorum?
hırsızlık yapan kişi için en kötü yakalanma türlerindendir. çünkü adamlar daha profesyoneldir ve de klasik sızlanmalar işe yaramayacaktır. başka bir yerde olsa "pardon, unutmuşum..." zart zurt cümlelerinin işe yarama ihtimali ya da karşıdaki kişinin anlayışlı olma ihtimali daha yüksektir.
ama ister istemez insan bu duruma düşebilir. örnek olarak mach 3 kartuşunu ele alalım. bu meret ilk çıktığında fiyat/performans olarak mantıklı gibi idi. daha sonra coşturdukça coşturdular netekim bu aletin fiyatını. şimdi o alete o kadar para vermenin alemi var mıdır? diye düşünmeden edemez insan. zaten daha önce aldıklarıma saysınlar der ve alışveriş arabası yerine cebine atar. zaten ufacık şey kim anlar ki?
sonra kasadan teker teker aldığın ürünler geçer - dit, zırırıt, diti zırırıt... arada ben de geçeyim dersin.. allah!! bir alarm sesi ki sanırsın yangın var hem yangın alarmı ötüyor hem itfaiye aracı geliyor. amerikan aksiyon filmleri gibi olur ortalık birden. sen aptala yatıp cep telefonunu falan çıkarmaya çalışırken güvenlik koşmaya başlar. lan sanki adam öldürmüşsün * gibi her taraftan kahraman yağmaya başlar. gerçi adam öldürmüş olsan kimsenin g*tü yemez ama neyse dağıtmayalım konuyu. sonra gelirler sorgu sual derken haftalık alışverişi yapmış olmanın verdiği avantajla cebinize düştüğüne! inanılır ama parasını vermekten kurtulamazsın.
çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu insan tipidir.
genellikle, kalabalık bir organizasyon eşliğinde icra yapılır. bir kişi tezgahtaki bir kitabı incelerken diğeri kalabalığın da yardımıyla o arkadaşı iteleyerek arkaya atar ve eldeki kitap bel hizasına indirilerek ya da tezgah üzerine bırakılan dosya alınırken alttaki beğenilen kitapta dosya ile beraber alınarak amaca ulaşılır.
günün sonunda, dışarı çıkıldığında mevcut ganimet ortaya konulur ve paylaşılamaz bir türlü. mutlaka kimsenin istemediği kitaplar vardır. bu da beceriksizliğin sonucudur aslında.
- olm bu ne lan? 3 tane yüksel caddesi gençliği. ben almam bunu.
+ ne demek almam, ben de almam götür geri ver istersen fazladan çalmışız diye.
- kim çaldı lan bunu?
* abi valla ben arkadaşa markaj yapmaya çalışırken o da bana markaj yapmaya çalışıyomuş. sonrası malum bi baktım arkada kalmışım.
mahalle bakkalından hırsızlık yapmamaktır bir nevi.
bıyıkların yeni terlediği dönemlerde herkesin gözünün senin üzerinde olduğunu hissedersin. çünkü hep yasak/günah/ayıp üçgeninde bir şeyler yapma peşindesindir.
sonuçta hırsızlık yaparken yakalanma korkusu daha çok, ailenin yüzüne bakamama ve en önemlisi onları utandırma ihtimalinden kaynaklanır. dolayısıyla kendi mahallende yakalanma ihtimalini ortadan kaldırarak bu problemi bir ölçüde aşmış olursun. bir ölçüde... çünkü inatçı bakkal amcalar vardır bir de. yakalandığında ne ağlama işe yarar ne deli numarası ne de aptala yatma. evini bulana kadar kulağından çeke çeke dolaştırır seni peşinde.
bir de, az rastlanılan saflıkta derece yapmış bakkallar vardır ki kişi kendini darı ambarındaki gözü aç tavuk gibi hisseder oralarda. adamı 10 dakika boyunca oyalarsın. bilenler bilir eski bakkallarda sadece ön tarafı camekan olan dolaplar vardı, o dolabın arkasına 3 kere 4 kere gönderirsin adamı, görüş alanından çıkar çıkmaz cepleri doldurmaya başlarsın. "yok amca, gazoz değil siyah olanından..." git, gel, o değil şu bu derken en son "neyse ben bi sakız alayım." la beraber ceplerindolu evin yolunu tutarsın.
mahalleye vardığında arkadaşlara çikolata, fındık fıstık verirken anlatırsın başarı dolu hırsızlık maceranı.
- s.kerim lan böle işi. koyum merkeze de üssüne de. artisler. dışardayım ben bi cigara içip gelicem.
+ cigara içcekmiş. kardeşim öyle seçmece yok. kura çektik. kapsüle sen giricen.
- ne gircem lan, kapalı alan fobim var benim. dışarda takılıcam. ooo kıyafette güzelmiş. tutsana şunu kolumu sokiim.
+ s.ktir git naparsan yap. klank!!!
- .mcık, bana iş öretiyo. bi de kapı çarpmalar falan. nerden çıkıyoduk lan? hah.
.
.
.
- lann! merkez merkezz, anaaam. lan kablomu kim kesti lan.
+ ...
- aloo, olm böyle şaka olmaz bak. savruluyorum lan. hişş aloo. ağbiii.
+ ...
- valla bak tadı kaçtı. aha meteor gelyo lan. merkeeaazzzzz.
arayan kişinin yaşadığı gergin ve sıkıcı bekleyiştir. arama nedenine göre bekleyiş süresinin çekilmezliği ve sinir katsayısı artar, bir nevi olay abartılıp boku çıkarılacak seviyeye bile gelir. hele ki aranan kişi sevgili ise senaryolar yazılmaya başlanır direkt. her geçen dakika kişinin biraz daha gerilmesine sebep olur. bir taraftan "kesin bi iş çeviriyo" derken diğer taraftan merak içten içe yemeye başlar kişiyi. "tabi gürültülü bi yerdeydi o yüzden abi, şimdi arar nasılsa çıkmıştır tenha bi yere mekandan." falan derken telefon çalar zaten.
- arayabildin sonunda.
+ ya hayatım, babam yanımdaydı o yüzden meşgule aldım.
- tabi tabi, 2 saattir bekliyorum kızım arayacaksın diye. neler geldi aklıma biliyo musun sen? *
+ ya noldu ki canım 5 dk geçti altı üstü.
- noldusu var mı ya? azıma sıçayım ki o telefonu açtım sana. ömrümden ömür gitti kızım.
.
.
+ peki sen neden aramıştın ki beni aşkım bu kadar gerilmene sebep oldu?
- ne bileyim ben, kafamı kaldı bende.
modern değildir o. kaldı ki modern ne lan? derdi gücü kızı yatağa atmak olan genç ister, kız vermez, dolayısı ile bu eleman böyle bir kılıftan medet umar.