Bilirmisin...
Bana neler neler anlatır bakınca gözlerine
Mevsimlere benzetirim onları bazen:
Baharında; elvan elvan çiçek kokusu saçan,
Yazında; güneş gibi dünyamı aydınlatan
Hazanında; hüznü hatırlatıp, gözyaşlarına boğan
Kışında; zemheri ayında,kor ateş gibi içimi ısıtan
Dört mevsimde seviyorum seni ve gözlerini
Ah o gözlerin;Kara gözlerin;
Bakmaya bile kıyamıyor insan gözlerine
Bakınca cennet bahçesine girer gibi
Dalıyorum adeta derin rüyalara
Bütün acılarımı unutup,sevgiye açıyorum yüreğimi
Dile gelmez duygulara biranda can oluveriyor
Bomboş dünyamı kara gözlerin dolduruyor
Ah o gözlerin; Kara gözlerin.
Bana neler söyler ah bir bilsen gözlerin
Aşkın en güzelini yaşatır bütün güzelliğiyle
Kirpiklerinle raks eder adeta doğal haliyle
Cennetten gelen bir meleğe benzetiyorum seni
Gözlerinin bütün güzelliğiyle iyilik saçan..
Baktığı her yere sevgiyi,aşkı fısıldayan
Bir sessiz yürekte,volkan misali çağlayan
Ah o gözlerin, Kara gözlerin.
Derinliklerine bakınca görüyorum yüreğini
Sevgi dolu, ama nedense hüzünlü
Yıkılmamak için adeta veriyor içinde bir savaş
Gözlerini kapatıyorsun seher yeli gibi yavaş yavaş
Düşüncelere dalıyorsun sonrasında
Hep veren ben,alınan hep benden diye
Yüzündeki çizgilerle anlatıyorsun bunu
Her şeye,herkese inat yine bakıyorsun gülen gözlerle
inadına güzel,inadına güzel kara gözlerinle.
şu an itibariyle düşündüğüm konudur. yani bir çaylak bu kadar sürede hala mı yazar olamaz düşüncesini getirir akıllara. bu kadar sert ve ayrıntılı bir sözlük olması iyidir iyi olmaya lakin demokrasiyi de unutmamak gerekirse bu çifte standartlara ne demeli bilemiyorum sözlük.