mahalle ablalarının dedikoduları eşliğinde kısır yemiş efsanevi nesildir. mahalle ablalarının bütün kirli çamaşırlarını hafızasına kazımış nesildir aynı zamanda.
- ahh aynurrr benim bu kocam kesin beni aldatıyoo.
+ öyle deme kızz, adamın günahını alma.
- anne aldatmak ne?
+ sen sus bakim, bizimi dinliyosun. çabuk biticek o kısır.
benimde içinde bulunduğum güruhtur. öyle secdeye mi gidilir lan hırbo diye dayak yemişliğimiz vardır hani.
bir kursiyer kardeşimin başından geçen diyalog şöyledir.
- oku bakayım evladım
+ ayın, kayın, kaf, kef
- öylemi ögrettim ben size şılakkk!! tekrar oku.
+ ayın, kayın, kaf, kef
- afgsdghshsd şılakk!!
+ ayın, gayın, gaf, gef
- bak dayağı yiyince nasıl doğru okudun.
yiyişmeye yer bulamayan liselilerin sinemayı kullanma şeklidir.
sabah erken saatte okuldan kaçılır,
en yakın sinemanın,
en erken seansına,
en arka koltuklardan 2 bilet alınır.
ve artık bütün 'en' ler gerçekleşmiştir.
patlamış mısırların havada uçuşmasıyla start verilen 120 dakika başlamıştır.
magnum reklamında dondurma yalanayan kızla sevişmek isteyen abazanla aynı durumdadır. emperyalizm in seksle ne kadar iç içe olduğunu gözler önüne sermektedir. sen onu sikmeyi hayal ederken aslında o seni sikiyordur.
edit: konuda adı geçen kezbanlar bulunmuştur. http://video.uludagsozluk...-hayal-eden-kezban-81388/
ortalığın ciddi şekilde karışacağını gösteren açıklamadır.
18.05.2013 tarihinde oynanan Galatasaray-Trabzonspor müsabakası sırası ve sonrasında spor kamuoyunu yakından ilgilendiren ve kulübümüzü hedef alan birtakım olaylar yaşanmış ve bazı kulüp başkanları tarafından yine kulübümüze yönelik bir takım açıklamalarda bulunulmuştur.
Öncelikle belirtmek isteriz ki, dün oynanan müsabaka: sporda şiddet ve gerilim ortamının kim ve kimler tarafından yaratılıp, kurgulandığını ve bu ortamlardan kimlerin beslendiğini açıkca ortaya koymuştur.
Müsabaka sırası ve sonrasında yer alan pankart, mesaj ve açıklamaların yegane hedefi Fenerbahçe Spor Kulübü özelinde 22.05.2013 tarihinde oynanacak olan Ziraat Türkiye Kupası finali ve bu finali provoke etme odaklıdır.
3 Temmuz paydaşlarının birbirlerini kutlarken dahi Fenerbahçe ile kin ve nefret tohumlarını ekme konusundaki ittifakları bizlere hiç de yabancı değildir. Bu altyapısız ve suni birlikteliğin, ortak eylemlerin ve pankartların ortaya koyduğu tek bir gerçek vardır ki, o da Fenerbahçe'nin Türkiye'nin "TEK BÜYÜĞÜ" olduğu gerçeğidir.
Şampiyonluk konuşmalarını dahi Fenerbahçe Spor Kulübü üzerine kuran bu tahrikkar düşüncenin gerek arşivlerinde ve gerekse bugünlerinde dahi taraf oldukları ölümlü şiddet olaylarına rağmen, halen konuşup açıklama yapabiliyor olmaları hem şaşırtıcı hem de düşündürücüdür. Sırf Fenerbahçe Spor Kulübü'ne zarar vermek uğruna Türkiye'nin ırkçılıkla suçlanmasını dahi içine sindiren bu zihniyetin en çarpıcı zaafı kendilerini tanımamaları ve tanıtmamalarıdır.
Söz konusu kulübe tavsiyemiz bir haftadır Türkiye Cumhuriyeti ve Türk insanı hakkında Fenerbahçe üzerinden ırkçı söylemler yapmak yerine, öncelikle dönüp arşivlerine bir göz atmalarıdır.14.10.2000 tarihinde oynanan Galatasaray-Siirtspor müsabakasında "Sen zavallı kara köle, eğil efendinin önünde saygıyla" pankartı kime karşı açılmıştır? Ya da 27.01.2009 tarihinde oynanan Galatasaray-Sivasspor müsakabasında Sivasspor futbolcusu Balili'ye yönelik ırkçı söylemler nelerdir? Bu iki eylem Türk Spor tarihinin arşivlerinde birer leke olarak dururken Türkiye Cumhuriyeti'ne reva görülen bu yakıştırmalar ülkemize ve sporumuza yapılan en büyük haksızlıktır.
Bir diğer cevabımız ve tavsiyemiz de şu anda Galatasaray Spor Kulübü Başkanlık makamında bulunan şahsın iddiaları ile ilgilidir.
Fenerbahçe Spor Kulübü hakkında açıklama ve beyanlarda bulunmadan önce kendileri ile ilgili şu hususların açıklanması ve kamuoyunun aydınlatılmasını kendilerinden birkez daha talep ediyoruz.
-Galatasaray Spor Kulübü son 10 yıllık dönemde Devletimize ne kadar vergi ödemesinde bulunmuştur?
-Galatasaray Spor Kulübü tarafından yapılan transferler ve menajerlik ücretleri resmi makamlara hangi tutarlar üzerinden bildirilmiş ve bu tutarların ne kadarı vergilendirilmiştir?
-SPK işlemleri tahtında Galatasaray Kulübü'nün yapmış olduğu sermaya artışında kulübe sağlanan gelir ne kadardır?
-Bu işlemlerin hukuka uygunluğu konusundaki kulüp açıklamalarının aksine bu işlemler hakkında açılan herhangi bir soruşturma ve yargılama var mıdır? Yine bu işlemler tahtında hakkında soruşturma yapılan ya da yargılanmak durumunda olan kamu görevlileri olmuş mudur?
-Stad inşaası konusunda Galatasaray Kulübü'nün öz kaynaklarından herhangi bir harcama yapılmış mıdır? Yapılmışsa tutarı nedir? Ve isim hakkı karşılığında kulübe sağlanan ekonomik imkanlar nelerdir? Ayrıca bu stad ile ilgili Galatasaray Spor Kulübü ne kadar kira ödemiş ve ödemektedir? Bununla birlikte bu stad ile ilgili Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü ile yapılan anlaşmada herhangi bir kira ödeme maddesi var mıdır? Eğer var ise bu madde hangi tarihte ve hangi şartlarda bu sözleşmeye eklenmiştir?
-Ali Sami Yen Stadı ile ilgili Galatasaray Spor Kulübü ve GSGM ile yapılmış sözleşme vak'i temerrüt sebebi ile iptal edilmiş midir? Bu iptal ile uğranılan kamu zararı nedir ve bu kamu zararı ile ilgili açılan dava veya davalar mevcut mudur?
-Yine aynı sözleşme içinde yer aldığı üzere Galatasaray Spor Kulübü tarafından yapım taahhüdünde bulunulan 15.000 kişilik yapılmış bir stad var mıdır? Ya da stad yapımının akibeti ne olmuştur?
Öncelikle ısrarla ve sürekli olarak sorduğumuz bu soruları kamuoyuna açıklamaktan kaçınanların Fenerbahçe'ye soru sormak ve Fenerbahçe'nin adını zikretmek gibi bir hakları yoktur. Ayrıca Fenerbahçe'nin devletten 3 kat fazla yardım aldığını zikreden şahsın bu konudaki bilgi ve belgelerini derhal ve hemen kamuoyuna açıklamasını belkiyoruz. Bununla birlikte Fenerbahçe'nin sadece bu konu ile sınırlı kalmayarak devletimizle bugüne kadar yaptığı tüm ekonomik ilişkileri kamuoyunun bilgisine belgelerle sunacağımızı aynı şekilde bu iddalarda bulunanlarında bu bilgi ve belgeleri sunmalarını sabırsızlıkla talep ediyoruz.
Tüm bunlarla birlikte;
Şahsi menfaat ve kazanımlarını Türk futbolunun geleceğine tercih edenleri, bir an evvel Fenerbahçe düşmanlığı ve kompleksinden kurtularak, Türk Sporu'nun ortak menfaatlerinde buluşmaya, ortak akla ve sağduyuya davet ettiğimizi kamuoyunun bilgilerine sunarız.
başlıca sebeplerinden biri; vatandaşın migros, kipa ve carrefour gibi marketlerde kazıklanmak istememesidir. ulaşımıda diğer marketlere göre daha kolay olmasıdır.
dönemin siyasi koşulları gereği dost devletler edinebilmek adına söyleşmiş sözleri amerikaya video gönderilmiştir efenim diye ısıtıp süren zihniyetten ne beklenenir ki. bazı kesimlerin hoşuna giden peşkeştir.
southampton'ın 19 milyon euro bonservis bedeli ödeyerek transfer ettiği 22 yaşındaki uruguaylı futbolcu. southampton'da 10 numaralı formayı giymektedir. 14 kez milli takım forması giyimiştir. yakın zamanda adını sıkça duyabiliriz.
tarih sayfalarında karşımıza çıkan binlerce insanın ölümüne sebep olmuş en kötü karakterlerdir.
1- Adolf Hitler
Hitler hakkında zaten az çok herkes fikir sahibidir. Bu yüzden hayatı hakkında pek detaya inmeyeceğiz. Genel olarak neden bu listede olduğundan bahsedersek; 1934 yılından ölümüne kadar Almanya nın führeri olan Hitler, kesinlikle tarihin akışını değiştiren ve 2. Dünya Savaşı nın sonucu olarak 60 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan, acımasız bir diktatördü. Bin yıl sürecek bir imparatorluğun hayalini kurdu ancak bu hayalinden peşinden giderek tarihe kara bir leke sürdü.
Alman ırkını en üstün ırk olarak gören ve ülkedeki tüm sorunların sebebi olarak gördüğü Yahudilerin yok edilmesi gerektiğini savundu. Almanya ve diğer işgal edilen ülkelerde kurulan toplama kamplarında yaklaşık 6 milyon Yahudiyi öldürdü. Hatta kendisine yük olarak gördüğü zihinsel engelleri hastaları da zehirlenmesi emrini verdi.
Müttefik güçlerin Berlin i işgal etmesiyle kesinleşen mağlubiyeti yüzünden, yakın çevresiyle saklandığı sığınağında 30 Nisan 1945' te intihar etti. Talimatı üzerine cesedi yakılarak imha edildi.
2 Josef Stalin
1922; den, 1953 yılına kadar Sovyetler Birliği Merkez Komitesi Komünist Partisi Genel Sekreteri görevinde, Lenin in ölümünün ardından da Sovyetler Birliği lideriydi. Büyük Temizlik adını verdiği harekatla, kendisine muhalefet olan -kendi partisinin üyeleri de dâhil- herkesi idam ettirecek, tahmini 400-500 bin kişinin ölümüne sebep olacak derecede paranoyak ve psikopat bir liderdi.
Döneminde uygulamak istediği ekonomik ve sosyal politikalar yüzünden, 1932-1933 yılları arasında, şimdiki Ukrayna ve Rusya nın Kuban bölgesinde yaratılan suni kıtlık yüzünden 5-10 milyon arasında insanın ölümüne doğrudan sebep olmuştur.
2. Dünya Savaşı sırasında önce Hitler le Saldırmazlık Anlaşması nı imzaladı. Böylece hızla ilerleyen Alman güçlerine ve faşizm yanlısı diye nitelendirdiği ülkelere karşı vakit kazandı. Baltık Ülkeleri ve Polonya yı tampon bölge olarak düşündü. Eğer Hitler imzalanan anlaşmaya sadık kalsaydı, hem Almanya ile arasında bir sınır, hem de Batı ile arasında bir duvar oluşturacaktır. Ancak işler beklediği gibi gitmedi ve Alman güçleri 1941 de Sovyetlere saldırdı. Buna karşılık olarak Stalin de müttefik güçlerinin yanında yer alarak karşı bir hamle yaptı. Hatta Berlin in kontrolünü ilk ele geçiren kuvvetlerin Sovyetler Birliği olmasından ötürü, Dünyada da popülaritesi bir anda arttı. Tabi ki bunların bedeli olarak da, 2.Dünya Savaşı nda en ağır hasarı veren ülke oldu. Tahminen 24 milyon insanı bu savaşlar sırasında öldü.
3 Heinrich Himmler
Hitler in 1923; teki darbe girişiminde yer alan ve Hitler tarafından SS birliklerinin başına getirilen ve Hitler e olan sadakatinden ötürü ilerleyen süreçte Gestapo ve toplama kampları da dahil olmak üzere ülkedeki tüm kurumlarda yetkisi olan, Hitler den sonra 2. adamdı. Aryan ırkından olmayanların kurşuna dizilerek öldürüldüğü dönemlerde, kitleleri daha çabuk ve az maliyetli olarak yok edeceğini düşündüğü gaz odalarının kurulması fikrini ilk olarak öneren kişiydi. Öldürülen kişiler içinde toplu mezar kazılmasının yerine özel fırınlarda yakılması ve küllerinin ormana dökülmesini önermiştir.
1944 un son aylarında işler gittikçe kötüye giderken, Batıda barışı sağlaman için isveç üzerinden müttefiklerle anlaşma arayışlarına girdi. Hitler in bu planını öğrenmesiyle vatan haini ilan edildi ve tüm yetkileri elinden alındı. Nazi Almanyasının çöküşünün ardından sığınmaya çalıştığı müttefik ülkelerin hiçbiri tarafından da kabul görmeyince kimliğini gizleyerek yeniden Münih e dönmeye çalıştı ancak ingilizler tarafından yakalandı. Birçok SS askeri gibi ağzının içinde bulunan siyanür kapsülünü ısırarak intihar etti.
4 Pol Pot
1976-1979 yılları arasında Kamboçya nın başbakanı olan ve aynı zamanda Kızıl Kmerler adlı örgütünün kurucusu. 1963'te kurduğu Kızıl Kmerler örgütüyle ormanlık alanda, hükümete karşı gerilla harekâtını başlatan ve 1975 te ülke yönetimini eline aldıktan sonra halkı pirinç tarlalarında çalışmaya zorlayıp, sırf okuma yazma biliyor diye burjuva olduğuna kanaat getirdiği insanları ya öldüren ya da tarlalara göndermiştir. insanları öldürürken askeri mühimmat harcanmasın diye bıçak, çekiç ya da sopa kullanılması talimatını vermiştir. Kayıtlara göre kendi halkından olan 2 milyona yakın insana soykırım uygulayan komünizm yanlısı bir diktatördü. Ayrıca ülkesindeki okulları, hastaneleri ve ibadethaneleri yıktırmıştır.
1979'da Vietnam ın desteklediği Hun Sen harekâtıyla başkentten uzaklaştırılmasına rağmen Çin ve Tayland sınırındaki ormanlık alanda harekatını yönetmeye devam etmiştir. 1998'de ise kalp krizinden ölmüştür.
5 Jiang Qing
Önceleri sadece küçük filmlerde rol alan bir oyuncu olan Jiang Qing, Çin in Komünist diktatörü Mao Zedong a evlenmesiyle hayatı farklı bir noktaya doğru sürüklendi. Zekice yaptığı hamlelerle ülkenin siyasi gidişatı hakkında söz sahibi olan Jiang Qing, 1966' da yüz binlerce kişinin ölümüne neden olan Kültür Devriminin başlamasının itici gücü oldu. Bu devrim sırasında ekonomik faaliyetlere ara verildi ve sayısız tarihi yapı, antik kitap ve resim Kızıl Muhafızlar tarafından yakıldı. Mao nun ölümüne dek geçen 10 yılda, Kültür Devrimine aykırı düşünen sayısız düşünürü esir kamplarına gönderdi. Çıkan ayaklanmalar sırasında, sadece 1966-1969 yılları arasında tahminen sayısı 500 bin ile 3 milyon arasında değişen insanı öldürttü ve 36 milyon insana da işkence yaptırttı.
6 Oliver Cromwell
1599-1658 yılları arasında yaşamış ingiliz devlet adamıdır. Daha çok ingiltere nin yönetim biçimini krallıktan cumhuriyete çevirmesi ile tanınır. 1640 yılında, daha sonradan ingiltere de hâkim olacak demokratik yönetiminin temellerinin atılacağı bir ayaklanma yaşanır. Bu ayaklamada Cromwell, Kral I. Charles ı idam ettirir ve monarşik düzenin yerine cumhuriyet in gelmesini sağlar. Ancak yeni yönetim biçiminde kendisine sınırsız yetkiler vererek ülkeyi bir diktatör gibi yönetmeye başlar. Ancak yeni düzen Cromwell ölünceye dek ülkede hüküm sürer. Cromwell ın ölümünde sonra ülke yönetimini ele geçiren oğlu Richard Cromwell, ülkeyi başarısız ve istikrarsız bir sürece soktuğundan, Oliver Cromwell ın idam ettirdiği Kral I. Charles ın oğlu II. Charles 1661 yılında tahta çıkar ve ülke yeniden krallıkla yönetilmeye başlar. Ancak yaşanan bunca olaydan sonra yeni kral II. Charles, artık parlamentoya fazla karışmaz ve kralın yetkileri azalır. Takip eden süreçte de ingiltere yeniden cumhuriyet biçimiyle yönetilmeye başlanır.
Oliver Cromwell ın neden bu listede olduğuna gelirsek. 1641 yılında irlandalı Katolikler bir ayaklanma çıkararak Protestanları öldürerek ülke yönetimini ele geçirdiler. Oliver Cromwell ise, Cumhuriyet in ilk yıllarında irlanda ve iskoçya ile savaştı. Bu savaş sırasında irlandalı Katoliklerle savaştı. Ve neredeyse ülke nüfusunun 3 te 1 ini öldürdü ya da mallarını alıp sürgüne gönderdi. Hatta Drogheda ve Wexford şehirlerini savunan irlandalı tüm askerlerin teslim olmasına karşın hepsini öldürttü. Bu savaş sırasında tahminin 200 bin sivil ve 50 bin irlandalı asker, Cromwell in emriyle öldürüldü.
7 IV. ivan ( Korkunç ivan)
Asıl adı olan ivan Vasiliyeviç ten çok herkes onu Ivan the Terrible, yani Korkunç ivan olarak tanır. 1530-1584 yılları arasında yaşamış ve Rusya nın ilk Çarı olarak bilinir. Henüz üç yaşında tahta çıkan, 17 yaşında taç giyen Korkunç ivan, bu lakabını kendisine karşı çıkan isyanları oldukça kanlı bir şekilde bastırmasından ve düşman askerlerine yaptığı işkenceler yüzünden almıştır. Gerçi sadece düşman askerline değil, kendi yakınında bulunan ve ihanetinden şüphelendiği herkese çeşitli işkenceler yapmıştır. Hatta öz oğlunu dahi boğarak öldürebilen bir insandır.
8 Shiro ishii
Shiro Ishii, 2. Dünya Savaşı nda toplama kamplarında yapılan vahşetin ve Japonya ya atılan atom bombasının gölgesinde kalmış, birçok kişinin hakkında fikir sahibi dahi olmadığı ancak 200 binden fazla kişinin ölümüne sebep olan 731. Birimin sorumlusudur. Japon ordusundaki rütbesi korgeneral olan ve aynı zamanda uzmanlık alan mikrobiyoloji olan bir doktordur. Japon ordusunun, Çin in Manchuria şehrini işgal edip burada kurulan ve içinde çeşitli biyolojik araştırmaların yapıldığı 731. Birim de, Rus ve Çinli insanların üzerinde akla hayale gelmeyecek deneyler yapılıyordur. Kamyonlarla gelen savaş esirlerinin bir daha dışarı çıktığı çevre köylerde yaşayanlar tarafından görülmemişti. Bu yüzden burada tam olarak neler olduğunu bilmeseler de oldukça korkuyorlardı.
731. Birim in kurulmasındaki temel amaç, biyolojik ve kimyasal silahların geliştirmesiydi. Bu sebeple biyolojik araştırmalarda da denek olarak kullanılan insan vücudu ile ilgili her türlü deney yapılmalıydı. Henüz diri olan insanların iç organlarını çıkartmak, damarlarına hayvan kanı enjekte etmek ya da çeşitli mesafelere konulan bombalarda insanları patlatmak yapılan vahşi deneylerden sadece birkaçı. Hatta tesiste üretilen ve üzerlerine çeşitli kimyasal zehirler bulaştırılan bit, pire gibi canlılar, yakın çevrede köylere uçaklarla bırakılıyor, insanlar üzerindeki etkisi gözlemleniyordu.
Tesisteki bu vahşet, atom bombasının atılmasına dek hızla sürdü. Sovyet askerlerinin, 731. Birim in olduğu şehre doğru yaklaştığı bilgisini alan Japonya, tesisin ve çevre köylerde yaşayan tüm insanların imha edilmesi emrini verdi. Savaş sonrası kurulan mahkemede 731. Birim in sorumluları kayda değer bir ceza almadı. Bu kararın, yargılanan kişilerin elde ettiği verileri ABD ve Rusya gibi, bu tip bilgilere ihtiyaç duyan müttefiklere vermesinden dolayı alındığı fikri yaygındır.
Tesisin sorumlusu olan Dr. Shir Ishii, 67 yaşında gırtlak kanserinden öldüğünde, yaptıkları için asla pişmanlık duymuyordu.
9 ilse Koch
2. Dünya Savaşında, Hitler in emri üzerine kurulan ve en büyük toplama kamplarından biri olan Buchenwald Toplama Kampındaki mahkûmları sadistçe davranışları yüzünden Bitch of Buchenwald lakabını almıştır. Kampta atıyla dolaşıp, rastgele seçtiği mahkûmları kırbaçlayan, dövmeli mahkûmları öldüren hatta dövmelerinin bulunduğu deriyi kesip koleksiyonuna katan, bazı dövmeli derilerden ise çanta, abajur, eldiven gibi eşyalar yapan insanlık tarihinin bugüne kadar gördüğü en sadist kadınlardan biriydi.
Kocası ve aynı zamanda Buchenwald Toplama Kampı nın komutanı Karl Otto Koch, bir süre sonra SS fonlarını çaldığı gerekçesiyle idam edilmiş, Ilse Koch ise beraat etmiştir. Ancak savaşın ardından Amerikan askerleri tarafından tutuklanmış ve 1947 de ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır. 1948 de ise cezasının hafifletilmesi için hapishane bekçilerinden biriyle ilişkiye girmiş ve hamile kalmıştır. Hamile kalması hafifletici sebep olarak görülmese de Amerikalı General Lucius Clay tarafından 2 yıl sonra serbest bırakılmıştır. Ancak 1951 de yeniden tutuklanmış ve tekrar müebbet hapis cezası almıştır. ilerleyen yıllarda affedilmesi için çaba harcasa da 1967 de hücresinde kendisini asarak intihar etmiştir.
10 Delphine LaLaurie
LaLaurie, 1775-1842 yılları arasında New Orleans ta yaşamış, dönemin en zengin ve bir o kadar da sadist kadınlarından biriydi. 1834 senesinde evinde verdiği parti sırasında çıkan yangın, o güne kadar bilinmeyen yüzünün ortaya çıkmasına neden olacaktı. Yangın sırasında içeriye giren itfaiye ekipleri, sobaya zincirlenmiş durumda iki esir bulurlar. Aslında yangını da insanların dikkatini çekmek için zincirlenmiş iki kölenin çıkardığı anlaşılmıştır. Delphine LaLaurie un evinin tavan arasında onlarca insanı kendisine köle yaptığı, kelepçelerle duvarlara bağladığı ve üzerlerine insan aklının alamayacağı canilikle işkenceye maruz bıraktığı anlaşıldı. Aralarında bazılarının tecavüze uğradığı, bazılarının tırnaklarının etlerinden ayrıldığı, bazılarınınsa dilim dilim doğrandığı görüldü. Hatta onları serbest bırakması için yalvaran kölelerin ağızlarını diktiği de görüldü.
Tüm bu vahşete rağmen LaLaurie, yaşamı boyunca asla yakalanamadı ve öldürdüğü 12 insan için mahkeme karşısına çıkarılamadı.
brezilyanın sao paulo takımının stoper mevkisinde görev yapan 1990 doğumlu futbolcu. defansta olduğu kadar gol yollarında da etkili bir isim. yakında adını sıkça duyabiliriz.
kişiye göre göreceli olabilecek tespitlerdir. kesin kanı içermemekle birlikte zihnimizin bir köşesinde bulunmasında fayda vardır.
sebahattin ali abimiz şöyle bir tespitte bulunmuştur; bugün dünya başına yıkılmış gibi ağlayıp, ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edebilen tek canlı, kadındır.
hayatımıza dair iç burkan detaylardan sadece bir tanesidir. kimisi hayatının ne kadar monoton olduğunu dert eder, kimisi aldığı maaştan dert yanar, kimisi taraftarı olduğu takımın mağlubiyetine üzülür, kimisi starbucks ta içmiş olduğu kahvenin kötü olduğu düşünür, kimisi bu ay hangi renk ayakkabı alsam diye çelişkide kalır. bunların hepsi acı çeken insanların varlığından habersizce yapılır.