yeni alışveriş sitesi. kişiye özel olduğunu vurguluyor. davetiye olmadan üyelik mümkün değil. %70' e varan indirimlerin olduğunu da taahüt ediyor. tüketim çılgınlığı & ekonomik kriz temalı sinema filmine iyi giderdi bu isim.
allahsız arkadaşları mimlemeyi sağlayan zirvedir. bi karı kız toparlayamadınız lan rabbena hep banacısınız siz. ben zirveye gelirken yoldan 3-5 toplarım ama bu markasızla paylaşırsam adım nevi değil! şimdi yeni zirve kuralları;
1- +1' i kız olmayan yanında kimseyi getiremez.
2- +1' i kız olup da çirkin olan yanında kimseyi getiremez.
3- +1 kız ve güzel olup da sevgilisi olan gitsin başka yerde sevişsin, zirveye gelemez.
4- +1' lerin hepsi güzel ve kız ve sevgilisi yoksa nevi'nindir. bundan gayrı laf söyleyene kafam girsin.
5- nevi'ye içki ısmarlamayan gelemez.
6- oyuncakbulut ve josef k ile ilgilenmek için gelenler gelmesin. ilgi manyağı şımarık ibnenin tekiyimdir.
7- ben kenarda pusar muhabbeti sessizce dinlerim diyenler gelmesin.
8- ben çok konuşur ortamın mına korum diyenler de gelmesin. en çok ben konuşurum sözümü keseni sevmem.
9- ekonomik gelişmelerden bahsetsem bile dünyanın en ilginç şeyini anlatıyormuşum gibi dinlemeyecek olanlar gelmesin.
10- bu zirvenin odak noktası nevi sahsina munhasir' dır kabul etmeyenler gelmesin.
11- en önemli madde! daha önceki zirvelerden tecrübemle " nasıl yani? aa nevi sen misin? " lafını söylemeye hazırlananlar gelse bile sağlam dönemez.
12- unuttum okursa ağzıma zıçar. portakalda vitamin nevi' nin kardeşidir. yani zirvenin şeref konuğudur. bitti!
şartları okudum ve kabul ediyorum diyenleri böğrümeee böğrüümee basmaya hazırım.
edit: sözüm sana bencil markasız, belki bu bizim için son ulu zirvesi ama başka yer ve başka zamanlarda başka oluşumların zirvesinde de mutlaka karşılıyoruz. ayağına denk al koçum! bize yamuk olmaz. *
haftalık verme zamanı olan pazartesileri, fatura yatırma zamanı olan ay başları ve dışarı çıkma zamanı olan haftasonları nsm babasının klasik yakınma cümlesidir. hep derim dedem nasıl diye ama sanırım babaannemi sorduğum günlerin yarası daha kalıcı oluyor...
türkçe meali de ulan itler, anca para isteyin siz!
elbette buraya kadar gelmişiz, o gazla, inançla kim çıksa oynar fakat bu kadar eksik de insanı düşündürüyor... maç sonrası sevinç anında bu entry nin editlenerek çok pis tükürdüğümü yalarım manalı özür cümleleri içermesini diliyorum. zira tükürük öyle yalanacaksa ben dilimi şimdiden dışarı çıkarıyorum... *
edit: bu söz kesinlikle portakalda vitamin tarafından maçta sarf edilmiştir. benzer başlığın eksi sözlük' te de açılması doğaldır zaten sözlük yazarlarının sıkça kullandığı formatta bir cümledir. ayrıca başlığa bakarsanız aynı da değil. başka sözlüklerden başlık araklıyacak kadar aciz olmadım! allaha şükür beyin kıvrımlarımda hala iş var, kendim üretebiliyorum. garip bir tesadüf olmuş sadece...
çok sevimli bir harekettir. kendi yargıların %100 doğruymuş gibi başlık açmaktır. örneğin ben dünyanın en iyi futbolcusunun george hagi olduğunu düşünüyorumdur. bunu george hagi başlığına yazmaktansa; dünyanın en iyi futbolcusu geroge hagi dir şeklinde bir başlık açarım. böylece hem hit alırım hem de öyle yüzlerce entry girilmiş bir başlığın içinde kaybolmam.
zaten ben düşünüyorsam da doğrudur. sözlüğün amacı da kelime ve sözcük öbeklerini tanımlamak olduğu için formata uygun görünür. peki; sadece yazarı ilgilendirecek kadar subjektif olma kısmı nereye kayboldu? hmm, kulbu olduktan sonra her türlü kural delinir. zaten format da bozulmak içindir.
hakkı rahmetine kavuşanın ardından dini vecibelerin yerine getirilmesidir. sözlükte gerçekten böyle bir paylaşım olsaydı, aldığım yüzlerce fake nick ile her gün ölür, üzerine de kendi helvamı yerdim. ohh mis! zira sözlük bütçesi ne yazık ki ölene dahi saygı duymuyor. ama zall la konuştum haberler iyi, pamuk tıkayacak imam bulmuşlar. en azından açık kalmayacakmış...
bu arada reenkarnasyona inanmıyorum ama bi güç var. küllerinden doğanlar yine yeni yeniden aramızdalar. belki de bu yüzden bir helvayı çok görüyorlar bize.
muhabbetin tam ortasıdır. eleman bu da böyle bir anımdı tematikli olayını anlatacakken tarih vermeye kalkar. o an aklına gelmediğinden geçenlerde diye bodoslama dalar muhabbete. sonra hiçbir şey olmamış gibi; geçenlerde dediğim 3 ay önce... diye devam eder.
yahu bre arkadaş, geçenlerde demek; yakın zamanlarda demektir. 3 ay nere, bi'kaç gün nere?
bünyeye nüfus eden ilk uzuv olarak da nitelendirilebilir. bu da elbette ki memedir. olaya freudyen yaklaşmıcam, zira içinden çıkılmıyor. düz mantıkla düşünmek kafi.
isminden de anlaşılacağı üzere deniz börülcesi gibi deniz menşeli ottur. deniz börülcesine göre tek avantajı; haşlandıktan sonra ayıklanması gerekmemektedir.
şekil itibariyle de birbirlerine benzerler. ama deniz börülcesi daha iridir. yapılışı ve sosları tamamen aynıdır.
sogo şosa diye de bilinir. japonya' da bulunan ve dünyanın her yerinden mal alıp satan 10 kadar firmanın oluşturduğu grup. genellikle ihracata yönelik çalışırlar. faaliyet alanları çok geniştir. japonya'nın ihracatının yarısı, gsmh' nın da 1/3 ü ellerindedir. üreticinin mallarını hem yurt dışında hem de yurt içinde pazarlarlar.
amerikan şirketlerinin dominantlığından kurtulmak amaçlı devlet tarafından desteklenirler. ayrıca japonya'da bir çok firmaya da finansal destek sağlarlar.
aslında yapılabilecek bir tanım yok buna. yurdum insanının halini gösteren bir cümle. ciddi anlamda eşini döven erkekler tarafından kullanılmakta! eğitim şart geyikleri hak getire, bunu söyleyenler hayvan gibi siksen adam olmaz.
- eşini dövüyormuş doğru mu?
+ evet...
- nasıl döversin ya!
+ ama insan gibi dövüyorum...
ibb spor' dur. teknik heyeti, futbolcuları vs... göz önüne alındığında takımın adının bu yönde anılması tesadüf değil söke sökedir.* ayrıca galatasaray için gurur kaynağıdır. ligdeki başarılı çizgisi ve 4 büyüklerden galatasaray dışında hiçbir takıma yenilmemesi galatasaray' da yetişen ve oynayanların ne denli kaliteli olduğunu gösterir.
sözlüğün beklenen fasilitesi. öncelikle otomatik nick altı entry giriyor. (bkz: hazır dişi yazar başlığı entryleri)
kıvam yakalanamazsa cezmi ersöz, ümit yaşar oğuzcan, attila ilhan gibi üstadlardan dörtlükler devreye giriyor. ufak bir yumuşama sezildiği an butonun verdiği taktikler doğrultusunda özel mesajlar başlıyor. elbette yazarın da her şeyi butondan beklememesi lazım. odun gibi durup, butonun dediklerini yaparsa olmaz. biraz estetik gerekiyor.
kıvamı tutturulamamış espirimsi (aman da hanimiş de canciş), böyle çok cıvık bir cacık gibi ama çok hıyarlı gibi...
salt olarak düşünürsek; elbiseye saygı kavramı çerçevesinde; entari denildiğine göre eski zamanlarda söylenmiştir. eski zamanlarda da - ufaklıklar bilmez - nerde gitcen de mağaza bulcan da elbise alcan... terziler vardır, her sene götürürsün elbiseni, ters düz eder başka bişey diker. kumaş bulmak öyle şimdiki gibi kolay değil. eldeki ile yetineceksin. neyse konuya dönersek entariyi diken terziye saygı istemi olabilir. ama ulan neden direkt terziye saygı lütfen denmez ki, yok yok bu terziyle alakalı değil! bu bildiğin entry i almış, türkçe olsun ama ingilizce de olsun kıvamında entari yapmış. şimdi gel de saygı göster...
ucunun dört bir yanı açık bir cümledir. şimdi yazarın elinden çıkan nedir? klavyeye kuvvet yazdıkları mıdır? yoksa yazar tutmakta olduklarını yüzümüze doğru sallamakta mıdır? yazarın klavyesinden çıkanlar bazen her ne kadar elinde tuttuğundan çok daha acı olsa da canım türkçemde ağda misali nereye çeksen oraya doğru yelken açabilecek genişlikte bir söylemdir.
masumane bir bakışla; (farkındaysan çok zorlanıyorum) yazarın ifşa ettiklerinin farkında olmamasıdır. kendine gelip şöyle bir entry sini baştan sona okumamasıdır. halk arasında kullanılan ağzından çıkanı kulağı duymamaktır. sahi ağızdan çıkan herşey duyulur mu? her neyse... zira bazı yazarlar bu kontrol işlemlerini yapıp sakin kafayla düşünseler bile beyin kıvrımlarındaki tıkanıklıklardan mütevellit cacık kıvamana dahi gelememektedirler. uludağ sözlük ailesi olarak yakınlarına sabır diler allah taksiratını affetsin temennisinde bulunuruz.
bildiğin süzme yoğurt. kanımca ege bölgesinde bu adı alıyor. ve biz ege bölgesi mensupları yine şaşkınlıkla türkiye'nin dört bir yanında süzme yoğurda bu ismin verilmediğini öğreniyoruz.
1 kaşık kese yoğurdu* ve 2 damla limonla yapılan maskedir. yüze sürülür ve takriben 20-25 dakika bekletilir. zaten yüz o ara gerim gerim gerilmektedir. bir nevi botox hissiyatı verir. mimik yapılamaz, kaşınır ve evet pis kokar. yoğurt yüzde görünmeyen bir hal aldığında ki şefaflaşma da denilebilir, peeling yapıyormuş gibi alttan üste doğru dairesel hareketlerle çıkarılır. ve elbette ki en son yıkanır.
aslında hazırda satılan birçok maskeye göre çok daha sağlıklıdır ve iyi sonuç verir. yüz yıkandığı an bebek cildi yumaşaklığı tüm bu hengameye değer.
uludağ sözlük güzellik sırları departmanı gururla sundu şimdi rek-lam-lar;
*** gaydırıguppak yoğurtları, cildiniz için özenle üretiliyor. ***