pamukkale üniversitesi, sosyoloji bölümü, öğretim üyesidir. doç. dr.
farklı bir kişiliktir.
tanıdığım kadarıyla marjinal bir eğitim anlayışı ve ders işleyişi var.
tam bir bourdieu öğrencisidir. türkiye'de bourdieu çalışanlar arasında steril iş çıkaran nadir isimlerdendir.
önemli bir kişilik.
bu arada doktora dönemi birkaç yıl uzamış olsa da , 3 yılda doçent olmuştur.
doktorası da muhtemelen nitelik kazanmak açısından uzamıştır. tam bilmiyorum. ayrıntıları öğrendikçe paylaşacağım.
aslında ülkemizin en önemli problemlerinden biridir. akademik yazın denilen statik hesaplamaların spekülatif sonuçlarından doğan stagfülasyonların sübvanse edilmesini gerektiren iğrenç bir iştir tez yazmak. yazamamak ise bunların hepsini sie'tmek demektir.
sözlükte açılmış olan yazamamak içerikli;
--spoiler--
yazamamak
küfür yazamamak
düşündüğünü yazamamak
bir turlu yazamamak
fiyaskolari yazamamak
iki kelime yazamamak
hissettiklerini yazamamak
r leri yazamamak
yazı yazamamak
günlük yazamamak
mutluyken yazamamak
türkçe yazamamak
ayıkken bir şey yazamamak
görüşürüz yazamamak
özgürce yazamamak
sözlükte yazamamak
şiir yazamamak
gulmekten yazamamak
a4 kağıdına düz yazamamak
biri bakarken yazamamak
ocak6y2013 başlığına bir şey yazamamak
yazmak istemek ama yazamamak
mesajlaşmaktan sözlüğe yazamamak
--spoiler--
milyonlarca başlık içerisinde olmamasına anlam veremediğim hadisedir. tez yazamamak iğrençtir. hep onu düşünürsünüz. alırsınız bir roman, olum saçmalama tez var, vakit harcama dersiniz. akşam sahile ineyim de birkaç kız kesip yine bomboş eve döneyim en azından deniz havası almış olurum dersiniz, olum saçmalama tez var, vakit harcama dersiniz. film izleyeyim de keyfim yerime gelsin dersiniz, tez yine ağzınıza baklava kor. yani kısaca ye iç yat sı* haricindeki hemen tüm sosyal aktivitelerinizi erteler hatta mümkünse iptal edersiniz. üzücüdür.
uludagsozluk te hiçbir entry girilmemiş olmasına hayli şaşırdığım başlık.
mansur yavaş ın 30 mart 2014 seçimlerindeki şaibe iddialarını kanıtlama kavgası için twitter da oluşturulmuş etikettir.
resmen ankara halkı ile kol kola girip savaşmıştır.
farklı bakışlara göre değişen durum. liberal mi? neo liberal mi bunlar? liberalse, hangi liberalizm türlerini barındırıyor? siyasi, iktisadi, salt, negatif, pozitif, klasik, modern..
çıkamadım işin içinden. buna dair, fikir ve yorumun ötesinde ispat endeksli bilgisi olan varsa lütfen paylaşsın.
geçtiğimiz günlerde bir öğrencinin darphane mührü ile yazıyı iki yana bile yaslamadan düzenlediği allah'ın takdiri başlığını taşıyan ve tamamen makara konusu olan belgeyi gerçek sanıp aslını araştırmadan, müslümanları kötülemek amaçlı mevzuyu "copy paste" ile köşe yazısına taşıyan çölaşan, kalitesini yine ortaya koydu.
söz konusu olayı aydınlatan haber için ; http://www.ensonhaber.com...k-skandal-2013-07-02.html
ezik olmasına rağmen üstünlük sağlamaya çalışan gerizekanının yediği ayardır. yok ezik olduğunu kabul et, bende seni bağrıma basayım. neyse. bir gün şirketin teknisyenini muhatap alıp masama oturttum. saçma salak konuşuyor her zamanki gibi. ben iplemedim tabi doğal olarak. bu gerizekalı başladı saymaya... ben şunu şu yıl yaptım:.. sen kaç yaşındaydın o zaman .. küçüktün .. falan. neyse .. bende dedim ama şimdiki haline bak? .. kalakaldı öyle. sonra diyor ki... ama geçen hoca hutbede bahsetmedi mi.. amir, memur, asker, komutan herkes bu saflarda aynıdır diye... doğru dedim.. ama şu an camide değiliz!
sözlüğün seviyesi cidden fena halde düşüktür. bunun belli başlı nedenleri aşağıda sıralanmıştır. bunların dikkate alınması dileği ile.
bu halde olmanın nedenleri: sözlüğün;
(bkz: ergen detected) hayatlarındaki ciddi inhiraf ve yıkımları burada boşaltmak isteyen fikir fakiri bir kısım zavallının istila sebebi olması.
(bkz: troll detected) zerre kadar zeka sahibi olmadan düşünce beyan ederek arpa boyu yol aldığını sanan gerizekalı bazı eblehlerin barınağı olması.
az fikirli, kaz kafalı, sadece duydukları ile hareket etmeye her an hazır, ciddiyetten uzak, çürük vizyonlu, adeta beyinsiz bazı mantıksızların kirli alanı olması.
zeka sınavına tabi tutmadan yazar alarak, yazılarınların toplumsal etik ve ahlak kurallarını denetleyen bir mekanizmasının olmaması.
ekşi sözlük'ün eski karizması ile inci sözlük'ün düşük seviyesi arasında kalmış, hangisini seçeceğinde karar kılamamış bunalım takılıyor olması.
cinsel objelerin kalbi kirletmekle birlikte, ahlakı yozlaştırdığı ve gayet basit ve rahat kullanımına engel olamıyor olması.
üsttekinden daha acısı, bunlara engel olması halinde okur-yazar kitlesinin sayısının düşeceğini düşünmekten korkuyor olması.
eğer bir üstteki teori geçerli değilse, çok daha acısı... beşinci kol faatliyetlerine beşiklik yapıyor ve bir misyon eda ediyor olması.
moderatörlerinin akıldan ziyade ideolojik yaklaşımlara yer veren tavırları.
sözlüğün gelir kapısı olarak görülmesi ve kaybedilen ne olursa olsun (ahlak, saygı, şeref), toplumun içine işlemiş bu yapının daha fazla gelir endeksli çalışarak zayiatın farkında olunmaması.
not : bu tamamen yapıcı bir eleştiridir. yönetim kadrosunun ciddiye alması ve değerlendirmesi gerektiği düşüncesindeyim. her türlü fikre ve soruya açığım. şu sözlüğün ağzına sıçtırmayın.
bir türlü anlam veremediğim hafifliktir. ulan yarın en zor dersimden vize'm var. bu dersi veremezsem tez'i yazmaya başlayamayacam. ama zerre kadar bakmadım derse ve tam olarak da bu kelimeleri yazmak kaydı ile de çalışmamaya devam etmekteyim.
anlam veremiyorum kendime. çok enteresan. bu hep oluyor. herkese oluyor mu acaba?
bazı arkadaşlarımda da var bu tür hastalık. sosyo-psikoloji açısından incelenmeye değer bir konu.
iki koca yıl, kollarımda verdiğin o son nefesin ardından
Tam iki koca yıl geçti ve ben ancak yazabildim iki satır
Hayır! Çekip gittim sanma üstüne iki toprak atıp
Ölüm nasıl kokar söyle? Yoksun diye uzar günler
Her gün seni sorar dünya cevap vermem
Bugün yanına geldiğimde eminim gördün beni
Çünkü yanına geldiğimde eminim gördüm seni
Ağlayarak eve doğru yürürken çok düşündüm de
Biliyor musun? Hayatımda ilk defa üzdün beni
Kollarında parlayan bu gözler artık karanlık
Sen varken açan tüm çiçeklerinde solup sardı şimdi
Kolum kanadım kırık ve iyice daraldım
Oysa kahkahaların dinmeyecek sanırdım
Bomboş uykuna kayıp doldurduğun sefertasım
Ve her baktığımda beni beklediğin o balkondasın
Giderken gülümseyen son halinle aklımdasın
Farkındayım gerçek ama çok zor bunu kaldırması
Çekmecemde saklı hala o bembeyaz saçların
Sen gittiğinden beri hiç müziğin sesini açmadım
Ellerim yazar ama çoktan kalktı cenazem
Hakkını helal et. Ölüm nasıl kokar söyle? Sensiz beni yorar dünya
Gelmezsen canım acır her gün seni sorar dünya
Ölüm nasıl kokar söyle? Yoksun diye uzar günler
Her gün seni sorar dünya cevap vermem
En çok sesini özledim, bir de beni senden dinlemeyi
Severdin işe giderken beni camdan izlemeyi
Bir melek yüzsüzce gelip seni benden istediği gün hayır dedim
Oysa alıp gitti dinlemeyip
Hala bu evde söylerken unuttuğun şarkılar
Affet, sana yazdığım ilk şarkı bu
Bana kızdığın ilk günkü kadar güçsüzüm bugün, bana kızdığın ilk günkü kadar suçlu
Hep beyazdı saçın sanki, hep temizdi kalbin
Artık yeter demiş gidiyordun ve çok yorgundu halin
Birden akşam oldu sımsıkı tuttum ellerinden
Elveda der gibi gülümseyip tuttun ellerimden
Ölüm gözlerinden okunurken susardın bana
Bense başucunda ateş solur susardım sana
Bilirim ilk göz ağrındım hep ve hep çocuktum daha
Şimdi yaşlanıyorum sen hala canımsın kadın.
Ölüm nasıl kokar söyle? Sensiz beni yorar dünya
Gelmezsen canım acır her gün seni sorar dünya
Ölüm nasıl kokar söyle? Yoksun diye uzar günler
Her gün seni sorar dünya cevap vermem
Anlam veremediğim yarıştır. Hemen her gs galibiyetinde bir grup cibilliyetsiz inşaatta kalan toplarını Sözlükte arıyorlardır. Anlayamiyorum. Iki elinizle bir ziki duzeltemezken bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Fak.
evet değerli yazar arkadaşlar. gün geçmiyor ki ülkemizde bu tip tatsız, üzücü olaylar yaşanmasın. izmir'den sonra adını belli başlı olaylarla sıkça duyduğumuz adana'dayız yine. ancak bu sefer ne bıçaklanma, ne ölüm...
...belki ismi veya şekli farklı olsa da, en az bunlar kadar üzücü bir haber daha...
adana'da bir anne. kendisi dış ticaret uzmanı. hali vakti yerinde. üstüne üslük ikiz bebeğe hamile. ancak bunlardan birisi "down sendromlu". trajedi burada başlıyor. aile muhafazakar veya tutucu olmamasına rağmen, down sendromlu olan çocuklarını aldırmak ya da onun hayatı ile ilgili hayatî bir karar vermek adına uzun süre düşünüyor.
en son varılan noktada alınan karar : çocuk 5.5 aylıkken (yani yeterince gelişmiş) anne karnında kalbine ölümcül bir iğne yapılarak hayatına son verilmesi. (bu bence açık bir cinayettir).
doktor uyarır. yapmayın, riskli, sıkıntılı bir durum. ama aile, down sendromlu bir çocuğun gelecekte hem kendisi hem de ailesi için problem teşkil edeceği kanaatindedir. ve riske rağmen daha güzel bir hayat hayali ile bu zor kararı verirler.. sonuç : facia!
down sendromlu çocuğa iğne yapıldığında, karnındaki diğer bebekle birlikte anne... bağıra bağıra can verir. 3 ölüm. 1'i anne ve babanın kararı ile. diğer 2'si de bu kararın çıkan reçetesi...
hızınız ne olursa olsun, önünüze bir canlı çıktığında refleks olarak frene basarsınız.
ancak bu her zaman yavaşlamak olmaz. hızınız az ise, ve kedi imparatorluğundaki bir sokaktan geçiyorsanız, durabilirsiniz bu tip durumlarda. ancak o sözüm ona karşıdan karşıya geçen kedi, sizin durmanıza nispet yapar gibi dönüp bakar size... akşam vakti ise gözlerinin parladığını görürsünüz.
hayır. anlamadığım, vicdanı körelmeye yüz tutmuş insanlar bile bu tip durumlarda hızlıca koşturup kusura bakmayın derken;
kedinin artistliği kime arkadaş?
açmadan edemeyeceğim. derslerde işlenilen bir kaç tezin sonunda aklıma gelip derste sesli gülmeme neden olan fikirdir.
düşünsenize mükemmel bir araştırma, profesyonel veriler, elde edilen sağlam bulgular, anket - sörvey - deneysel çalışmalar... ve ortaya çıkan kaliteli bir çalışma. merak ediyorsunuz. kaynakçasını açıyorsunuz kaynak götüm yazısı çıkıyor.
defkhan takma isimli türkçe rap icra eden ender isimlerden birinin, rabb'ine yazmış olduğu parçadır. acizane yapılmıştır ancak rap müziğin güzel yanlarını lanse etmektedir.
Adınla baslar her günüm, adınla durur yeryüzü
Ve bazen ağır gelir yük, adınla biter dert hüzün
Büyük ve Teksin, GüLümsememsin..YaLvarışLarımm...
Senin bu ses,nefes,gözüm, kuLağımm ve kaLp atışLarımmm...
Senin bu beden, senin bu ruhSenden hayır ve şer, sen iste kazanır kulun, sen istemessen kaybeder
Ne yazıLacaksa kayda değer meLekLerin kaydeder...
ÖLmem için senin ismin bir de yıLdızLar yeter..
Tohumla rısk yaparsın, çünkü ordan aş yerim ben !
oLmazsa nasl balık çeker oltalar denizden .(
Nasıl doğar yaşar bu Def Sen olmasan bnmle...
Sen istemessen hiçbir yaprak oynamaz yerinden
YıLdızLar senin tutmasan düşerLer gökyüzünden...
SakLa beni n'oLur Sensiz çaresiz ve öksüzümm ben...
Sabır verde kulun sırtındaki yükü çeksin.
Çünkü sen rahim, sahibim, sen büyük ve teksin .
iki de bir ekranın sağ alt kısmında bir tablo halinde belirip, şu şu virüs silindi / temizlendi / karantinaya alındı diyor. yav tamam alırsan al arkadaş. ya da toplu bildir. seni de diye koduk bu bilgisayara?... değil mi ama
şeklinde de anılabilecek kulüptür. rap müzik seven yazarların kendilerini bulabileceği, bilebileceği, anlayabileceği kulüptür. bir e-club formatında kurulmuş olsa da, ilerleyen saat, gün, ay ve yıllarda vizyoner politikalarını gözler önüne sererek, rap müziği uludağ sözlükle entegre ederek interaktif platforma sunacaktır.
bilinmeyen mc'lerin önerileri, parça önerileri, klip ve site öneri ve yönlendirmeleri gibi paylaşımların başlığıdır bu kulüp. candır bu kulüp. evet.
başlamak gerekirse... son zamanların en iyi isimlerinden; (bkz: hayki), (bkz: defkhan), (bkz: sancak), (bkz: dilkeş kardar) dinlenesidir.
para tutmuş kirli elleri ile sakıza dokunup, ağzından yaklaşık 15-20 cm sündürerek tekrar çiğneyen tip ise... iğrendirir. çocuktur genelde bunu yapanlar. ama "tip" denecek kadar büyümüşse, zararlıdır.
hemen tüm türkiye'deki insan tipidir. sırtımı devlete yaslayayım da, ne iş olsa yaparız düşüncesidir. bunu şu anda belirten yazar da bu gruba dahildir. eğitim sisteminin bir gereğidir belki de bu... yönlendirilme sıkıntısı.
ha.. yok mudur kendi istediği mesleği yapan kimse... mutlaka vardır. ama nadirdir elbette. zira büyük firmaların sahipleri ve yöneticileri daha çok bu idealist tavırları sayesinde bulundukları yere gelmiştir.
allah tüm insanları, severek yaptığı... isteyerek gittiği... herhangi bir an ve durumundan korkmadığı mesleklerle buluştursun.