bestecisi avni anıl, makamı hicaz mükemmel bir şarkı. zeki mürenin yorumu tavsiye edilir. kader karşısında çaresiz kalanın şarkısıdır. edit:ayşen birgör de çok güzel icra ediyor efendim.
Bu halk her osurana gülmez. Osuruşta bir özellik arar, osuranda bir incelik. Mesela denyo biri osursa yapıştırır tokatı ama bir baba osuruğu zannımca başka hiç bir komik unsura değiştirilemez.
büyük bir sorumluluk altına girmektir. hayatım boyunca çok üst makamlarda çalıştım bayağı şeyler öğrendim, yaşadım ve sonra bir bakmışım 55 yaşındayım iki tane 30'lu yaşlarda adam gelmiş artık emekli olma vakti geldi diyor ve kendime soruyorum peki ne olacak bu bilgi birikim ne olacak yaşadıklarım ne olacak yaptıklarım hepsinin karşılığı bir emekli maaşımı yani sonum bumu olacaktı bu kadar emek bumu olacaktı diye. ve sonra her emekli gibi anılarımı anlatmaya başlıyorum her bir anıyı anlattıkça çok büyük hukuksal suçlar işliyorum aslında ama yinede anlatıyorum hiç durmadan eşe dosta anlatıyorum. nasıl yükseldiğimi neler gördüğümü neler duyduğumu her şeyi anlatıyorum hemde tek bir kelime eksiksiz. ve en sonunda anlıyorum gelebilecek en son makama geldiğimi yani hiçlik makamına.
80 leri özleyen adamdır unutamamıştır o günleri. 80 lerin müziğini dinlemekte, 80 lerdeki gibi giyinmektedir hem ondan nasıl unutması beklene bilir'ki. en güzel anılarını o zamanda yaşamış, eşiyle o zamanda tanışmış, gençliğini o zamanda yitirmiştir. o unutamayan adamın 80 lerden kalma plakları 80 lerden kalma eskimiş bir hayatı vardır. o adam nerden baksanız bu gün 50 yaşında, 21'inci yüzyıla ayak uyduramamış, hayattan hiçbir beklentisi kalmamış bir adamdır. selam sana 80 lerin adamı.
her şeyi bildiği için her başlığın altına bir entry girebilir bu yüzden diğer yazarlara göre 1-0 öndedir. ayrıca kolay kolay yanılmaz kafasına göre sallamaz. sevilirler saygı görürler görsünler'de efenim. buradan o bilge insanlara selam olsun.
kesinlikle su götürmez bir gerçektir. illede dikkat çekeceğim diye ortalığı sıçıp sıvamanın hiçbir nedeni yok. gelen geçen bir entry bir başlık yazıyor ulan durun bir bakın ne oluyor ne bitiyor ama kimin umurunda herkes kendi halinde.
evet bazen olur böyle içinizde bir hüzün bir sıkıntı belirir. ne yapsanız ne etseniz içinizden atamazsınız. ağlamak istersiniz ağlayamazsınız çünkü ağlamak için bir neden yoktur. kimseye söyleyemezsiniz çünkü size aptal muamelesi yapabilirler bilemiyorum belkide yapmazlar hiç söylemedim. neyse konumuza dönelim bu sıkıntı öyle bir sıkıntıdır'ki acısı tarif edilemez. adeta insandan kendini alır götürür. bazen düşünürsünüz hiç bir sıkıntı yokken neden acı çekiyorum diye cevabını bulamazsınız. en sonunda çözüm bulamaz bir doktora gitmeye karar verirsiniz doktor bir şeyler söyler ilaçlar verir yinede bir boka yaramaz size şizofrensin derler halbuki değilsinizdir depresyondasınız derler değilsinizdir. aslında içten içe kendini yiyorsunuzdur üzülecek hiçbir sebep yoktur. umarım size bu durumu açıklaya bilmişimdir.
her gün karşımıza çıkan bir türlü rafa kaldırılmayan başlıklardır kaldırılmasında efenim ama yinede bir örnek verilmesi gerekirse mesela (bkz: başlıkları alt alta okumak) gibisinden başlıklar çok uzun süreli başlıklardır ve asla bitmeyecektir.
istasnalar haricinde çocuğunuzu hayırlı bir evlat olarak yetiştirir. hele birde sınıf öğretmeniyse çocuğunuzun disiplinli bir birey olmasını sağlar. ayrıca kocayada katkıları vardır çabuk sinirlenmiyeceği için kocayla fazla kavga olmaz. kısacası huzurlu bir evlilik geçirirsiniz.
edit:bu başlıkta bana kaldı ne biçim adamsınız be.
akıllı bir insanın düşünce tarzıdır hayattan bir şey beklenmezse hayal kırıklığına'da uğranmaz dedemin bir sözü vardır o sözde şöyledir "ben hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramam çünkü hiçbir şeyden fazla bir beklentim yoktur" der. ben de bu sözü hep aklımda tuttum hayatımı bu düşünceye göre kurdum
eh şuana kadarda hep mutlu oldum düşünü yorumda dedem ne güzel demiş.