Bugün linkedin'de karşılaştığım rezalete imza atan ajansın sahibidir. Bu iş sahibi arkadaş, junior seviyede bir çalışan alıyor ve performansından memnun kalmadığı için Medium hesabında ve LinkedIn hesabında açık bir şekilde "anti-referans" mektubu yayınlıyor. Olay önce LinkedIn'de büyük patlıyor, soınrasında bu lavuğun yazdığı "anti-referans" mektubu Medium tarafından şikayet üzerine kaldırılıyor. Tabii bu süreçte olay ekşi gibi farklı mecralara da düşüyor. https://eksisozluk.com/ca...-patron-rezaleti--7399685
Özet ise:
- Koray isimli bu SEO danışmanı, yeni mezun bir arkadaşı işe alıp "iyi maaş (asgari ücretten fazlaymış), eğitim ve sorumluluk" verdim diyor.
- Sorumluluk tanımı, işi bilmeyen / yeni işe girmiş birine 7-8 tane hesap atayıp bu işleri çekip çevirmesini beklemek.
- Bu çalışan arkadaş da işleri patates ediyor.
- Ne hikmetse, iş sahibi beyefendi, bu arkadaşı uzun zaman işten çıkarmıyor.
- En son ne oluyorsa, bu çalışan arkadaşın tüm kariyerini bitirebilecek kadar açık biçimde Medium, LinkedIn gibi mecralarda "ben bu kadar eğitim verdim, maaş verdim ama işleri patates etti. işte bu çalışan hakkında müşterilerimin kötü yorumlarını da sizinle paylaşıyorum." diye 3 a4 post yazıyor.
Öncelikle, bir çalışandan memnun değilsen basitçe iş akdini bitirip muhasebeden çıkışını verebilirsin. Tüm internette ismiyle bir çalışanı ifşa etmek, neresinden bakarsanız bakın çok aşağılayıcı bir durum.
Ayrıca, burada işi yeni öğrenmeye çalışan birinden bahsediyoruz, şark kurnazı kafasıyla 3 kuruş para verdim, her şeyi yaptırayım dersen ve hiçbir kontrol mekanizman olmazsa junior seviyede bir çalışanı her şeyden sorumlu tutamazsın.
TR'de dijital pazarlama sektöründen bir sürü isim, hem Twitter'da hem de LinkedIn'de haklı olarak tepki gösteriyor.
Böyle alçakça ve aşağılıkça hareketlerin tepki görmesi çok güzel, umarım bizim kuşaktan nice böyle
omurgalı insanlar çıkar.
Olayın detaylarının paylaşıldığı Medium yazısı ve LinkedIn postu kaldırıldığı için olayı tüm detaylarıyla özetleyen Sera Laweskho'nun tweet flood'unu paylaşıyorum: https://twitter.com/Lawes...;t=2JAAifTgx2Y-tunpy3VGsA
Umarım bu ajansla / kişiyle çalışan markalar da oturup bir kez daha düşünür.
dipnot: Gencecik yeni bir çalışanı boklamak için geri bildirim yazan marketing direktörlerine de buradan tekte gireyim, saygılarımla *
Sıfırdan bir sözlük kurmanın maliyetleri ortalama şöyle olabilir:
- Logo ve diğer gerekebilecek kurumsal kimlik materyalleri (Piyasada 1K-10K gibi geniş bir fiyat aralığında değişir.)
- Web sitesinin kurulumu ortalama 25-35K
- Sosyal medyada ve Google reklamları ile okur ve yazar toplamak için belirlenecek bir aylık reklam bütçesi (Bu tamamen ne kadar bütçeniz olduğuna ve stratejinize bağlı değişebilir ama aylık tahmini 3-5K harcadığınız varsayalım.)
- PR için ne kadar harcayacağınız da yine size bağlı.
Denediğim ve epey beğendiğim kahvedir. ilginç bir iş yapıyorlar, yurt dışında gördüğüm Deathwish gibi kafeini yüksek kahve üretiyorlar. Önyargım tadı sert bir kahve olacağı yönündeydi ama içimi gayet güzelmiş. Kahve sevenlere öneririm.
Şu anda Star TV'de Dolunay dizisinde oynayan oyunculuğu sağlam biri. Daha önceden TRT'de Abdülhamit'ten hatırlıyordum bu adamı, izleyince hatırladım. Antalyalı olmasıyla da sempatimi kazandı.
son dönemde hükümet politikaları ile sebepsiz(!) yere kültürü yok edilmeye, değerli eğitimcileri uzaklaştırılmaya çalışılan ülkenin en başarılı okullarının yok edilmesine dur diyen veli, öğrenci ve mezunların oluşturduğu eğitim için direnen ekiptir.
haklı mücadelelerinde yanlarında olmalı; elimizde kalan tek değerin, eğitimin de, kayıp gitmesine müsaade etmemeliyiz, diye düşünüyorum.
kendilerini tanıttıkları yazıyı twitter'dan okudum, merak edecek sözlük yazarları için aşağıda paylaştım.
"biz, proje okulları adı altında yapılan hukuksuz uygulamalardan endişe eden veli, öğrenci, öğretmen ve mezunlarız.
biz, çağdaş, bilimsel, laik, ücretsiz ve özgür eğitim hakkını savunuyoruz.
biz, karar alma süreçlerine dâhil olabileceğimiz bir eğitim sistemi istiyoruz.
biz, çocuklarımızın, kardeşlerimizin, öğretmenlerimizin mağduriyetlerine, uğradıkları haksızlıklara karşı mücadele ediyoruz.
biz, bir grup veli, mezun ve öğretmenin katılımıyla 26 eylül pazartesi günü kadıköy anadolu lisesi önünde düzenlenen basın açıklamasıyla yola çıktık.
“projenizdeğiliz” sloganıyla devam eden bu yolculukta taleplerimizin ülke kamuoyuna duyurulması yolunda önemli mesafe kat ettik.
proje okulları uygulaması nedir?
proje okul uygulamasını köklü ve geleneğe sahip liselerin özgün niteliklerinin ortadan kaldırılması, hafızalarının silinmesi operasyonu şeklinde özetleyebiliriz. paydaşlarla hiç tartışılmadan başlatılan projeyi çağdaş, laik, bilimsel, sorgulayıcı eğitimin yerine tek tip nesil yetiştirme planının bir aşaması olarak değerlendiriyoruz.
kamuoyundan ısrarla gizlenen süreç, 14 mart 2014’te yürürlüğe giren 6528 sayılı yasa uyarınca okul idarecilerinin değiştirilmesi ile başladı. biz projenin ilk sonuçlarıyla okullardaki öğrenci kulüplerinin aylarca üzerinde çalışıp, sergilemeyi planladıkları festival ve gösterilerin sansürlenmesi ya da tamamen iptal edilmesiyle yüzleştik.
2016 – 2017 eğitim ve öğretim yılının başında proje okullar’daki öğretmenlerin büyük bölümü sürgünle karşı karşıya kaldı. tam da derslerin başladığı hafta yüzlerce öğretmen rotasyon adı altında, çocuklarımızın derslerinin büyük bölümü haftalarca boş geçmesi pahasına sürgüne zorlandı. oysa rotasyona dayanak gösterilen düzenlemenin anayasaya aykırılığı konusunda ciddi emareler var. düzenlemenin yürürlüğünün durdurulması ve iptali için açılan davada danıştay da aynı kaygıları paylaştığı için dosyayı anayasa mahkemesi’ne gönderdi. milli eğitim bakanlığı yüksek mahkeme’nin kararını beklemek yerine on binlerce öğrenci ve öğretmeni mağdur etme pahasına yangından mal kaçırırcasına öğretmenlerin tasfiye sürecini devam ettirdi.
öğretmen, okulu okul yapan temel taşlardan biridir. bir okuldan aynı anda onlarca öğretmenin rotasyon adı altında kapının önüne konmak istenmesi liselerimizin gelenek ve hafızalarının yok edilme girişiminden başka bir anlam taşımıyor. okullarımızda başlatılan tahribat ve yıkımın önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceği yönünde ciddi endişelerimiz bulunuyor.
bugüne kadar neler yaptık?
talep ve şikâyetlerimizi dilekçelerle ve sözlü olarak okul yönetimlerine, milli eğitim müdürlüklerine ilettik. meşru ve haklı taleplerimiz konusunda kamuoyu oluşturmak için okullarımız ve milli eğitim müdürlükleri başta olmak üzere değişik mekânlarda basın açıklamaları yapıp toplantılar düzenledik, düzenlemeye devam ediyoruz.
öğretmenlerin sürgününe gerekçe gösterilen 1 eylül 2016 tarihli “proje okullar yönetmeliği’nin yürürlüğünün durdurulması ve iptali için idare mahkemesi’ne dava açtık.
proje okul dayatmasının çocuklarımızın anayasal hakları olan çağdaş, bilimsel, laik eğitime karşı topyekun saldırının aşamalarından biri olduğunu düşünüyoruz. endişelerimizi ankara’ya yaptığımız iki ziyaretle tbmm’de temsil edilen muhalefet partilerine ilettik.
neden 3. kez ankara’ya gidiyoruz?
başkent’e ziyaretlerimizde iktidar partisinden ve milli eğitim bakanlığı’ndan randevu taleplerimiz oldu. ancak her defasında olumsuz yanıt aldık. bizler paydaşlarla tartışılmadan devreye sokulan proje okul uygulamasının eğitime daha fazla zarar vermeden ve daha fazla mağduriyetler yaratmadan iptal edilmesinin milli eğitim bakanlığı’nın inisiyatifinde olduğunu biliyoruz.
halen devam eden kampanyamızda topladığımız imzalarla birlikte endişe ve taleplerimizi bizzat milli eğitim bakanı’na iletmek üzere 24 kasım öğretmenler günü’nde bir kez daha ankara’ya gideceğiz.
bu özel günde bakanlık kapısının yüzümüze kapatılmayacağını umuyoruz."
Marmara Üniversitesi'nde okuyan gençlerin organizasyonuymuş. inovasyon haftası ıvır zıvırlarında başbakanı, bakanları konuşturan tırt etkinliklerdense harbiden değerli bilim insanları ve akademisyenleri ağırlayacaklarmış. isimler yine tartışılır da ilgimi en çok çeken Doç. Dr. Bahattin Koç oldu, adam 3D printer ile aort damarı üretmişti. Gençlik doğru insanlara saygı duysun. Helal olsun.
Çalışma ortamını bana dar eden dişi kişilerdir. Şimdi burada duyar kasan mübarek yazarlar, seksit pislik, ayrımcı bıdı bıdı diye girmesin ama gerçekten çok darlanıyorum sevgili sözlük. Çalıştığım her işyerinde hep problem yaşandı bu konularda. Hele ki bazı firmalar, biliçli olarak kadın çalışanın baskın olduğu departmanlar kuruyor ki evlerden ırak. Bilmiyorum bu durum, belki de afrklı düşünüp farklı davranıyor olmamızdan kaynaklanıyor, net olarak bir bilgim yok ama beni hiç açmıyor bu durum sevgili sözlük. *