nick yani takma isim kullanmak belirli bir görüşü temsil edip etmemesinden ziyade kişinin gerçek ismini saklayacak kadar samimiyetsiz olduğunun delaletidir.
poker,briç,batak gibi zaten kumar aracı olarak türetilmiş olan oyunları masumca oynamakta olan gençlerin ileriki dönemlerde bunu para karşılığında oynamasını sağlaması pek düşük bir ihtimal gibi gözükmemekte.
herşeyin bir haddi hesabı vardır efendim...
her tür insanın rahatlıkla girebildiği bir ortamda cinsel münasebet şekillerini, cinsel uzuv boyutlarını dillendirmek tamamen sapkınlıktır.
artık gençlerin olmazsa olmazlarından biri haline gelen msn messenger ile hergece saatlerce boş boş konuşmasının doğurduğu bir durum.
konuşacak saçma konular bitince kalan zaman sürekli gıybete harcanmakta, kişilere laf sokuşturulmakta.
teknolojinin hakkını veremeyen yeni nesli bakalım hangi şeytan işi yenilikler bekliyor...
orta düzey bir yaratıcı zihniyetin mamulü olan neticelenmiş star wars serisini sürekli gündemde tutmaya çalışan abuk sabuk karakterlerini tartışmak yapılagelen aktiviteler.
beğenmeyene rastlamak zor şu ışınlı, kılıçlı filmi sanki o kadar kusursuz bir eser.
bu durum gençliğin spritüel durumu hakkında da fikir sahibi ediyor bizleri...
zira 'çağrı' gibi anlam yüklü bir filmin ismini zikr eden kalmamış bulunmakta cidden üzücü.
özellikle türkiye'de beni hayretler içerisinde bırakan mantıksızlıktır.
çoğu ülkede yoğurt çeşitli maddeler ile tatlandılarak yeni damak zevkleri elde edilirken türkiye'de yıllardır saf yoğurdu hiçbir damak tadı gözetmeksizin tüketmek hangi mantık çerçevsine dayandırılabilir? cahil halk yoğurdu bir nevi şifa olarak görmekte...onu yanıklara,yaralara süren bu kesim zehirlendiği an yoğurdu içmektedir, cidden acı verici bir tablo.
aklı selim gençliğin en son isteklerinden.
makina gibi sırf geyik ve manken muhabbetine yer verilen bir programın yerine iskele sancak tarzı ciddi,seviyeli ve yararlı programların gelmesini istemek tutarlı insanların doğal haklarıdır.
türkçe'nin kifayesiz kaldığı zamanlarda ingilizceden destek alınarak yapılması gereken eylem. ingilizce türkçe'den çok daha fazla kelime içermektedir, bunları kullanmalı dilimizi daha zengin hale getirmeliyiz.
özellikle ineternet çağını yaşadığımız şu günlerde kendini geliştirme, merak, araştırma ruhu gibi ulvi duygulardan mahrum kendisine hiçbir şey kazandırmayacak olan göz pörtleten bilgisayar oyunları için kafa patlatan acınası insan modelleridir.
magazin,sansasyon abuk subuk anketler ile dolu onlarca dergi var ülkemizde amma velakin gerçekten birşeyler anlatmaya çalışan, entelektüel gelişim sağlayan bazı dergilere egzantirik sıfatlar yakıştırmaktalar.
ancak bu tabiki onların kalitesini gölgeleyebilecek bir eylem değildir.
nedendir bilinmez o kadar kötülenen yerden yere vurulan bu dershaneler zinciri her sene en basarili yüzdelere sahip olmakta.
aslinda bilinmeyen bir durum da söz konusu degil ya...
hakikaten iyi eğitim veriliyor demek ki.
şeriat ile ilgili olumlu hiçbir kelimenin edilmemesine rağmen kelimeleri çarpıtıp ona dayatarak cumhuriyet karşıtı olarak lanse edilen insanların haklı yakarışıdır zira komünizm ideal yönetim biçimiymiş gibi gösterilmekte ve çoğu yerde övgü dolu sözler sarf edilmektedir.
neticede komünizm cumhuriyet ile taban tabana zıt ayrıca bilindiği üzre türkiye cumhuriyeti'nin reddettiği bir sistemdir.
onlarca kez başarısız olmuş, uğruna katliamlar yapılmış bu sistemi (diğer yönetim sistemleriyle birlikte) halen gündemde tutmayınız, tutmaya çalışmayınız. türkiye'nin kıyamet gününe kadar benimseyeceği tek sistem cumhuriyet olacaktır, bunu iyi belleyesiniz.
mühim olan cümlenin neyi nasıl anlattığıdır, bir cümlenin anlamından ziyade onun bağlaçlarının ayrımına noktalama işaretlerinin muntazamlığına önem vermek bize sadece ilköğretim türkçe öğretmenlerinin anlamsız örneklerinden başka birşey kazandırmaz.
tabi bu kuralları tamamen reddetmek mümkün değil ancak bunu bir fetiş durumuna getirmeyelim.
entry'i şöyle noktalıyım;
'yaıpaln bir arşaıtrmaya gföe bir kleimedkei hafrlrein hnagi sıarda didizlikleri dğeil ilk ve son hafrlrein dğoru yedre olamaları öenm tşamıatkadır.geirsi taammen kamradaaşır ve ynie de surosnuz olraak okubanilir.'
sokakta birderi bir kemik kalmış yardıma muhtaç insanlara bırakın yardım etmeyi kaçan kişilerin sokakta bir kedi,köpek gibi bir hayvan görmesi ve ona 'ayy kıyamam' diyerek yaklaşması hatta beslemesi akıl almaz bir durumdur.
bir hayvan ölse ne olur? ölmese ne olur?
hergün bizim için kesilen danaları,koyunları yemiyor muyuz?
kedi öküzden daha mı duygulu bir canlı?
bunlar cevabı bilinen fakat görmezden gelinen durumlar.hayvanları zevk için kesip gereksiz canilik yapılmakdıktan sonra haklarından bahsedemeyiz, en azından günümüz dünyasında.
belki ilerde bütün insanlar belirli bir refah seviyesine kavuşur da merhamet duygularımızı kullanacak yer ararız ancak o zaman onlara yönelebiliriz.
ne yazıkki bazı insanlar sadece zor durumda kaldığı an sığınır;
özellikle bir yakının ölmesi... yapılabilecek başka bir eylem yoktur allah'a sığınmaktan gayri.
tabiki bir zevk meselesidir ancak bu konuyu dokunulmaz kılmaz.
varsayalım sinamaya gidecek veya dvd,vcd alacak bütçesi olmayan bir birey her akşam televizyon izliyor.
hergün televizyonda da kaliteli filmlere rastlamak mümkün fakat kişimiz herhangi bir sanat anlayışından bağımsız olarak sadece merakını gidermek maksadıyla bir hafta önce izlediği mankenlerin ve şarkıcıların oynadığı üç beş kuruşluk yapımları takip ediyor. tek düze aşk hikayeri, ağalar, mafya babaları, silahlar, entrikalar! gibi birkaç öğe üzerine kurulmuş hepsi, herhangi bir zeka kırıntısına rastlamak söz konusu bile değil.
bu eylemi gerçekleştirenler genelde orta ve üst yaş segmenti olsa da günümüzde bir kısım genç bazı dizilerin müptalası olmuş durumdalar. lost, nip tuck gibi yabancı kökenli diziler başı çekmekte... gayet üzücü bir durum.
neticede, sanattan alınan haz ve gelişimin yerini merak giderme duygusu alıyor denebilir.
nedendir bilinmez sadece türk mazosistleri tarafından kabul gören bir eylemdir.
o iğrenç kokulu ve kimyalı sıvı ile insanın kendini zehirlemesi her mazoşistin harcı değildir.
rakı'nın bünyeye olan büyük zararı benim subjektif görüşümden öte bilimsel bir gerçekliktir.
türkiyelilerin gayet doğalmış gibi gerçekleştirdikleri eylem.
hatta konstantiniyye diyen yabancı uyruklulara büyük bir hakaret edilmişcesine bakılmakta. ancak bilmezler ki konstantiniyye'yi alan osmanlı devleti dahi yıkılana kadar bu ismi kullanmıştır, bu bütün tarihçilerin bildiği bir gerçektir.
istanbul kelimesini ise kesinlikle islambol'dan türemiş bir isim değildir bu sadece belirli bir kesmin fantazisidir.
peki istanbul ne demektir?
istanbul o çok sevdiğimiz yunanlıların 'stampoli' yani sur içi kelimesinin evrim geçirmişidir.
istanbul'un ismi değişsin gibi bir dileğim yok tabiki lakin bundan habersiz toplum istanbul yerine konstantiniyye(constantinapolis) diyenlere yaptığı kara cahil saldırılar ile gülünç duruma düşmesinler, gaye budur.
bir yeşil sermaye muhabbetidir dönmekte nedir ne değildir açıklayabilen de yok, sadece başarılı olunmalarından hazımsızlık duyulması bu karalamayı yaptırmaktadır.
örneğin; ülker, bu markanın ürünlerini enfes bulduğu halde 'ya o yeşil sermayeymiş annem de almazdı' gibi cümleler kuran sözde bireylere acıyan bir tebessüm ile bakar oldum.
ne zaman ne yapmış ülker türkiye cumhuriyeti'nin aleyhine?
bugünlerde bu sorunun cevabı, erdoğan'ın hissesi vardı laga luga... şeklinde devam etmektedir ve erdoğan gençliğinde bir şeyhin yanına çömelmiştir... bu ne demek ülker yeşil!
şahsen gerçekten müslüman olan bir oluşum çok daha güvenilirdir ama bunu bir karalama gereci olarak kullanıla gelmesi bir diğer tuhaf durum.
zaman gazetesi de sürekli yeşilliği tartışılan bir oluşum.
hergün gazeteyi inceleyin görüp yakıştırabileceğiniz tek sıfat 'kalite' olacaktır.
ancak arka sayfasında birezilyalı hatunların resmini görememek nedense şu internet çağında bireyleri üzüyor galiba.
eriği tuza banmak, salataya ekmek banmak ve benzeri kullanımları gerçekleştiren kişiler hayatlarının bir döneminin taşrada geçtiğini bizlere bildirmiş sayılır.
eğer web cam'in ne demek oldugundan haberdar olacak kadar teknolojiyle ilgiliyse ve halen kizinin kullanmamasini saglayamiyorsa sahip oldugu genisligin beni sok edebilecegi baba türüdür.
cumhuriyet döneminde mustafa kemal atatürk'ün yenilikçi, batıcı anlayışına en çok yaklaşmış lider olan recep tayyip erdoğan'a yapılan gururlandırıcı benzetme.
o kulaktan dolma 'batı kötüdür' 'kahrolsun kapitalizm' ile şekillenmiş düşünce sistemlerinden sıkça dışarı çıktıkları zamanlardan birini pink floyd dinleyerek gerçekleştiren gençlerdir.
şahsen artık rock müzikten hazzetmesem de bildiğim üzre aynı kalitedeki melankolik havayı, ritmi, ve gitar solarını barındırmaktadır bunlar... gel gör ki ismi daha güzel olan pink floyd seçilmektedir.
iki kıvırıp topa vuran adamın -ki sıradan bir sirk cambazı daha iyilerini yapar-, insanı, insana insan yapan öğelere büyük ustalıkla romanlarında yer veren enfes bir yazardan daha çok tanınmakta...
ancak bu acı durumu özellikle kültürel gelişiminin tamamlayamamış topluluklarda görmenin şaşırtmaması gerekmektedir.
power metalin kendine has o vurdu kırdılı,asmalı kesmeli liriklerinin gençleri şiddete yönlendirmesinin engellenmesi amaçlanarak yapılabilecek bir yasaklama... bu tür bir yasağa kurtlar vadisi terör adlı bir dizide de rastlamıştık.
evrenselliği yakalamanın taşralı halk açısından zorluğunun bir neticesidir.
country müziğindeki o ruh,o ahenk, müzikalite türk halk müziğinde yoktur.
ancak gelişen ve değişen toplumumuzun ilerki yıllarda bu tarz müzik ihtiyacını country'den yana kullanacağı aşikardır.