üst kattaki yaşlı teyzenin soğan olduğunu düşünmektir.
evet kat kat olmuş , yer yer kahverengi olmuş cildiyle o tam bir soğandı. o zamanlarda başka neye yorabilirdim ki bunu der ve küçüklüğüme şöyle bir saygı duyarım...
çoğulcu yürüyüşlerdir. yani şöyle: bu tür şeyler yavaş yavaş tekellerden çıkmaya, halk bunları yavaş yavaş sırtına yüklenmeye başladı. sadece devlet eliyle yapılan kuru törenlerle kalmıyor iş.
öte yandan bu tarz yürüyüşlere her çeşit insan katılır. türbanlı, solcu, komünist... ama diğer türlü köktenci yürüyüşlerde bundan pek bahsedemeyiz.
özellikle bayramda karşılaşılır bu sözlerle. gelmeden yedim denir, her uğradığım yerde yedim denir ama surata bakan dolmaların, baklavaların albenisine dayanılamaz.
neyse bi tadına bakayımdan bi tabak dahaya bir yol vardır görülmez yar oy yar oy yar oy...
geçen bayram bir arkadaş bana "değerli abonemiz, bayramınızı en içten dileklerimizle kutlarız." diye mesaj atmıştı. ulan ilk başta gerçekten şebekeden geldiğini sanıp sildim ama on on beş dakika sonra gelen "olum insan bi sağol der lan" mesajıyla beynimden vurulmuşa döndüm. resmen şebeke bana trip atıyor sandım.
sığır gitmiş aynen pompalamış mesajı millete sonra trip atıyor. sonradan uyardım değerli kardeşimi de mesaj fazla kişiye gitmeden önünü beri aldı olayın.
okula yeni başlamışım, bir kaç tane arkadaşım oldu hemen o çocukluk girişimiyle. meğer 7 yaşında bile millet kendini kasıyomuş kötü söz falan kullanmamak için. bense garibim mahallede duyduğu her türlü pis kelimeyi okulda kullanan, bilahare birilerine öğretmekten büyük keyif duyan bir tiptim. bu yüzden hocaya rahatça söylemiştim bunu.
bir gün resim dersinde resim sıçarken burnuma ekşi mi ekşi pis mi pis kokular gelmeye başladı. yanımda o zamanlar tıpkı benim gibi dombalak bir çocuk oturuyodu. aykut... sordum "osurdun mu?" diye. bana hunharca yalvarıyordu "ne olur öğretmene söyleme." diye. osurmak fiilinin ayıp olduğunu biliyorum ama o an okulda "osurmak" demenin ayıp olacağını düşünememiştim. hemen gittim hocaya söyledim: "hocam aykut osurmuş!.."
bunu yaptıktan sonra aykut'un yaptığı şeyden dolayı utanacağını, bir daha yapmayacağını düşünüyordum. tabi ki kendimi hayırlı bir vatandaş olarak görüyordum. ama düşündüğüm gibi olmadı. hoca parmak uçlarıma cetvelle vurdu.
bu aykut'u hala gördüğümde selam veririm konuşuruz, hep içimde ona karşı bi eziklik baş gösterir konuşma selamlaşma esnasında.
egoist insandan ziyade açıklık getirilmesi gereken konu.
bir çok kişi tarafından bu insan çeşidi heidi gibi bir tip sanılır. böyle olmayan, insanların onu beğenip beğenmemesi umrunda olmayan insansa genelde yanlış olarak egoist olarak değerlendirilir. ama adı üstünde o "umrunda olmayan insan"dır.