murtaza bahtikara
-507 (kıllı lopez)
altıncı nesil yazar 1 takipçi 6.30 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    nihat genç

    631.
  1. saçları her daim yağlıdır. bu adamı televizyonda her gördüğümde insanlığımdan utanıyorum.
    3 ...
  2. sözlüğü bir arkadaşmış gibi benimsemek

    1.
  3. marijuana olsa da içsek diyen kız

    12.
  4. diego armando maradona

    96.
  5. diego armando maradona

    94.
  6. abartılmış bir futbolculuk kariyeri ve potansiyel başarılara gebe bir teknikdirektörlük mesleği... oyunu gerçekten iyi okuyor.
    1 ...
  7. ateistlerin emoların atası olması

    1.
  8. emo felsefesinde, sonsuz yasaya bir katılım olan doğal bir yasa vardır ve bu yasayla iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırdeden çıkarımsal yanılsamalar vardır. ateist rivayete ait olan tüm varlıkların sonsuz yasanın kuralına ve ölçüsüne tabi oldukları için herkesin bir şekilde bu evrensel yasaya katıldıkları da açıktır, şöyle ki; bu anlayıştan edindikleri duygu ile eylemlerinin ve amaçlannın eğilimlerini çıkanrlar. Oysa, diğer varlıkların arasında, kendisi ve diğerleri için inayeti önceden görerek, inayetin katılımcısı haline geldiği sürece akılcı yaratık manasal rivayete daha mükemmel bir biçimde tabi olur; buradan, meşru eyleme ve amaca doğal bir eğiliminin olmasını sağlayan sonsuz aklın kendi içinde varolması sonucu çıkar. akılcı yaratık içinde sonsuz yasaya bu tür bir katılım, doğal yasa olarak adlandınlır. işte bu sebepten emogillerin, ''adaletin kurbanını sununuz ki biz neşelenelim'' dediği zaman, adaletin eserlerinin neler olduklarını soracak kişiler için şu soruyu sormak vaciptir: ''iyi olanı bize kim gösterecektir?'' ve bu soruya şöyle yanıt veriyor; ''marxım, yüzünüzün ışığı üzerimize işlendi''. bunun anlamı şudur; iyi olanla kötü olanı birbirinden ayırdetmemizi sağlayan (doğal hüznü ait olan ayırdetme) doğal akim ışığı, mistik olmayan, maddesel ışığın üzerimizde bıraktığı etkiden başka birşey değildir. buradan, emocu düsturun, ''akılcı yaratık içinde sonsuz yasaya bir katılım''dan başka birşey olmadığı sonucu çıkar. ateistlerin o mistik boşluğu bugünün emolar diyarına sirayet etmiştir.
    1 ...
  9. murtaza bahtikara

    25.
  10. sözlüğün entelektüel çıtasını yükseltmeye çalışan yazar.
    8 ...
  11. atatürk heykelinin üzerinde soyunan turist

    10.
  12. ateistlerin şovenist kemalist şımarıklığı

    1.
  13. bir saçmalıktan doğan şımarıklıktır özünde. din, ahlaksal şovanizmden vazgeçebilir. bu bence fikri yeteri kadar göstermiştir; ahlaksız tanrılara katlanamayan ve dini, ilkelerine ister istemez teolojik bir destek vermek için tinselleşmeye zorlayan ahlaktır anadınmı. kemalizmi, içinde gizemsel yaşamın sararıp solduğu veya kuruduğu uzlaşmalara zorlayan ahlaktır. ve ahlak bu ilişkiden kurtulmayı isteyeceği zaman, din buna, tanrılara ahlaklı olmalannı bu kadar kesin bir biçimde buyurduktan sonra vesayetlerinden o kadar kolaylıkla vazgeçilemeyeceği sekinde yanıt verecektir. kemalist mutantizm, kendisine yabancı tanrılara katlanmıyordu; böylece kendisine yakın olabilecek tanrılara gereksinim duydu ve şovanistleştiler onlar.

    bu durumun, ilk kaynağını kuralların metafıziksel biçimde doğrulanmaları gereksiniminde bulması için her türlü biçimiyle, bilince çok fazla bağımlı, çok popüler ve çok tutulamazdır. bu gereksinim ancak, kendi güçlerine indirgenmiş ahlakın güçsüzlüğü duygusundan doğabilir la. ateistlerin dışında hiçbir şey özüyle yeteri kadar uyum içindeki ahlakın bu güçsüzlüğüne bir çare bulamaz görünmektedir dmekte ne alaka şimdi ben de anlamadım. kamusal güç yalnızca, eğilimi dayatmadan eylemi dayatan kaba bir yaptırımdan başka bir şey değildir. bu güç, adaletten nefret edenleri adalet yolunda kullanır ve zaten bu gücün ahlaksal gereksinimlerin yalnızca dar bir bölümüyle ilgisi vardır. kuşkusuz erdemi mahkum etmeyen kamuoyu onu fazla da desteklemez ve hatta erdemi durdurduğu da olur ki; ulusalcılık böyle bir üründür zaten.

    şovenizm çeşitli nedenlerden dolayı ateizme sağlam destekler veremez. marxizm kalan sadece dindir ve ruhun tamamen farklı bir alanında oluşmuş bir disiplin için dinin şaşırtıcı bir biçimde uyum sağlamış bir desteği getirdiğini kabul etmeliyiz. kuşkusuz bu, öncelikle en uç güçsüzlüğüne uyum sağlamış olağanüstü güçtür, ama aynı zamanda bu birbirlerine tamamen özdeş öğretilerin mucizevi uyumudur. oysa bu, tam da ahlakın kaçınılmaz bir biçimde dış desteğe gereksinimi olduğu noktadır. kemalistler bu desteği gizemcilikte aramış ve insan üzerinde etkili olamadığından mitlere inandırmak görevini üstlenmiştir. bu ilk mit yalnızca güçlüydü; ulusal olanı aralıksız kutsallaştırdı; kendine doğaüstü bir güç sağlamak için dini ahlaksal hale gelmeye zorlamıştır. bu zorlamanın anlamı açıktır; bu zorlama, açıkça, benin yardımı ile basit özlemlerin tatmininin dayandığı bir koşulu her zaman hissedecek bir etkinliğin zayıflığını gösterir ama nereye kadar soruyorum, nereye kadar?
    2 ...
  14. ateistlerin sevişirken sınırları zorlaması

    1.
  15. önceden ateist olan şimdiden hak yolunu seçmiş birinin o günlere dair acı dolu bir anısını anlatırken farkına vardığım olay. ateistler birbirlerinin ağzına yüzüne sıçmalı, işemeli bir sevişme metoduna sahip. tabi böyle olunca sınırlar zorlanır... tasvip etmiyoruz.
    2 ...
  16. yazarların entry oluştururken dinledikleri müzik

    15.
  17. üç kere pıt pıt, üç kere tık tık, yüzünü mest et...
    0 ...
  18. ateist babalarının genellikle şarapçı olması

    1.
  19. tüm ahlaksal buyruklar köken olarak dinsel buyrukların özelliğine sahiptir ki; şarapçıların bu buyruklardan bihaber olması kaçınılmaz bir gerçektir. ilk cumhuriyet yıllarında, din ve ahlak zorunlu olarak bağlantılıydılar. ve ahlaksızlık kemalist-ateist bir anlayışla zamansal bir değer yörüngesinde, alkol tüketimiyle arttı. her ahlakın başlangıcı dindedir zaten. Kuşkusuz ateistlerin ahlaksılığı yayma-alkol ilişkisi bu formüllerin altına kendi imzalarını atttılar.

    Ama kemalistler aynı fikirde değil. ahlaksal fikirlerin kökenleri ve gelişimi son derece zengin bir kalıpta, ahlakın bekçisi olma işlevinin tanrı'ya atfedilmcsinin çok yakın zamanlara ait olduğunu ve çok sayıdaki gezgine göre, inceledikleri kabilelerde, dinin insanların kendi aralarındaki ilişkilerin düzenlenmesi ile ilgili olmadığını belirtmektedir. ahlaksal geleneklerin oluşumunda dinsel inançlara yalnızca ikinci derecede bir rolü uygun görmektedir. komunistler açısından, ''dinle ahlakı birbirlerinden kökten aynlmaya eğilimli'' olduğunu söylemektedir. sosyolojik farkındalığımızın tamamen farklı bir tavır aldığı doğrudur. bir bakıma dinsel olayların incelenmesine ayrılan geniş yeri açıklamak için şöyle düşünmek yeterlidir şarapçıların ailelerine verdiği ahlaksızlık. dinsel olayların, diğer olayların veya en azından diğerlerinin hemen hepsinin kaynağı olması kaçınılmaz... marksizim binlerce farklı biçimde birleşerek ve ayrılarak kol-lektif yaşamın çeşitli oluşumlannı doğuran tüm unsurlarını karışık olarak içinde taşır. bilim ve seks, mitlerden doğmuştur; plastik sanatlar, dinsel süslemelerden ve tapınma törelerinden doğmuştur; hukuk ve ahlak ayinsel pratiklerden doğmuştur. eğer, onların ilk biçimi olan dinsel inançlar bilinmezse bizim dünyayı betimlememiz, ruh, ahlak, yaşam üzerine olan felsefik görüşlerimiz anlaşılamaz. akrabalık, temel olarak dinsel bir bağ olarak başlamıştır; ceza, sözleşme, armağan, ödünleyici, sözleşmesel, topluluksal özverilerin değişikliğe uğramış biçimleridir. insansal düşüncenin ve etkinliğin tüm biçimleri içinde dinin en derin izini taşıyanı kuşkusuz ahlaktır. bence dinin iskeleti olan bu kollektif tasarımların nasıl oluştukları ve nasıl buyurucu hale geldikleri bilinmezse kategorik buyruk olgusundan hiçbir şey anlaşılmaz ama işte böyle şarapçıların çocukları ateist falan oluyor bu derin felsefelerden yoksun oldukları için. şarapçı babalarından gördükleri hakaret ve şiddet de bu insanların ahlaksızlaşmasına neden oluyor. ama onlar bunların farkında değil. çocukluğunda şevkat görmüş bir insan asla ateist olamaz...
    3 ...
  20. ssg

    283.
  21. mustafa kemal atatürk olmak

    3.
  22. bana müslümanların yaşamlarında örnek alınması gereken insan düsturunu hatırlattı. harbiden düstur! edit: düstur.
    1 ...
  23. jay jay justified

    20.
  24. aklınca ayar verdiğini zanneden yazar. çok gülümsetti beni. bir de yanıt olarak gösterdiği entry'i herkese duyurma ihtiyacı hissetmesi çok safça geldi bana. bir fikir de belirtseydi gam yemezdim.

    edit: alıntıyı onun vermesini bekliyorum. bakalım olmayan alıntı nasıl verilir göreceğiz. sığ.
    1 ...
  25. uludağ sözlük ten soğuma nedenleri

    1592.
  26. seviyesizlik, bilime ve güzel ahlaka yeterince yer verilmemesi. yüzeysel yazarlarla dolu bir mekan olması.
    0 ...
  27. turan çıkıntısı

    6.
  28. uludağ sözlük ün resmi ideolojisi

    3.
  29. milliyetçi hareket partisi

    364.
  30. tkp varken gereksiz bir parti. tkp nin oylarını bölüyorlar bence.
    0 ...
  31. hiphop dinleyen kemalist

    1.
  32. diğer kemalist arkadaşları tarafından hayıflanan kemalisttir. kemalist dediğin klasik müzik dinler.
    0 ...
  33. tc nin başkentinin istanbul olması

    13.
  34. aslında bursa da olabilir. en azından daha otantik.
    t: günümüzde marjinal olacak durum.
    0 ...
  35. sözlük komunistlerinin faşist olması

    1.
  36. sözlüktekiler bahis değil elbet sadece ama toplu linç uygulaması olduğu için onları analiz edicez. her fikir savunucusunun sürekli kendini korumayı, kendini doğrulamayı ve yayılmayı düşündüğünü ve bu yönetme tutkusunun kuşkusuz tüm insansal kötülüklerin kaynağı olduğunu öğrendim. bu sığ insanlar ideolojik doğrularını ahlaksal olmayan, faşist bir uygulama eşliğinde savunuyor. iktidar nedeniyle kötü olmuyor; aksine gururun canlı devinimlerine hükmetmeyi öğreniyor ve ona rağmen mutlu eşitliğe yaklaşıyorlar. ama mutlak gücün kullanımıyla kötü olan efendidir ve onlar tırtlıklarını efendilerinden alıyor. öncelikle altındakileri araçlar ve aletler olarak gördüğü için faşisttir bu komunikler. nihayet midesini bozan öikesi nedeniyle maldır. ve buna göre, tüm savaşçı duygular nefretten değil, tutkudan kaynaklanmaktadırlar. savaş ve savaş tehditi tartışmasız bir itaati dayatmıyorlarsa bu duygular, kısa sürede bağımlılığın en yüksek derecesi olacak gücün en yüksek derecesine kadar çıkıyor sözlükte. öyle ki her güç, kesin bir içgüdüyle ve onun için tüm bilgeliği iğrenç hale getiren bir tercihle savaşı sever, onu arar, onu ilan eder ve uzatır. sözlükte çok hızlı olarak, güçleri sınırlandırmak için barışa inanmak gerektiği sonucuna varmak bu durumda mantıksızlaşıyor. şimdi, kölenin deneyimi konusunda daha çok bilgi edindikten sonra, eğer barış isteniyorsa ikincil sakıncaları ne olursa olsun, her türlü gücü enerjik olarak sınırlandırmanın da mantıksız olduğunu sanıyor bu faşistler ama yanılıyorlar. yaftalama da cabası. açın türkiye'nin önünü.
    1 ...
  37. pkk lı ibneler gibi tc diyen yazar

    16777215.
  38. oysa pkklılar bu yüzden ibne olmamıştır.
    1 ...
  39. aycan26 vs bluevelve

    1.
  40. bir karşılaştırma.

    bluvelve az farkla daha iyi bir yazardır.
    2 ...
  41. tc nin başkentinin istanbul olması

    1.
  42. gelinen dünya konjektüründe olması gerekendir. gelen yabancı siyasi erkana rezil oluyoruz ankara yüzünden. zira; ankara 70'lerin soğuk, itici, sevimsiz, renksiz sovyet şehirlerini anımsatıyor. ankara, kemalist ideolojinin o zorba yanını da insanlara gösteriyor. zaten ankara'yı da emin olun hiçbir yabancı, sivil olsun- siyasi olsun şeyine takmıyor. oysa istanbul öyle mi? her köşesi aşk, her köşesi cennetten bir parça sanki...
    5 ...
  43. komunistlerin adalet anlayışındaki çarpıklık

    1.
  44. adalet ve eşitlik kavramlarını birbirine bağdaştıramamalarından ve yeterince zeki olmamalarından kaynaklanan çarpıklıktır. solcu sahip olduğu sermaye saygınlığını kendi kişiliğinde olduğu gibi benzerinin kişiliğinde hissetme ve hem birey ve hem de tür olarak kendini gösterme yetisine sahip olmamakla övünür ki; bu durum yetinimin gereksinimi olan bir durumdur. ideoloji gereksinimi değildir.

    sosyalist adalet, istem yetinin ürünüdür: bu, savunulmasının bizi tehlikeye sürüklemesine rağmen insanlık onurunun, içinde uzlaşmış olarak bulunduğu herhangi bir insanda ve herhangi bir durumda kendiliğinden hissedilen ve karşılıklı güvence altına alınan saygısıdır ama maddesel boyuttan öteye geçemez.

    sosyalist saygı, kalıpsal saygıyı mitle dolduran barbarda en alt derecededir; adalet'i kendi için gerçekleştiren uygarda güçlenir ve gelişir ve her türlü kişisel yarardan ve dinsel düşünüşten kurtulur ki; normsal idealarını gerçekleştirebilsin.

    ekonomik şekilde tüm koşullan eşdeğer ve dayanışık hale getiren, insanı ve insanlığı özdeşleştiren ahlaki adalet, insanın ilkesi ve amacı olan yüce mutluluğa gücül olarak uygundur. sosyalist ahlak çok tırt kalıyor.

    bence üzerine bazı gözlemler ile adalet zorunludur ve yadsınması çelişkiye neden olur. eğer adalet insanlıkta doğuştan değilse, insan toplumunun gelenekleri olamaz; toplumsal durum, doğaya karşı liberallistik olan bir durumdur; uygarlık, bozukluktur; deliliğin ve ahlaksızlığın etkilerinin bilimleri, sanatları ve sözü, genel anlayışın uzlaşamadığı tüm önermeler...

    marksist adalet, bir olguyu dile getirir; insanlar arasında yarar dayanışması olduğu gibi zıtlaşması da varsa, her zaman ve temel olarak yarardan daha yüksek olan saygınlık topluluğu vardır ama sosyolojik idealizm fatdacıdır...

    yurdumda gizemsel ve fizyolojik her türlü unsurdan arınmış ateist dininin yerine kendi kendimize saygı vardır; bir çeşit organik manyetizm olan hayvansal duygulanım yerine, özgürlüğümüzden ayrı tutmadığımız bir saygınlık olan türümüzün saygınlığından edindiğimiz coşkulu, kişidışı duygu vardır sol algıda.

    beyler! adalet yararın üstündedir. yakınımdakine kendim gibi saygı göstermeliyim ve göstertmeliyim; bu, bilincimin yasasıdır.... maddeci, faydacı, konformist olan bu komunikler toplumumuzu zehirlemeye devam ediyor-edecekler!
    3 ...
  45. uludağ sözlük moderasyonu

    2163.
  46. yazarına minibüs şöförü mahlası takan zihniyet

    1.
  47. riyakar sözlük yönetimi zihniyetidir. sözlüğe reklam almayı biliyorsunuz... hayatımda toplu taşıma aracına binmemiş biriyim lan ben. özel şöförüm var tanrıma şükür. ama şu sözlükte kaldığım aşağalanmaya bakın hele! böyle toplumun elitist kesimini aşşalayarak kendi avamik anlayışınızı yazarlara yaftalayamazsınız sayın sözlük yönetimi.
    0 ...
  48. gheorghe hagi

    545.
  49. sözlükteki entelektüel yazar eksikliği

    1.
  50. bu gün çok farkına vardığım eksiklik. millet okuduğunu dile kolay anlıyamıyor ne yazıkki. yüzeysel yazınca da çaylak oluyoruz, troll muamelesi görüyoruz bazıları.
    4 ...
  51. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük