Televizyon dünyasında haber denilince akla gelen ilk isimlerden biri korkusuzca cesurca haber sunan tarafsız bir gazeteci en azından yalaka yandaş biri değil...
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
istanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
hoş sohbet, akıllı, dost canlısı insanlardır... yaptıkları yemekler bir bayanın yaptıklarından çok daha güzel olmaz ama kesinlikle daha farklı bir tatları vardır.
"Okumuş” diye tanımladığımız insanlarla, yani diplomalılarla, oturup kalkıyoruz. Köy kahvesinde oturan insanların bakış açılarıyla bakmak ile diplomalılar arasından oturup bakmak arasında çok fark vardır.