başlığın aslı bu komünistlerin kazılı bir eseri yoktur bu memlekette olacaktı.
evet bu söz yine bir tayyip klasiğidir. üçüncü köprü tartışmaları üzerine chp'ye giydirmek amacıyla söylenmiş olsa da, hem komik hem arsızcadır.
komiktir çünkü chp'yi sol olarak görmektedir tayyip. e tabi kendisi sağın en uç noktasında olduğu için, chp gibi bir partiyi bile sol olarak görmektedir. halbuki chp faşistlikte akp ile yarışır durumdadır. ırkçılıkta mhp, dincilikte ise akp ile burun buruna gitmektedir fakat, dediğim gibi kendisi sağın öyle bir uç noktasındadır ki, chp'yi sol olarak görmektedir.
arsızcadır evet. bu komünistlerin kazılı bir eseri yoktur bu memlekette demiştir. sanki bugüne dek türkiye'de komünizm görülmüş gibi. cumhuriyet tarihinde bir komünist iktidar olmuşta bir şey yapmamış gibi, bunların bir şey yaptığı görülmemiştir diyor. yahu el-insaf diyeceğim ama sizde insaf ne gezer. sen türkiye'yi doksan sene yönet(eme), her geçen gün daha beter bir cehenneme çevir, sonra da bu komünistler de. sana ne desem boş.
üzerinden zaman geçmesine rağmen ancak fırsat bulabildiğim için biraz gecikmiş başlıktır.
bahsedeceğim konu 1 mayıs ile ilgili. tv'da 1 mayıs ile ilgili kutlamalar gösteriliyor, herkes coşku içinde taksim meydanında eğleniyor. bir muhabir röportaj yapmak için bir sözcünün yanına gidiyor ve konuşma başlıyor. sözcü 1 mayısla ilgili duygu ve düşüncelerini anlatıyor, daha önceki yasaktan, kanlı 1 mayıstan vs. o ara daha önceden hazırlanmış soru geliyor, şehitlerimize üzülüyor musunuz? adam o anda öyle bir afallıyor ki, tarifi mümkün değil. böyle iğrenç, böyle ahlaksız, böyle terbiyesiz bir soru karşısında çok şaşırıyor, bir kaç saniye duraksadıktan sonra ancak cevap verebiliyordu.
o an orada ben olsaydım herhalde mikrofonu alır, o muhabir müsveddesinin ağzına sokardım. rezilliklerini artık alenen sergileyen bu güruha ne dense azdır. kendilerine göre hakkını arayan herkes pkk olduğu için kaybettiğimiz evlatlarımıza üzülmeyeceğimizi düşünüyorlar. ya da sırf bizleri öyle göstermeye çalışıyorlar. fakat zaman geçtikçe herkes gerçeğin ne olduğunu anlayacak ve bu insan müsveddelerine hak ettikleri cezayı verecektir. çünkü merak eden, araştıran, öğrenen bir nesil geliyor.
hemen hemen her gün dolmuşa bindiğim için dikkatimi çeken bir olaydır bu. ne zaman dolmuşa binsem, okulların açık olmasından dolayı yanıma, yöreme okullu çocuklar binmektedir. ne zaman biri para uzatıp "bir öğrenci" dese şoförün suratı anında vuran öküz şeklini alır. ulan gerzek ne trip yapıyorsun? çocuk öğrenci işte!
hele bir de hafta sonuna rast gelindiyse çocuklar yandı. dangalak dolmuşçu hemen atlar "hafta sonu öğrenci olmaz" diye. la öküz! hafta sonu olunca bu çocuklar mezun mu oluyor? sen ne skim adamsın? senin gibileri şehre pasaportla almak lazım ama neyse.
"uzatma al şu parayı öğrenci işte" deyince de "sen karışma abi" abini de skyim, seni de skyim, seni dolmuşçu yapanı da!
güzel memleketimde insanların en çok sordukları sorulardan biridir. bu soru genellikle yaşlı amca ve teyzelerden gelmektedir. tabi ülkemizde en büyük sıkıntı işsizlik olduğu için, merak edilen ilk şey bir işinizin olup olmaması, daha sonra çalıştığınız işin sigortalı olup olmamasıdır.
+ çalışıyor musun oğlum?
- evet amca.
+ ne iş yapıyorsun?
- astronotum ben.
+ olsun oğlum olsun çalış sen. sigortan var mı?
- ayın onbeşinde başlayacak amca.
yine elli karakter sınırına takıldığım için asıl başlığı yazamadım. asıl başlık şudur;
dindarların ateistlerin de onlardan aynı oranda nefret ettiği sanrısı
evet dindarlar maalesef dinleri gereği islamiyeti, muhammed'i, allah'ı inkar edenlerden nefret etmeliler. aşağılamalar ve küfürler bu gereğin bonusu oluyor galiba. fakat aynı şekilde inançsızların da onlardan nefret etmelerini gerektirecek bir kural varmış gibi sanıyorlar. oysa böyle bir şey yoktur. bir din mensubundan, ancak başka bir din mensubu, dini mecburiyetiyle nefret eder.
ben bir dindardan yalnızca bir kötülük yaparsa nefret ederim. aksi halde onun için sadece üzülürüm. tavsiyem ise açıp kur'an okumasıdır. fakat tarafsızca, kendine yıllardır dayatılmış fikirlerden arınarak, yapılan telkinleri unutarak okumasıdır.
aslında başlık "anlatılan hikayelerin her zaman dindarlar lehine sonuçlanması" idi fakat takıldık işte 50 karaktere. neyse efenim konuya gelelim.
müslüman bir cemiyette yaşadığımız için şimdiye kadar gerek çocukluğumda, gerek gençliğimde gerekse hala dinlediğim hikayeler, her zaman dindarlar lehine sonuçlanmaktadır. dindar dediğime bakmayın, bizim buralarda tabiki müslümanların lehine sonuçlanır. anlatılan hikayede olay başlar, gelişir, sonunda dindar kişi ateist kişisine ayarı verir ve olay biter. hikayeyi anlatanda bir huzur bir mutluluk, dinleyenlerde bir rahatlama bir memnuniyet sormayın gitsin efendim.
biri çıkıpta demez mi "kardeşim tamam da ateist ne cevap vermiş" diye, yok efendim yok ateistler genelde konuşmayı, düşünmeyi bilmeyen mallar oldukları için öylece bakakalmıştır zaten, ne diyebilir ki?
namaz kılmak asla kötü bir alışkanlık değil, kötü bir mecburiyettir. en büyük kötülüğü ise insana itaat etmeyi kabullendirmesidir. aslında baktığınız zaman bütün dinler insanları koyunlaştırmada kullanılmıştır ya neyse...
şükür konusuna gelince; nedense şükredenler hep fakir fukara, şükretmeyenler ise bir eli yağda bir eli balda. ama doğru sınav bu değil mi? allah onları öbür dünyada cezalandıracak.
eveeet: başımıza kalan ilk başlık hayırlı, uğurlu olsun diyelim. neyse baktım da böyle de güzel durmuş.
bu insanlara genelde türkiye'de rastlanır efendim. başka ülkelerde de olduğuna eminim. bilmediği dinini anlatmaya çalışırken ya da onun dininin emirlerinden birini yerine getirmediğinizde tartışma başlar genellikle. sizin asla inançsız olabileceğinizi düşünmediği için yargılamaya kalkar. bunu öğrendiğinde ise büyük bir asabiyetle tanrının varlığını kanıtlamaya çalışır. başka inanırları bilmem ama müslümanlarda bu çok ateşli bir şekilde olur.
tanrının olamayacağı fikrini asla düşünemeyen insan kendine göre bu mükemmel düzenin bir yaratıcısı olması gerektiğini düşünür ve doğal olarak doğduğu günden bu yana kendine telkin edilen, dayatılan dinin düşüncelerini benimser. kendine göre mükemmel olan bu dünya düzeninin biri tarafından kurulmuş olması gerekir. bu da inandığı allah'tan başkası olamazdır. oysa dünyanın mükemmellikle alakası yoktur, tam aksine bok gibidir. o yüceltilen yere göğe sığdıralamayan insan da sadece bir canlıdır.
işte bu düşünceyle tanrının varlığına örnekler vermeye, kanıtlar getirmeye çalışır. evrim filan umurunda değildir zaten. bu bilim saçmalıklarının islam düşmanları tarafından uydurulduğunu düşünür. ona göre tanrı yani allah kesinlikle vardır ve bu dünyanın yaratıcısıdır.
peki diyelim, gözlerimizi ve kulaklarımızı tıkayıp bilime sırt çevirelim. senin dediğin gibi olduğunu kabul edelim. e kardeşim bu dünyanın senin inandığın tanrı tarafından yaratıldığı ne malum? insanlık tarihinde bu güne kadar binlerce tanrıya inanılmış. senin bahsettiğin bu düzeni onlardan biri yaratmışsa ne olacak? ya sen saçma sapan olduğunu, uydurulmuş olduğunu düşündüğün o dinlerden birine inanıyorsan ne olacak? Zamanında odin'e tapınıp ölenler şimdi o cennet diye bahsedilen yerden sana gülüp yanındakine "şu odin'in salaklarına bak ya allah diye bir şeye inanıyorlar" diyorsa ne olacak? ya sonsuza kadar cehennem kütüğü olacak olan sen isen ne olacak?