sürekli olarak inkar etmelerine rağmen gün gibi ortada olan gerçek.
maço erkek, yani kadın üzerinde ya da onun değimi ile kadını üzerinde mutlak bir hakimiyet hakkı olduğunu düşünen erketir. bu düşüncesi çerçevesinde birlikte olduğu kadının bütün sosyal davranışları üzerinde kontrol hakkı olduğunu düşünür.
sanılanın aksine sadece bizim ülkemizde değil dünyanın her ülkesindeki kadınların çoğu bu tip erkeklerden hoşlanmaktadırlar. sadece bizim ülkemizde oran diğerlerine göre daha yüksektir. bu kadınlar, nasıl bir erkek istersiniz sorusuna genel olarak ve bir o kadar da klişe olarak, kibar, anlayışlı, entelektüel vb. gibi cevaplar veriyor olmalarına rağmen ortada gerçek hayattaki pratiğe bakıldığında durum öyle değildir. bu özellikleri barındıran erkekler pek rağbet görmezler, daha çok seni arkadaş olarak görüyorum statüsündedirler.
peki bu durumun nedeni nedir?
kadınlar kendilerini güçsüz hissederler, zaten gücün tanımınıda kafalarında yanlış kurgulamış durumdadırlar. bu güçsüzlük duygusunun vermiş olduğu ezikliği bünyelerinden atamadıkları için sosyal yaşamlarında geri planda kalmayı çok fazla dert etmezler. gölgelenmek korkusu yaşamayan kadın bir yerden sonra altında durabileceği bir gölge aramaya başlar. işte bu noktada kadının sosyal ezikliğini farkında olmasada kullanan erkek onun sosyal hayayı üzerine ambargosunu koymakta hiç bir sakınca görmez. bunu bir sahiplenme olarak gören gerizekalı kadın ise, bu durumdan hoşnut olur.
kadınların dünyası küçüktür, büyük ya da küçük, okumuş ya da okumamış fark etmez, hepsi çok küçük bir dünyada yaşarlar. fazla hayal kurmaz kadınlar. işte bu ve bunun gibi görünüşte küçük gibi gelen ayrıntıların bir araya gelmesi sonucunda, hayalleri olamayan kadın bir erkeğin onun yaşamı üzerine ambargo koymasını öyle çok da siklemez. dediğim gibi aksine onun yerine bunları yapan hemde isteyerek görevi olduğunu düşünerek yapan bir erkeği çekici bulurlar.
yapılan araştırmalar kadınların uğramış oldukları şiddetin hiçde azımsanamayacak bir boyutta olduğunu gösteriyor. kim bu şiddeyi uygulayanlar? entelektüel, birikimli erkekler olmadığı kesin. şimdi eh kardeşim karıını döven profesör yok mu gibisinden bir soru sorulabilir haklı olarak ama bir kişinin birikimli olması için yani sosyal anlamda bir pozitif birikim sahibi olması için okumasına gerek yoktur deyip, okumak cehaleti alır eşşeklik baki kalır lafını hatırlatıp konumuza geri dönebiliriz. peki kadın kendisine şiddt uygulayan maço erkeği neden terk etmez? sebep maddi diyebiliriz ama bunu yaşayan ve maddi durumu çok iyi olan kadınlar da var. demek ki maddi nedenler diye bir genelleme yapamayız. peki neden?
nedeni basit, kadın erkeğin ona uyguladığı şiddete şiddet gözü ile bakmaz. sahiplenme olarak bakar. kıskandı beni çünkü seviyor der. hiç olmadı maço bir erkekle birlikte olarak kendince kazandığı durumların yanında, yukarda belirttim, bu kabul edilebilir bir durum olur onun için.
iyi ama sen şimdi geldin burda giri sıçtın kardeşim, söylediklerin doğru olabilir ama genelleme yapıyorsun diyebilirsin.
sus lan, tabi ki de genelleme yapıyorum burda. gecenin saat kaçı baksana. ayrıca genelleme yapmak neden yanlış olsun ki, yaptığın genelleme büyük bir kitleyi kapsıyorsa neresi yanlış bunun.
bla...bla..bla... bu ve bunun gibi nedenler işte bu gerçekliğin ardında yatanlar. şimdi kadınlar hemen kızmasınlar ki kesin kızacaklar. sakin olsunlar bence. bana kızacaklarına kendilerie kızsınlar.
her platformda boş boş eşitlikten dem vuracaklarını kapatsınlar çenelerinide gerçek anlamda eşit olmaya başlasınlar.
birisi yerden iki metre yükseklikte diğeri on bin metre yükseklikte çay, kola, kek servisi yapmaktadır.
durum bu şekilde olmakla beraber, otobüs muavinine bakıyorum, adam alçak gönüllü; ego duygusu yok adamda, halkın içinden bir insan. hostes arkadaşlara gelince, öyle bir havaları var ki sanki uçakta çay, kek servisi yapan insan değil de o uçağı yapan insan. öyle bir havaları var, anlayamadım yani. sürekli bir triplerdeler. hayır, bizim bilmediğimiz bir durum mu var acep?
edit: evet host arkadaşları unutmuşuz, şimdi fark ettim bende. dikkat edin bakın! hostlar hostesler gibi değildir; öyle havalı civalı adamlar olmazlar. çok daha içten insanlardır. ayrıca çoğu gay oluyor nedense. neyse...
çok iyileri de var çok kötüleri de var. iyisine denk gelirsen yolculuğu süper geçer. muhabbet filan on numaradır. kötüsüne denk gelirsen de o yolculuk işkence olur sana. muhabbeti filan geçtim, ikaz lambasına basıp, yana yana muavini beklersin lakin hıyarcık çoktan arka beşliye döşeği sermiştir. ola ki uyandırırsan acayip trip yersin.
ayrıca çocukluğumda hayallerimi süsleyen meslek. çok havalı görünüyordu lan o zamanlar. hani böyle otobüsün arkasına geçip "gel, gel, dur" filan demiyorlar mı?
bütün gün pusuda bekleyen onca düşünce, gece yatağa yatıp gözlerimi kapamamı bekliyorlar.
nasılda sinsi bu "düşünce" denilen şey. yatağa yatıpta gözlerimi kapadığım an, amansız bir hücuma geçiyor. durmak yok, acımak yok; önüne geleni yok ederek ilerliyor. şimdi beynimde, utanmaz bir tavrı var; en mahrem konulara bile müdahil olmaktan gram çekinmiyor. kendimi düşünmekten alamıyorum. bir şeyler yapmak gerek...ama ne!
işte burada başlıyor uyuyabilmek için harici bir sese ihtiyaç duyan insanın macerası. kafasının içerisinde ki sesleri susturabilmek ya da biraz olsun bastırabilmek için destek almak gibi bir durum.
müzik olabilir mesela ama en etkilisi tartışma programıdır. kulağını oraya verince ister istemez kendinden uzaklaşıyor insan. kafasının içindeki düşünceler sustuğu anda güzel bir uykuya ilk adımı atabiliyor.
uzun lafın kısası ses olmadan uyuyamayan bir insan, her ne olursa olsun güzel insandır.
sabah gözlerini zar zor açar ve açar açmazda küfürü basar. önce kendisine kızar, bok mu vardı geç yatacak, diye. son gideceği işe basar küfürü. yavaş hareketlerle kalkar sıcacık yatağından. yorganın dışındaki soğuk havayı hissedince vazgeçer, sarılır sıcacık yorgana. beş dakika daha uyusam keşke. olmaz ama geç kalmamak gerek. soğuk havaya teslim eder vücudunu, halinden memnun değildir. ağzında garip bir tat midesinde hafif bir burkula. ilk iş çoraplarını giymek olur. bundan sonra çorapla yatacağım. lavaboya yönelir yüzünü yıkamak için. musluğu açar, daha soğuk suya dokunamadan rahatsız eder soğukluk onu. vazgeçer sıcak suyu açar. sıcak suyla yıkar yüzünü. yıkamak dediysem şöyle bir ıslatır işte. bütün bunlar olurken aklında tek bir şey vardır; bu gece erken yatacağım, danalar gibi uyuyacağım.
olmaz ama yapamaz. her sabah çektiği işkenceyi bile bile her gece geç yatar.
bazı kadınların son derece itici haller almasına neden olan durumdur. tamam, çikolata tatlıdır ve sevilir lakin bazı kadınlar çikolata görünce öyle bir davranış sergiliyorlar ki delirmemek elde değil.
ağzının suyu akan mı dersin
çocuk taklidi yapıp mikolata fikolata gibi götten uydurulan kelimeler mi dersin
bunu sınıf ortamında yapıyorsa terbiyesiz hocadır. yok sınıf ortamında değil yalnız iken yapıyorsa bildiğin yurdum insanıdır. malum her erkeğin pipisi kaşınır. olur böyle şeyler.
pazar arabasını bilmeyen yoktur sanırım. iki tekerin üzerine oturtulmuş olan demir bir iskelet ve onun içine yerleştirilmiş biz torba.
işte bu pazar arabaları her çarşamba günü gebze de yapılan pazar arabası yarışmalarında kıyasıya kapışıyor. pazar arabasına güvenen yaşlı teyzelerin katıldığı pazar arabası yarışlarında kazanana pazardan kilo kilo meyve sebze ödül olarak dağıtılıyor. izlemesi de yarışması da son derece zevkli olan bir organizasyon.
ahmet, bizim ahmet işte. ilk okulda, 60 kişilik sınıfta, aynı soğuk tahta sırada, göt göte, itiş kakış oturduğum ahmet. aslında aynı sırada 3 kişi oturuyorduk ama sıranın üçüncü karakteri olan fatih şu an için çok önemli birisi değil. siz, aynı sırada 3 kişi oturduğumuzu bilin yeter şimdilik. bizim ahmetin lakabı domdom, domdomluğu fazla hareket edememesinden geliyor, fazla hareket edememeside doğuştan gelen kalp probleminden. çocuğuz tabi o zamanlarda anlar mıyız hastalık falan. anlamıyoruz tabi bizde, adını domdom koyduk. o da darılmazdı zaten, hoşuna bile giderdi. futbol maçlarının aranan kalecisiydi aynı zamanda. onu takımına alan maça 5-0 önce başlardı.
ahmetin babası çobandı. annesi ne iş yapardı bilmiyorum ama herhangi bir iş yaptığını sanmıyorum. bir kere evlerine, pardon barakalarına gititğimde görmüştüm. o değil de, size bir şey söyliyeyim mi; bu bizim ahmet var ya, benim bugüne kadar hayatımda gördüğüm en zeki insandır. bak ne diyorum hayatımda gördüğüm en zeki insandı, diyorum. ben ne zeki insanlar gördüm. bunu ben demiyorum he, bakmayın biraz önce sanki kendi gözlemimmiş gibi anlattığıma, okuldaki hocalar diyormuş. ben de babamdan duymuştum. ama zaten okuldayken sorulan her soruyu tık demeden cevaplamasından da kıllanmıştım ben.
biz ilkokulu bitirdik filan derken anadolu lisesi sınavlarına girdik tabi. bu ahmet türkiye derecesi yapmıştı. ama dönemlerde bir kanun vardı , eğer bulunduğun yerde anadolu liseli varsa sen oradan başkasına başvuramıyordun. o da alaçam anadolu lisesini kazandı. önceleri babası okutmayacakmış. bizim peder anlatıyordu, çok yalvarmışlar adama; okutalım bu çocuğu diye, hatta burs falanda ayarlarız demişler, parayı pulu sorun etme demişler. ikna edememişler adamı, 'kimsenin parasıyla okutmam ben oğlumu', gibi inanılmaz derecede soylu ve bir o kadar da salakça bir cevap vermiş adam. neyse en sonunda allem etmişler, kallem etmişler adamı bir şekilde ikna etmeyi başarmışlar. okuyamadı ama ahmet. çünkü o yaz öldü, kalbinde ki problemden ötürü.
yine babam anlatmıştı, kalbinde ki problemden ötürü doğduğundan beri hastaneye götürürmüş ailesini bunu. adam gibi bakmamışlar amına koyım. çoban çocuğu ya. ulan peder anlatmıştı yine, bir keresinde samsuna hastaneye götürmüşler ahmeti de, oradaki doktorlar, babası koyun kokuyor diye kovmuş hastaneden. git adam gibi temizlen öyle gel, demişler. ben bizim pederin yalancısıyım.
inanilmaz bir mantik hatasidir. Oncelikle baslikta mantik olmaz ancak baslik mantikli yada mantiksiz olur. Haydi onu gectim, baslikta mantik hatasi olmamasina ragmen, baslik, basliktaki mantik hatasindan bahsetmektedir ki bu bile basli basina buyuk bir mantik hatasidir. Zaten saglikli dusunuldugunde de eger baslikta herhangi bir mantik hatasi olmus olsaydi baslik mantiksiz olacagindan dolayi baslikta bulundugu iddia edilen mantik hatasida gayet mantiksiz olacakti.
O degilse son donemde her bokta mantik hatasi arayan tayfadan biktim ben. Ne zaman oyle bir baslik gorsem istemeden merak edip okuyorum. Bosuna vaktimi olduruyorlar benim.