Baklava fiyatları düşmüşmüş, ama Adana'da!!!
Sırf ekonomi de iyi haber verip, göze gireyim mantığıyla yazılmış yalan haber.
Daha geçen hafta baklavanın merkezi olan Gaziantep'ten aldım. En ünlüsünde bile baklavanın özel kare olarak satılanı bile hiç 120 lira olmamıştı. Herhangi bir değişiklik yok fiyatlarda. Adana'daki bir baklavacının kampanyasını, genel haber olarak yazıyor.
Ana akım medyanın en büyük gazetesinin böyle bir hale düşmesi gerçekten acıklı.
Messi'yle Sabrinin tek farkı yetenek seviyesi olamaz, sanki en kolayı böyle söylemek olurdu.
Daha çocukluk yıllarında, yani öğrenmenin başladığı ilk yıllarda bir şekilde Messi de Sabri de temelde benzer şekilde antreman yapıyordu.
Ancak Messi de oluşan fark belki sadece daha kısa ve seri adımlar atabilmesi, çalışmasının sonuçlarını bambaşka bir yerlere taşımış olmalı.
Bundan önceki referandumda yeni Türkiye'nin muhteşem olacağından bahseden, yol yaptılara bir de ülke müthiş olacak bunun için yetmez ama evet diyorum diyenler vardı.
Bu gruptan şimdi de Evet'i savunanlar, yine müthiş bir Türkiye'den bahsediyorlar mı acaba?
Kavram kargaşası olmasın, tsk'da general olmuş birini tsk mensubu saymamak abesle iştigaldir.
Tsk'nın içerisinde bu askerlerin yükselmesinde siyasi erkin 3 yıl öncesine kadar Fetö'ye beslediği sıcak duyguların payı yadsınamaz.
Hadi en azılı Aktrollerin bile karşı çıkamayacağı şekilde olanların gerçek bir özetini geçelim.
* Ortada bariz bir şekilde siyasi iktidarın, 15 yılda ilmik ilmik örerek tüm kamu kuruluşlarının üçte birine doldurduğu cemaat duruyor.
* Bu cemaatle ortaya çıkan kavga demokratlıktan değil, karşılıklı çıkar çatışmasından çıkıyor.
* Siyasi hırsızlıklar deşifre olunca, "ne istediniz de vermedik" cümlelerinden, "bunlar Haşhaşi bunlar terörist" aşamasına geçiliyor.
* Bu cemaatin 15 Temmuz'da organize ettiği darbe teşebbüsü, kendilerinin artık kimse tarafından savunulamaz hale gelmesini sağlıyor.
* imam Hatipli'den, dindardan bu ülkeye zarar gelmemiştir, goygoyu yerle bir oluyor.
* Bundan sonra O'na; ayyaş diyenler, Lozan'a laf edenler, dinsizlikle suçlayanlar birden çark edip hemen en büyük savunucusu kesiliyorlar.
Siyasi erkin dışında, basın da aynı tarzda dönmeye devam ediyor. Ahmet Hakan'ın bugün yazısı da en büyük örneklerindendir.
Futbolun parası olmayanın var olamayacağı bir endüstri haline gelerek, kirlenmesine ön ayak olan eski Brezilyalı Fifa Başkanı.
Uzun bir süre gelirleri bir sır haline getirmiş, açıklanmayan bir sistem kurmuştur. Eş, dost iş adamlarıyla dünya kupasını büyük bir gelir kapısı haline getirmiştir. Yayın gelirleri, sponsorlar tek karar verici olmuştur. Dünya kupası yer ve yayın kararlarını Dassler ailesine paslamıştır. Adidas'ı Fransız şirkete satan bu aile bu hakları uzun süre elinde tutarak, karar mercilerinde tekel oluşturmuştur. Günahının hepsi Havelange'nin başınadır.
Blatter'in ortaya çıkmış pis kokuları sonrası aslında bu işleri ilk başlatanın hatırlatılmasını gerektirdiğini düşünmekteyim.
On yıl kadar önce izlemiştim. Tayfun Talipoğlu'nun programıydı. Doğuda röportajlar yapıyordu. Canlı yayında ufak bir çocuğa uzattı mikrofonunu
TT: Adın ne?
Ç: Ali
TT: Okula gidiyor musun Ali?
Ç: Evet ilkokula gidiyorum
TT: Baban ne işle uğraşıyor?
Ç: Tozci
Dünyada olanların tam tersinin yaşandığı ülkedir.
* Zengin elitler sol partilere, fakir işçi sınıfı sağ partiye oy verir
* Ülkede en fakir kesim olan doğu ayrılmak ister, daha zengin kesim olan batı ayrılamazsın der
* Muhafazakar kesim hırsızlığa en çok prim veren kesimdir
* Namuslu dürüst lidere beceriksiz denilir, yalan söyleyen bir dediği bir dediğini tutmayan yedi sülalesi zenginleşmiş lidere tapılır
* Terör eylemlerinin göbeğindeki örgüte yakın olan parti barış söylemine geçmiştir, sağcı milliyetçi kesim savaş söylemine
iktidarda bulunan siyasi erk ve yalakalarının her türlü felakete, olaya bakış açısını anlatan cümle.
partileri zarar görmesin diye dışarıdaki herkesi biraz da saçmalayarak, suçlarlar. Partiniz, siyasetiniz batsın.
Kucağındaki çocuğu ile Polisten kaçan Suriyeli mülteciye çelme atan Macar basın çalışanı. Kendisini en kısa zamanda Budapeşte hayvanat bahçesinde bir kafese tıkmalarını temenni ediyorum.
Toplumun neredeyse her yerinde görülen en büyük eksiklik. Nüfusun en düşük yüzdesini oluşturan üniversite mezunu kesim dahil Türk insanında olmayışı en çok üzendir.
Toplumun elitleri arsa rantı peşinde, geri kalanlarda kolay yoldan köşeyi döneyim yatlarda katlarda gezineyim ya da karşı cinsle takılayım derdinde.
Para olgusunu dünyadan kaldırsanız, en çok Türkler bocalar gibi geliyor. Okuma alışkanlığı ne yazık ki okullarda verilmiyor, ailede de örneği yok. O zaman okumak zaman kaybı olarak ortada duruyor. Okumadımı bilgileri birbirinin üzerine inşa edemiyor.