hapşuran idam mahkumuna çok yaşa der gibi bakıyordu gözlerin. içten, ama bir o kadar da çaresiz. ilk hapşurduğumda sevdiğinle yaşa demiştin hatırladın mı? ben öldüm, sıra sende o vakit.
suçluların balta ile idam edildiği zamanlarda, eğer 1 gün önceden cellada bahşiş yani rüşvet verilmezse, cellat kör baltası ile kafayı kesmeye çalışırmış. hatta ilkinde bilerek tam isabet ettiremeyip sırta veya omuza denk getirirmiş ki idamlık adam can çekişsin..
he yok giyotin ya da ipse, madem ölüm kaçınılmaz son, gururlu olacaksın.
-babaanne hani geçen demiştin ya gençken bana aşık olmak çok kolaydı diye, neden öyle dedin?
-beni daha kolay yiyebildikleri içindi yavrum!
-nasıl yani kurt mu?
-kurtlar!!!
-anlamadım babaanne..
-büyüyünce anlarsın kızım...
sevdiceğinle ya da sevmesen de herhangi bir cins-i latiftle baş başa kalmak için bir arkadaşın evine gitmişsindir, muhtemelen öğrenci evidir, ve arkadaşlardan en az birinin bu durumdan haberi yoktur. o ibneye bir türlü ulaşamazsın, ya da pek samimi değilsindir söylemek istemezsin.
neyse film izlemeye başlarsınız ya da neyse artık bilmiyorum, tam romantik dakikalar yaşayacakken, apartman kapısının sesi duyulur. bir erkeğin en fazla tedirgin olduğu an bu andır. gelecek korkusu... kim gelecek?
"arpa tanesine, çavdar tanesine, buğday tanesine;
binkere baktım, bin buğday tanesi geçti ömrümden,
odun topladım, tezek topladım tarlalardan;
bir muhtar çakmağına bin kere baktım;
bin ışık sepeti doldurdum;
bin çağla topladım bahçelerden;
bin kere sevildim, bin kere ağladım, üzüldüm;
ama bir kere aşık oldum
anama!" *
üniversite zamanı harbi harbi çok kaşar bir kızla metroya yürüyoruz. dondurma alalım mı diye sordu, yalamak için fazla soğuk değil mi dedim. kızın o andaki yüzünü unutamam. sonra kahkahayı bastı ama pişmanım.
seven ne yapmaz sorusunu akla getiren soru cümlesi.
el cevap: hayal kurar efendim. artık ne anlamda düşünürsen. sevip de hayal kurmayan insan sürümü henüz piyasada yoktur, varsa da cracklenmiş, orjinali bozulmuştur uzak durunuz.