Hayatınızın en önemli kararlarından yalnızca biridir. Bu karar sürecinde dış dünyaya kapatın kendinizi ve içinizdin şunu tekrar edin: '' Ben ne istiyorum?'' bunun cevabını arayın. A üniversitesi şöyle iyidir, B üniversitesi şöyle kötüdür diye kafanızı karıştıracak bir sürü ön yargılar oluşacaktır. Tavsiyem şudur; hayatının her anında karar verirken, başkasının tecrübe ettiklerine göre değil kendi isteklerine göre şekillendir hayatını.Bunu da yaparak, yaşayarak öğren...
Açıkçası ülkemin kanallarında yayınlanan türk dizileri malesef ülkemin kültürünü yozlaştırmaya, yapay gündem oluşturmaya ve ütopik bir gençlik yaratmayı arzulamaktan başka hiçbir fonksiyonu olmadığı açıktır. (bkz: yabancı diziler çok kısa oluyo bi kere bide senede 10 bölüm yapıyolar, sipartaküs felan da öyle hemen bitiyo iki sevişiyolar doyamıyoz.) Dizilere bu bakış açısıyla bakmaya iten medyacılar oldukça başarılı gözükmektedir. Nitekim eleştirmeyen, sorgulamayan, analiz ve sentez yapmaya fırsat bulmasına engel olacak sırf reyting uğruna göz ardı edinilen bu kadar kalitede yoksun hiçbir vizyon ve misyon taşımaktan çok uzak sadece popüler yani günü kurtarmak üzerine kurgulanmış dizilerdir, türk dizileri... Özgünlükten de yoksundur, türk dizileri taklitçilikten ibarettir. Yabancı ülkelerin yapmış oldukları dizileri alıp ülkemin hiçbir kültürel öğesinden alakası olmayan dizileri getirip, çekeceksin.Tüm bunları düşünürsek: (bkz: TÜRK DiZiLERiNiN YABANCI DiZiLERE BiN TAKMASI .)
Sadece şampiyonlar ligi seçimi olarak görmeyelim. Çünkü Valencia kulubü La Ligayı 3. bitirip direkt katılma hakkına sahip.http://www.ligtv.com.tr/l...panya-la-liga/puan-durumu işe ekonomik olarak bakalım... Mehmet parayı seçti. (bkz: emre belezoğlu) Yıllık 2.000.000 euro ve garanti para, maç başına da 10 bin euro... Ben sıfırları yazarken yoruldum... Burada büyüklük fenerbahçe'nin tarihi,kültürü, vizyonu ve misyonu değil... Ekonomisini seçti topal...
Müzik finali uygulamalı olarak yapıldı. Sırayla hoca üçerli bir şekilde içeri çağırıp parça verdi. Solfej, bono ve flütle çaldırdı. Sıra yanımdaki arkadaşıma geldi. Hocanın istediklerinin hiçbirini yapamadı ve yaşını sordu.
-Kaç yaşındasın evladım?
- 21.
- Utan yaşından, başından...
- Hocam bir şans daha verin, yapacağıma inanıyorum.
- Fatih'in istanbul'u fethettiği yaştasın. Utan! Çık dışarı...
Ona özlem duymadım ki hiç sadece gözüm onun şarabıyla bulanmış kör olmuş gibi etrafımı göremiyordum ta ki bulutlardan gelen damlalarla yıkanan gözlerim hayatın tüm gerçekliğini gözler önüne serdi... O şaraptan sarhoş olmadan ayık kalabildim. Maviye çalsa da gözlerin artık ben yokum orada...
Ağlamak isterdim seni sevmeden anlaşmaktansa
Yaşamak isterdim sadece nefesinde hissetmeden
Gitmek ve kaybolmak isterdim sadece sen varsın diye
Ama hayat bu işte her defasında seni kendine düşman eder
Neden diye soramazsın? Her şey nedensiz ve açıktır aslında
Sevmek bu kadar çaresizdir .Sessizliğiyle
Ve aşk sessiz bir ölüme dönüştü; bugün sen yoksun diye...
Allah der ki; Kimi benden çok seversen onu senden alırım... Ve ekler: ''Onsuz yaşayamam'' deme, seni onsuz da yaşatırım. Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur, aklın şaşar. Dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya. Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur... ''Düşmem'' dersin düşersin, ''Şaşmam'' dersin şaşarsın. En garibi de budur ya, ''Öldüm'' der durur, yine de yaşarsın...
Yaşadığımız bu yüzyılda kara savaşının çıkacağını yüzde 0.1 de olsa itibar vermiyorum. Bir ülkeyi ele geçirmek istiyorsan önce diline müdahale et, sonra kültürüne ve görüceksin ki o ülke senindir...
Açıkçası ülkemdeki futbolcular avrupa hayaliyle yanıp tutuşmakta... Her futbolcunun hayalidir Avrupa... Bazen hayal ettiğiniz gibi çıkmayınca dönüş de kaçınılmaz oluyor. Hoşgeldin tekrardan...