grup hepsi'nin geri dönüşüm albümünden çok tatlı bir şarkıdır. insanın dinledikçe dinleyesini getiren cinstendir. sözleriyse balca tözün ve kadriye bahşi tarafından yazılmış olup;
--spoiler--
çok yalnızdım inandım
pembe düşlere daldım
şimdi herkes yoluna
seni rügzarlara saldım
hadi yeter anlatma
hadi böyle büyük atma
kaderin bir suçu yok
hala yalanlar atma
ava giden avlanır
sahtekar yolda kalır
olmayacak rüyaların
sonu çıkmaz sokaktır
çirkin adam beni unut
yalanlarla kendini avut
lazım değil kaşın gözün
tuzaksa bana her sözün
--spoiler--
1. geçmişte yaşanmış olayların, genelde komik ya da kısmen utanç verici olması durumunda, anlatılmasından hemen sonra eklenen sözdür. bir nevi savunma sözüdür.
örneğin;
- hiç sigara içtin mi abi sen?
- bi' akşam annem bizi babamla maç izleyelim diye evde bırakıp komşuya gitmiş. babamın sigarası da sehpanın üzerinde duruyor. hemen içinden bi' dal aldım babam tuvalete gider gitmez. koşa koşa çekmeceme attım odama gidip, hemen geri döndüm babam çıkana kadar salona. ertesi gün sokağa çıktık, emrelerin evin önündeyiz. mahalleden arkadaşlarla maç yapacağız. cebimden o dal sigarayı çıkardım, bizim emre de gitti kibrit aldı geldi. yaktım güzelce. daha hiç sigara ağzımıza koymamışız nasıl yandığını da bilmiyoruz tabi. çekmedim içime, yanmıyor, emre "çek içine yanmaz öyle der hep babam" dedi. çektim... beni bir aldı öksürük... akşama kadar öksürdüm, tiksindim... hey gidi... çocukluk işte...
2. ailelerin çocuklarının yaptıklarını savunmak için kullandıkları sözdür.
örneğin;
misafir gelmiş evinize, gidiyorlar. yolcu ediyorsunuz ve sizin ufaklık birden şakıyıveriyor son derece sevimli ve gülümseyerek;
- güle güle gidin, bi' daha bizi rahatsız etmeyin!
misafirler oldukları gibi kalıyorlar, yalandan gülümseyerek "ay canım" falan diyorlar, ve işte anneniz son derece sevimli görünmeye çalışarak;
yeni rahmetli olmuş erbakan'ın ölümünün acısını, seneler önce rahmetli olmuş ecevit'ten çıkarmaya çalışan yazarların; erbakan'ın sevilmemesini veya siyasetinin eleştirilmesini hazmedemeyip seneler önce söylemediklerini bugün hatırlamış olmaları durumudur. ayrımcının önde flamalısıdır ayrıca bu kişiler. çünkü erbakan'ı eleştirenlere ecevit'e laf söylerse durumu eşitleyeceğini falan sanmaktadırlar. bir çeşit sidik yarışı içindedirler.
--spoiler--
ecevit öleli çok oldu genç! günaydın! bugün mü aklına geldi hakkını helal etmediğin?
türkiye'nin siyasetini çok büyük ölçülerde etkilemiş biri vefat etmiş; sen rahmetlilerin birini cennete, birini cehenneme sokma çabası içindesin... ayıptır yahu... senin acın mı hafifleyecek ecevit'e laf soktuğunu zannettiğin zaman, yoksa erbakan geri mi gelecek? ölülerin ardından yapmayın bari!
--spoiler--
uludağ modern'deki ss*lerin altındaki yorumlar gülmekten karın ağrılarına sebep olup beğenildiğinde yazar rumuzunun altında ":)" butonunun aranması olayıdır. tabi beğenilmediğinde de ":(" aranabilir.*
bir parfüm markasıdır. ve fakat, o nasıl güzel bir kadın kokusudur... böyle adeta, cennetin ormanlarından topladığı meyveleri size kendi elleriyle yediren melek gibi bir dişinin kokusudur... aklını başından alır adamın... hele bu kokuyu kullanan kız arkadaşınız veya eşiniz falansa; aman diyeyim, sakın ola ki yalnız bırakmayınız. hemen birileri üşüşebilir başına; saat sorar, ateş sorar, hiç olmadı kız kardeşine hediye alacağını söyleyip parfümünün markasını falan sorar.*
güzel ülkesini özgürlük, demokratikleşme süreci hödölerine kanmış; ama insanların özgürlüklerinin bir bir ellerinden alındıklarını göremeyip; hala "neresinden tutsam yine benim pipimdir" diyen ve bunları görüp karşı gelenlere "beğenmiyorsan git" diyerek de "dağdan gelip bağdakini kovabilen" hadsiz insanlara bırakmayacağını anlatmaya çalışan kişi söylemidir. kimse bir yere gitmiyor.
amaç bölmekti, başarıldı. hödö açılımı, bödö açılımı derken insanları ayırıp farklı kefelere koydular. "sen türksün, sen kürtsün" dediler ve yıllardır küllenen ateşin üzerine benzin döküp cayır cayır yaktılar. adamlar alenen kendilerini bölüyor, sokaklara, resmi makamlara, cafe ve restoranlara kürtçe'yi getiriyor ve yönetim gıkını çıkarmadığı gibi bir de destekliyor. oysa ki kürt halkı bile kendi dillerindeki yazıları okuyamıyor. onun yerine "neden okul yaptırıp türkçe öğretmiyorsun" diye de bir allah'ın kulu da sormuyor.
"türban açılımı" dediler, türbanlılara hak tanıdıklarını iddia ederek üniversitelerde insanları fişlemeye başladılar, öğrencileri böldüler, birbirlerine kin duyan bireyler olmalarına sebep oldular. oysa zaten gerçekten okumayı amaçlamış türbanlı öğrenciler okuyabiliyordu. kimse buna karışmıyordu, bazı okulların bahçelerinde, kantinlerinde de gezebiliyorlardı. türbanla derse girmek yasaktı yalnızca.
"sağlık" dediler sigarayı önce kapalı mekanlarda yasakladılar, sonra "hödö bahçesi bödö bahçesi" diye açık alanlara da kılıf giydirdiler, şimdi de açık alanların bahçe duvarlarıyla kafayı bozup ona sınırlama getirip yasaklamaya çalışıyorlar. bu sırada sigaraya gelen zamdan söz etmiyorum bile.
"sen müslümansın, sen laiksin" dediler hem laik hem müslüman olunmayacağı gibi bir saçmalıkla insanları birbirlerine düşman ettiler, insanları dinlerinden veya atalarından soğuttular.
darbecileri yargılayacaklarını söyleyerek yargıyı tekellerine aldılar. henüz söylenen konuda bir girişim yok. ama yargıyı tekellerine almalarının sonucunda neler olacağı meçhul. şimdi yaşadıklarımız devede kulaktır belki de.
"sen içkicisin" diye restoranları basıp ailelerinin yanındaki çocukları komik bir şekilde ailelerinden kurtardılar*, fotoğraflarını çekip fişlediler. şimdi de insanların en özel günlerinde bile alkol alabilme hakkını elinden alıyorlar ve düğünlerde bile içkiyi yasaklıyorlar. küçük tekel bayileri tamamen yok edebilecek bir yönetmelikle içkinin abur cuburla aynı yerde tutulmasını engelliyorlar, ayrıca 20cl'den az alkol satışını da yasaklıyorlar.
"balyoz", "ergenekon" dediler, kendileri için tehlike arz eden herkesi tek tek topladılar. onlarca askerin intihar haberlerini duyduk sebepsiz yere.
telefonlarımız dinlendi. herkesin zaten dinleniyor. tüm kayıtlar tutulur telekomda. ama hukuki bir durum olmadıkça onlara ulaşılamazken "bilmemkimle konuşmuşsun içeri" dediler onlarca insana ve o onlarca insan hala içerde. hizbullahın katilleri dışarıda salınır ve hepimizin hayatını tehdit ederken.
kpss'de kopya diye bir skandal ortaya çıktı ama kopyacılar -cemaatten karı koca bir çift de dahildi, hatırlatayım- ikinci sınava da girme hakkına sahipti. üstelik ikinci sınavda da başarılı olanların ataması da yapılıyor. diğer taraftan keçi sakalı olduğu için bir başka memur açığa alınıyor ki; hacı sakallı memurlar bile var artık devlet dairelerinde.
şimdilerde gümrük üst düzey yöneticilerinin ayda 50 milyon lira*** rüşvet aldığıyla ilgili bir bahaneyle gümrük gibi çok önemli bir devlet kolundan kendilerinden olmayanları çamurlayarak alıp, yerine kendilerinden olanları sıvazlayarak çıkartacaklar. büyük ihtimalle de kaçakçılığı doruğa ulaştıracaklar. zira bu içeri alınan insanlara bu kadar laf söylenirken aynı zamanda bu insanların yönetimindeki gümrük sadece geçtiğimiz yıl 760 kg saf altın ele geçirmiştir ve bu sadece altın örneğidir.
bunların daha nicesi vardır şu an aklıma gelmeyen... ancak bunların hiçbiri özgürlük değil dayatmadır. ben güzel ülkemi de güzel insanlarını da bir bütün olarak görmek istiyorum. bu şekilde bölünüp parçalanmış olarak değil. insanların birbirlerine kin kustuklarını görmek istemiyorum. bu yüzden ülkemi böyle bölücü özgürlükçülere bırakmam.
kumalık doğada binlerce canlıda örneği olduğu sanılandır. kavatlık da bu hadisedeki cinsiyetlerin rolleri değişmiş halidir.
oysa o binlerce canlıda örneği olan kumalık değil, hayvanlıktır efenim. zira o binlerce canlı da hayvandır. insanların diğer canlılardan farklı olduğuna aynı kitaba dayanarak inananlar kumalığı da aynı kitabı ağızlarına alarak, kitabımızı da kirletip, savunmaya çalışmasınlardır. psikolojik rahatsızlık da burdan kaynaklanır zaten.
çünkü o hayvanların çoğunun dişisi de erkeği de birden fazla kez farklı hayvanlarla çiftleşir. çoğu diyorum çünkü tek eşliliği tercih etmiş hayvanlar da vardır yeryüzünde.
ancak kumayı hala savunan insana denilecek pek de bir şey yoktur. zamanında peygamberimizin de neden çok eşli olduğunu anlayamamıştır, kumalık denen şeyin bu zamanda bir kadının gururunu ne kadar kırabileceğini de, üzerine kuma getirilen kadının rızası olmadığı takdirde ne kadar günah olduğunu da anlayamamıştır "kumalık normal" demiş zihniyet. zira kumalık kendisine göre normaldir sadece.
ekleme: "kumalık normal insanlarda görülür" diyen zihniyetin normal olduğundan şüphe ediniz. kumalığın gerçekten neden ortaya çıktığını anlamamıştır ve bunu bir de faydalı gibi -kişisel gelişime faydalıdır diyor adam yahu, güler misin ağlar mısın- öne sürebilecek zavallı bir zihniyettir.
"kavatlık ticari sebeplerden ortaya çıkmış da kumalık neden çıkmış sanıyorsun be adam" diye sorarlar adama ama şayet buna cevap verebilecek kadar bilgi sahibi olsaydı "kumalık doğada binlerce canlıda var" deme gafletinde bulunmazdı. kendisi kumalıkla kavatlığı karşılaştırmayın derken, hayvanlarla insanları karşılaştırmıştır zihniyettir. kendisine göre de bunu sadece hayvanlardan erkeklerin farklı dişilerle çiftleştiğini sanıp iyice sıvamıştır. evet, insanlar memeli birer hayvandır. ancak düşünme, analiz edebilme ve uygulama gibi birçok yetenekleri olan hayvanlardır. gelişimini tamamlayamamış olanlar da diğer hayvanlar gibi davranabilirler elbette onları örnek gösterebilecek kadar komikleşebilmişlerse. ama aynı şeyi kavatlar da yaptığında haklıdırlar efenim. ikisi de insanlara yakışan şeyler değildir. kumalık da kavatlık da...
peygamberimizin neden çok eşli olduğunu öğrenmek istiyorsa bu zihniyet, azcık okuyup araştırsın, sonra o eşsiz tespitlerini burda sıvasındır.
moderasyonun, formattan tam olarak haberleri var mı, ya da neye göre uyguluyorlar bunu bilinmez; başa gelen bir hakaret olayıyla ilgili şikayeti bildirmenize ve gammazlamalarınıza rağmen size hiçbir şekilde geri dönüş yapılmayıp -aslında sık sık yaptıkları bir şeymiş diğer yazarlardan öğrendiğim kadarıyla-, bir de üstüne tanım olduğu halde "tanım olmadığı" gerekçesiyle kısa bir sürede alakasız bir entrynizi silerek karşılık vermelerinin eş anlamlısıdır.
edit: sorun çözüme kavuşmuştur. tanım olmadığı gerekçesiyle silinen entry başlık silindiği için silinmiş. hakaretin de önüne geçilmiş, yukarıda bahsi geçen hakaret içerikli entryler silinmiştir.
her giriyi okumak, tüm fikirleri bilmek istemenin sonucudur. uykusuz bırakır, boynunuzu ağrıtır, gözlerinizi acıtır. ama içinizdeki dürtüye engel olamamanız durumudur.
insanları cinsel tercihleriyle yargılayan, sınıflandıran ve hatta kendisine tersse belki sanatını yahut yaptığı işleri dahi incelemeye fırsat tanımayacak zavallı beyinlerin vardığı sonuçtur. asıl yazık olan da budur, günah olan da.