niçin her yaz akşamı çocukluğumu hatırlarım bilmiyorum. yine bu başlık altında o günlere gideceğim. öğrencilik hayatımda öğlenciyim. cuma akşamı. hayır bu sefer son ders beden değil. istiklal marşını alpay özalan gibi okuyup eve koşuyorum. sırt çantam benden önce eve giriyor. kıyafetlerimi clark kent hızında değiştirip atıyorum kendimi sokağa. sokak dediysem beton değil. toprak saha karışımlı çim. ayağımda valcor krampon. akşam ezanına kadar vaktim var. 20 devre 40 biter maçı, haliyle eve ezandan sonra gidip dayak yeme duş yatak cezası. benim için budur, hafif rüzgarlı yaz akşamları.
vurdumduymazlık, önemsememe problemin kaynağıdır. Hoş görünün olmadığı, görgüsüzlüğün gün geçtikçe tavan yaptığı bir gençlik. nasıl çözülür, ilacı nedir, ne olmalıdır bilmiyorum. ya da ben mi çok karamsarım ?
Bakmayın 11. nesil olduğuma, önce ki dönemlerde oldukça keyifli, bilgi akıcılığının bulunduğu bir sözlüktü. Şimdi sert bir düşüş var. Bilgi paylaşımı sıfıra yakın.
Yine de elle tutulur bir sayımız var. Tabi şimdilik. Her geçen gün birbirini aşağılayan düşmanca bakan insanlar olduk. Sanki " herkes birbirinden nefret eder " şifresi yazılmış gibi. Tez zamanda düzelir inşallah.
Galatasaray ile başladım ve sezonun ortalarına doğru sıkılıp bıraktım. Takımı idare etmek gerçekten çok zor. Eren'in derdi yok ama yönetimin bana sitemi çok. Sakatlıklar cabası. Bruma ve Sinan ile götürdüm haftalarca. Ayrıca free olarak transfer etmeniz gereken oyuncular muntari ve cicinho. Hemen adapte olup 11'de olmayı hak ediyorlar. Kovulmaktan da korkmayın işsiz kalma süreniz kısa sürüyor. Ve yönetim davet ederse ciddi takımlarda manager'lik görevinizi icra edebilirsiniz.