seni bir saat ileri, onu bir saat geri alan kader size ortak bir takvim oluşturmadıysa bu sevgi sözcüğü ancak rüyalarda duyulabilir. Yalvarsan da çıldırsan da ömründen ömür de gitse o sözcük çıkmaz ağızdan. zamanı geri alabilmek, o sözcüğü sadece 3 saniye duyabilmek için anında ölmek tercih edilir böyle durumlarda. Geleceği onsuz hayal etmek, az bi zamnınızın kaldığını bilmek varya; işte o acı cehennem azabına denktir.
son günlerde devamlı olarak dinlediğim ''Bilinmeyen Saati Uygulaması'' şarkısıyla hayatımı özetleyen insandır. Kendisine saygılarımı sunuyorum. Kalbimi sürekli olarak acıtmasına rağmen, bitiyorum bu şarkıya.
Bir insan bu kadar mı dokunaklı bir şarkı besteler yaa, bu kadar mı içine işeyebilir:
''sen yaz saati uygulaması ben kış saati ortak bir takvimiz bile olmadı,
seni bir saat ileri almışlar beni bir saat geri
bu zamanlar yoksa bize düşman mı...''
ordaki uzak bir köyde gün saymaktayım sivrisinek. şehre inince sana kendi kanımı peşkeş çekeceğime ve sen beni ısırırken dişimi sıkıp sabredeğime söz veriyorum. eve girip çıkan böcek türü sayısı senin varlığını unutturdu. pireler mi dersin, örümcekler mi dersin, hatta o kadar ki ateş böcekleriyle aydınlanıyoruz akşamları. sıktığım böcek ilaçları beni zehirledi inanmazsın, ama odamdaki koloniler gün geçtikçe güç kazanıyor. Az kaldı sana en A rH pozitifinden taze kan getiriyorum bekle...
Survivor adası esasen burası, bırakın siz taneri, nihatı! Ders işlerken camdan akrep düşebiliyosa bir sınıfa sivrisineklere can feda, hakkını yemeyin, vücudunuzun zekatı olur birazcık tattırın ne var ki!..
Hayatın yaşanılmaz olduğu anlaşıldığı anda ortaya çıkan eylemdir. Hayat zevk vermemeye başladığında el açılır, al artık beni yanına diye dua edilir ama karşılık alınmaz. Ne hayattan ihraç edilirsiniz ne de hayatın içinde özümlenebilirsiniz. Orda bile değeriniz yoktur. gidecek yeriniz, sığınılacak bir kucak tesis edilmemiştir. hayatla tek başınıza mücadele ederken tökezlemeye başlarsınız, düşersiniz.
(bkz: yeryüzü, ben burda çok fazla kalmayacağım!..)
Sonu olmayan başlangıçların yarattığı, hayallerin yıkılmasıyla sonuçlanacak durumdur. Çalınan malzeme, hayal kurma unsuru olan beynin, hayalin ana kahramanı ile ilgili bilinen bazı gerçekleri göz ardı etmesidir. Anlık mutlulukların, gelecekte yıkıntılara dönüşecek olması gerçeği insanı çılgına çevirir.
(bkz: kalbin iki değirmen taşı arasında ezilmesi)
kapının aralığından gözetleme yapılırsa, asla kapının pozitif yönde açılmayacağına kanaat getirilen ailedir. Nüfus planlaması yapılmasının gerekçelerinden biridir.
Aşıksanız eğer dokunmak bir tutkudan daha ötedir. Aşık olunan kişi bir organınız gibidir ve organınızın vücunuzda olmasını istemek gibi birşeydir bu duygu. çoğu zaman imkansız, hatta yasak olan bir durum olduğu için de cezbediciği oldukça yüksektir. Dokunduğunuzda sanki dünyalar sizindir. Elinin elinize değmesi, yan yana oturmak, göz göze gelmek dünyalara değişilmeyecek bir histir. Bunun neden böyle olduğu kavram kargaşası nedenidir. Bir dakika elini tutmak, dudaklarına küçük bir buse kondurmak için canınızı bile verirsiniz. Ama yıkılacağını bile bile bir hayal inşa etmek, mantık kurallarına aykırı bir durumla karşı karşıya kaldığınızın en açık kanıtıdır. varsın olsundur. Bir anlık mutluluk için bir ömür bile feda edilebilir. Milyarlarca insan içinden kalbinizin çarptığı biri vardır ve onun için herşey göze alınabilir.
kudurmak dedin de aklıma sen geldin,
nerde kaldın beklemekten geberdim.
moralim bozuk, elektrikler kesik,
az kaldı bilgisayarın şarjı da bitik.
sen de sığır uykusuna mı yattın be ezik,
gel de bitsin artık şu hasretlik.
Vampir ya da kurt adamı filmlerinde insanların bir ısırıktan sonra vampir tarafından ısırıldıysa vampir, kurt adam tarafından ısırıldıysa kurt adam olmasıdır dönüşmek. ama kadınların dönüşmesi için ısırığa gerek yoktur. her ayın belli günlerinde dolunayı görmüş kurt adam misali etraflarına saldırmaya başlarlar. ne zaman neye hangi sebepten kızacakları kestirilemez. yoğun elektrik yüklenmiş bulut gibidirler, fazla yaklaşmaya gelmez yıldırım olup başınıza yağabilirler.muhtemelen menapoz olgusu, dönüşümün bittiği erkeklerin ohhh diyip rahat nefes alacakları gündür. Ama artık gencecik gonca değildir kartlaşmış krizanteme benzer bundan sonra kim neylesin elektriği boşalmış, hormonlarından arındırılmış bu organizmayı... bu saatten sonra yıllanmış şarap değil, ancak ekşimiş sirkeye benzerler. Genç hallerinde hayatı erkeklere zindan etmeseler dönüşüm son bulsa ne güzel olurdu diye düşünmekten kendini alamayanlar...
(bkz: düşünüp düşünüp göt olmak)
bilgisayarı kapatıp, yerine koymaya ve yatağa gitmeye erinen bir zihniyetin yaptığı eylemdir. sabah iş başı yapmasına 6 saat kalmış olmasına rağmen, reaksiyon gösteremeyen bir kişinin bu soruyu kendine sorduğu manidardır.
(bkz: biri bana gelsin, şu notebooku alıp gitsin)
ygs ye girince sanki ne olacak,
bir dünya işsiz ordusu yeniden doğacak.
kpss, ales, tus, derken,
akıl, fikir, zikir ne varsa hepsi kaybolacak.
biz girerken adı öss idi,
seneye ne olur bu bilinir mi?
bu düzeni bu hale getiren zihniyete,
şimdi bu saatte ne demeli?
Muhtemelen iş veren bakanını memurlar.net te görüp, deli saçması vaatlerini dinleyip, çıldırma vaziyetine gelince şaşkınlıktan ne yapacağını bilemeyen vaziyette yağdırdığı dokunaklı göndermeleri tekrarlarken düşülen hatadır.
(bkz: kod adı nimet)
uludağ sözlüğün kollarında teselli bulmadan önce uğruna ağıt yazdığım sözlüktür.
(bkz:Ekşiye Ağıt;
Yazar aday adaylığını beklemekten yorulan bir ekşi fanının bilgisayarının Office programında içinden gelenleri yazmaya gayretidir. Takdire şayandır. insan böle sönmeye maruz bırakılmaz ki canım duygularının dışa yansımasıdır. Bu teknolojiyle bu uzay çağında hala bugün git yarın gel hesabına bırakılmak, bu ağıta dayanak oluşturur. Çaylak geldikkk, çaylak gideceğiz mesajı vermenin en kolay yoludur.''Bu sözlük sana da kalmaz Eyy moderatörrr! Vurma mağdurluğu yüze, en kendini bilmez gammazlar listesi istatistiklerinde yükselirsin aheste aheste'' dedirten moderatörlere orta boy tencere kapağıdır bu yazı. Okunası olması temenni edilir.)
Sevgiliden duyulduğunda değil de, duyulmadığında bunalıma sürükleyen cümleler grubudur. Aslında, beklentilerin altında verilen her türlü cevaptır. Bu durumda kıssadan hisse yapılacak olursa, beklentiler olabildiğince yerlerde tutulmalı ve esnek olunmalıdır. Keza, bunalıma girip çıkmamak da var,de mi efenim.
Günün anlam ve önemine binaen sendrom sendromları furyasına kapılıp gitmektir.Kapı açık kaldı dötüm dondu sendromu, çanak antenim bozuldu televizyonum göstermiyo sendromu, grip oldum sesim travesti gibi çıkıyo sendromu, ev arkadaşlarım iyice moronlaştı ses tellerini kaybettiler sanırım sendromu, hay o puzzle bitse de kıçına girse sendromu, bugün aşık olduğum adamın başkasına aşkının yıldönümü sendromu vs. şeklinde çoğaltılabilecek günün ruh haline yansıması şeklinde yorumlanabilir aslında.
(bkz: boş adam hastalığı)