madam lou salome
169 (çikita muz)
on birinci nesil silik 5 takipçi 58.68 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    renkli gözlü insanlara güvenememek

    1.
  1. insanları fiziksel bir takım özelliklerine göre yadırgamak veya değerlendirmek kimsenin işi değil elbette, kaldı ki bu doğru da değil.
    o açıdan bakacak olursak tabi ki bütün genellemeler gibi bu da yanlış bir genelleme ve hatta önyargı diyebiliriz ama insanların karşılıklı iletişimlerinde kurulan ilişki esnasında edinilen bir intiba var. iste bu ilk intibalar bazen çok yanıltıcı olabildiği gibi bazense yanıltıcı olup olmadığına bakılmaksızın insanın karakteri haline dönüşebiliyor.

    insanlar hakkında dış görünüş ve fiziksel özelliklerinden konuşmasına kadar her detaya azami dikkat eden bir insan olarak maalesef benim renkli gözlü insanlara karşı bir antipatim var. bana göre bir insanın gözü siyah ya da kahverengi olmalı.
    her ne kadar yeşil, mavi veya ela göz görsel anlamda daha şık bir imaj yaratsa da, bende sinsi, fırsat düşkünü kurnaz bir intiba oluşturuyor.

    kısacası bana göre insan gerçek gerçek simsiyah bakmalı, renkli göz yalan kokuyor...

    Edit ; sadece renkli gözün bende yarattığı ilk intibayı paylaşmak istemiştim, yoksa bir kin veya nefret gütmüyorum.
    3 ...
  2. ruhun tıkandığı an

    1.
  3. her şeyi yapabilmişsinizdir ya da artık hiçbir şey yapma ideali taşımıyorsunuzdur.
    özlenenler vardır kavuşulamayacak, sizi sevenler vardır yüzüstü bırakılamayacak, ya da sizin sevdikleriniz vardır, sırtınızı dönmeye cesaret edemediğiniz...

    hayatınız sınırları belli ancak tutsaklığı göz önüne sermeyen bir kafes içindedir artık.
    bedeniniz bilir bu kafesten kurtulamayacağını, ama ruhunuz vazgeçmez faydasız arayışlardan ve yorar sizi yıpratır farkına varmadan...

    bazen sırf bir cevizi kırabilme ulviyetine erişebilmek için karga olup çıkmak ister ruh, o kafesin içinden
    bazen de aslandan kaçan bir ceylanın korkusunu göze alır.
    ama hep bir umudu vardır cebin de aslandan kaçarkende, cevizi kırarkende ve hatta kafese dönerkende.
    2 ...
  4. haklının bir önemi yok

    1.
  5. biraz evvel şahit olduğum olay
    siyah bir volvo ile gri bir toyota yaris kaza yapmış ve iki sürücü arasında kavga çıkmış. ben olaya kavganın çıktığı an itibariyle şahit oluyorum.
    polis kaza yapan araçları sanayi sitesi içi olduğundan dolayı güvenli bir yere çektiriyor ve iki şöförü alıp gidiyor. kaza da alenen volvo 9/9 kusurlu adeta bile isteye yaris e arkadan vuruyor ve inip yaris şöförüne saldırıyor. aradan bir buçuk saat geçtikten sonra ekip volvo şöförünü getirip aracının yanında indiriyor. şòför aracına binip uzaklaşırken polis memurunun yanına gidip "bu işte bir gariplik var sanki diyorum" memur kafasını sallıyor " ne garipliği birader haklının bir önemi yok zengin kim sen ona bak " diyor. yaris şöförünü soruyorum "ikiside birbirinden şikayetçi oldu haklıyı gözaltına aldık haksızı arabasına kadar getirdik" diyor.
    ben de daha birşey sormuyorum memur da dönüp arkasını gidiyor.
    iste ulkede ki adalet sistemi bu denli mükemmel işliyor
    2 ...
  6. bir kadını istemek

    1.
  7. şuursuzca bir enerji dolaşıyor vücudumda, sanki bir yerlerde beni ona doğru çeken bir mıknatıs varmış hissine kapılıyorum, öpmek istiyorum aniden, bütün ahlak, etik, kültür safsatalarını yoksayarak...

    içimden geldiği gibi davranmak istiyorum, gülüşünde erimek, sesinde büyülenmek, bakışlarından cesaret almak istiyorum. vazgeçmek istiyorum herşeyden, yoldan geçen bir köpeğe özeniyorum, helal olsun ulan diyorum kopeciğe bak nasılda gidiyor dişisinin peşinden, kimin ne söylediğini zerre umursamadan, şu köpek kadar olamayız mı biz diyorum kendi kendime, sadece severken mi erkeğin köpekliği, bazen yaşarken yapmakta gerekmiyormu diye soruyorum, işte saçmalıyorum bir şarkı geliyor sonra aklıma

    ben seni severken çocuk gibiyim
    ben seni özlerken çocuk gibiyim...
    0 ...
  8. © 2025 uludağ sözlük