Mad Men
870 (teknoseksüel)
onuncu nesil silik 38 takipçi 601.13 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    niyet ettim allah rızası için oruç tutmaya

    1.
  1. Müslümanın nefsini terbiye ettiği, Rabb'inin ona verdiği nimetlerin kıymetini bir kere daha anladığı, gözünü, ağzını, yüzünü haramdan çektiği ve ibadete yöneldiği mübarek Ramazan ayının ilk günü, gönüllerden akan ruhu dolduran niyettir.

    Allah sağlıkla ve sıhhatle orucumuzu tutmayı, tutmayanları dara sokmadan iftarımızı açmayı nasip etsin...

    Bir de hadis-i şerif yazayım da tam olsun;

    "Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri,orucu açtığı zamanki sevincidir;
    diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur."

    Biz, yanımızda karşımızda en yakınımızdaki insanların bile oruçluyken yiyip içmesine asla karışıp karşı olmadık. Oruç tutmayan biri hasta da olabilir, ön yargımız olmadı. O açıdan sözlükte bu konuyu troll'lük için kullanan arkadaşlara dahi 30 gün boyunca kızmayıp gülümseyeceğim.

    Rabbim affetsin yeterki.

    Hayır ve dua ile.
    6 ...
  2. pilav yapmayı bilen erkek

    1.
  3. Maharetli erkektir. Efendim;

    Teflon Tenceremizi çizmemek için Tahta kaşık kullanarak, bir tepeleme kaşık kadar Tereyağ koyuyoruz, ilaveten bir kaşık da Zeytinyağı ekliyoruz. ikisi birden eriyinceye kadar ara ara karıştırıyoruz.

    1 su bardağı Yasmin Pirincini Tel Süzgece döküp, akan suyun altında elimizle iyice alt-üst ederek karıştırıp, taaa ki suyun rengindeki o beyazlık gidene kadar yıkıyoruz.

    Eriyen ve ufaktan köpürmeye başlayan yağın içine şimdi pirinci dökme zamanı... Bu zamanın geldiğini, yağı yakmadan anlamak için, isterseniz içine 1-2 pirinç tanesini baştan atın ve o pirincin etrafındaki yağın beyaz beyaz köpürmeye başladığını gördüğünüz anda, tamamını ilave edin daha iyi.

    Şu aşamada ocağın altı orta ateşten daha fazla bir sıcaklıkta olabilir. Sonuçta yemeğin başındasınız ve her an müdahale halindesiniz. Dolayısıyla ben mesela toplamda 10 tane basamak varsa 8.derecedeyken filan yapıyorum bu işlemleri. Devamlı alt-üst yapıp karıştırarak pirinci, tamamının rengi beyazdan şeffaf renge dönene kadar kavuruyoruz.

    Ölçümüz 1'e, 1,5 yani 1 bardak pirinç kullanıyorsak, 1,5 bardak kaynar su kullanacağız. Bu sebeple bir yandan da Kettle'da 1,5 bardak kadar suyu kaynatalım. Şimdi istediğiniz miktarda Tavuk yada Et Bulyon ilave etme zamanı... Şahsen ben sadece tad vermesi için kullandığımdan çeyrek bulyon katmayı tercih ediyorum yoksa çok baskın bir tad verebiliyor. Tam bu aşamada 1,5 bardaklık kaynar suyu da yavaş yavaş ve kontrollü olarak pirincin üzerine ilave ederken, aman sıcak tencereden bir anda yükselecek sıcak buhardan elinizin yanmamasına dikkat edin.

    Şimdi dilediğiniz miktar tuz ekleyelim. Ne kadar tuzlu sevdiğinizi bilemediğim için tavsiyem, en başta silme bir çay kaşığı kadar koymanız, sonrasında az gelirse biraz biraz ilave etmeniz şeklinde... Sonrasında iyice kaşıkla karıştırıp, tuzun heryere ulaştığından emin olunca, Tencerenin kapağını kapatıp, Ocağın altını bu sefer en kısık haline getirebiliriz. Mesela benim örneğimde 10 basamak varsa, ben 1'e getiriyorum derecesini ki ağır ağır suyunu çekerek pişsin. Merak etmeyin bu aşama öyle saatler sürmüyor, altı kısık olmasına rağmen kısa sürede suyunu çekiyor pirinçler...O yüzden çok da fazla uzaklarda oyalanacak zamanınız yok.

    Siz de cam kapaklı bir teflon tencere kullanıyorsanız, yemeğin ne aşamada olduğunu kapağını açmadan görebilme kolaylığını yaşarsınız. Hala suyun yüzeyde olduğunu gördüğüm için, kapağını hiç açmıyorum ki buharı dışarı kaçmasın... Ne zaman ki cam kapağın üzerinden artık pirinçlerin göz göz olduğunu, suyu çektiğini görürsem, işte o anda artık kapağını açıyorum ve tahta bir spatula ya da kaşıkla tam tencerenin ortasında bir yerlerde en dibe kadar kaşıkla girip, pilavı 1-2 cm kenara doğru çekin ve bakın ortada hala su görünüyor mu...

    Yarım milim bile olsa su varsa, hiiiç çaktırmadan hemen kapağı kapatın ve çok çok az daha bekleyin ki o suyunu da çeksin... Yaklaşık 1 dakika içinde onu da çekecektir, merak etmeyin.

    Aynı hareketi tekrar yapıp, bir kontrol ediyoruz ki oh işte suyunu tamamen çekmiş. Şimdi ocağın altını kapatıyoruz ve pilavı kaşıkla şöyle bir alt-üst ediyoruz ve üstüne bir kağıt havlu koyarak, kapağını kapatıyoruz.

    Eğer normal ocak kullanıyorsanız, altını kapattıktan sonra Tencere aynı yerde demlenmeye bırakılabilir ama siz de benim gibi elektrikli ocak kullanıyorsanız, biliyorsunuz ya da belki bilmiyorsunuz ama ocağı kapatsanız bile tencerenin altındaki bölüm (hani şu kırmızı kırmızı duran) hala bir müddet daha aynı sıcaklığını muhafaza edecek.. Dolayısıyla tencereyi eğer orada, olduğu yerde bırakırsak, altı kapalı olsa bile pişmeye devam edeceği için, altı hafiften tutmaya başlayabilir, o yüzden en iyisi tencereyi ocağın üstünde, ama altı sıcak olmayan başka bir bölüme almak...

    Bu şekilde minimum 5-7 dakika demlenmeye bırakırsanız, sonra geldiğinizde tencerenin kapağının içinin buhar sayesinde iyice terlediğini göreceksiniz, hatta koyduğunuz kağıt havlu bir miktarını almış olabilir bile... En iyisi o kapağı bir güzel o havluyla kurulamak.. Şimdi bir kere daha alt üst edip pilavınızı gönlünüzce servis yapabilirsiniz.

    isterseniz direkt kaşıkla tabağa alabileceğiniz gibi, arzu ederseniz varsa şekilli bir kasenin içine doldurup, üzerini aynı seviyeye gelene kadar bastırıp, sonra bir tabağı üstüne kapatarak ve hooop diye tek harekette dökmeden çevirerek, şekilli pilav servisi de yapabilir, ortaya şık şıkırdım görüntüler sergileyebilirsiniz ; ) Afiyet şeker olsun...

    Bu kadar basit yani. Ne var lan altı üstü bi pilav yahkvujdtjffhahahahaha şaka lan şaka, yumurta kırsam tavayı tutturamam amk. Öyle beceriksizim. Çok güzel yerim ama bak ona laf ettirmem.

    Tarifte buradan, kıyağımı unutmayın bak.

    http://usengecsef.blogspo...ade-pilav-tarifi.html?m=1
    5 ...
  4. uludağ sözlük moderatörlerine tavsiyeler

    1.
  5. Bu modluk, ben çok yoğunum yav bak entry bile giremiyorum tafrası yapıp, bdv'den gizemli gizemli şikayet cevaplamak değil ise şayet;
    gece gece bu sözlükte misyonerlik yapanı, siyonist uşaklarını, milli duyguları kullanarak yada anne baba aile gibi gelenek görenek ve ahlak kurallarımızda yeri büyük olan değerlerimize dil uzatanı şutliyacaksın arkadaş.

    Bu işin istisnası yok. Buyur mesela. 2 saatte sözlüğün içine sıçtı adamlar, hepi topu 3 adet (yada 1 kişi) yazar bunu yapan;

    kuba gibiyim kendi kendime yet

    ocak6y2013

    tanrinin bitirme tezi

    Gelelim danışıklı dövüş yaptıkları başlık ve entry'lerine;

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/812799/+

    http://i.hizliresim.com/YP0VWE.jpg

    http://i.hizliresim.com/7mzQXl.jpg

    http://i.hizliresim.com/MY7RLk.jpg

    http://i.hizliresim.com/27AP8L.jpg

    http://i.hizliresim.com/QXqyBv.jpg

    http://i.hizliresim.com/380gL5.jpg

    http://i.hizliresim.com/nPnyr5.jpg

    http://i.hizliresim.com/9XybLr.jpg

    Şu resimleri, inanın sözlüğe ara ara ve mobil girmeme rağmen ben yakalıyorsam, moderasyonun görmeme ihtimali yok bence. Resimlere iyice göz atan herkes KUba gibiyim kendi kendime yet Nicki yazarın savunduğu tüm düşüncelerin, taşşak geçer gibi hemen altına yorum yazarak savunulduğunu görecektir. Ki bunu yapan yazar ya fake'dir yada bu yazarlar birbirlerine ayna tutup destekleyerek müşterek ilerleyip sosyo kültürel değerlerimize saldırıyorlar.

    Net söyliyeyim, Pek temiz düşünmüyorum ben bu yazarlar hakında. Çok ciddiyim şu konuştuklarımda, bu iş troll'lüğün üzerinde, bizi sanal alemden doldurmaya ülke insanının bu şekle geldiğini aşılamaya çalışan bazı güç odakları misyoner kurumlar tarafından da yapılıyor, yaptırılıyor olabilir bu muhabbetler. Zira sözlüğü gayet ciddiye alan gencinden yaşlısına yüzlerce yazar mevcut.

    Verhasıl, ayak üstü söyleyeceklerim bu kadar dostlar.
    Biz de yazarlar olarak bilinçli davranıp bu at kafalıların açtıkları ve upladıkları iğrenç başlıklara entry girmeyerek amaçlarına ulaşmalarına engel olmalıyız.
    Bir adım önde olmak, bizi her zaman var edecektir, sevgiyle saygıyla kalın.

    Not: arkadaşların anneleriyle sevgi bağı çok güçlü. Kendilerine kolay gelsin diyorum..

    Not2: http://i.hizliresim.com/Vpd7ZB.jpg
    30 ...
  6. epilepsi nöbeti geçiren suriyeli çocuk

    1.
  7. 28 yaşındayım ve bu yaşıma kadar hep kalabalıklardan nefret ettim.Pazar, hastane ve düğünlere gitmemek adına sarf ettiğim eforu insanlara harcasam, sanırım insanları daha fazla sevebilirdim...

    kalabalık bir cadde yada meydan da kenara oturup, insanların koşuşturmasını izlediğin zamanların olmuştur kesin seninde, yada uzun yolculuklarda cam kenarına yerleşip evinden çok uzaklarda gördüğün halı çırpan teyzeyi, tütün saran amcayı, soğumasın diye çayı yetiştiren çaycıyı düşünüp onların hayatına anlık girdiğin, bir kaç saniyeliğine o olduğun ve kendi hayatını analiz ettiğin zamanlar.insanların ne kadar basit, ne kadar zor, bazen ne kadar gelişi güzel yaşadığını idrak ettiğinde hayatın tam ortasında duruyor aslında insan . Ondan sonrası senin parmaklarının ucunda, neleri değiştirebildiğin ne kadar ileri gidebildiğini ve bir insan olarak ne kadar başarılı olup insanca yaşayabildiğini de sen belirliyorsun yine..

    Yer: Bahçelievler/Şirinevler Yürüme Yolu
    Saat:21:30 Suları

    Çok uzun zamandan beri görüşmediğim bir arkadaşımın telefonu üzerine şirinevlere geçtim, her zamanki gibi 10 dakika sonra geliyorum diyip en az 30 dakika sonra geleceğini bildiğim için bizim puştun, oturdum bişiyler atıştırdım meydana yakın. Şirinevler yine çok kalabalık, ve ben kalabalıklardan nefret ederim. geldi bizimki bu arada oturduk oda bişiyler atıştırdı çay kahve sohbet derken yolun başına arabaya doğru yürümeye başladık.Ayakkabıcılar, çorapçılar, eşofman t-shirt satıcıları, kokoreçci, telefoncu tüm işbortacılar hafiften tezgah kuruyorlar bu sırada. 25 tl bez ayakkabılardan üçer beşer alıyor millet, çoraplar 1 lira, kokoreç 3,5 tl, eşofmancı aval aval kesiyor ortalığı, cadde çok kalabalık, ve ben kalabalıktan nefret ederim... Derken ilerde az sağımızda ince bir çığlık duydum ilkin, ''noluyo lan'' derken yoğun kalabalığın pür dikkat bişiye baktığını fark ettim, kalabalıktan çıkan homurtular ve serzenişlere kulak verdim ama ne sikim olduğunu anlamak güçtü. Dayanamayıp kafamı uzattım, ortada üstü başı toz içinde, bakımsız, esmer, cılız en fazla 10-12 yaşlarında bir kız çocuğunun çırpındığını gördüm. Geçip gidenlere mi balatayı yakarsın, rol yaptığını düşünenlere mi,* başında bekleyip salak salak seyredenlere mi ? Çocuk kalabalığın ortasında, ve ben kalabalıklardan nefret ederim...
    Yardım kalabalığı, kafasını vurmasın diye kolumun altına aldım kafasını, sıkışmış ellerini açıp rahatlatmaya çalıştım, bizimkine bağırdım su getir şurdan armut armut bakma diye! Su bizimkinden daha hızlı geldi, yine geç kaldı bizimki. Bir kaç kişi daha benimle beraber çocuğa müdahale etti, yoldan geçenler biraz seyredip yürümeye devam etti, çocuk iyice sakinleşti, bir bey amca elini 20 tl sıkıştırdı giderken çocuğun, bir ablasıda tokasını hediye verdi... Cam kenarından izlediğimiz hayatlar gibi, herkes kendi süregelen hayatına kaldığı yerden devam etti...

    Bende hayatıma kaldığım yerden devam etmeliydim. Suriyeli olduğunu zaten ilk görüşte anladığım o cılız bakımsız kız kendine gelip panikle caddeden aşağı hızlı adım yürümeye başlayınca çocuğun düştüğü yere son bir kez baktım, ve adım atamadım..
    yeni fark etmiştim, Çünkü düşüp nöbete girdiği yer bir çocuk mağazasının vitrininin tam önüydü, tamda o an içimdeki ateşin gözlerime vurduğunu ruhumun ''sikerim lan böyle işi'' dediğini hissettim...! Üstündekiler aklıma geldi sonra, onu vitrine bakarken hayal ettim, bir kaç saniyeliğine o oldum, sonra yürüdüm.. yürüdüm.. yürüdüm...

    Kalabalıklara karışıp yürüdüm.. ve ben kalabalıklardan nefret ederim...
    33 ...
  8. bir günlüğüne kör olmak

    1.
  9. Ölmeden herkesin denemesi gerekendir..

    Sabah uyandığında ilk hamle etrafı görememek, bakamamak saate sonra, zamanın hangi diliminde olduğunu kestirememek. Havanın sıcağını hissetmek sadece yada soğuğunu, ılgıt ılgıt esen rüzgardan anlamak güneşin etrafa yaydığı ışığı, ona göre giymek istemek kıyafetleri ama renklerini bilememek..
    Odanın kapısını yoklayarak bulmak, banyoya giden adımları saymak, diş fırçasını her zamanki yerinde bulamayıp isyan etmek, aynada kendine bakmak gibi bi derdi olmamak, sadece yıkamak yüzünü..
    Annenin elini tutunca, minnetle sevinci aynı anda yaşamak, kahvaltını hazırlayıp çayını doldurup, kıyafetlerini seçecek ve bunları yıllarca ah etmeden yapacak bir anneye sahip olduğun için, dahada önemlisi bu sadakat ve şefkati onun kalbine doldurduğu için Tanrı'ya şükretmek..
    Hayata hep tereddüt ile yaklaşıp bir adım sonrasını bilememek, hep ve mahkum olarak diğer insanların karşısında güçsüz ve savunmasız kalmak, çaresizce kadere boyun eğmek... Elektrik direği, trafik tabelası, ağaç gibi yol kenarı nesnelerle daimi küs kalmak, sosyal hayatını tek ve kimseye muhtaç olmadan yürütemeyip sürekli birilerine 'burada bakkal var mı', 'otobüs gelince haber verir misiniz', gibi onlarca soru sorma ihtiyacı duymak..
    Elini uzatanı elini tutmadan elini uzattığını görmemek, karşıdan karşıya geçiren, otobüste yer veren, yolculukta sohbet ettiğin o güzel sesli kızın yüzünü görememek, inerken destek olanlara sadece hep teşekkürle veda etmek..
    Hep zamandan çalmak, her yere rötarlı gitmek gelmek, tüm işleri hep yarım halletmek, asla insanları tam tanıyamamak yüz mimiklerinden yola çıkıp analiz edememek kontrolü hep birilerine bırakmak..
    Ve daha nicesi..

    Hayatımda manevi olarak yapmak istediğim yegane denememdir bir günlüğüne kör olmak...

    Ömür boyu olabilecek sabrı tartmak için, bir günlüğüne kör olmak..
    4 ...
  10. annecim ben nasıl oldum diye soran çocuk

    1.
  11. Cidden sözlük yazarlarından kaç tanesi annesine sormuştur lan bu soruyu ?

    Geçen hafta çok sevdiğim bir arkadaşımla konuştuk bu konuyu. Çocuk sormuş buna demiş ki 'annecim ben nasıl dünyaya geldim nasıl oldum' ?
    Cevabınıda çok beğendim usta, harbi akıllıca bir cevap vermiş.

    ''baban beni çok sevdiği bir gün, sıkı sıkı sarıldı sonra 9 ay sonra sen dünyaya geldin kızım demiş''

    Ben cevabı cidden beğendim çünkü bunun 'unla yumurtayı karıştırdık sen oldun', 'leylekler getirdi bıraktı' gibi saçma versiyonları da mevcuttur bilirsiniz.
    Çocuk o yaşlarda özellikle böyle meraklı bi çocuksa cidden doğru bildilendirilmeli, mantıklı açıklamalar cevaplar verilmelidir.

    Verhasıl, ben anneme böyle salak bi soru sormadım yani eminim de bundan. ve fakat sorsaydım cevabım hafif gülümsemeyle karışık öksürük olurdu sanırım.
    O soru tekrarlanmaz zaten daha, ama araştırılır...

    O gülümseme boşuna değil olummmm.*
    4 ...
  12. hep haklı olduğunu düşünen insan

    1.
  13. Ben merkezli yaşayan insan türüdür. Gardı hep havadadır, cümlelerin içinden kelimeleri tane tane seçer cevapları öyle verir. insanı cinnet noktasına getirebilecek potansiyel varoluşunun özüdür.
    Komiktir aynı zamanda, çünkü cidden bastırılmış duygularının eseridir bu hali, anlamamakta ısrar edişinin sebebi düşünmek yerine cevap vermeyi tercih etmesindendir..
    Kullanılması basittir. Hatalarını yüzüne vurmak yerine haklısın ama şöyle olsa daha iyi olur diyerek konuyu esnetmeniz yada Egolarını tatmin etmeniz ve konu üzerinde fazla durmadan iddialaşmamanız yeterlidir.

    Herkesin zor bildiği bi insan tipidir, ama karakter olarak aslında en basitidir...
    5 ...
  14. offff puffff püffff kadını

    1.
  15. Nefret ettiğim kadın modelidir şahsen..

    Anasının amından hür olarak doğmuş her birey tıpkı bir ağaç gibidir.
    Nasıl ağacın dalları, yaprakları, çiçek ve meyveleri varsa ve bunlar o ağacın özellikleri ise, erkeğinde arkadaşları, hobileri, çevresi, onu o yapan türlü özellikleri vardır dimi ?
    Bu götü sikli kadın modeli erkeği ilk tanıdığında işte erkek aynı bu tarife uyan bi erkektir, sosyal, gezen, arkadaşları ile vakit geçiren, kişi odaklı değil hayat odaklı yaşan bir erkek yani. Bu, hatununu ihmal ettiği anlamına da gelmez ayrıca, sadece "kendinede" vakit ayırdığı anlamına gelir..

    Gel zaman git zaman bu götü tavana vuran kadın modeli, onunla görüşme, buraya gitme, onu yapma, benimle ilgilen, derken amı götü sapıtarak dallarınızı budamaya başlar. onuda yanınızda götürmenize rağmen tatmin olamaz ve cümle kurmak yerine offff üffff püffff gibi insanı canından bezdiren refleksler vererek kanser olmanızı sağlar.

    Kanser olmak yerine, kendinizi kısıtlar ve ilişkinizi kurtarmak adına, sizi siz yapan bi çok detay, arkadaş ve çevreden uzaklaştığınızda da sıkılır bu kıçımın kenarı ve bi zaman sonra şu cümleyi kullanır;

    - ben bu odunu mu sevdim ?

    Hah, işte O odun götüne kaçsın tek dileğim...
    17 ...
  16. parasız insanı belli eden detaylar

    1.
  17. Ayrıntılar önemlidir.

    Otobüsten son derece agresif, karamsar, yüzündeki sıkıntılı ifadeyle indi. O durağa doğru gelirken, ben durağın içerisindeki reklam panosuna yaslanmış onu kesiyordum göz ucuyla. Etrafa boş bakışlar atarak, püff ledi durağa geldiğinde, gözlerindeki soruları fark edebiliyordum, sessizliğini ne zaman bozacak diye düşünürken;

    - abi, kiptaş konutları nerde kalıyor burda?
    + burdan biraz uzak, yukarıda kalıyor bayağı..
    - ordan geçtiğini söylediler geçmiyormuş!
    + nerden geliyorsun sen canım kardeşim?
    - ikitelli'den
    + e iyi gelmişsin, ordan kiptaşa direk otobüs yok zaten. Burdan minibüse bin önünde indirir.
    - anladım... Yürüyerek gidilir mi oraya?
    + yol paran yok dimi ?
    - (biraz mahçup) nerden anladın..?

    An itibarı ile cadde'den karşıya durağa doğru ilerleyen aile durağa varmıştı.. Üç çocuk iki erişkin kız anne ve babadan oluşan koloni durağa gelince reklam panosunun arkasına geçtim,
    Elimi cebime attım ve içimden "şanlı piç" diyerek 10 tl çıkardım. Şanslıydı çünkü cidden cebimde bozuk yoktu hiç, dönüş parasınıda çıkarmıştı yani.. Döndüm tekrar, yanaşıp polarının cebine iliştirdim parayı arkasından, kısa bi bakış attı, gülümsedim.. Sonra hiç bakmadım bir daha.
    Otobüsüm geldi ve hemen bindim otobüse..

    Şimdi aklımda tek bi cümle var o genç bakımsız kardeşimden, gözleri yerde mahçup bi şekilde sorduğu soru;

    - nerden anladın ?

    ben sana ''Ben yıllarca beden eğitimi dersinden nefret ettim'' deseydim, beni anlamayacaktın canım kardeşim..
    O yüzden boş ver..

    (bkz: beden eğitimi dersinden nefret eden çocuk)
    34 ...
  18. atatürk ü eleştirince zıvanadan çıkan insanlar

    1.
  19. At gözlükleriyle dolaşan insanlardır...

    Bak bu başlığı gördü ya, hemen eksiler göbek deliğine soktuğum öylede tarafsızdır, öylede okumuş görmüş araştıran zihni açık cumhuriyetçi bir kişiliktir.

    ilkokul 1. sınıftan itibaren bir dikte şeklinde öğretilenlere, kafamıza sokulanlara istinaden bugün anaokulunda dahi atatürk hakkında yazılan çizilen anlatılanlar hepimizin malümudur zaten;
    savaşlar, zaferler, önderlik ulusal birlik için dökülen alın teri, müthiş reformlarla süslenen açılımlar,devrimler ve muasır medeniyetler seviyesine sayesinde eriştiğimiz bir ulu önder portresiyle daha okula başlar başlamaz karşılaşır ezberletilir ve bu şekilde eğitim hayatımıza devam ederiz..

    Tamam sayın kardeşim ben kemalist olmamama rağmen atatürk'e saygı duyan biriyim cidden. Vallahi lan bak sen az sonra şakirt, makarnacı, göt kılı diye sayıklayacaksın playback'den ama öyleyim, severim ve yaptıklarına saygım var.
    Peki Atatürk karbonfiberden yaratılmış bir tanrıydı da bizim mi haberimiz yoktu? sen neden bu kadar tepkilisin atatürk'ün eleştirilmesine ben buna tav oluyorum...
    Yakın tarih yani cumhuriyet tarihi hakkında bilgi sahibi olan insanlara lafım yok, onlar zaten olanın bitenin ve türkiye cumhuriyeti'nin bugünkü şeklinin ve bulunduğu vaziyetin farkında olarak aşırı tepkiler asla vermemişlerdir. Ama beyni yıkanmış bazı kesimler tarafından hemen reaksiyon gösterilir bi konuda konuştuğumunda farkındayım.

    Lozan barış antlaşması'nın ekonomik ve topraksal kayıplarından kimse bahsetmez mesela..

    Güzel kardeşim, bu kadar önemli bir antlaşma'da mustafa kemal atatürk neden bulunmamış sence ?
    neden ismet paşa görevlendirilmiş ? Lozan barış antlaşmasının neticesinde neler olmuş neden tarih kitaplarında tüm detaylarınla okumadın lisede falan hiç düşündün, bunu ciddi anlamda araştırdın mı bilmem ama lozan'da Misak-ı Mili sınırları içindeki Musul, Kerkük ve Süleymaniye ingilizlere, Hatay ise Fransızlara bırakıldı. Bunun yanında 12 ada italyanlara, imroz, Bozcaada ve Tavşanlı adaları dışındaki bütün Ege adaları Yunanistan'a, 1571'den beri Türklere ait olan Kıbrıs ise ingiltere'ye verildi, gürcistan sınırlarındaki ve bulgaristan sınırlarındaki topraklarımız adeta hediye edildi,
    boğazların ve tüm tabii kaynaklarımızın kullanılması yasaklandı, adeta ağzımıza sıçtılar adamlar.. ismet paşa, kaldığı otelin lobisinde Türk ve yabancı gazetecilere düzenlediği basın toplantısında;

    "Büyük fedakârlıklar yaptım, her şeyi kabul ettim..." dedi...

    Arkamızda müthiş bi milli mücadele zaferi vardı, atatürk ve silah arkadaşları yunanları denize döktü, güneydoğuda bozgun üstüne bozguna uğrasttı da düşmanı, neden peki en azından bize yakın adaları almadık ?
    neden musul'u kerkük'ü, süleymaniye'yi hediye ettik ?

    Yapılan devrimleri ve reformları hepimiz biliyoruz zaten ayrıca kimsenin kafasına vurmaya gerek yok, soruyorum sana bugün senin alfabeni komple değiştirip arapça yapsalar ne hissedersin, nasıl olur ve eğitim hayatındaki olacaklar hakkında ne düşünüyorsun ? düşün düşün..
    Hala annesi babası okuma yazma bilmeyenler vardır aramızda, sence bu kimin eseri ?
    Kötü mü yaptı iyi mi tartışmaya açık bi konu bu, ama bu ülke o alfabe reformu yüzünden yıllarca uyutuldu, cahil kaldı ve kökten bir değişime, dahası başkalaşıma uğradı..
    Okumak istemeye bilirsin, saygı duyarım canım kardeşim, inanmayabilirsin de, zira bende hergün açıp okuyor değilim ama bu ülke vatandaşının elinden anadilinde kur'an-ı kerim ''okuyabilme'' özgürlüğü de aynı zamanda elinden alınmış oldu bu sayede. tekkeler kapatıldı dedikleride kur'an eğitimi veren kurumlar kapatıldı yani hep okuduk ya lisede falan.. Bu bir rastlantı mı onca anlaşma sözleşmeden hemen sonra ?

    Bak bu mısak-ı milli sınırlarımız;

    http://n1310.hizliresim.com/1g/c/tgqrm.jpg

    buda türkiye cumhutiyeti;

    http://n1310.hizliresim.com/1g/c/tgqwk.jpg

    Bu yazıyı yazdım evet..
    Çünkü en az senin kadar türk'üm! En az senin kadar milliyetçiyim..! Hatta orta asyadan göçüp gelen barbar türk benim, ta kendisiyim..

    Çünkü türk olmak sadece atatürk'ü sevmek değildir... Türk Atatürk'den öncede vardı, atatürk'den sonrada inşallah ilelebet var olacaktır..!

    edit: Bu sözlük bu yazıyı siler ama neyse..
    21 ...
  20. trafik de kadın sürücüyü belli eden detaylar

    1.
  21. Bi şarkı vardı hani çok eskiden, hatırlarsınız;

    Tın tın tınımını hanım, tın tın tın tın tınımını hanım....

    E be ablacım, az gaza basın yaa Demeyede korkuyorum.. Zira Şöyle haberlere sebebiyet veriyorlar sonra;

    http://m1310.hizliresim.com/1g/8/tdk0f.jpg

    Şimdi kabul de etmezler;

    http://k1310.hizliresim.com/1g/8/tdk1m.jpg

    Tamam.
    2 ...
  22. türk üm doğruyum değişkenim

    1.
  23. http://www.ilkuvez52.com/...an-Andimiz-Kaldirildi/241

    Ne zoruma gidiyor en çok biliyor musunuz..
    Evim ilköğretim okulunun hemen yanında, her sabah çığlık çığlığa andımız'ı okuyan öğrencilerin o çocuksu o heyecan dolu sevinçle söyledikleri,
    Beni yıllaaar öncesine götüren, her sabah mavi önlüğümü yakalığımı yeniden giydiren seslerini andımız'ı okurken bir daha duyamayacak olmam..

    Her sabah gülümseyen yüzümdü o andımız benim..
    Cırcır sesli heyecanlı kızların;

    - günaaaaaaaay dın arkadaşlaaaaaaar diyişi..

    Sonra tüm bıcırların baygın baygın;

    + saaaaaaaooolll diyişini duyamıyacak olmam..

    Andımızı kaldırıyorlar evet. Biliyorum hepimizin ezberi ama yinede yazmak istedim;

    "Türküm" doğruyum çalışkanım
    ilkem; küçüklerimi korumak büyüklerimi saymak yurdumu milletimi özümden çok sevmektir.

    Ülküm; yükselmek ileri gitmektir.
    "Ey Büyük Atatürk!"

    Açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
    "Varlığım Türk varlığına armağan olsun."
    "Ne mutlu Türküm diyene!"

    O denden içerisindeki cümleler her kime dokunduysa, o dendenler onların götüne girsin tek dileğim..

    Hayatımızda ne çok şey değişti ?
    Türk'üz doğruyduk, değişken olduk..

    Hayır olsun!
    7 ...
  24. justin la aynı havayı soluyoruz bol bol nefes alın

    16777210.
  25. An itibarı ile oksijen cihazına bağlanma nedenidir..

    edit:aldığım oksijenden nefret ettim amk.
    1 ...
  26. atleti çelik yelek sanan anne modeli

    1.
  27. Her gördüğü yerde atlet alan, giymediğin halde giydirmek için savaşan anne modelidir.

    Soğuk alırsın;

    - atlet giymiyorsun ondan hep, hep ondan.?!

    Belin ağrır;

    - atlet giymiyorsun atlet atlet atlet giy dedim sana hiiiç dinliyor musun ki beni!?&

    Grip olursun;

    - Atlet giy oğlum ya bak çekmecene koydum al giy ordan.

    Abi yazın sıcağında atlet giy! Niye ? Teri çekiyormuş ter sırtında soğumuyormuş, hasta olmuyormuşsun...

    Dün giydim Çelik Yelek giydim sanki nasıl güvende hissediyorum lan varya,
    kurşun geçirmiycek sanki amk..
    23 ...
  28. askiya alinan hayat

    1.
  29. Hoş gelmiş onuncu nesil hayatı askıya almış nicki ile dikkat çeken yazar.
    3 ...
  30. nasıl çapkın oldum

    1.
  31. Bir çapkınlık evrimi teorisi kısa filmler serisidir..

    Anladığım kadarıyla amatör çekiliyor beşinci bölüme kadar izledim, keyifli buldum. altıncı bölümü 19 eylül perşembe günü yayınlanacakmış..

    Oyuncular
    Burak Güray Yasar
    Yasmin Şahin
    ilhan Soner Şalap
    Melih Sandıkçı
    Ekin Coşkun
    Alican Öndağ
    Özgür Çelik

    Müzik
    Katip Çelebi

    Senaryo
    Aşkın Çağla Yenen
    Evliya Çelebi

    Yönetmen
    Evliya Çelebi

    bir iki link de vereyimde tam olsun;







    Çapkınlık doğuştan gelen bir olgu mudur,
    içinde olmayan bi adama sonradan bazı bilgi hareket ve davranışlar empoze ederek çapkın hale getirilebilir mi,
    Çapkınlığın ölçüsü elini tuttuğun, dudağını öptüğün, yatağına aldığın kadın ile mi, bu kadınları ayarlayabilme * hızına ve kabiliyetine mi bağlıdır bilemem ama biz çapkınlığı şu adamdan öğrendik abicim;

    http://www.magazinmedya.c...esil%C3%A7am-17250582.jpg

    aha da videosu;

    2 ...
  32. o son söze inanıp sevgiliden ayrılmak

    1.
  33. Candan Erçetin'in saçma şarkısının son dörtlüğünde bahsettiği durumdur,
    Seviyorum bu kadını;

    Kendine iyi bak deme denmez saçma
    Kendime bakarım elbet sen hiç korkma
    Kendine kalıyor insan eninde sonunda
    Sen bize iyi bak tanrım sevdalı kullarına

    Herşeyi alma bir küçük eşya
    Bırak bana yeter.. yetmez saçma..

    Dön gel uzatma hayat bu unutma
    Zaman bile dursa.. durmaz saçma.

    O son sözü doğru sanıp kanmam inan
    iyi niyet değil gerçek değil kimden bu dil..

    Ne çok şey ters gitmiştir kim bilir o son sözü doğru sanan, o son sözle beraber geceleri sıcacık koynuna alıp uyuduğu sevgisinide yanına alarak giden kişi için hayat..

    Belki hala farkında bile değildir bunun...
    4 ...
  34. hacı şakire hallenmek

    1.
  35. Bir kalıp hacı Şakir saf sabunu ortadan delmek sureti ile hacet gideren askerin ortadan delik sabunu banyoda bırakması ve banyocu askerin sabunu göstermesi ile şahit olduğum,
    Düşününce bile gülme krizine girdiğim durum.

    Banyocunun gösterirken deliğin içinden bana bakıp;

    - şuna bakar mısın abi yaaaa diye sırıtmasını hala unutmuyorum..

    Abi sabuna hallenilirmi lan ?

    Hadi halledin bari adından utan e be şerefsiz;

    Hacı Şakir.

    Şakir yaaa bide hahahahahah.

    Tey allahım..
    6 ...
  36. çocukluğumuzun en büyük problemi

    1.
  37. Yazarların çocukken problem ettiği olay yada durumlardır.

    Benim en büyük problemim havuz problemiydi arkadaş.
    iki musluğun güzel güzel doldurduğu havuzu aynı anda boşaltan o musluk varya,
    Onu oraya takan ustayı aramakla geçirdim çocukluğumu!

    iki bilinmeyenli denklemlerden sonrada kayış koptu zaten..
    7 ...
  38. ilkokulda beslenme saatinden akılda kalanlar

    1.
  39. ilkokul'da beslenme saati vardı bilirsiniz, allı güllü çiçekli masa örtüleri serilir, beslenmelerden yiyecekler itina ile çıkarılır sıra sıra tane tane dizilirdi önüne, öğretmenin;

    - afiyet olsun.

    Komutu ile yemekler yenirdi...
    mısına koyim ben o zaman anladım bu terste bi işlik olduğunu işte...
    Lan millet bi çıkarıyor yiyeceklerini, yumurta, salam, kaşar, kekler, börekler, meyve suları, muzlar mandalinalar falan kütür kütür yiyorlar,
    ben çıkarıyorum ekmek arasında dün akşam annemin pişirdiği patates yemeğinin patatesleri, sulu köftenin köfteleri, köyden anne annemin gönderdiği civil peynir...

    Talihimi skyim!
    Hayır bide yanımda oturan ozan diye çocuk vardı hiç unutmam,
    sende ne var sende ne var her beslenme saatinde kendi yemeğinden önce benimkini analiz edip,
    benim ekmek arasını görünce yüzünü buruşturup eeeeüüüüüüüüü yapıyor piç kurusu..
    Sende ne var sende ne var ?
    ananın amı var ipnetor gelirken sizin evden aldım. Bak! Tövbe tövbeeee...

    bide hiç unutmam,
    5. sınıftayken ilkokul öğretmenimiz değişmişti sonra. Nail Yılmaz diye bir öğretmen gelmişti adamın adını hala unutamıyorum,
    Tayini çıkmış herifin bizim okula, dolayısı ile bizim evinde yakınlarına taşınıyormuş.
    çocuğum tabi onu nasıl takip edicem dimi ? Nerden biliyorum peki ? Şöyleki,
    Okul çıkışından sonra saat 14:30 gibi falan annem kolumdan tutup bizim alt komşu ile birlikte temizlik kovaları, deterjan falan alıp bi eve götürdü beni, bi halt yediğim yok orda gerçi evde yanlız kalmıyım diye götürdüler benide,
    doğalgaza kibrit çakıp evi havaya uçurmiyim diye işin özü..
    Girdik neyse boş bi ev, bizimkiler hazırladı kovaları suları deterjanları evi temizliyorlar, camlar falan siliniyor, yerler cifleniyor, günlük işi yani temizlik işi..

    Yaklaşık bir iki saat sonra kapı çaldı, gelen öğretmenim Nail Yılmaz'dı.....

    ders:hayat
    konu:garibanlığın gözü neden hala kör olmadı ?
    48 ...
  40. giden sevgiliye söylenecekler

    1.
  41. Kaç aşk kaldı beni unutmana ?
    3 ...
  42. bir çığlıktı yalnızlığım hepiniz mi sağırdınız

    1.
  43. Mükemmel Kahraman tazeoğlu şiiri;

    Konuşmak gerekir bazen susmak artık çare değilse…
    Anlatmaya başlamalı bir yerden en başta kendinden

    Başlıyorum öyleyse dur ve dinle;

    Ardından değişti hayatım bütün değişime mahkum hayatlar gibi
    Geceler değişti kara kuru oldu biraz daha çok acı verir oldu…
    Mevsimim yıllardır sonbahar rengi soluk
    Yüreğim yorgun ayazda kalmış bi-çare donuk.

    Aynı şarkılar farklı anlamlar kazandı
    Oysa şarkılar bu kadar içimi acıtmazdı
    Güneşi seven ben ay ışığında aydınlatmaya çalıştım dünyamı
    Ve yıldızlar başka türlü parladı gökyüzünde…
    Yalnızlığımı anlatmak istercesine..

    Ve sen hala varsın,
    Gidip gelirsin içimde bir yerde ama hep aynı yerde…
    Payını almış olmalısın değişimden

    ilgili sen olmak üzere bir sözleşme hazırladım içimde
    Sen aklıma gelecektin sadece yüreğime uğramayacaktın
    Düşünecektim ama dokunamayacaktım
    Üzülecektim belki ama ağlamayacaktım…
    Öyle yaptım ve altına imzamı attım…

    Ve sen tüm kuralları ihlal ettin
    infaz ettin yüreğimi sana gel dedim gelmedin…
    Rahat bırak gecelerimi uykularımı böyle
    Bölüp bölüp kabusum olma hala içimdesin
    Gitmiyorsun
    Bit… bit lütfen…

    Hep aynı olmak zorunda mı ayrılıklar
    Yalnızlığımın sesini kimse dinlemedi…
    Ben yalnızlığımı haykırdım ama kimse duymak istemedi…

    Bir Çığlıktı Yalnızlığım.
    Hepiniz mi sağırdınız?
    4 ...
  44. rain mode

    1.
  45. ingilizce bir terim. türkçe karşılığı yağmur modudur..

    Türkçe içerisinde sık kullanılmasıyla birlikte, bazı şarkılara eşlik etmesi halinde şarkının ahenk ve ruh halini komple değiştirmesinden dolayı çokça tercih edilir.

    örneğin http://www.rainymood.com/ sitesinden rain mode açıp, ardından bir şarkı açarak yağmur efektinde şarkı dinleyebilirsiniz.

    (bkz: rain mode dinlenilecek şarkılar)
    0 ...
  46. dün başka bugün başka abe sokayım böyle aşka

    1.
  47. Trakyalıların ayrılırken isyan ederek sarf ettiği cümle.
    2 ...
  48. rain mode dinlenilecek şarkılar

    8.
  49. dünya tarihine damga vurmuş türk icatları

    1.
  50. Değeri bilinmemiş, tamamen pratik zeka ürünü olan, bir türk'den başka kimsenin üzerinde kafa patlatmayacağı türk'e özel, hayatı kolaylaştıran icatlardır.

    denizde çilingir sofrası;

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/467235/+

    ----------------------------------------------------------------------------------------------

    damacana pompalı seyyar duş fıskiyesi ;

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/467236/+

    ----------------------------------------------------------------------------------------------

    otomatik çay kaşığı;

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/467237/+

    ------------------------------------------------------------------------------------------------

    damacannargile;

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/467238/+

    ------------------------------------------------------------------------------------------------

    video özellikli elektronik ayna;

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/467239/+

    -------------------------------------------------------------------------------------------------

    antencere;

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/467240/+

    ------------------------------------------------------------------------------------------------

    home style trakbüs;

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/467241/+

    ------------------------------------------------------------------------------------------------

    tuvalet zımparası; *
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/467242/+

    ------------------------------------------------------------------------------------------------

    Şaka maka yokluğun götüne koyim ya..
    Bu yoklukda bunlar çıkıyor usta demekki, imkanlar el verse neler çıkar düşünün bi;
    nasa daki imkan bizde olsa ?

    yada düşünmeyin vazgeçtim bi an düşününce..
    21 ...
  51. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük